İlk
yardım
Zehirlenmelerin tedavisinde zaman faktörü en önemli rolü
üstlenir. Zehirlenmenin tanısı ne kadar çabuk konur ve tedaviye ne kadar erken
başlanırsa, başarı şansı o kadar yüksektir.
Ancak klinik bulgulara göre tanı koymak çok defa zordur. İlk
belirtiler birbirine benzerlik gösterir. Hastada aniden başlayan bulantı, kusma
ve bitkinlik öncelikle zehirlenmeyi akla getirmelidir. Tanı koymada hastanın
muayene bulguları yanında olayın iyice soruşturulmasının büyük önemi vardır.
Hasta ve yakınlarından, hastanın aldığı gıdalar, içtiği ilaçlar, evde başka
amaçlarla ilaç bulunup bulunmadığı ve bunlarda bir eksilme olup olmadığı,
şüpheli bir durumla karşılaşıp karşılaşmadıkları, evde zehirli olabilecek
maddelerin bulunup bulunmadığı, hastanın bulunduğu yer, alınan gıdaların türü
ve kaynakları iyice sorulup bazı ipuçları yakalanmaya çalışılmalıdır. Hastanın
bulunduğu yerde boş ilaç kutusu ve ambalajları bulunmuş ise bunların
getirtilerek içerikleri araştırılır. Hastanın son zamanlarda bazı sorunları
olup olmadığı da sorulmalıdır.
Hasta daha önce kusmuş ise kusmuğunda ilaç artıklarına
rastlanıp rastlanmadığı ve varsa tarifleri araştırılır. Bazı zehirler geç etki
gösterdiklerinden soruşturma daha önceki günleri de kapsamalıdır. Hastanın
mesleği ve çalışma şartları meslek zehirlenmelerinin aydınlatılmasında yararlı
olur.
Hastanın sağlık kuruluşuna nakledilinceye ya da hekim
gelinceye kadar geçen süre içinde bazı ilk yardım uygulamaları gerekebilir.

Zehirlenme vakalarında, tanı koymadan önce muayene
bulgularının yanısıra olayın iyice soruşturulmasının büyük önemi vardır.
Zehirlenmelerde ilk yapılacak şey hekime haber verilmesi,
hastanın hastaneye naklinin sağlanmasıdır.
Hastanın bilinç düzeyi kontrol edilir.
Solunum kontrol edilir, solunum yoksa veya çok yetersizse,
hastada morarma varsa ağız-ağıza yapay solunumla hasta havalandırılır.
Nabız kontrol edilir, kalp durması saptanırsa kalp masajı
yapılır.
Zehirlenme nedeni araştırılır.
Zehirin vücuda giriş yeri araştırılır.
Varsa boş ilaç kutuları hekime gösterilmek üzere saklanır.
Zehirlenmeye neden olan madde vücuda ve giysilere
bulaşmışsa, elbiseler çıkartılır, hasta temizlenir.
Zehirlenme solunum yolu ile oluşmuşsa hasta derhal açık
havaya çıkartılır, odanın havalandırılması sağlanır. Odada zehirli gaz
bulunduğundan hasta yakınlarının dikkatli olmaları ve kendilerini korumaları
gerekir.
Şüpheli yiyecek artıkları veya kusmuk, dışkı gibi maddeler
varsa ilerde analiz yapılmak üzere muhafaza edilir.
Bilinç kaybı olan hastalarda genellikle kaslarda gevşeme
olduğundan çenenin pozisyonu ve dilin geriye sarkması ile hava yollarını
tıkaması söz konusu olabilir.
Uygun pozisyon verilerek ve başın arkaya doğru itilip
enseden hafifçe kaldırma veya alt çenenin öne doğru çekilmesiyle hava
yollarının açık kalması sağlanabilir.
Hastada kusmalar varsa kusmuğun solunum yollarına kaçmasına
meydan verilmemelidir. Hasta başı aşağıda kalacak duruma getirilirse nefes
borusuna mide içeriğinin kaçması önlenebilir.
Hastanın yatırılarak tam istirahati temin edilir.
Hasta korosiv madde almış ise kusturma yapılmamalıdır.
Sağlık kurumlarında yapılacak tedaviler
Hastanın muayenesi sırasında zehirlenmenin nedenini
aydınlatabilmek amacıyla hasta veya yakınlarından bilgi edinilmelidir.
Süratli bir muayene ile hastanın hayati fonksiyonları (kalp,
dolaşım, solunum, merkez sinir sistemi) kontrol edilmelidir. Hastada derhal bir
damar yolu açılır. Solunumu durmuş veya yetersiz olan hastalarda suni solunum
desteği ve oksijen verilerek havalandırma sağlanır. Tansiyon düşüklüğünde sıvı
verilmesi ve tıbbi ilaçlarla normal sınırlara yükseltilir. Kasılmalar varsa
buna karşı önlemler alınır.
Hayati fonksiyonların kontrol altına alınması çabalarının
yanısıra zehirin vücuda yayılmasını önleyici tedbirlere baş vurulur. Bunların
başında kusturma ve mide yıkama gelir. Bilinci açık hastalarda ağız boşluğunun
arka bölgesine bir kaşık veya parmakla dokunmak kusma refleksini uyandırır.
Kusmuk dikkatle incelenerek ilaç artıkları olup olmadığı araştırılır.
Korosiv maddelerle ve petrol ürünleri ile zehirlenmelerde
kusturma yapılması sakıncalıdır.
Kusturma işlemi bazı ilaçlar kullanılarakta yapılabilmekte
fakat bu yönteme seyrek baş vurulmaktadır. Bilinci kapalı hastalarda kusturma
sakıncalıdır.
Mide yıkanması ağız yoluyla alınan ve henüz midede bulunan
kana karışmamış zehirli maddelerin uzaklaştırılmasında en etkili yöntemdir.
Özellikle madde alımından kısa bir süre sonra müdahale edilen hastalarda
etkenin büyük ölçüde atılımı sağlanabilir. Alımın üzerinden 2-4 saatlik bir
süre geçmişse mide yıkama fazla etkin olmaz.
Bu süre içinde zehirli madde büyük ölçüde kana karışmış veya
mideyi terk ederek bağırsaklara geçmiştir. Ancak zehirli maddelerin birçoğu
mide hareketlerini yavaşlatarak ve mide çıkışında spazma neden olarak mide
boşalmasını geciktirirler. Bu nedenle aradan geçen süreye bakılmaksızın mide
yıkaması uygulanmalıdır. Mide yıkanması yemek borusundan mideye geçirilen kalın
çaplı bir lastik boru yardımı ile gerçekleştirilir. En basit şekliyle borunun
dışta kalan ucundan bir huni yardımı ile su verilir. Boru hastanın başından
daha alt seviyeye indirilerek boşalma sağlanır. Bu işlem gelen sıvı
berraklaşıncaya kadar tekrarlanır. Bilinci kapalı hastalarda mide yıkaması
sırasında mide içeriğinin hava yoluna kaçma riski vardır. Bu hastalarda önce
hava yoluna bir solunum tüpü yerleştirilerek solunum güven altına alındıktan
sonra mide yıkama işlemi başlatılır. Son yıkamadan sonra aktif kömür midede
bırakılır.
Aktif kömür birçok maddeyi bağlayarak etkisiz hale getirir ve
bağırsaklardan atılmasını sağlar. Mideden bağırsaklara geçmiş olan zehirli
maddelerin emilmeden atılmasını hızlandırmak amacı ile müshiller verilerek
bağırsakların boşalması sağlanır. İdrar miktarını arttırılması da yarar
sağlayabilir.

