“Ürünün
başarısı, yarattığı algıda yatar”
Dornbracht’ın “Banyoda Ritüel
Mimari” konusundaki son yorumu olan “Elemental Spa” konsepti, 24 Ekim’de Kent
Yapı’nın Feneryolu’ndaki mağazasında tanıtıldı. Lansman sırasında firmanın
Genel Müdürü Andreas Dornbracht’la da sohbet ettik.
Banyonun, kullanıcı ile ritüeller
arasındaki bir arayüz haline geldiği günümüzde Elemental Spa konsepti,
Dornbracht’ın üçüncü ritüel banyosu olarak öne çıkıyor. Ruhun yeniden canlanmasını
hedefleyen “zihinsel” banyo “MEM” ve ritüellerin vücut üzerinde odaklandığı
“aktif” banyo “Tara Logic”ten sonra, Elemental Spa, arkaik ve orijinal
felsefesiyle öne çıkıyor: Su elementi çevresini değiştirir. O, bir yeri
benzersiz kılabilir. Bu nedenle Elemental Spa suyu dikkatin merkezi haline
getirmektedir. Fiziksel ve mental temizlikte kişisel ve paylaşılan ritüeller
için başlangıç noktası haline gelen su, banyoyu ruhun bir sığınağı haline
getirir.
Türkiye, Dornbracht’ın
dünya üzerindeki pazarlama stratejisinin hangi noktasında?
Soğuk savaşın bitmesiyle Türkiye üzerinden, Rusya ve Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla
kurulan Orta Asya Cumhuriyetleri gibi dış pazarlara ulaşmak mümkün hale geldi.
Türkiye bu anlamda güçlü bir köprü. Bu bizim şirketimiz için de böyle. Batı
Avrupalı üreticilerin Orta Asya pazarına ulaşabilmeleri için Türkiye stratejik
bir öneme sahip.

Dornbracht’ın faaliyet
alanları nelerdir?
Yüksek kaliteli banyo donanımı ve mutfak aksesuarları üreticisi bir firmayız.
Kendi sektörümüzde pazar lideri olduğumuzu açıklıkla ifade edebilirim. Bunun
sebebi de sadece üst segmente odaklanmamız. Yüksek kalite ve yüksek tasarım,
buradaki kilit kelimeler… Dornbracht hala bir aile şirketi ve kardeşimle üçüncü
jenerasyon olarak yönetimdeyiz. Ben pazarlama ve satıştan sorumluyum, kardeşim
ise üretim ve lojistikle ilgili, yani işin teknik kısmıyla. Aileden olmayan,
yönetim kurulundaki bir üçüncü kişi ise, yönetimle ilgili faaliyetlerden
sorumlu.
Ne zaman kurulmuş?
Dornbracht, 1950’de büyükbabam tarafından kurulmuş. 1991’de kardeşim ve ben,
üçüncü kuşak olarak yönetimi devraldık. Genel Müdürlük, uzun zamandır metal
endüstriyel tesislerinin üretim yapmakta oldukları Iserlohn bölgesinde
bulunuyor. 1969’da lüks tüketim malları üretimine başladık. 1985’de çağdaş
tasarım dünyasına adım attık. Bu tarihten beri Sieger Design’la çok yakın
olarak çalışıyoruz. 20 yıldan fazla bir süreden beri devam edegelen bir işbirliğimiz
var ve Dornbracht ürünlerinin çoğu onların imzasını taşıyor. 1983’de birlikte
çalışmaya başladığımızda bizim ürün dilimizi de etkilediler. Bu da uzun süreli
bir başarıyı beraberinde getirdi. Bize hep neden bir tasarımcı portfolyosu oluşturmadığımız
sorulur. Ben de aynı soruyu soracaktım aslında…Tasarımcılar artık tasarımın da
önüne geçmiş durumda ve bir çok firma bunu pazarlama stratejisi olarak kullanıyor.
Ben yine de markanın gerçek gücünün kendinden geldiğine inanıyorum. Pazarlama
iletişiminde tasarımcının ismi öne çıkarılıyorsa bu, o markanın zayıflığını
gösterir. Böyle bir çıkış da, çok uzun soluklu olmayacaktır zaten…

