Yalın,
net ve çizgi-dışı…
Birbirinin içine akan mekanların
şeffaf bir kurguyla örüldüğü Zekeriyaköy evi, açık mutfak konseptinin merkeze
alındığı bir planlamayla oluşmuş. Yaşam alanlarının farklı akslarda buluştuğu
mutfağın dekorasyonunu oluşturan renkler, dokular ve özellikle masklar, diğer
mekanlara simgesel göndermelerde bulunmaktan geri kalmıyor.

Giriş ve mutfak kotundan iki basamakla ayrılan ana yaşama mekanı, oturma ve
yemek yeme bölümlerinden oluşuyor.

Zekeriyaköy evinin giriş cephesi…

Beyazın ağırlıklı olarak tercih edildiği evin iç mekanları, şeffaf geçişler ve
kot farklarıyla bölümlenmiş. Böylece hedeflenen görsel süreklilik sağlanmış.
Erken bir bahar sabahında
konuk olduğumuz Zekeriyaköy evi, kapısından içeri adım attığımız anda “farklı”
olmanın farkındalığını özümsemiş duruşuyla karşılıyor bizi. Dingin ruh halinin,
önünüze çıkaracak sürprizleri saklayamadığı evin, mütevazı bir giriş holü var.
Kemerli bir geçişle, evin en davetkar, fakat bir o kadar da benmerkezci (!)
mekanına adım atıyoruz: Mutfak. Tüm yaşam alanları oraya ulaşıyor, her şey onun
etrafında dönüyor ve her şey adına o karar veriyor. Mutfağın evin
dekorasyonunda bu kadar belirleyici bir rol almasının, mimarının tasarım yaklaşımını
nasıl etkilediği, yönlendirdiğini merak ediyoruz. Fırat Sengelli, salon ve
mutfak arasında kalan duvarı ortadan kaldırarak aralarında mantıklı bir kot
farkı olan iki birleşik mekan elde ettiklerini, açık mutfak fikrini daha iyi
kullanabilmek için masklardan hazırlanmış bir görsel hazırlayarak tezgahın sırt
yüzeyine yerleştirdiklerini ve mor ışıklarla tüm beyazlarını göstermek
istediklerini belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle akşamları,
eve girenlerin dikkatini ilk olarak mutfak tezgahının üzerindeki mask ifadeleri
çekiyor. Franke’nin siyah eviyesini de bu görüntüyü bozmamak için tercih
ettik.” “Ben buradayım, ben varım!” diyen bir söylemi var mutfağın. Gerek üst
katlarla ve girişle bağlantıyı sağlayan giriş holünden, gerek salondan, gerekse
arka bahçeden ulaşılabilirliği mümkün kılan kurgusunun yanı sıra, grafik ve
simgesel etkileriyle dev mask figürleri, mutfağın bu söylemini güçlü kılan
unsurlar olarak öne çıkıyor.
1
1- Kemerli bir geçişle,
evin en davetkar, fakat bir o kadar da benmerkezci (!) mekanına adım atılıyor:
Mutfak. Tüm yaşam alanları oraya ulaşıyor ve her şey onun etrafında dönüyor.
2- “Ben buradayım, ben varım!” diyen bir söylemi var mutfağın. Grafik ve
simgesel etkileriyle dev mask figürleri, mutfağın bu söylemini güçlü kılan
unsurlar olarak öne çıkıyor.
Fırat Sengelli, dekorasyonda
izlediği çizgi ile ilgili sorumuzu şöyle yanıtlıyor: “Ev sahibinin de genç
olması, berrak ve yalın bir yol izlememi sağladı. Beyaz ve yalın çizgilerle
evin her yanına hakim olmaya çalışırken, öne çıkarmak istediğim her noktayı
siyah ve grilerle yarıştırmayı planladım. Evin genelinde saf bir ortam oluştuktan
sonra aksesuarlar kendini göstermek için fırsat kollamaya başladı.” Mobilyaları,
özellikle ahşaplarda istedikleri renk ve desenleri bir araya getirebilmek için
kendilerinin tasarlayarak ürettiğini belirten Sengelli, sözlerine şöyle devam
ediyor: “Cila ile meşe ağacının saturasyonunu azaltarak beyazlar ile aykırı
kalmamasını sağladık. Siemens’in metalik buzdolabı ve mutfak eşyaları da doğru
matlık oranıyla salonla bütünleşti.” Ya üst katlardaki mekanlar ve mutfak dışındaki
ıslak hacimler? Evin beyazda ve açık renkli ahşaplarda sürdürdüğü rahatlığın
üst katlarda kişisel tercihlere döndüğünü ifade eden Sengelli’ye göre,
banyolardaki siyah hakimiyeti buna iyi bir örnek: “Hare Tasarım ile çalıştığımız
özel hazırlanmış lavabolar ve HansGrohe’nin Philip Starck tasarımlı armatürleri
bu etkiyi öne çıkarıyor. Buradaki aydınlatmaları da evin bütününde olduğu gibi
Yenigün Aydınlatma’dan seçtik. Ebeveyn odasında kontrastı sağlamak ve duvardan
doğru yansımaları almak için kumaş kullanmayı tercih ettik.”
Masklar ön planda
Evin genelinde aksesuarların ve
özellikle maskların hakimiyeti dikkatimizi çekiyor. Mimar Sengelli, bunun
tamamen müşteri öncelik ve zevklerinin değerlendirilmesine ilişkin bir seçim
olduğunu belirtiyor: “Aksesuarlara önem vermemin sebebi, Dilek Hanım’ın bir
aksesuar tutkunu olması ve özellikle yurt dışı gezilerinden dönüşte, son derece
zevkli objelerle evine dönüyor olmasıydı. Özellikle İtalya’dan aldığı maskların
mutlaka beyaz üzerinde adeta sergileniyorcasına yaşamasını tercih ettim bu
sebeple...
Evin en üst katındaki çocuk odasının diğer mekanlardan oldukça farklı bir duruşu
var. Bu odanın mobilyaları Kerimcan Görgüler imzası taşıyor. Duvarlardaki çalışmalar
ise, Fırat Sengelli ve Ali Murat Tepe’nin ortak yaratımlarının ürünü:
“Mehmet’in hız ve motosiklet tutkusu, Ali (Murat Tepe) ile odanın duvarlarını
bir sokağa dönüştürme fırsatı verdi bize. Siyah rengi seven Mehmet odanın bir
sokak yarışının ortasında olmasını istiyordu. Sanırım ona istediğini
verebildik.”
1
1- Çatıdaki genç
odasının banyosu da, odanın çizgisine uyum sağlayacak kadar modern bir tarza
sahip.
2- “Mehmet’in hız ve motosiklet tutkusu, Ali (Murat Tepe) ile odanın
duvarlarını bir sokağa dönüştürme fırsatı verdi bize.”