Tansiyon düşüklüğünde hastaya sıvı verilmeli ve tansiyon,
tıbbi ilaçlarla normal sınırlara yükseltilmelidir.
Ağır hastalarda kana karışmış zehirin elimine edilmesi için
diyaliz yöntemine başvurulur. Ancak her zehirin diyalizle vücuttan alınması söz
konusu değildir. Ayrıca kana uzun süre önce karışarak vücutta zararlı etklerini
göstermiş vakalarda fazla yarar sağlanmaz.
Botulism, yılan ve akrep zehirlenmelerinde zehire karşı
hazırlanmış serumlar kullanılır.
Hasta geldiğinde kan, idrar ve mide içerikleri alınarak
toksikolojik analiz için laboratuvara gönderilir. Hastada vücut ısısı düşükse
battaniyeler ile sarılarak ve sıcak uygulanarak yükseltilmeye çalışılır.
Laboratuvar tetkikleri ile kan tahlilleri sonucuna göre
gerekli tedaviler yapılır. Kan şeker düzeyinin düşük veya yüksek olduğu
durumlarda gerekli müdahale ile normal sınırlara çekilir. Su kaybı ve kan
elektrolitlerinde kayıplar varsa telafi edilir.
Bazı vakalarda kan verilmesi gerekebilir.
Hastada bulgulara yönelik tedaviye de zaman kaybetmeden
başlanır.

Zehirlenme vakaları bulgular hafifte olsa gözlem altında
tutulmalıdır. Bazı zehirlerin etkilerinin geç ortaya çıktığı unutulmamalıdır.
Zehirin cinsi belirlenebilmiş ise spesifik tedavi uygulanır.
Antidot zehirli maddelerin etkisini yok eden ilaçlara verilen isimdir. Her
zehirin antidotu yoktur. Zehirin cinsi saptanmış ve antidotu varsa uygulanır.
Bazı ilaçlar ise zehirin vücutta yaratmış olduğu bozuklukları tedavi edici
niteliktedir.
Zehirlenme vakalarında zehirin cinsi biliniyorsa, ülkemizde
de bazı yerlerde bulunan Zehir Danışma Merkezleri aranarak zehir hakkında bilgi
alınabilmektedir.
Zehirlenme vakaları bulgular hafifte olsa gözlem altında
tutulmalıdır. Bazı zehirlerin etkilerinin geç ortaya çıktığı unutulmamalıdır.
Özellikle nedeni bilinmeyen zehirlenmelerde hasta mutlaka
hastaneye yatırılmalıdır.
Ağır zehirlenmelerin tedavisi yoğun bakım sevislerinde
yürütülmelidir. Bu şekilde hastanın cihazlar yardımı ile daha yakından
izlenmesi, oluşabilecek değişimlerin süratle farkına varılarak giderilmesi
mümkün olur.
Bazı zehirlenmelerin tedavileri uzun sürebilir ve kalıcı
bozukluklarla iyileşme sağlanabilir.