23 Mayıs 2012 Çarşamba
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Zehirlenme belirtileri

Zehirlenme olaylarında hastanın hekime getirildiğindeki klinik belirtiler, muayene bulguları, hastanın kendisinden veya yakınlarından alınan bilgiler ve laboratuvar incelemeleri ile tanıya gidilir.

Ortaya çıkan hastalık belirtileri tek başına tanı konulması için yeterli olmayabilir. Birçok zehirlenmede ortak belirtiler görülebildiği gibi bu belirtiler kişiden kişiye farklılıklar da gösterir. Kesin tanı ancak laboratuvar sonuçları ile konur. Akut zehirlenme vakalarında ise laboratuvar sonuçlarını beklemeye fırsat yoktur, hastanın tedavisine zaman kaybetmeden başlanmalıdır.

 

Akut zehirlenmelerde, hastanın tedavisine zaman kaybetmeden başlamak gerekir.

 

Sindirim sistemi belirtileri

Zehirlenme vakalarının çoğunda bulantı ve kusma görülür. Bu nedenle sadece bulantı ve kusmanın varlığı, başka belirtiler ve bilgiler yoksa tanı koymak için yeterli değildir. Ancak zehirlenme şüphesi düşünülerek bu yönde araştırma yapılmasını sağlar.

 

Oksijensizlik (Hipoksi)

Zehirlenmelerden ölüm olaylarının çoğundan hastanın oksijensiz kalması sorumludur. Oksijen bilindiği gibi canlı organizma için mutlaka elzem olan ve sürekli tüketilen bir maddedir. Vücuttaki tüm hücreler etkinliklerini ancak oksijen varlığında yerine getirebilirler. Oksijen havada %21 oranında bulunur. Solunum havası ile akciğerlere alınan oksijen buradan kanına geçer ve kanın alyuvarları ile taşınır. Dokularda hücre düzeyinde oksijen bırakılır ve hücrenin metabolizması bu şekilde sürdürülür.

 

Vücudun oksijensiz kalmaya tahammülü dakikalar ile sınırlıdır. Oksijensizliğe en hassas organ ise beyindir. Beyine oksijen gitmesinin tam ortadan kalktığı durumlarda (örneğin kalp durmasında) beyin hücrelerinin hayatta kalma süresi yaklaşık 5 dakikadır. Bundan sonra ağır hasarlar oluşur veya beyin fonksiyonları tümüyle kaybolarak ölüme yol açar. Hipoksik hastanın rengi morumsudur.

Ancak hastada kansızlık hastalığı varsa (anemi) morarma görülmez. Bazı ilaç zehirlenmelerinde (örneğin karbonmonoksit) cilt rengi değişmez veya pembe-kırmızı bir hal alır. Hipokside hastanın kalp atışları önce hızlanır, sonra yavaşlar. Bunu kalp durması takip eder. Zehirlenme olgularında hipoksinin oluş mekanizmaları değişiktir.

 

1-Solunan havadaki oksijen konsantrasyonunun düşük olması: Zehirli gazlar, yoğun duman gibi durumlarda havanın yerini gaz aldığından oksijen miktarı azalır. Gazın çok miktarda olması, bizzat kendisi zehirli olmasa bile oksijensizlik dolayısı ile etki gösterir. Bu da hastanın oksijensiz kalmasına neden olur.

2-Solunum merkezinin baskılanması: Merkezi sinir sisteminde bulunan solunum merkezi birçok maddenin etkisi ile baskılanır. Buna solunum depresyonu adı verilir. Morfin ve türevi ilaçlar, barbitürat ve uyku ilaçları bu türde oksijensizlik yaratan başlıca ilaçlardandır.

3-Solunum kaslarının felci: Solunum oluşabilmesi yani havanın akciğerlere girebilmesi için göğüsün genişlemesi gerekir. Bu da periyodik olarak bir dizi kasın kasılması ile oluşur. Bazı, zehirler solunum kaslarının felcine neden olarak hastanın nefes almasını imkansız hale getirirler. Nefes alamayan hastada kısa sürede hipoksi gelişir.

4-Hücresel solunumun engellenmesi: Oksijen akciğerlerden alınıp kanla dokulara taşınır. Dokulara ulaşan oksijen hücrelere girer, burada tüketilir. Syanür gibi bazı zehirler oksijenin hücrelerde kullanımını engelleyerek etki ederler.

5-Oksijenin kana karışmasında zorlaşma: Solunum yollarında oluşabilecek ileri derece şişmeler havanın akciğerlere geçişini engellerler. Bazı zehirlenmelerde görülen alerji-anaflaktik reaksiyonlar sonucu boğaz ve yutak bölgesinin veya dilin şişerek hava yollarını tıkaması böyledir.

Diğer taraftan tahriş edici gazların solunması ile küçük solunum yollarında daralma ve tıkanmalar oluşabilir. Bazı durumlarda ise akciğerlerin zehirin etkisi ile sıvı ile dolması sonucu havalanma ortadan kalkar.

6-Oksijenin taşınmasının engellenmesi: Oksijen kanda alyuvarların içindeki hemoglobin molekülüne bağlanarak taşınır. Karbonmonoksit zehirlenmesinde zehirli gaz molekülü hemoglobin ile birleştiğinden oksijen akciğerlerden dokulara taşınamaz.