Kesinlikle, burada modanın
gelip geçiciliğini görmek mümkün. Bizim markamızın buna ihtiyacı yok, çünkü
yeterince güçlü. Sieger Design’la da bu yaklaşımı paylaşıyoruz, zira basılı
medyada fotoğraflarını çok az gördüğünüz bir ikilidir. Buna gerek duymayacak
kadar başarılılar. Dornbracht da öyle…Evet, bir markayı marka yapan tanınırlığıdır
belki ama bu tanınırlık kendi değerleriyle var olmalı, başka markaların ya da
tasarımcısının değerleriyle değil…
Almanya dışında üretim
tesisleriniz var mı? Ya da düşünüyor musunuz?
Dornbracht, uluslararası bir firma.
Bunun en belirgin göstergesi ise, üretiminin üçte ikisinden fazlasının Almanya
dışında satılması. Ancak Dornbracht olarak sadece Almanya’da üretim yapıyoruz.
Almanya dışında hiçbir ülkede üretim tesisimiz yok. Büyük ölçekli firmalardan sonra
orta ölçekli firmalar da, üretim maliyetlerini düşürmek için üretimlerini
Almanya dışına taşıyarak, “outsourcing” yöntemine gidiyor. Alman toplumunun
bununla ilgili giderek artan endişeleri var. Biz ise, “bu işi burada,
Almanya’da yapacağız” diyoruz. Son yıllarda firmamızın büyümesine paralel
olarak, Almanya’nın pek çok yerinde istihdama katkıda bulunduk. Aldığımız yan
mamüller de Almanya’da üretilmekte. Bu durumda yüzde 100 Alman malı
diyebiliyoruz ürünlerimiz için. A+ ürünlere yatırım yapan tüketicilere bu
garantinin verilmesi çok önemli.

“Evet, bir markayı
marka yapan tanınırlığıdır belki ama bu tanınırlık kendi değerleriyle var olmalı,
başka markaların ya da tasarımcısının değerleriyle değil…”
Gerçi artık teknoloji de
transfer ediliyor ucuz iş gücünün olduğu ülkelere, dolayısıyla oralarda üretimi
gerçekleştirilen ürünler de, dünya pazarlarıyla rekabet edebiliyor.. Evet ama
tüketicinin aklını karıştırmamak çok önemli diye düşünüyorum. Bu sebeple yüksek
kalite ve A+ müşterileri hedefleyen Kent Yapı gibi bir firmayla çalışıyor
olmaktan çok mutluyuz. Yenilikçi fikirleri ve ürünleriyle dekorasyon dünyasınca
tanınan bir markayız ki bu çok önemli. Bu sebeple imm Cologne, Milano’daki
isaloni gibi şovlara katılma kararında oluyoruz.
Yenilikçi banyo mimarlığı
konseptini açıklayabilir misiniz?
Broşür ve bültenlerimize baktığınızda
üründen değil, yenilikçi banyo mimarlığından, yani yeni bir yaşam tarzı
önerisinden bahsettiğimizi görürsünüz. Bu mimarlık, müşterilerimizin yanı sıra,
esinlenme anlamında mimarlara çözüm önerileri sunuyor. Dünya pazarlarındaki en
önemli rekabet araçlarından biri, banyoya daha önemli bir rol vermek için dağıtım
kanalı ve hedef kitleyi etkileme çabasıdır. Bu, insanların mahremiyet duygularını
tatmin edebilecekleri sığınağa gereksindikleri gerçeğine dayanır. Bu
gereksinimin sebebi de günlük yaşamın, her geçen gün daha dinamik bir hal alması
ve banyonun günümüz modern insanının sığınak arayışına cevap olabilmesi. Birkaç
yıl önce söylemini mimarlık yoluyla geliştirdiğimiz bir felsefe bu. Bu
konseptin özellikle Türkiye’de geçmişten gelen hamam kültürüyle örtüşen bir yaşam
biçimi önerisi olduğunu söyleyebilirim. Yenilikçi konseptimizin “Elementary
Spa” olarak anılmasının sebebi, özel bir banyo mekanında “spa” duygusunu yaşamak/yaşatmak
olarak açıklanabilir ki, en önemli spa unsuru “su”dur.
Bir ürün grubundan çok,
bir yaşam tarzı sunuyorsunuz…
Son zamanlardaki pazarlama iletişimi,
tasarım ürün yönelimli olmuştur. Dornbracht olarak banyodaki ritüeller üzerine
düşünme ve çözüm önerisi getirme konusunda öncülük eden bir firmayız. Bu bence
çok önemli ve aslında insanların banyo mekanı konusundaki arayışlarına cevap
veriyor. Kalite, ürünün kalitesinden çok, mimarinin kalitesi ve ürünün
fonksiyonundan geliyor. Örneğin “Rain Sky” adını verdiğimiz büyük “Rain Shower”ı
tanıttığımızda, insanlar bunu çarpıcı buldu. Ancak etkilendikleri, ürünün
kendisi değil, yağmur biçimindeki su akışının yarattığı duyguydu. Bu noktada
ürünün tasarımı değil, ürünün algılarımızı etkileme biçimidir, aslolan…
Dornbracht enerji ve su
tüketimini minimize etmek için ne öneriyor?
Bence önemli olan, çok düşük su akış
oranı olan ürünler tasarlamak. Su akış oranını azaltan kartuşlar var. Bu sadece
bir tedbir olabilir ancak, çözüm değil… Çok yakın bir gelecekte suyun geri-dönüşümlü
olarak kullanılması söz konusu olacak diye düşünüyorum. Bunun mimari ve yapım
sistemlerine yansımasını hep birlikte göreceğiz. Bu tek çözüm olabilir çünkü
her ne olursa olsun hepimiz suyun tadını çıkarmayı seviyoruz ve bundan
vazgeçmek istemiyoruz…