Avrupa’yla
yarışabilecek firmalarımız var

Ahşap Mutfak ve Banyo Mobilyası Sanayici ve İthalatçıları Derneği (MUDER)
Yönetim Kurulu Başkanı Halim Birsin
Türkiye’nin 70 milyon
nüfusluk yüksek pazar alım gücünün yanı sıra, yüksek kapasitede üretim ve işgücü,
genç nüfus üstünlüğü, önümüzdeki yıllarda dış pazarlarda rekabet gücümüzün artırılması
açısından çok önemli avantajlar…

Türkiye mobilya sektörünü güncel konjonktürde nasıl konumlandırıyorsunuz?
Sektörün dış pazardaki rekabet stratejisi ne olmalı?
Bu soruları ben faaliyet gösterdiğimiz mutfak ve banyo mobilyası sektörü
olarak cevaplandıracak olursam, sürekli telaffuz ettiğimiz gibi bizim
sektörümüz Türkiye’de 80’li yıllardan sonra gelişmeye başlayan, ancak az
zamanda çok yol kat etmiş bir sektör. Bu gelişme hep bizim müteşebbislerimizin
gayretleriyle gerçekleşti. Bugün sektörümüze bakacak olursak hem teknoloji, hem
tasarım, hem de üretim olarak büyük bir atak halindeyiz. Genel olarak değerlendirdiğimizde
Türkiye, Asya ve Avrupa’nın ortasında köprü vazifesi gören ve bize taşıma ve
lojistik avantajı sunan önemli bir coğrafyada bulunuyor. Ayrıca 70 milyon
nüfusluk yüksek pazar alım gücü, yüksek kapasitede üretim ve işgücü, maliyet
avantajı getiren genç nüfus üstünlüğü, önümüzdeki yıllarda hem ülke olarak dış
pazarlarda rekabet gücümüzün artırılması, hem de uluslararası arenada çözüm
ortaklıkları oluşturularak karşılıklı ticari işbirliklerinin sağlanması açısından
değerlendirilmesi gereken avantajlar. Bu fırsatları, devlet desteğini de arkamıza
alarak, daha organize olmuş kurumlararası temaslar, ikili görüşmeler, fuar
birliktelikleri ve benzeri faaliyetlerle destekleyebilirsek tüm Türk mobilya
sektörü olarak, uluslararası pazarlarda ortak menfaatlerimizin geliştirilmesi
büyük bir adım olacaktır.
Türkiye mobilya sektörü
açısından 2008 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Devletin son üç yılda arsa değerlendirmesi
yaparak TOKİ ile başlattığı projeler 2005 ve 2006 yıllarında inşaat sektörüne
bağlı tüm sektörler gibi bizim sektörümüze de büyük bir ivme kazandırdı. Bu
ivmeye yapı şirketlerinin kalite ve yapı tekniğinde yaptığı gelişmeler de
eklenince, sektör ciddi bir hareket kazandı ve 2006 yılında ahşap mutfak ve
banyo mobilya sektörü bir önceki yıla göre yüzde 20 büyüyerek ve 2 milyar 400
milyon liralık bir pazar payına ulaştı. 2007 yılında ise konut borçlanma
faizlerinin son iki yıla oranla yükselmesi satışların düşüşüne sebep oldu. Buna
seçimlerdeki bekleyiş de eklenince 2007 yılında yapı sektöründeki hız düştü
diyebiliriz. 2008 yılında ise, yüzde 15’lik bir artış bekliyorduk ancak bu
beklentilerimizin az önce bahsettiğimiz konular sebebiyle gerçekleşmesi güç
görünüyor. Ancak son günlerde yurdumuzda meydana gelen siyasi gelişmelere rağmen
ülke ekonomisindeki istikrarın çok fazla bozulmaması 2008 yılının daha iyi bir
yıl olacağı izlenimini veriyor.
Mobilya sektöründe
ihracatın 10 yılda 10’a katlaması, dünya pazarlarında rekabet gücüne sahip
olduğunu gösteriyor. Türk mobilyasının gelecek projeksiyonuna ilişkin
öngörüleriniz nelerdir?
