|
“Kültür
sentezi, tasarımın en güçlü silahı”
Şimdiden yarattıkları çizgiyle,
bir çok mimar ve tasarımcının yanı sıra, son tüketicinin de ilgisini çeken
Hare’nin tasarımcıları Ekrem Sözen, Kerimcan Görgüler ve Demet Bilici’yle
tasarım üzerine sohbet ettik.

Mekanlarında düşledikleri estetiği yaratmak isteyen kullanıcılar ve özgün ürün
arayışındaki mimarlara zengin seçenekler sunmak üzere Beşiktaş Fulya'da açılan
Hare Showroom, çok yönlü bir merkez. Ancak her şeyin ötesinde, alışveriş
yaparken banyo ürünleri seçiminde zorlananları memnun etmeyi hedefliyor. Hare
Showroom’da müşteriler dilerlerse firmanın özel tasarım grubundan fikir
alabiliyor, danışmanlık hizmetlerinden yararlanabiliyorlar. Özgün ürünler
yaratmak, mekanlara zarafet, heyecan, dinamizm katmak ve farklı ortamlar
yaratmak isteyen mimarlar, Hare'de istedikleri banyo veya büro mobilyalarını
kupon bir anlayışla ürettirebiliyor. Hare için birbirinden keyifli tasarımlara
imza atan Ekrem Sözen, Kerimcan Görgüler ve Demet Bilici’yle gerek Hare için
tasarladıkları ürünler, gerekse “kavramsal olarak tasarım” üzerine söyleşi yaptık.
Söze önce Hare Tasarım’ın hem kurucu ortağı, hem de tasarımcısı olan mimar
Ekrem Sözen başladı: “Aşağı yukarı 15 yıldan beri Türkiye’deki Corian
organizasyonunun başındayım. Bu süre zarfında mutfak ve banyo sektörünü de yakından
takip etme olanağını buldum. Bu deneyim ve birikim neticesinde “banyo”ya farklı
bir perspektif getirebilmek amacıyla böyle bir oluşuma gittik. Nitekim bunun
Türkiye’de eksikliğini fark etmiştik. Bünyemize farklı disiplinlerden arkadaşları
katarak, Hare için bir koleksiyon oluşturduk. Corian yüzeyleri modifiye ederek
tasarım ve dekorasyona farklı bir soluk getirmek üzere faaliyetlerimize başladık.
A+ son kullanıcının yanı sıra, katalog mimarlığı yapmayıp, özgün tasarımlara
imza atmak isteyen mimarları hedefliyoruz. Kişiye özel uygulama yapan bir
firmayız.

Her ne kadar butik üretim
yapsak da, mağaza içinde önceden hazırlanmış ünitelerimiz, gerek mimarlara,
gerekse son tüketiciye fikir verebilecek nitelikte.” Kerimcan Görgüler,
Hare’nin modern, özgün tasarım çizgisine katkıda bulunan genç tasarımcılardan
bir diğeri. Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunu olan Görgüler,
mezuniyetinden sonra yüksek lisansını yapmak üzere İtalya’ya gitmiş. Oradaki
deneyimini şu sözlerle aktardı bizlere: “Domus Academy’de Yaşam Alanı İçin
Mekan Tasarımı Bölümü’nü tamamladım. Sonrasında Armani firmasının tasarımcılarıyla
yaklaşık bir yıl çalışma fırsatı buldum. Onlarla beraber bir çok projeye imza
attık. Hala da bir çok ortak çalışmamız var. Bu oluşumun İstanbul ayağını
kuvvetlendirmek amacıyla da Türkiye’ye geldim. Burada ofis açtım. Daha önce de
bir çok endüstriyel ürün tasarımı yaptım ama banyo ürünleri bunlara dahil değildi.
Hare’ye de bir koleksiyon hazırladım. Bu deneyimin, benim ideolojime çok uygun
olduğunu söyleyebilirim. Çünkü istiyorum ki, tasarladığım mekanın kapısının
kulbuna kadar ben çizeyim. Bu çok büyük bir ideal, farkındayım. Hare, an azından
banyo ürünü tasarılarımın gerçeğe dönüştürülmesi bağlamında büyük bir şans
benim için…
Son zamanlarda “tasarım
ürün”, “konsept ürün” terimleri çok kullanılıyor. Bazen sıradışı olmak adına,
fonksiyonu göz ardı eden tasarımlara da rastlıyoruz. Fonksiyonla tasarım
arasındaki ilişki ne olmalıdır?
