Siemens
Beyaz eşya Pazarlama Müdürü Bahriye Bayraklı Tavukçuoğlu;
“Türkiye pazarına yatırımlarımız devam ediyor”
159 yılın bilgi birikimi ile sürekli ilklere imza atan
Siemens beyaz eşya pazarındaki artan rekabete rağmen geçen seneye oranla
satışlarını yüzde 30 arttırdı. Planlarının da üzerinde satış gerçekleştiren
Siemens’in hedefi 2010’da soloda yüzde 10 barajını aşmak.

Son dönemlerde beyaz eşya pazarına birçok yeni marka girdi.
Sektörde nasıl bir değişim yaşanıyor?
Siemens markası olarak rekabete son derece açığız. Sırf bu
nedenden ötürü mağazalarımızda direkt rekabet ile yan yana bulunmaktan bile
çekinmiyoruz. Biz marka olarak farkımızın teknolojiden, tasarımdan, işçilikten
ve işlevsellikten oluşan elle tutulabilir kalitede ve satış sonrası hizmetlerde
yattığını biliyoruz. Dolayısıyla tüketicinin bu farkı görerek keşfetmesinden de
büyük keyif alıyoruz. Türkiye çok dinamik ve genç bir nüfusa sahip bir ülke. Bu
nedenden ötürü gerek yabancı güçlü markaların, gerekse yerli üreticilerin bu
pazara yönelmesi gayet doğal. Bunlardan hangilerinin kalıcı olacağına yine Türk
tüketicisi belirttiğimiz iki noktadaki farklılıkları görerek karar verecek.
Rekabet etik ve ticari sınırlar dikkate alındığında her koşulda tüketicinin
avantajına olan bir şey.
Siemens’in çarpıcı birçok ürünü var. Özellikle asansörlü
fırını sanırım en yenisi. Biraz ürün gamınızdan bahseder misiniz?
Siemens, 159 yılın verdiği birikimle gerçekten hayatın
birçok alanında teknoloji üreten büyük bir Alman markası. Bu gerçeğin bize
sağladığı sürekli yenilikleri yaratabilme durumu ise hiç kuşkusuz çok büyük bir
avantaj. Biz Siemens olarak pazara yeni ürün sunmada hiçbir sıkıntı
yaşamıyoruz. Bugüne kadar sahip olduğumuz ilklerin ve teklerin yanına her geçen
gün yenilerini ekleyebiliyoruz. Asansör mantığında çalışan ve dolap arasına
gömülebilen yeni liftMatic fırınımız da bunlardan birisi. İlk defa soğutucuyu
TV keyfi ile birleştiren coolMedia, gazlı ocaklarda emniyet konusunda devrim
yaratan flameTronic ful elektronik kontrollü ankastre gazlı ocak, tek tuşla
bulaşıkta mükemmel sonucu sağlayan ful otomatik bulaşık makinesi, deterjan
dozaj ve leke temizleme tavsiyesinde bulunan Siwamat IQ’da diğer
yeniliklerimizden örnekler. Buradaki örneklerden de gördüğümüz gibi Siemens’in
farkı teknolojiyi sürekli tüketicisinin hayatını kolaylaştırmak için
kullanmasında yatıyor.
Bugün dünyanın 49 ülkesinde Siemens mühendisleri bu konforu
sağlayacak teknolojileri yaratmak için büyük çaba sarf ediyor. Bir faaliyet
alanında yaratılan yenilik eğer uygunsa ve yapılan araştırmalar sonucunda
yararlıysa diğer faaliyet alanlarımızda da kullanılıyor. Bu da bize büyük bir
hareket alanı ve sürekli yeniliklerin yaratıcısı olma durumunu sağlıyor.
Siemens tüketicisi bugün bir Siemens cihazı aldığında işte aslında bu emeği,
tecrübeyi ve bilgi birikimini de satın alıyor.
Ankastre pazarı git gide büyüyor. Sizin bu pazar ile
ilgili beklentiniz ne?
Son dönemde görüyoruz ki özellikle ankastre fırın, ocak ve
aspiratör veya davlumbazı tercih eden tüketicilerin sayısı giderek artıyor.
Bunun yanı sıra ankastre bulaşık makinesi de giderek önem kazanıyor. Siemens
bugün sadece Türkiye’nin değil dünyanın ankastredeki lider markası. Dolayısıyla
tüketici tercihlerindeki bu gelişmenin Siemens’e büyük katkı sağlayacağını
düşünüyoruz. Bizim amacımız 1992 yılında girdiğimiz ve girdiğimiz günden beri
ürün kalitemiz, tasarımımız, satış kanallarımız ve satış sonrası
hizmetlerimizle lider olduğumuz bu pazarda liderliğimizi korumak ve
geliştirmek.
