22 Mayıs 2012 Salı
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

Erken Cumhuriyet’in mutfak ve banyoları
Erken Cumhuriyet dönemi olarak tanımladığımız 1923-1943 yılları arasındaki 20 yıllık süreçte yaşanan gelişmeler toplum düzeninde köklü değişikliklere yol açmıştır. Cumhuriyetle birlikte gelişen çağdaşlaşma ideolojisinin somut yansımaları konutlarda da hissedilmeye başlamıştır.


Resim 1:  Silifke,Hacı Hulisi Efendi Konağı, Mutfak. 
Kaynak : Fotoğraf,H.Özözlü, Atatürk Evleri, Dünya Yayıncılık, İstanbul, 1999, 89

Bu süreç içinde geleneksel yapıdan uzaklaşan yaşam biçimiyle toplum; yeni mekansal arayışlara yönelerek, yenilikleri kademeli olarak hayata geçirmiştir. Konutlarda bu süreçte yaşanan değişim, gerek yapısal gerekse mekansal boyutlarıyla günümüz yaşam biçiminin de temelini oluşturmuştur. İlk on yıl, değişim çabalarının sürdüğü bir dönem olarak mekansal çeşitliliğin hakim olduğu konutları ile dikkati çekerken; ikinci on yıl yeni düzenin yerleşmeye başladığı modern konutlarıyla öne çıkmaktadır. Değişimin daha çok kent merkezli olduğu dönem konutlarında belirginleşen özellikler incelendiğinde mekan anlayışının 1923-1933 ve 1933-1943 yılları arasında farklılaştığı görülmektedir. Erken Cumhuriyet dönemi konutlarında mekansal değişim genel olarak değerlendirildiğinde; batılılaşma ve çağdaş Türkiye’yi yaratma ideolojisi sonucu, toplum geleneksel düzenden uzaklaşarak modern mimari ile inşa edilen konforlu yapılara büyük bir istekle yönelmiş, bununla birlikte, “modern yaşama” olgusunu ancak imkanları ölçüsünde mekanlara yansıtabilmiştir. Konutların genelinde yaşanan değişim, kuşkusuz  mutfak ve banyolarda da doğrudan etkili olmuştur. Dönemin mutfak ve banyolarını detaylı olarak incelemeden önce değişim sürecine ve sebeplerine kısaca değinmek gereklidir. Dönemin konutları genel olarak Osmanlı’dan devraldığı geleneksel geniş aile yapısı, alışkanlıkları ve mekan düzeni ile Cumhuriyeti karşılamıştır. Osmanlı’nın batılılaşma çabalarına rağmen mekanlar, genelde mesafeli ilişkilerin korunması geleneği sonucu gelişen, sabit elemanlarla çözümlenmiş oda düzenini korumakta; odalar, farklı eylemlere (oturma, dinlenme, yemek yeme, çalışma, yatma ve yıkanma) cevap verecek konumda, bağımsız eylem alanları olarak kullanılmaktaydı.
Ancak kentlere göre değişiklikler gösteren konutlar ve mekan düzenleri toplumun gelir ve kültür yapısına bağlı olarak farklılaşmaktaydı. Özellikle, İmparatorluğun merkezi konumundaki İstanbul’da konutlar; kozmopolit yapısına bağlı olarak çeşitlilik gösteriyor ve diğer kentlere örnek oluşturuyordu. İstanbul’un saray çevresinden gelen aydınların yaşam biçimi, Avrupa örneği doğrultusunda gelişerek mekanlarına yansıyordu. Cumhuriyet öncesinde özellikle İzmir, Mersin, Trabzon gibi liman kentlerinde bu etkileşimin izleri daha belirgindi. Bu merkezlerde ticaret burjuvazisi, azınlıklar ve üst kademe bürokratların yaşadığı mekanlardaki değişim, Cumhuriyet’le birlikte orta ve büyük ölçekli Anadolu kentlerinde, bürokrat ve memur kesimle birlikte, prestijli meslek sahiplerinin yaşadığı mekanlarda da hissedilmeye başlandı. Erken Cumhuriyet döneminde mekanlarda göze çarpan en önemli özellik geleneksel yapı tipleriyle birlikte, modern yaşam düzeniyle örtüşen yeni konut tiplerinin kullanımından doğan çeşitliliktir. Bu nedenle konut tipleri, mevcut iç mekan düzeninin oluşmasını doğrudan etkileyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Mutfaklar; geleneksel yapılardan modern konutlara geçişte, alışkanlıkların terk edilmesini gerekli kılan bir düzeni beraberinde getirirken; aynı doğrultuda “Banyo” tanımlı mekanlar ise modern konutlarla hayata geçmiştir. Bu nedenle geleneksel düzenin konutları içerisinde banyolardan söz etmek zordur. Genel olarak, temizlik amaçlı ıslak hacimler olarak tanımlayabileceğimiz özellikleri ile irdelemek gerekmektedir.
Erken Cumhuriyet’in mutfak ve banyolarını değerlendirme aşamasında; dönem yayınları ve o dönemi anlatan romanlarda tanımlanan mekanlar önemli ipuçları vermektedir. Modern düzene geçişte yayınlarda yer alan mutfak ve banyo tasarımlarına ilişkin önerilerin ve reklamların kullanıcıyı bilinçlendirme misyonunu da üstlenerek, tercihleri yönlendirdiği görülmektedir. Yayınlara ulaşamayan veya yayınların ulaşamadığı önemli bir kesim ise çevrenin etkisi ile bu değişim çabalarına ortak olmuştur.

