Üzerimizde
kriz baskısı hissetmiyoruz
Grohe
Genel Müdürü Hayri Bali

Çin’i tehlike olarak değil, tam tersi fırsatlar
diyarı olarak görüyorum. Çin’de yaşayan 1,5 milyar kişi, ileride daha zengin ve
satın alma gücü yüksek olan bir topluluk olarak karşımıza çıkacak. Bu değerlendirilmesi
gereken bir potansiyel olarak görülmeli.

GROHE açısından 2006, önceki yıllara oranla kesinlikle çok
daha başarılı geçti. Bu başarıyı, 2006’nın markaya, teknik altyapıya, bilgiye
ve reklama, en önemlisi de bayi showroomlarına yapılan yatırımların olumlu
etkilerinin hissedildiği bir yıl olmasına bağlayabiliriz. Bu süreç içerisinde
gerçekleşen tüm bu yatırımlardan, çok güzel geri dönüşler aldık ve bu durum,
hem tüm ekibimizi, bayilerimizi ve merkezimizi motive etti ve farklı
yatırımları da hayata geçirme imkanı yarattı. Genel ekonomik dengelerde, çok
ciddi değişiklikler yaşanmazsa, önümüzdeki yılın artan yatırımları nedeniyle,
bizim için çok daha olumlu olacağını tahmin ediyoruz.
Evet, bu sene de zaman zaman ekonomik belirsizlikler
yaşandı. Muhakkak bizim sektörümüze de yansımaları oldu. Ancak, GROHE her
koşulda Türkiye’de olmaktan çok mutlu. Bilinçli tüketici grubuna hitap
ettiğimiz için, kaliteli üretim yapan diğer tüm markalar gibi, “bu
belirsizliğin sonu ekonomik krize giderse ne yaparız” paniği yaşamıyoruz. Bizim
müşterimiz ne istediğini çok iyi bildiği ve aldığı ürünü yıllarca sorunsuzca
kullanmak istediği için GROHE satın alıyor. O nedenle, üzerimizde kriz baskısı
hissetmiyoruz. Şu da bir gerçek ki; fiyat-değer ilişkisi eşit olan ürünler
krizden kesinlikle etkilenmiyor.
GROHE, Türkiye’nin gelecek günlerine güvenle bakıyor.
Aslında bu başından beri böyle. Çünkü, bizim sektörde, markalar genellikle
temsilcilikler vasıtasıyla faaliyet gösterirken, GROHE yüzde yüz yabancı yatırım
firması olarak varlığını devam ettiriyor.
Biz hem sektör olarak, hem de ülke olarak zor günler
geçirdik. Yaşanan ekonomik krizler sonucunda herkes fazlasıyla sıkıntı çekti.
Ne yazık ki birçok sektör, bu durumdan etkilendi. İlk şoku atlattıktan sonra,
firma olarak bazı öngörülerde bulunduk ve o öngörüler doğru çıktı. Bundan
sonraki dönem için, otel ve inşaat projeleri dışında, perakende üzerine
yoğunlaşma kararı aldık. Bu karar doğrultusunda bayi sayımızı yarıya indirdik
ve sağlıklı bir büyümeye geçtik. Bu kararın ilk meyvelerini 2004'ün sonunda
almaya başladık ki, bu dönem inşaat sektörünün tekrar canlanmaya başladığı bir
dönemdi. Bu kararlar ve elde edilen kazanımlar doğrultusunda 2006’yı çok daha
başarılı bir yıl olarak geçirdik. Bayilere yaptığımız doğru yatırım ve
verdiğimiz eğitimler sayesinde, perakendede başarılı olduk.
Son birkaç yıldır sıkça yazılıp çizilen ve sıkça konuşulan
‘Çin’ konusu var. Açıkçası ben Çin’i tehlike olarak değil, tam tersi fırsatlar
diyarı olarak görüyorum. Çin’de yaşayan 1,5 milyar kişi, ileride daha zengin ve
satın alma gücü yüksek olan bir topluluk olarak karşımıza çıkacak. Bu
insanların daha kaliteli ürün arayışı olacak. Aslında, onlara ne satabiliriz,
bunun planını yapmak, bu potansiyeli değerlendirmek daha doğru olacaktır.