Biz ankastre pazarının büyüyeceğine gerek yurtdışındaki tecrübemiz,
gerekse yurtiçinde gerçekleştirdiğimiz araştırmalar nedeniyle inanıyoruz. Türk
tüketicisi çok bilinçli bir durumda ve artık neyi satın aldıklarının farkında.
İnsanlar gelir seviyeleri düşük bile olsa “ucuz ürün alacak kadar zengin
değilim” diyebiliyor. Bu anlayış onları ister istemez daha fazla tasarruf
sağlayan, özellik ve hijyen avantajları bulunan ankastre ürünleri satın almaya
itecektir.
Ankastre sektörü hızlı büyüdüğü için birçok yerli ve yabancı
yatırımcının ilgisini çekiyor. Bu üreticiler tüketicinin ihtiyaçlarına ne
oranda cevap verebilirler bilemiyorum. Tüketici beklentilerine cevap verebilen
markalar kesinlikle pazarda kalıcı olacaklardır. Şimdilik sadece fiyatı için
tercih edilen markalar, bir süre sonra ihtiyaçlara cevap verilmediğinde silinip
gidecektir.
Siemens’in Türkiye’deki yatırımları sürecek mi?
Türkiye’de buzdolabı, çamaşır makinesi ve fırın
fabrikalarımız var, bu zincire kısa bir süre sonra yeni bir halka eklenecek.
Biz marka olarak yeni ürünlerimizle ve satış noktalarımızla pazara yatırıma
devam edeceğiz. Belirttiğimiz gibi sosyal sorumluluk etkinliklerimiz de hızla
devam edecek. Sonuçta satıştan pazarlamaya, üretimden satış sonrası hizmetlere
kadar Türkiye’ye yatırımlarımız devam ediyor.
2006 ve beş yıllık süreçte hedefleriniz neler?
Bir kere marka olarak çok iyi yoldayız. Geçen sene ile
kıyasladığımızda satışlarımızın yüzde 30, planlarımızın da yüzde 10
üzerindeyiz. Kısacası çok keyifliyiz. Çamaşır makinelerinde 15 dakikada yıkama
yapan bir ürünü pazara sunduk ve büyük bir beğeni elde eden bu ürünle
satışlarımız beklentimizin de üzerinde seyretti. Ayrıca kurutma makinelerinde
pazara sunduğumuz ürünler özellikleri ve tasarımı nedeniyle bize büyük bir ivme
kazandırdı. Buzdolabında pazarın beklentilerine uygun bir ürün gamına sahibiz.
Ankastrede zaten eskiden beri çok iyi bir konumdayız. Bu sene gerek
tamamladığımız, gerekse yeni kazandığımız projeler sayesinde hala çok iyi
durumdayız. Son yaptığımız araştırmalara baktığımızda ankastre pazarında
ortalama yüzde 35’lik pazar payına sahibiz, bu tüketiciye satış oranına
bakıldığında ortalama yüzde 40’a varan bir oran. Bu da açık ara pazar liderliği
demektir. Soloda da yüzde 5 barajını da aştık, amacımız 2010 yılında yüzde 10’u
aşmak. Eylül ayında daha da iddialı ürünlerimiz gelecek.
Sosyal sorumluluk projelerinizde neyi hedefliyorsunuz,
şimdiye kadar hangi çalışmalara imza attınız?
Siemens, sadece yarattığı teknolojilerle tüketicisinin
hayatını kolaylaştırmayı ve ona sevdikleri için daha fazla zaman bırakmayı
hedeflemiyor. Dünya üzerindeki en önemli markalardan biri olarak sosyal
sorumluluğumuzun da bilincindeyiz ve bu amaçla içinde bulunduğumuz sosyal
çevreyi de daha yaşanabilir kılmaya çalışmaktayız. Biz çevre ile ilgili
konularda ağaç dikmekten, denizleri boğulmaktan korumaya kadar bugüne kadar
birçok konuya çeşitli etkinlikler kapsamında el attık. Çocukları çevre
konusunda bilinçlendirmek için bir bilgisayar oyunu bile hazırladık. Şimdi bu
bilinci sürekli sağlayabilmek adına bir beyaz eşya markası olarak dünyanın ilk
çocuk dergisini, SiemJunior’umuzu çıkarttık. Çevre konusuna daha geniş bir
perspektifte bakarak “Tarihe sağlam bir çatı” sloganı altında dünya mirası
listesinde bulunan Zeyrek Evleri’nin restorasyonuna da katkıda bulunduk. Diğer
bir konu ise hiç kuşkusuz eğitim… Yine burada da üniversitelerle birlikte
çalışarak çeşitli yarışmalar düzenledik ve yetenekli gençlerimizin eğitimine
katkıda bulunmaya çalıştık. Sosyal sorumluluk çerçevesindeki çalışmalarımız
önümüzdeki dönemde artarak devam edecek, çünkü bu alandaki faaliyetlerimiz bir
beyaz eşya markası olarak Siemens’i dünyada global bir marka yapan değerleri
öne çıkartmamızı sağlayacak.