|
Kendi
özgürlüğünüze yakalanın!
“Tüm hüzünlerinizi dışarıda
bırakın…” İşte Concrete’in mimarı Rob Wagemans’ın tasarımının çıkış noktası.
Amsterdam, Roma ve San Francisco’dan sonra şimdi de İstanbul’da Supperclub,
farklı bir deneyimin parçası olmak isteyenlere kapılarını açıyor.

Bu Supperclub’ın Türkiye’ye
ilk yerleşimi değil. Geçen yıl da deneme mahiyetinde Sortie’de bulunan
Supperclub, piyasanın nabzını tuttuktan ve halkı konsepte ısındırdıktan sonra
kendi yerini açmaya karar vermiş. Artık Supperclub İstanbul Ortaköy’de, Boğaziçi
Köprüsü’nün hemen yanı başında… Girişten hemen sonra, geniş ve davetkar
koltuklarıyla yaz geceleri müdavimi olabileceğiniz harika bir bahçeye ulaşıyorsunuz.
Oradan da, üzerinde Supperclub logosu bulunan, boydan boya cam cepheli girişinden
ana mekana… Bu mekanda renk seçimi, diğer tüm Supperclub’larda olduğu gibi
gerçekleştirilmiş: İç döşemeler siyah, minderler ise karbeyazı. Mekanın
merkezinde parlak kırmızı kadifeden yuvarlak oturma grubu, barın hemen karşısında
konumlanmış. Yanıp sönen mavi ışıklarıyla Smirnoff şişelerinin dizildiği nişlerin,
üst bölümünde konumlandığı bar, başlı başına bir “performans merkezi”. Barın
bitiminde DJ bölümü bulunuyor. Hemen yanında ise, yemek sunumlarının yapıldığı
açık mutfak var. Minderlerin rahatlığında kurulmuşken, bir taraftan da mutfakta
çalışmakta olan şeflere göz atmak mümkün. Supperclub’ın birbirinden leziz
yemeklerini hazırlayan David Nicol ve ekibinin yanı sıra, tüm personel
Amsterdam’dan gelmiş. Çalışanların tümü, Supperclub’ın yemek, içki, müzik ve eğlence
felsefesiyle donatılmış olduğu için, farklılığı mekana adımınızı attığınız
andan itibaren solumaya başlıyorsunuz.
İlk Supperclub
Amsterdam’da…

Supperclub 15 yıl önce
Amsterdam’da önce bir grup yaratıcı ve marjinal sanatçının buluşu olarak
faaliyetine başlamış. Daha sonra 1999 yılında eski denizci, tekstil patronu
Bert van der Leden, kulübün yeni sahibi olmuş. Bert, Supperclub’ı aldıktan
sonra, kulübün yeniden yapılandırma sürecinde geçmişinden gelen “underground”
kimliğini ve felsefesini korumayı hedeflemiş. Supperclub’ın konseptini yansıtan
bir içerik tasarlanmış. Bu yenilenme sadece dekorla kalmamış tabii. A’dan Z’ye
mutfağı da yenilenen Supperclub, Amsterdam’ın “uğranması gereken” lezzet
duraklarından biri olmuş... Bundan sonraki adım, 2002’de yurtdışında bir kulüp
olmuş ve Supperclub Roma açılmış. Bir yıl sonra Amsterdam’da yelken kulübü
Supperclub Cruise kurulmuş. Bunları 2005’te Supperclub San Francisco’nun açılması
izlemiş. Geleneksel bir restaurant arıyorsanız, değiştiremediğiniz bir damak
tadınız varsa ya da yeni deneyimlerden korkuyorsanız Supperclub size göre bir
yer değil! Çünkü burada her şey mümkün! Farklı beklentilerin yanı sıra, bir
mekanda sıradışı bir yemek deneyimi arıyorsanız, Supperclub'ın kapısını çalın,
deriz. İşletme sahibi Bert van der Leden, özgürlüğün Supperclub'ın anahtar
kelimesi olduğunu söylüyor. Bunu, mekana girdiğiniz anda algılıyorsunuz. Her akşam
farklı bir atmosferle donanan mekan, insanların kendilerini tamamen ortamın akışına
bırakabilecekleri özel bir yer...
Supperclub, sadece bir bar ya da restoran değil, performans merkezi de değil,
bunlardan çok daha fazlası. Eğlenmeye giden herkesin katılabileceği interaktif
bir platform sunan Supperclub’da sergilenen performanslar spontane gelişiyor. Size
de, farklı ve öngörülemeyen bir deneyimin parçası olmak düşüyor. Nasıl, kulağa
hoş geliyor değil mi?

Çılgın klübün yaratıcı tasarım ekibi
|
|