‘Devlet
inşaat piyasasındaki karmaşayı bir düzene koymalı’
Cem Su
Armatürleri Satış Müdürü Reşat Albayrak;

Türkiye inşaat piyasasında bir süredir çok
farklı hareketlenmeler yaşıyoruz. Bu anlamda gelen taleplerin tamamını karşılamakla
birlikte bu işin çok da sağlıklı yürütüldüğü kanaatinde değilim. Bu ülkede bu
sektörün rayına oturması için ciddi çalışmalar yapılması lazım. Burada da
tepedeki aktör devlettir.

Cem Su Armatürleri’nin kuruluş aşamasından bahsedebilir
misiniz?
Cem Su Armatürleri 1971 yılından itibaren armatür sektörüne
hizmet vermeye başladı. Kuruluşunun ilk yıllarında üretime cek vana kısmı ile
başladı ve bu sektör üzerine yoğunlaştı. Daha sonra yapılan yatırımlarla su
sayaçları imalatı ağırlık kazanmaya başladı. Su sayaçlarında da şu an
Türkiye’de faaliyet gösteren Avrupa Birliği normlarına göre üretim yapabilen
belirli bir üretim kapasitesi ve kalitesine erişmiş 3 firmadan bir tanesi.
Ürünlerimiz CE sertifikalı ve AT belgeli. Cem Su Armatürleri armatür üretmek
amacı ile kurulan bir firma olmakla birlikte günümüz koşullarında adını
sıklıkla su sayacı ile duyurmuştur. Ama aslında üretim kapasitesi itibarı ile
olsun, Ar-Ge çalışmaları ile olsun, müşteri grupları ile alakalı olsun 36
yıllık geçmişi olan bir firma. Cem Su Armatürleri sayaç olarak belli bir yere
gelmiş ve misyonunu tamamlamıştır. Bugün itibarı ile sayaç için artık yapacak
bir şey kalmadı. Teknolojik olarak tüm gelişmesini tamamladığını
söyleyebilirim. 2006’yı bir geçiş olarak kabul ettik. Kendi öz işimiz olan
armatürde 2007’yi bir atılım yılı olarak kabul ediyoruz. Bayi kavramının dışına
çıkmak istiyoruz, bayilerimizi iş ortağımız olarak görüyoruz.
2001 krizi ile ekonomide yaşanan daralmadan inşaat
piyasası da olumsuz etkilendi. Mortgage söylentisi, düşük faizli kredi ve devlet
projeleri ile piyasa hareketlendi. Ve sonuç olarak kaba inşaatlar bitti ve
içerideki detaylarla geldi sıra, bu da sizin piyasanızda hareketlilik yaşatacak
bir gelişme. Bu sürekliliği nasıl görüyorsunuz ve devamlılığı konusunda neler
söyleyeceksiniz?
İnşaat piyasasında faaliyet gösteren firmaların durum ve
pozisyonlarını, pazarın taleplerini değerlendirdiğimizde zor koşullar
oluştuğunu, artık büyük olmanın cazibiyeti olmadığını, bir de nihai tüketiciye
en kısa yoldan varışın firmalara bir getirisi olduğu kanaati uyandı. Şu anda
Türkiye inşaat piyasasında çok farklı hareketlenmeler yaşıyoruz. Bu anlamda
gelen taleplerin tamamını karşılamakla birlikte bu işin çok da sağlıklı
yürütüldüğü kanaatinde değiliz. Zira işler oluyor ama, getirisine baktığımız
zaman biz üreticiler olarak, bu işi yapanlar açısından değil ama muhatap
olduğumuz insanlar tarafından (Toki Projeleri) pek düzgün yürüdüğünü
düşünmüyorum.
Peki orada aksayan nedir?
Aksayan en önemli unsur tahsilat. Yani sonuçta imal etmek
bir bedel ve bu bedelin karşısında insanların getiri gibi bir beklentisi var.
Bunu da açıkçası düzenli olarak pek alamıyoruz. Bu mortgage söylentisi ve
devamı esnasında bu aylar itibarı ile de pek bir getirisi yok. Firmamız adına
konuşacak olursak sekiz ayrı kategoride ürünümüz var ama tüm bu projelerde bize
gelen taleplerde en düşük segmentteki ürün en yüksek dairede kullanılıyor. Bu
beklentinin nihai tüketicinin talebi olmaktan ziyade işi yapan firmaların
tercihi diye değerlendiriyorum. Aslında böyle de olmaması gerekir. Bu
segmentlerin oluşturulmasındaki ana esas kar edebilmek. Merdiven altı
imalatçılar ve ithalatçılar haksız rekabeti de beraberinde getiriyor. Özetlemek
gerekirse bu süreçte iş hacmi arttı, fakat dönen para miktarı aynı oranda
artmadı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen önümüzdeki dönemde hareketin aşağı yönde
bir hareket olacağına inanmıyoruz. Bunun için herkesin yapması gereken bir
şeyler var. İş sadece biz üreticilerin sorumluluğunu yerine getirmesi ile
bitmiyor. Bu ülkede bu sektörün rayına oturması için ciddi çalışmalar yapılması
lazım. Burada tepedeki aktör devlettir. Bu işi bir düzene koyması lazım.