Plastik Sanatlar okumuş olsaydık,
ressam ya da müzisyen olsaydık, “Sanat, sanat içindir” demek mümkün olabilirdi.
Ama mimarlıkta, endüstriyel ürün tasarımında “Sanat, sanat içindir” demek çok
zor. Bu çok büyük bir bencillik ve şımarıklık bana göre. Tasarımı insan için
yapıyorsunuz. Nihai olarak işlevini gerçekleştiriyor olması lazım bu ürünün ki,
insanlar bunu kullanırken herhangi bir ihtiyaçlarına cevap bulabilsinler.
Sonuçta bu bir heykel, ya da tablo değil. Endüstriyel ürün tasarımında böyle
bir yaklaşım söz konusu olamaz bence. Muhakkak işlev olmalı. Estetik kaygıları
ön planda tutsak da, nihayetinde bunun bir işleve hizmet edeceğini göz ardı
edemeyiz.
“Drop
lavabo ile Wallpaper’da En Çok Aranan 10 Tasarımcısı arasında gösterildim. Bu,
gerçekten malzemenin çok güzel bir özelliği.Tek işlemle bu lavaboyu elde
edebiliyoruz.”
Uluslararası markalarda özellikle, tasarımcının ismiyle öne çıkma kaygısı var.
Bunu bir pazarlama stratejisi olarak kullanıyorlar. Tasarımcının ismi midir,
tasarımın söylemi midir önemli olan?
Takip ettiğim yüzlerce tasarımcı var.
Benim kaygıyla gözlemlediğim, mimariyle endüstriyel ürün tasarımı alanları için
konuşursam, bazı isimlerin söylemlerinin belli bir noktadan sonra kendini
tekrar etmeye başladıkları. Bu Philippe Starck için geçerli, Zaha Hadid ve
Frank Gehry için de öyle. Belirli bir noktaya geldikten sonra, sadece
isimlerini satıyorlar. Modernlik ve yenilik adına kendilerini tekrarlıyorlar.
Tasarım bitti deniyor ki, böyle bir şey yok. Biz Türkiye’de doğduk. Bizim sahip
olduğumuz bir kültür var. Bu Avrupa ve dünya için yeni. Onların sahip oldukları
da, bizim için yeni. Dolayısıyla sentez, son 5-10 yılın tasarımının en güçlü
silahı. Yurt dışında okuyup orada kalan insanlar, sahip oldukları kültürü
oradaki kültürle birleştirip ortaya bir şeyler çıkartıyorlar. Bizim yadsıyamayacağımız
bir olgu var, o da Osmanlı kültürü. Biz bunu Batı’dan gidip görüp, yeni
malzemelerle sentezleyip yeni ürünler ortaya çıkarırsak bu çok hoş. Ama hep
bunu yapmak, hep beyazı kullanmak, hep minimalliği aramak derken, bir noktada
tekrarlamaya başlıyorsunuz kendinizi ve bir yerde tıkanıyorsunuz. İşte bu
tehlikeli! Kültürleri birbirine katmak, bu yüzden çok önemli… Mimar Ekrem Sözen
de, tasarım ve tasarımcının endüstriyi büyüterek, geliştirdiğini söyleyerek
sohbetimize katılıyor: “Dış pazara bir şey satacaksanız eğer, herhangi bir
ürünle gidip kendinizi ifade etmeniz, onunla dikkat çekmeniz, insanları peşinizden
sürüklemeniz mümkün değil. Biraz önce ifade etmiş olduğunuz gibi, bazı tasarımcılar
markanın önüne çıkıyor. Dolayısıyla onlarla kurduğunuz işbirliği, amacınıza
hizmet ediyor.”
Evet, tasarımcı kendini
yenilediği, tekrar etmediği ve farklılık yaratmaya katkıda bulunduğu sürece, bu
böyle tabii… Farklılaşmanın bu noktadaki önemi nedir sizce?
Şöyle açıklayabilirim. Biz Corian’ı
15 seneden beri kullanıyoruz ama hep tezgah kaplaması olarak. Bunu tasarım
olgusuyla birleştirdiğimizde birdenbire malzeme birden kılıf değiştirdi ve
farklı bir perspektif getirdi olaya. Yeni bir oluşum için yola çıkmamızın
sebeplerinden biri de, gerçekleştirdiğimiz ürünleri markalaştırma isteği idi.
