22 Mayıs 2012 Salı
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

“Şehrin nefesini içine çek!”
Taksim Sıraselviler Caddesi’nde açılan Lush Hip Hotel, 103 yıllık tarihi bir İstanbul apartmanında konumlanıyor. Yapının restorasyon, rekonstrüksiyon, dekorasyon proje ve uygulamasını gerçekleştiren mimar Elif Özdemir’le tasarımın çıkış noktası ve mimari yaklaşımı üzerine konuştuk.


Lobiden görünüş

Tarihi yapının otele dönüştürülme sürecindeki mimari yaklaşım; İstanbul’un farklı kültürel zenginliklerini bugünün perspektifinden bakarak gerçekleştirme arzusundan doğmuş. Neo klasik - ampir üsluptaki cephesi aynen korunarak özgün detayları ile yenilenen yapı, kat yükseklikleri değiştirilmeden korunarak restore edilmiş. Tüm proje ve uygulama çalışması 11 ayda tamamlanan Lush Hip Hotel’in tümüyle farklı mimari stillerde oluşturulmuş 22 odası ve farklı büyüklüklerde toplantı salonları, dışarıya açık Lush Cafe’si ve Taksim Meydanı’na manzaralı ‘Taksim Square’ olarak adlandırılan bir yemek salonu bulunuyor.


Otelin giriş cephesinden detay

Bu binanın restorasyon, rekonstrüksiyon, dekorasyon proje ve uygulaması  Plan A Mimarlık’tan Elif Özdemir’e ait. Özdemir projedeki mimari yaklaşımını “bir İstanbul apartmanında son 100 yılda yaşamış mimari ve kültürel stillerin odalarda yeniden kurgulanması” olarak özetliyor. Tüm odaların ince yapı elemanları, mobilyaları, aydınlatma elemanları, aksesuarları gelişigüzellikten uzak ve özenle tasarlanmış. Sonuçta otel odasında aranacak konfordan taviz verilmeden, herkesin beğenisine uygun olabilecek yaşam alanları ortaya çıkmış. Klasik oda, Pop-art oda, Brütal oda, Art-nouveau oda bunlar arasında göze çarpanlar. Gemici odası, Sedir oda ve Kare oda gibi orijinal kat yüksekliklerinin uygun olduğu yerlerde ara katlar oluşturularak mekanlarda farklı boyut arayışlarına da gidilmiş. Mimar Elif Özdemir, tasarım yaklaşımının hareket noktasını, tasarım kriterleri ve sürecini şu sözlerle aktarıyor:
İstanbul’a gelen gezginlere ve ihtiyaç sahiplerine, burada ve evlerinde olduklarını hissettirmek nasıl mümkün olabilirdi? 100 yıllık geçmişe sahip bir İstanbul apartmanı olan Sıraselviler No:50’nin otel olma süreci bu sorunun yanıtını aradı. Kendisini bu yanıtla var etti.

              
Lobinin otantik ahşap tavanı Sartek Mobilya imzası taşıyor. Perdeler Persan’dan temin edilmiş.

Binanın döneminde konut olarak tasarlanması ve bugün benzer bir işlevle, otel olarak kullanılacağı düşüncesi tasarımın ilk ipuçlarını verdi. Tüm odalar adeta bir apartman dairesi gibi tasarlanacak ve tasarımın ana fikrini son yüzyılda İstanbul Beyoğlu’nda var olmuş farklı kültürel ve mimari üslupları bugünden yorumlama ve yaratma çabası oluşturacaktı. Neo klasik-ampir üsluptaki cephesi aynen korunan bina, özgün detayları yenilenerek, 3.50 -4.50 metreyi bulan kat yükseklikleri değiştirilmeden 22 farklı büyüklükte oda, restoran, lobi, mutfak ve servis hacimlerini içerecek şekilde projelendirildi. Bu çalışma sırasında binanın arka bahçesinde bulunan, bina yüksekliğindeki aylanduz ağacı bahçesi ile birlikte korundu.

Odalar tarzlarına göre mi farklı isimlerle adlandırıldı? Yapı içindeki dağılımı nasıl gerçekleştirildi?
Sedir Oda, Klasik Oda, Art Nouveau Oda, Thonet Oda, Brütal Oda, Şeffaf Oda, Yere Yakın Oda, Gemici Odası vb. isimler odaların üsluplarını ifade etmeye yönelik tanımlar oldu.


Banyolarda vitrifiye Vitra, armatür ve aksesuarlar Artema’dan temin edilmiş. Havlupanlar Radyal imzalı.

 


Binanın katlarını birbirine bağlayan ana merdivenden görünüş. Otelin bütün mermer işleri Özgür Mermer’den temin edilmiş.