Konuyu yine kendi sektörümüz açısından
değerlendirirsek bugün Türkiye’de hem tasarım hem de üretim kalitesi açısından
Avrupa ülkeleriyle yarışabilecek firmalarımız var artık. Son üç yılda inşaat
sektöründeki büyüme ve inşa edilen yapılardaki standartların yükselmesinin
mutfak ve banyo mobilya sektörü olarak bizim de gelişmemizde büyük katkısı
oldu. Ancak bugün maalesef bazı konutlarda çok kötü kalite mutfak ve banyo
mobilyalarının kullanıldığını görüyoruz. Yıllar önce yaşandığı gibi yeni bitmiş
binaların içi bir mobilyalar hurdalığına dönmemeli. Yeni bir ev alıyorsunuz,
mutfak ve banyo mobilyasını değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Bu çöpe atılan
milli servet. Bu bakımdan müteahhit ve inşaat firmalarının yurt dışında olduğu
gibi mutfak, banyo mobilyalarını ve ankastre cihazları yerlerine koymadan
teslimlere yönelmeleri en doğru çözüm olacaktır. Yeni ev alacak her aile, kendi
zevk ve kullanımına uygun bir yuvada yaşama arzusundadır. Bu nedenle evin diğer
mobilyalarında olduğu gibi mutfak mobilyasını da kendi seçmeli, ihtiyacına
uygun olarak teknolojisi gelişmiş ankastre cihazları kullanabilme fırsatını kaçırmamalıdır.
Bu sistemin uygulanabileceği alt yapı, mağazalar, mimari kadrolar, teknik
servisleri ile birlikte mevcuttur. Konut teslimlerinde yaşanacak bu gelişme
önümüzdeki yıllar için, bir yandan istihdamı arttırırken diğer yandan tüm
servis ve hizmetleri batı standartlarına kavuşturacaktır.
MUDER olarak başkanlığınız
döneminde çalışma planınız ve hedefleriniz nelerdir?
MUDER ve sektör olarak üzerinde
hassasiyetle durduğumuz bir konu var: Mutfak da bir mobilyadır! Yani müteahhit
konutu mutfak mobilyasıyla birlikte teslim etmemeli. Gelişmiş ülkeler bunu yapmışlar;
dolayısıyla sektörleri devamlı bir dinamizm, gelişme halinde. MUDER olarak iki
senede bir fuar düzenliyoruz. Gönül ister ki, Türkiye'deki üretici firmaların
model ve tasarımları yıl içinde daha fazla olsun, ekonomi ve beklentiler daha
dinamik olsun. Bu dinamizmi hissederseniz, gerek fuar gerek buna benzer çalışmaların
yoğunluğunu arttırırsınız. Biz bugün Batı'da izlediğimiz fuarları Türkiye’de
uygulayamıyoruz. Bu bir gerçek. Fuarların ekonomik değerlere, siparişlere dönüşmesi
lazım. Bugün Türkiye'deki yerli üreticilerin tasarım çalışmalarının halen konut
sektöründe üretimde kullanılamaması, tasarruf veya birtakım politikalardan
dolayı hâlâ mimar veya tasarımcılarla bu diyalogların perakendeciye ulaşamaması,
fuarları görüntüde başarılı ama ekonomik değerlerinde başarısız hale getiriyor.
Gerçek anlamda uluslararası bir fuar düzenlemek MUDER'in sektöre bir borcu ve
bunu yapacak. Önümüze uzun vadeli bir MUDER projeksiyonu çizdik. Bunun
içerisinde organize sanayi bölgeleri, fuar alanları, eğitim, tüketiciyi
bilinçlendirme, inşaat sektörüyle tasarımcıları, mimariyi ve devleti buluşturma
gibi pek çok konu var. Mobilyacı derneklerini federasyon çatısı altında birleştirmeyi,
federasyonların artması durumunda da konfederasyon haline dönüştürmeyi
hedefliyoruz.