Hare adı altında bitmiş tasarımlardan bir kreasyon oluşturduk. Ve bunların sayısını
sürekli artırmaktayız. Burada tasarım ön planda. Tabii ki tasarımcı da önemli
ama tasarımcının dünyanın tanıdığı bir isim olmasına gerek yok. Örneğin tam
arkanızda duran lavabo, bir öğrenci projesidir aslında. Demet Bilici tarafından
okulda bitirme projesi olarak hazırlanmış bir tasarım… Geçenlerde Wallpaper
dergisi tarafından Dünya’nın En İyi Genç 10 Tasarımcısı’ndan biri seçildi Demet
Hanım. Bunu takiben Milano Fuarı’na katıldı bu tasarımla.

Dupont Corian, çok yönlü ve bu sebeple tasarım arayışlarına sınırsız
olanaklar sağlayan bir malzeme. Malzemenin bu kadar yoğun ilgi görmesinin
sebepleri nelerdir?
Malzemenin en önemli özelliği, yekpare yani dikişsiz, eksiz olması. Homojen
ve gözeneksiz bir malzeme Corian. Karbon miktarı sebebiyle mermer kadar sağlam
ve sert. Isıtılarak döküldüğü için tüm amorf formları alabilecek bir malzeme.
Bu sebeple tasarımcı ve mimarlar tarafından oldukça rağbet görüyor. 180
dereceye kadar ısıya dayanıklı, darbelere karşı mukavim olması da tercih
sebebi. Aradaki farkı şöyle açıklayabiliriz: Tasarım objesini seramikten
yapacaksınız, diyelim. Bunun bir yatırım maliyeti var. Bununla ilgili kalıpların
hazırlanması gerekiyor. Corian’la böyle değil. Ahşapla basit bir kalıp yaparak,
malzemeyi ısıtıp, vakumlayarak/presleyerek şekil verebiliyoruz. Tek kerelik,
butik bir ürün gerçekleştirmeniz mümkün bu malzemeyle. Seramik, cam ve ya
paslanmaz çelikle bu olanaksız. Bu malzemelerle üretimin belirli bir maliyeti
olduğu için, çok sayıda üretilmek üzere, belli bir endüstriyel süreç
çerçevesinde gerçekleştirilebilir. Bu sebeple Corian, katalog mimarlığı yapmayıp,
kendi ürününü tasarlamak isteyen mimarların tercih ettiği bir malzeme…” Hare
için koleksiyon hazırlayan üçüncü isim, Demet Bilici. Bilici, 2004 yılında İstanbul
Teknik Üniversitesi Endüstriyel Ürün Tasarımı Bölümü’nden mezun olmuş genç bir
endüstriyel ürün tasarımcısı. O günden bu yana, serbest çalıştığını söyleyen
Bilici, ilk deneyimlerini bize şöyle aktardı: “İlk bu işe başlarken Corian’la
başladım diyebilirim. ilk katıldığım fuarda sponsorumuz oldu. Corian’la yaptığımız
işlerle ödüller aldım. 2004 yılında “Yılın Genç Tasarımcısı” ödülü geldi.Yurt dışı
fuarlara katıldım. Drop lavabo ile Wallpaper’da “En Çok Aranan 10 Tasarımcı”
arasında gösterildim. (Drop’u göstererek) Bu, gerçekten malzemenin çok güzel
bir özelliği.Tek işlemle bu lavaboyu elde edebiliyoruz. Bunu seramikle yapmaya
kalkıştığınızda et kalınlıkları tutmayabiliyor. Bir takım çatlamalar oluşabiliyor.
Bu malzemenin banyo sektörüne yeni bir perspektif kazandırdığını düşünüyorum.
Çalışması da çok eğlenceli, ahşap gibi her türlü şekli verebiliyorsunuz. Kendi
elinizle bile bu şekillendirmeleri yapabiliyorsunuz basit aletlerle. Ağır
makinelere ihtiyacınız yok.”
Hare’yle işbirliğiniz
nasıl gelişti?
Hare’nin açılma projesini duyduğumda
çok heyecanlanmıştım. Çünkü Corian
|
|