 

Zehirlenmelerde görülen ölüm olaylarının en sık görülen sebeplerinden biri oksijensizliktir.

 

 

Bazı, zehirler solunum kaslarının felcine neden olarak hastanın nefes almasını imkansız hale getirirler.

 

Kan basıncının düşmesi

Birçok ilaç zehirleyici dozlarda alındığında damarlar üzerine direkt etki ile tansiyon

düşmesine neden olur.

Kan basıncının düşmesi damarlar üzerinde genişletici etkiden başka, kan basıncını kontrol eden merkezlerin devre dışı kalması veya aşırı su kaybı sonucu da ortaya çıkabilir.

Tansiyonun ciddi boyutlarda düşmesi ve uzun süre devam etmesi şok tablosunu ortaya çıkarır. Organ ve dokuların yeterince kanlanması sağlanamadığından ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınır. Uzun süreli şok ölümle sonuçlanır.

Tansiyon düşmesi tehlikeli bir belirtidir ve acil tedaviyi gerektirir.

 

Nörolojik bozukluklar

Merkez sinir sisteminin etkilendiği zehirlenmelerde çok sayıda belirtiler ortaya çıkar. En sık görülenler bilinç bulanıklığı, bilinç kaybı ve komadır. Uyku ilaçları kısa sürede bilinç bozukluklarına yol açarlar. Bunlardan başka çok sayıda etken bilinç kaybı nedeni olabilir. Bir başka belirti sara (epilepsi) krizlerine benzer şekilde yaygın kasılmalardır. Konvülsiyon adı verilen bu kasılmalar zehirlere bağlı olabildiği gibi oksijensiz kalma neticesinde de ortaya çıkabilir. Bazı zehirlenmelerde çevresel sinirler etkilenir. Örneğin tarım ilaçlarından organik fosfor bileşimleri ile zehirlenmeler sonucu düşük ayak tabir edilen ve hastanın ayaklarını kaldıramaması durumu zehirin buradaki sinirler üzerine oluşturduğu hasarın neticesidir.

 

Gözler ve göz bebeklerinin durumu

Morfin ve türevleri, organik fosforlar tipik olarak göz bebeklerinin daralmasına yol açarlar. Bazen göz bebeği 1-2 mm çapına kadar daralır. Aksine bazı zehirlenmelerde çap genişler. Göz bebeği çap değişikliklerinin tanı konulmasında önemli yardımı olur. Çift görme (alkol, morfin vb), bulanık görme (alkol, metil alkol, botulismus, lityum vb), göz küresinin titreşmesi (nistagmus- barbitüratlar, bazı sara ilaçları, salisilatlar vb), renk görme bozukluğu (bazı kalp ilaçları) gibi farklı bozukluklar tanıda yardımcı olabilir.

 

Karaciğer bozuklukları

Karaciğer üzerine zehirli etki gösteren ilaçlar mevcut karaciğer rahatsızlığını alevlendirir veya sağlam karaciğerde fonksiyon bozukluklarına yol açar.

Mantar zehirlenmelerinde görülen hızlı seyreden karaciğer yetmezliği tipik  örnektir.

 

Böbrek bozuklukları

Uzun süre tansiyonun düşük kalması veya aşırı sıvı kayıplarının yerine konmamasında ikincil olarak böbrek bozuklukları gelişir. Etilen glikol, ağır metal zehirlenmeleri direkt etki ile böbreklerde hasara yol açarlar. Böbrek bozuklukları geçici veya kalıcı olabilir.

 

Zehirlenmelerle oluşan akut böbrek yetmezliği nisbeten seyrek görülür.

 

Çocuklarda zehirlenmeler

Araştırmalarda çocuklarda zehirlenmelerin başında kaza sonucu ilaç alımı gelmektedir. Erişkinler için hazırlanmış ilaçlar vücut ağırlığı daha düşük olan çocuklarda ve bebeklerde ciddi zehirlenmelere neden olur. İlaçlardan başka çamaşır suyu, haşere ilacı gibi maddelerin alınması da çocuklarda sık görülen zehirlenme türlerindendir. Çocuklu evlerde ilaçların ve çeşitli amaçlarla kullanılan kimyasal maddelerin saklanmasına daha fazla özen gösterilmelidir. Çocuklarda zehirlenme belirtileri bazen geç farkedilebilir.

 

Yaşlılarda  zehirlenmeler

Yaşla ilişkili olarak vücut fonksiyonlarında ortaya çıkan değişiklikler ilaçların metabolizmalarını ve atılımlarını değiştirir.

Bazı ilaçların yavaş metabolize edilmeleri yaşlılarda bunların toksik etkilerini arttırır. Ayrıca yaşlılarda bulunması muhtemel yandaş hastalıklarda zehirlenmelerin etkileri daha belirgin ortaya çıkar.

Organ fonksiyonların da mevcut bir azalma varsa, bu organlar üzerine etkiler daha şiddetli görülür ve daha ciddi zehirlenmelere yol açar.

 

Çamaşır suyu, haşere ilacı gibi maddelerin alınması da çocuklarda sık görülen zehirlenme türlerindendir,

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


9246 - unknown - 38.107.179.236