DAHA
FAZLA TEŞVİKİ HAK EDİYORUZ…

Uzun yıllardır sektörde olan Doğvit,
kurulduğu günden bugüne istikrarlı bir duruş sergileyerek en kritik kriz
dönemlerinin bile üstesinden gelen nadir firmalardan biri. Firmanın dünü,
bugünü ve hedefleri hakkında Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Doğan ile
söyleştik…

Seramik sektörü özellikle ihracatta katma değeri en
yüksek olan sektör. Buna rağmen sektöre çok fazla değer verildiğini düşünmüyorum.
Söyleşimize Doğvit’i tanıyarak başlayalım. Kaç yıldır
sektörde Doğvit, üretim ve ihracat hacmi nedir?
Doğvit üretimden önce seramik ağırlıklı ve plastik boru
malzemelerinin toptan dağıtımını yapan Doğsan olarak hizmet verdiğimiz bir
firmaydı. 1969 yılından bugüne sektörün içerisindeyiz. Toptan dağıtımdan sonra
oluşan sermaye birikimi ile üretime yöneldik. 1994 yılında Bilecik Sanayi
Bölgesi 1. Organizede temelimizi attık ve 1996 yılında üretime başladık. O
günden bugüne varız. Türkiye ekonomisinin belirli dönemlerde yaşadığı krizler
bizi sürekli kamçıladı. 2003 yılında kapasitemizi artırmaya karar verdik. İlk
başlangıç kapasitemiz yılda 350 bin adet iken bugün yılda 1,8 milyon adet gibi
bir kapasiteye ulaştık. İkinci yatırımımızın amacı ihracattı. Vitrifiye üretimi
ihracat amaçlı olduğunda mümkün olduğu kadar ürün ve model esnekliği
gerektiriyor. Şu anda ihracat kapasitemiz yüzde 20–22 civarında ancak 2007
yılında %40’ı hedeflemekteyiz. Bugünkü mevcut kapasitemize göre 2010 yılı
hedefimiz ise %50’yi aşmak.
Piyasada yalnız değilsiniz, özellikle dış piyasalarda
rekabet çok yoğun, yani tek oyuncu değilsiniz. Bu noktada bilgi çok önemli bir
rol üstleniyor. Piyasanın alt yapısına ilişkin bilgiyle donanıp hedefe mümkün
olduğu kadar çabuk ulaşmaya çalışıyoruz.
Bugün Türkiye’de ürettiğiniz ürünle dış pazarda ürün
satmanız mümkün değil. O ülkenin standartları ve tüketicinin beğenisi çok
önemli faktörler. Yurtdışında belli ülkelerin satıcıları ile bu konuda ortak
çalışmalarımız var. Modellere ve ürünlere birlikte karar veriyoruz. Dolayısıyla
bu sonuca biraz daha hızlı ulaşmamızı sağlıyor.
Doğvit’in sektördeki pozisyonunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Sektörde başladığımız günden bugüne üretim kapasitemizi
artırarak yolumuza devam ediyoruz. Doğvit 94 yılından yani başladığı günden
itibaren hep istikrarlı olmaya çalışan bir firma.1997 yılında sektörde yaklaşık
240 üretici olmuştu. Fakat bugün 35 ila 38 arası üretici kaldı. Doğvit, geçmiş
pazarlama tecrübesi ile birlikte üretimdeki farkını da kullanarak; rekabeti üst
düzeyde yaşadığımız dönemlerde dahi mümkün olduğu kadar katma değeri yüksek
ürünlerle piyasa mücadelesi verdi, veriyor.
Seramik sektöründe ihracattaki durumu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Seramik sektörü özellikle ihracatta katma değeri en yüksek
olan sektör. Buna rağmen sektöre çok fazla değer verildiğini düşünmüyorum. Bu benim
düşüncem. Sektör oldukça dinamik ve Avrupa’yı yakından takip ediyor. Katma
değeri yüksek olduğu için ithalat girdisi çok az. Dolayısıyla ihracat
yaptığınızda tamamı ülke içerisinde dönebilen bir likiditeye sahip. Bu nedenle
seramik sektörüne teşvikin çok fazla olması gerekiyor.
Doğvit’in ürünleri hakkında da bilgi alabilir miyiz? Ürün
gamınızda ne tür ürünler var?
Biz üretime 7 parça kalıpla başladık, bugün 258 farklı parça
üretiyoruz. Fakat yine de pazara yetişemiyoruz. 2007 yılında tahmin ediyorum 340
parçaya ulaşacağız, böyle bir hedefimiz var. Burada önemli olan Ar-Ge’ye
yaptığınız yatırım. Bu konuda biz 2006 yılında çalışmaları başlattık, 2007
yılında tahmin ediyorum çok daha iyi sonuçlara ulaşacağız. Önemli olan doğru
bilgiyi doğru zamanda çabuk olarak kullanmak. Yurtdışındaki iş ortaklarımızın
bizi yönlendirmesi, onlarla birlikte mevcut pazarlarını paylaşmamız bizim
açımızdan oldukça önemli. Dolayısıyla ürün gamımızı mümkün olduğu kadar Avrupa
ve dünyaya yönelik geliştirmeye çalışıyoruz. Şu an bir vitrifiye üreticisinden
talep edilebilecek eksik hiçbir ürünümüz yok. Fakat yine de yetişemiyoruz.
Bu çalışmalar dikkate alındığında yeni yatırımlar da vardır
herhalde… Ve de ileriye yönelik hedefler...
Yapı malzemeleri sektörü ile ilgili 2007yılında planladığımız
yatırımlarımız var. Bunlar zannediyorum Mart ve Nisan ayından sonra devreye
girecek. Fakat vitrifiye bizim ilk yatırımımız, ilk üretimimiz dolayısıyla
bunun çizgisini mümkün olduğu kadar bozmamaya çalışacağız.
Dediğim gibi piyasada tek değilsiniz, dünya piyasası artık
iç içe geçmiş durumda. Her yönüyle ileride olmak durumundasınız.
Türkiye, vitrifiye ve seramik sektörü söz konusu olduğunda
tasarım konusunda çok geride. Tasarıma biz üreticiler yeterli değeri
vermediğimiz gibi devletin de bu alana katkısı çok fazla değil. Biz bu konuda
özellikle genç kadrolara işletmelerimizde gerekli eğitimleri vererek yer
veriyoruz. Çünkü tasarımın yakın zamanda dünya piyasasında ön plana çıkacağını
düşünüyoruz.
Bu nedenle mümkün olduğu kadar genç kadrolarla çalışmalarımıza
devam etmek, üretim kapasitemizi optimal oranlarda artırarak, seramik
üretiminde Türkiye ve dünya pazarı içerisinde iyi bir yerde olmaya çalışmak
hedeflerimiz arasında yer alıyor.