Koruma ana fikrinin sonucu olarak farklı büyüklüklerdeki toplam 22 oda farklı mimari stil ve çizgilerde otel odası olmanın ötesinde bir yaşam alanı olarak tasarlanmış. Bu yaklaşımın sonucu olarak, tüm banyo donanımları, ince yapı elemanları, mobilya ve aydınlatmalar tek tek tasarlanarak üretilmiş.

 


Banyodaki mermer lavabo, tezgah ve bordür, Özgür Mermer imzası taşıyor. Armatür ve aksesuarlar Artema, banyo aynası Emek Cam’dan temin edilmiş.


Anadolu evlerinden esinlenen, tavanında eski İstanbul resimleri olan oda
Yazılı Oda olarak adlandırılan odada ahşap ve bezemeler öne çıkıyor.
Karo çini zeminli banyonun ahşap sürgülü kapısı da süslemeleriyle tarzı tamamlıyor.

Binanın ön cephesine mevcut ön cephe detaylarının da eşlik edeceği klasik üsluplu odaları yerleştirdik. Aynı zamanda kat yükseklikleri, odaların bahçeyle ilişkisi, ışık vb. detaylar yer seçiminde etkili oldu. Gemici Odası ve Kare Oda gibi kat yüksekliklerinin uygun olduğu yerlerde ara katlar kurgulanarak odaların geniş perspektiflere kavuşması sağlandı.

Malzeme ve detay seçiminin hedeflenen tarza katkısı ne oldu? Hangi malzemeler ağırlıklı olarak tercih edildi?
Tüm ince yapı elemanları, mobilyalar, aydınlatma elemanları, zemin kaplamaları, mefruşat ve elbetteki banyo tefrişleri belirlenen üsluplar dikkate alınarak tasarlandı. Pek çok malzeme özel tasarımla üretildi. Banyolarda seramiğin yanı sıra; mermer, cam mozaik, karo çini, granit, çakıl vb. pek çok malzeme kullanıldı. Oda zeminlerinde iroko, meşe, lareks, kestane, akçaağaç vb. masif ahşaplar farklı desenlerle döşendiler. Süpürgelik ve bazı odalarda kullanılan kartonpiyer detayları da üslupların tanınmasına yardım etti. Kat merdivenleri çelik taşıyıcı üzerine döneminin çizgisini yansıtan bir detayla masif Marmara mermeri olarak yerleştirildi. Koridor zeminlerinde mermer arasına masif İroko döşenirken, tavanlara döneme nazire yapan pasalı ve boyalı ahşap tavan yerleştirildi. Tüm oda kapıları masif cilalı kestaneden, özgün yükseklik ve detaylarıyla imal edildi.


Neo klasik-ampir üsluptaki cephesi aynen korunan bina, özgün detayları yenilenerek, 3.50 -4.50 mt.yi bulan kat yükseklikleri değiştirilmeden projelendirilmiş.Binanın ön cephesine, mevcut ön cephe detaylarının da eşlik edeceği klasik üsluplu odaları yerleştirilmiş.


Giriş cephesinden girip, merdivenlerle ulaştığınız alt kot sizi Lush Brasserie’ye ulaştırıyor. Sıcak atmosferi ile geleni kucaklayan atmosferiyle, sadece otel müşterilerine değil dışaıya da hizmet veriyor.

Cephe doğramaları cumbalı odada cilalı, diğer katlarda boyalı masif kestane ağaç kullanılarak yenilendi. Ön cephe temizliği herhangi bir kimyasal kullanılmadan mekanik yöntemlerle ve süsleme detaylarına zarar verilmeden yapıldı. Tüm doğal taş ve mozaik yüzeyler ortaya çıkarıldı. Ön cephe giriş katının ortaya çıkarılması uygulamadaki en heyecanlı ve eğlenceli çalışma oldu diyebiliriz. Çalışmanın her aşamasında binanın ilk haline daha fazla yaklaşıldı. Sonuçta cephenin doğal taşla yapılmış özgün kemerleri ortaya çıkarıldı.
Elif Özdemir, ortaya çıkan sonucun; otel odası konforundan taviz vermeden, farklılıklarıyla öne çıkan ‘İstanbul Odaları’nı gerçekleştirmek olduğunu söylüyor: “Aynı zamanda bu sonucun, ‘koruma’ düşüncesini fiziksel korumanın ötesine taşıyarak, mekanın sesini dinleyen, zenginliklerini öne çıkaran bir yaklaşımla, günün “Hip Hotel”, “Design Hotel”, “Butik Otel” vb. kavramları, kullanıcı adına derinleştirmeye çalıştığını söyleyebiliriz.”

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70576 - unknown - 38.107.179.240