“Şehrin
nefesini içine çek!”
Taksim Sıraselviler Caddesi’nde açılan Lush Hip Hotel, 103
yıllık tarihi bir İstanbul apartmanında konumlanıyor. Yapının restorasyon,
rekonstrüksiyon, dekorasyon proje ve uygulamasını gerçekleştiren mimar Elif
Özdemir’le tasarımın çıkış noktası ve mimari yaklaşımı üzerine konuştuk.

Lobiden görünüş
Tarihi yapının otele dönüştürülme
sürecindeki mimari yaklaşım; İstanbul’un farklı kültürel zenginliklerini
bugünün perspektifinden bakarak gerçekleştirme arzusundan doğmuş. Neo klasik -
ampir üsluptaki cephesi aynen korunarak özgün detayları ile yenilenen yapı, kat
yükseklikleri değiştirilmeden korunarak restore edilmiş. Tüm proje ve uygulama
çalışması 11 ayda tamamlanan Lush Hip Hotel’in tümüyle farklı mimari stillerde
oluşturulmuş 22 odası ve farklı büyüklüklerde toplantı salonları, dışarıya açık
Lush Cafe’si ve Taksim Meydanı’na manzaralı ‘Taksim Square’ olarak adlandırılan
bir yemek salonu bulunuyor.

Otelin giriş cephesinden detay
Bu binanın restorasyon,
rekonstrüksiyon, dekorasyon proje ve uygulaması Plan A Mimarlık’tan Elif
Özdemir’e ait. Özdemir projedeki mimari yaklaşımını “bir İstanbul apartmanında
son 100 yılda yaşamış mimari ve kültürel stillerin odalarda yeniden
kurgulanması” olarak özetliyor. Tüm odaların ince yapı elemanları, mobilyaları,
aydınlatma elemanları, aksesuarları gelişigüzellikten uzak ve özenle
tasarlanmış. Sonuçta otel odasında aranacak konfordan taviz verilmeden,
herkesin beğenisine uygun olabilecek yaşam alanları ortaya çıkmış. Klasik oda,
Pop-art oda, Brütal oda, Art-nouveau oda bunlar arasında göze çarpanlar. Gemici
odası, Sedir oda ve Kare oda gibi orijinal kat yüksekliklerinin uygun olduğu
yerlerde ara katlar oluşturularak mekanlarda farklı boyut arayışlarına da
gidilmiş. Mimar Elif Özdemir, tasarım yaklaşımının hareket noktasını, tasarım
kriterleri ve sürecini şu sözlerle aktarıyor:
İstanbul’a gelen gezginlere ve ihtiyaç sahiplerine, burada ve evlerinde
olduklarını hissettirmek nasıl mümkün olabilirdi? 100 yıllık geçmişe sahip bir
İstanbul apartmanı olan Sıraselviler No:50’nin otel olma süreci bu sorunun
yanıtını aradı. Kendisini bu yanıtla var etti.

Lobinin otantik ahşap tavanı Sartek Mobilya imzası taşıyor. Perdeler Persan’dan
temin edilmiş.
Binanın döneminde konut olarak
tasarlanması ve bugün benzer bir işlevle, otel olarak kullanılacağı düşüncesi
tasarımın ilk ipuçlarını verdi. Tüm odalar adeta bir apartman dairesi gibi
tasarlanacak ve tasarımın ana fikrini son yüzyılda İstanbul Beyoğlu’nda var
olmuş farklı kültürel ve mimari üslupları bugünden yorumlama ve yaratma çabası
oluşturacaktı. Neo klasik-ampir üsluptaki cephesi aynen korunan bina, özgün
detayları yenilenerek, 3.50 -4.50 metreyi bulan kat yükseklikleri
değiştirilmeden 22 farklı büyüklükte oda, restoran, lobi, mutfak ve servis
hacimlerini içerecek şekilde projelendirildi. Bu çalışma sırasında binanın arka
bahçesinde bulunan, bina yüksekliğindeki aylanduz ağacı bahçesi ile birlikte
korundu.
Odalar tarzlarına göre mi
farklı isimlerle adlandırıldı? Yapı içindeki dağılımı nasıl gerçekleştirildi?
Sedir Oda, Klasik Oda, Art Nouveau Oda, Thonet Oda, Brütal Oda, Şeffaf Oda,
Yere Yakın Oda, Gemici Odası vb. isimler odaların üsluplarını ifade etmeye
yönelik tanımlar oldu.

Banyolarda vitrifiye Vitra, armatür ve aksesuarlar Artema’dan temin edilmiş.
Havlupanlar Radyal imzalı.

Binanın katlarını birbirine bağlayan ana merdivenden görünüş. Otelin bütün
mermer işleri Özgür Mermer’den temin edilmiş.