Mutfaklar
Mutfaklara geleneksel planlı konutlarda oldukça geniş hacimler ayrılmıştır. Genelde giriş katlarında bahçe veya avlu bağlantılı olarak planlanan mutfaklar - geniş aile düzeninin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde - çoğunlukla aileye yardımcı olan kişiler tarafından kullanılan mekanlardır. Büyük ocakların kullanıldığı bu hacimlerde yemekler kömür ateşinde pişirilirdi. Yemek hazırlıklarının yapıldığı dört ayaklı dikdörtgen büyük masalar, genelde sedirlerle kombine edilerek yer almaktaydı.
Konutlarda odaların özelleşmeye başlaması ile birlikte günlük yemeklerin yendiği mekanlar olarak da kullanılmaya başlayan mutfaklara, sandalyeler de katılmıştır. Halide Edip Adıvar’ın “ Sinekli Bakkal” ında bahsedilen mutfak da  “....Yemek odası ...  Yemek odası gene eski mutfak. ...  Geniş, ferah. yerlere kırmızı tuğla döşemişler, ocak öyle süslü olmuş ki ...Yalnız ortaya bir masa konulacak, muşamba örtülecek.” cümleleriyle  bu değişimi örneklemektedir. Mutfak gereçlerinin daha çok raflarda ve/veya asılarak depolandığı görülmektedir. Buzdolabı öncesinde yiyeceklerin saklanma sorunu, her gün yemek pişirme alışkanlığını doğurmuş, kısa süreli saklama amacı ile “tel dolaplar” kullanılmıştır. Ocak çevresindeki bazı hazırlık yüzeylerinin alt bölümlerinin kapak veya perdelerle örtülmesiyle oluşturulan depolama alanlarına da rastlanmaktadır.(Resim1) Ayrıca, mutfakların çoğunda veya bağlantılı olduğu avluda bir de toprak su küpleri bulunmaktaydı. Genellikle ağzı tülle örtülü, tahta kapaklı, çapı geniş ve yüksek olan bu küplerin en çok rastlananı “Enez küpleri” olduğu bilinmektedir. Konut sahiplerinin kullanmadığı mekanlar olması nedeniyle genellikle ihmal edilen geleneksel düzenin mutfak
duvarlarında daha çok çini kaplama; yer döşemesi olarak da yine çini, karo, mozaik veya malta taşı gibi malzemelerin kullanıldığı görülmektedir.   

Mutfaklar; geleneksel yapılardan modern konutlara geçişte, alışkanlıkların terk edilmesini gerekli kılan bir düzeni beraberinde getirirken; aynı doğrultuda “Banyo” tanımlı mekanlar ise modern konutlarla hayata geçmiştir.
Su tesisatının henüz kullanılmadığı bazı konutların mutfaklarında bahçe veya avluda yer alan; - yaz aylarında soğutma işlevi de gören- kuyulardan su sağlanmakta; içme suyu ise sakalar tarafından dağıtılmaktadır. 1920’lerin Ankara’sında “Solfasol” suyu olarak bilinen su, adını, getirildiği köyden almış ve dönemiyle özdeşleşmiştir. (Resim 2)


Resim 2: Saka Çocuk 1929  Kaynak : Fotoğraf, M.O.Williams .N.G.S İmage Collection, “İmparatorluktan Cumhuriyete İstanbul” İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2000, 7.