Açıkçası şu pozisyonda herkes günü kurtarmak için bir takım çalışmalar içinde,
kendi çabası, kendi sermayesi ile bir yön almaya çalışıyor. Tabi var olan bir
talep var ama bu talebi karşılayıp karşılamamak konusunda firmaların ciddi
tereddütleri var. İnsanlar çok temkinli hareket ediyorlar. Açıkçası ekonominin
bu kadar gelişmesi ile beraber devletin bu sektör üzerine yaptığı eksik
çalışmalar sebebiyle bu hareketliliğin tam manası ile verimi alınamıyor.
2007 ürün gamında öne çıkacak olan ürün hangisi olacak ve
yenilikler?
Şu andaki görünümü itibarı ile perakende sektörü en alt
seviyelerde seyretmekte. Bütün üreticilerin hedefledikleri satış şekli toplu
satışlar. Aslında bütün bunların yanında bizim ulaşmamız gereken nokta hizmet
sektörü. 2001 yılından itibaren insanların ulaşmak istediği nokta bu olmalıydı
diye düşünüyorum. Bizimle beraber diğerlerinin de hizmet sektörünü bir tarafa
bırakıp yanlış bir strateji izledikleri kanaatine vardık. 2007 yılındaki
çalışmalarımız da tamamıyla bu yönde olacak. Bizim için önemli olan bir başka
konu da şu anda ürün gamımızda bulunan tüm ürünlerin verimli hale getirilip
nihai tüketicilere bir seçenek olarak sunulması. 2005 yılında Unicera’da
standımızı ziyaret eden nihai tüketiciler önümüzdeki yıl görecekler ki 2005 ile
2007 arasında çok büyük fark var. Onların pazar payı yönlerindeki çalışmalarını
biz tamamıyla destekliyoruz. Rekabet tabiî ki olacaktır. Tabi bunu seviyeli ve
kaliteli biçimde yapmak gerekir.
Merdiven altı üretimin piyasaya olumsuz etkisini
önleyebilmek için ne tür önlemler alınmalı bu konuda sizin çözüm önerileriniz
neler?
Bizim üreticiler olarak yapmamız gereken şeyler tabiî ki
vardır, örgütlenmemiz gerekiyor. Çünkü global bir ekonomi yaşıyoruz. Bu konuda
bizlerden önce hareket etmesi gereken bir devlet unsuru var. Devlet bu ülkede
kimin ne yaptığını çok iyi biliyor. Tabi bunu bir süreç olarak değerlendiriyor.
Haksız rekabeti yaratan unsurlardan biri merdiven altı imalat iken diğeri de
ithalat. İthalat olması gerekenden fazla artış gösterdi. Biz açıkçası kaliteyi
bu ülkede yakalayalım, iş hacmini burada arttıralım amacı ile hareket ediyoruz.
İthalatçılar da iş hacmine katkıda bulunuyor ama bunun seviyeli yapıldığına inanmıyorum.
Mortgage’ın yaratacağı iş hacmini konuşuyoruz, tartışıyoruz. Bu kapasiteye
ulaşacak firma sayısı Türkiye’de çok fazla değil. Şu an piyasada yaşanan
kargaşa kadar değil en azından. Bu potansiyeli karşılayacak yegane firmalardan
bir tanesi Cem Su Armatürleri. İsim olarak çok fazla saymakla birlikte o güce
ulaşacak firma sayısının da çok az olduğunu düşünüyorum. Bunun çoğalmasını
istiyoruz ama aynı zamanda da etik değerlerden taviz verilmesin diyoruz.
Eklemek istedikleriniz….
Cem Su Armatürleri ilk günkü yani 1971 yılındaki bakış
açısının dışına çıkıp bugünlere geldi. Rakip olarak nitelendirdiğimiz kişi ve
kurumların da bu düşünce ve doğrultu içersinde girişimlerini bu süreç içersinde
büyüyerek bir değer katarak oluşturmasını talep ediyoruz. Zira biz bütün bu
serzenişlerimizin yanında ülke ekonomisine kattığımız değerden büyük memnuniyet
duyuyoruz. Ve bu memnuniyetimizi de daha üst segmentlere çıkarmak için
çalışıyoruz. Rakiplerimizin de bu düşünce ile hareket ederek sadece kendi
çıkarları doğrultusunda hareket ederek değil de ülke ekonomisine değer katarak
gelmelerini diliyoruz. Rahat hareket edebilmemiz için de devletin yanımızda
olmasını istiyoruz. Bu konuda çok ciddi çalışmaların bir an önce başlatmasını
özellikle ithalat konusunda seviyeli bir şekilde ticaret yapılmasını
bekliyoruz. Biz rekabetten kaçmıyoruz. İstediğimiz bu işin seviyeli yapılması.
Rekabeti eşit koşullar altında yapmak istiyoruz.