Koruma ana fikrinin sonucu olarak
farklı büyüklüklerdeki toplam 22 oda farklı mimari stil ve çizgilerde otel
odası olmanın ötesinde bir yaşam alanı olarak tasarlanmış. Bu yaklaşımın sonucu
olarak, tüm banyo donanımları, ince yapı elemanları, mobilya ve aydınlatmalar
tek tek tasarlanarak üretilmiş.

Banyodaki mermer lavabo, tezgah ve bordür, Özgür Mermer imzası taşıyor. Armatür
ve aksesuarlar Artema, banyo aynası Emek Cam’dan temin edilmiş.

Anadolu evlerinden esinlenen, tavanında eski İstanbul resimleri olan oda
Yazılı Oda olarak adlandırılan odada ahşap ve bezemeler öne çıkıyor.
Karo çini zeminli banyonun ahşap sürgülü kapısı da süslemeleriyle tarzı
tamamlıyor.
Binanın ön cephesine mevcut ön
cephe detaylarının da eşlik edeceği klasik üsluplu odaları yerleştirdik. Aynı
zamanda kat yükseklikleri, odaların bahçeyle ilişkisi, ışık vb. detaylar yer
seçiminde etkili oldu. Gemici Odası ve Kare Oda gibi kat yüksekliklerinin uygun
olduğu yerlerde ara katlar kurgulanarak odaların geniş perspektiflere kavuşması
sağlandı.
Malzeme ve detay seçiminin
hedeflenen tarza katkısı ne oldu? Hangi malzemeler ağırlıklı olarak tercih
edildi?
Tüm ince yapı elemanları, mobilyalar, aydınlatma elemanları, zemin kaplamaları,
mefruşat ve elbetteki banyo tefrişleri belirlenen üsluplar dikkate alınarak
tasarlandı. Pek çok malzeme özel tasarımla üretildi. Banyolarda seramiğin yanı
sıra; mermer, cam mozaik, karo çini, granit, çakıl vb. pek çok malzeme
kullanıldı. Oda zeminlerinde iroko, meşe, lareks, kestane, akçaağaç vb. masif
ahşaplar farklı desenlerle döşendiler. Süpürgelik ve bazı odalarda kullanılan
kartonpiyer detayları da üslupların tanınmasına yardım etti. Kat merdivenleri
çelik taşıyıcı üzerine döneminin çizgisini yansıtan bir detayla masif Marmara
mermeri olarak yerleştirildi. Koridor zeminlerinde mermer arasına masif İroko
döşenirken, tavanlara döneme nazire yapan pasalı ve boyalı ahşap tavan
yerleştirildi. Tüm oda kapıları masif cilalı kestaneden, özgün yükseklik ve
detaylarıyla imal edildi.

Neo klasik-ampir üsluptaki cephesi aynen korunan bina, özgün detayları
yenilenerek, 3.50 -4.50 mt.yi bulan kat yükseklikleri değiştirilmeden
projelendirilmiş.Binanın ön cephesine, mevcut ön cephe detaylarının da eşlik
edeceği klasik üsluplu odaları yerleştirilmiş.

Giriş cephesinden girip, merdivenlerle ulaştığınız alt kot sizi Lush
Brasserie’ye ulaştırıyor. Sıcak atmosferi ile geleni kucaklayan atmosferiyle,
sadece otel müşterilerine değil dışaıya da hizmet veriyor.
Cephe doğramaları cumbalı odada
cilalı, diğer katlarda boyalı masif kestane ağaç kullanılarak yenilendi. Ön
cephe temizliği herhangi bir kimyasal kullanılmadan mekanik yöntemlerle ve
süsleme detaylarına zarar verilmeden yapıldı. Tüm doğal taş ve mozaik yüzeyler
ortaya çıkarıldı. Ön cephe giriş katının ortaya çıkarılması uygulamadaki en
heyecanlı ve eğlenceli çalışma oldu diyebiliriz. Çalışmanın her aşamasında
binanın ilk haline daha fazla yaklaşıldı. Sonuçta cephenin doğal taşla yapılmış
özgün kemerleri ortaya çıkarıldı.
Elif Özdemir, ortaya çıkan sonucun; otel odası konforundan taviz vermeden,
farklılıklarıyla öne çıkan ‘İstanbul Odaları’nı gerçekleştirmek olduğunu
söylüyor: “Aynı zamanda bu sonucun, ‘koruma’ düşüncesini fiziksel korumanın
ötesine taşıyarak, mekanın sesini dinleyen, zenginliklerini öne çıkaran bir
yaklaşımla, günün “Hip Hotel”, “Design Hotel”, “Butik Otel” vb. kavramları,
kullanıcı adına derinleştirmeye çalıştığını söyleyebiliriz.”