Modern konut mutfaklarının eski alışkanlıkların etkisiyle, standart bir plana oturtulamadığı görülmektedir. Apartmanların çoğunda havalandırmanın yetersiz olduğu dar alanlar mutfağa ayrılmış, villa tipi evlerde de aynı anlayışla ihmal edilmiştir. Plan özellikleri içinde de değinildiği gibi sadece servis girişi ve yemek bölümü ile ilişkisi düşünülen mutfak, konut sahibinin kullanmadığı bir hacim olarak değerlendirmiştir. Kimi mutfaklarda yapıyla çözülmüş daha çok “davlumbaz” olarak bilinen, bacaya bağlı bölümler ocak üstünde yer alırken, pencere camına yerleştirilen tipte “aspiratör”ler de havalandırma sorununa ek çözüm olarak sunulmuştur. Mutfağı yeterli kullanım özelliklerine sahip, nadir konutların projeleri tanıtılırken, “ev sahibinin yardımcısına kullandıramayacağı kadar konforlu” tanımı ile kullanıcıya sunulmuştur. Ayrıca Yedigün dergisinin “Ev ve Eşya” köşelerinden birinde konu edilen mutfak “ev kadınının salonu”  olarak anlatılmıştır. (Resim 3)


Resim 3:Mutfak Önerisi.  Kaynak : Yedigün, (7), 1933

Mutfaklardaki önemli değişimlerden biri havagazının yapılara girmesi ile kullanılmaya başlayan havagazı ocaklarının yaygınlaşmasıdır. “Bugünün Saraylısı” adlı romanda Taksim civarındaki bir apartman dairesinin mutfağında kullanılmaya başlanan havagazı; “...Elektriği kendi evindeki tasarruf zihniyeti ile yakmadığı için mutfak karlı seher vaktinin donuk loşluğunda. Fakat her tarafı beyaz çinilerle kaplı olduğundan karanlık sayılmaz; ayrıca havagazının bir mücevher gibi gök yakut ile fır dolayı işlenmiş ışıldak halkası ikisinin de yüzüne aksetmiş...” şeklinde, dolaylı bir anlatımla vurgulanmıştır.
Bazı mutfakların ocak çevresinde; “Kiralık Konak” romanında adı geçen, Şişli’deki bir apartman dairesinin mutfağında olduğu gibi, çini taklidi “frenk tuğlaları”nın döşendiği örnekler de mevcuttur.
Bu dönem yayınlarında, yurt dışındaki mutfak örnekleri de dikkate alınmaya başlanmıştır. , Modern yapıların, duvarların daha çok fayans kaplandığı mutfaklarında yer döşemesi olarak karo mozaik, çini gibi malzemelerin yanı sıra mermer de kullanılmıştır.(Resim 4)


Resim 4: Dönemin Amerikan Mutfağı, yeni yapılara örnek oluşturmuştur. Kaynak : Yedigün, (148), c:6,1936, 6.

Bazı mutfakların ocak çevresinde; “Kiralık Konak” romanında adı geçen, Şişli’deki bir apartman dairesinin mutfağında olduğu gibi, çini taklidi “frenk tuğlaları”nın döşendiği örnekler de mevcuttur. Su tesisatına sahip yeni konutların mutfaklarındaki bir değişim de tel dolapların yerini alan “buzdolapları” olmuştur. (Resim 5) Ancak mutfakları dar olan pek çok konutta buzdolabı, mutfak dışında, çoğunlukla holde kullanılmış ve üstü örtülerek, mekandaki mobilyalarla bütünleştirilmeye çalışılmıştır. Günümüzde de kullandığımız marka buzdolaplarının ilk örnekleri, “Erken Cumhuriyet”in konutlarında çağdaşlık simgesine dönüşmüştür. 

Temizlik amaçlı ıslak hacimler ve banyolar
Temizlik amaçlı ıslak hacimler konut tiplerine göre çeşitlilik göstermektedir. Geleneksel planlı konutlarda odaların dolapları içinde yer alan “gusülhane” adı verilen çinko kaplı bölümlerin yanı sıra, aynı zamanda “hamam” ve “alaturka tuvaletler” de kullanılmakta idi.          
Hamamlar genelde, yer ve duvarları mermer kaplı olup, (çini olanlar da mevcuttur) sıcak ve soğuk su muslukları olan mermer “kurna”ların yer aldığı mekanlardır. Çoğunlukla “soğukluk” adı verilen bir ön girişi bulunan hamamın
bitişiğinde; içinde fırın benzeri ocakların ve su depolarının bulunduğu bir hacim mevcuttur. Bu kapalı ocaklarda odun yakılmakta ve bu yolla depolardan birindeki su ve hamamın ısınması sağlanmaktadır. Konut tiplerine göre değişmekle birlikte; tavanlarında tepe penceresi olan örneklerine de rastlanan hamamların tavanları, çoğunlukla alçı malzemeyle bitirilmiştir. Konut mekanlarında yaşanan değişim süreci içinde hamamlar; eski düzenin devamı niteliğindeki hacimler olarak karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş yaşamın içinde yer almayan ve modern konutların banyoları ile karşılaştırıldığında; kullanımı zor gelen hamamlar, yapının bir parçası olması sebebiyle değiştirilmesi oldukça zahmetli mekanlardı. “Kiralık Konak” romanında adı geçen, Cihangir’deki bir konağın hamamı da modern yaşam biçimine uyumsuzluğu nedeniyle “ Koca evde adamakıllı bir banyo odası bile yok, o hantal hamamı yakmak, ikide birde kazanını sıvattırmak, ikide birde kurnalarını tamir ettirmek lazım geliyor.” şeklinde bir yakınmaya konu edilmiş, Şişli’deki apartmanlara geçmek için var olan pek çok sebepten biri olarak ortaya konmuştu.  
Gedikpaşa’da yaşayan Ata Efendi ise evindeki hamamı yenilemeyi seçmişti :
“...Rüştü ertesi gün ustalar yollayacak hamam bölmesine bir banyo koyduracaktı. – Bir de havagazı ile ısınan termosifon lazım. Derhal sıcak su verir; lastikli duş tertibatı da vardır.”
“...Altıncı günü Ata Efendi – henüz çimento, kireç, alçı kokan, fakat pırıl pırıl çinileri, muslukları ve beyaz lake boyalı su ısıtacağıyla evin bir köşesini lüks hale sokan hamama uzun uzun baktıktan sonra – erkenden sokağa çıktı;..” cümleleri ile “Bugünün Saraylısı” romanına konu olan hamamın bir banyoya dönüştürülmeye çalışıldığı görülmektedir.  
“Ankara” romanında adı geçen köşk ise 1926’da baştan başa modernize edilirken banyo da dönemin tüm “asri” yenilikleri; “...Lakin, Murat Beyin banyosu bütün dillerde destandı. Yatak odasının yanı başında bir büyük salon genişliğinde olan bu banyo, yerden tavana kadar mavi çinilerle kaplı idi. Teknesi, aynı renge çalar somaki mermerdendi. Aynı mermerden lavabonun bizote aynaları öyle bir teknikle yapılmıştı ki, banyonun neresine gitseniz, hep kendinizi onun içinde seyretmeniz mümkündü...”
“...Murat Bey, ...Berlin’den getirttiği türlü türlü friksiyon ve masaj aletlerinin ve daha bir sürü hidroterapik icatların birini bırakıp birini alıyor,.. Bu, fıskiyeli havuzları andıran bir muntan bide idi...” satırlarındaki şekliyle uygulanmıştı.  
Dönemin modern apartman ve villalarındaki banyo ve tuvaletler; “Banyo Odası” ve “Tuvalet Odası” olarak da adlandırılmaktadır. Tuvaletlerin “alaturka”dan, “alafranga”ya geçiş yaptığı bu konutların banyolarında Lavabo, klozet, küvet (çoğunlukla ayaklı) ve termosifonun (veya havagazlı şofben)  yer aldığı;(Resim 6) bazılarında da ithal ürünlerin de kullanıldığı görülmektedir.(Resim 7) Yer ve duvarlarda fayans ve çini-mozaik kaplamalarının haricinde mermer de kullanılmıştır.(Resim 8) Ayrıca bu dönem apartmanlarının bazılarında sürekli sıcak su sağlayan merkezi sistem tesisatı da bulunmaktadır.   Modern yapı içindeki, modern banyonun nasıl olması gerektiğine dönemin tek mimarlık yayını olan Arkitekt dergisinde, örnek bir proje üzerinde değinen Behçet Ünsal; “ Banyo odası değil, hakikaten bir salon, beynovar öyle yarım vücut banyosu almak için değil, istediğiniz gibi su içinde uzanabilirsiniz. Fakat, belki banyoya girip de hasta gibi tedavi için yatmayı sevmezseniz ne de olsa kurnada yıkanmak daha temiz


Resim 6: Aparey ve tesisat malzemeleri reklamı.  Kaynak : Arkitekt,(9), 1936,


Resim 7: Villeroy – Boch Reklamı.   Kaynak : Arkitekt,(1), 1938


Resim 8: Salih Sabri Evi, Banyosu.  Kaynak : Arkitekt, (2), 1936, 40.


Dönemin, özellikle ikinci yarısında yurt dışı yayınlarındaki örneklere benzer plan ve projelerle halkın tercihleri yönlendirilmeye çalışılmıştır. Plan-perspektifinin detaylı olarak verildiği bu konut örneğinde, mutfak ve banyo merkezi konumda yer almış olmasına rağmen ayrılan hacimlerin oldukça küçük olduğu görülmektedir. Konut ise çağdaşlık göstergesi olarak "Amerikan Evi" tanımıyla verilmiştir.(Yedigün Dergisi)

 

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


70553 - unknown - 38.107.179.240