'Her Şey' Hakkında Her Şey
BÜYÜK TAARRUZ, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı başlattığı genel saldırı. Sakarya yenilgisinden sonra Yunan ordusu, Eskişehir, Kütahya ve Afyon’un doğusuna çekilerek, savunma önlemleri almaya ve birliklerinin gücünü artırmaya başlamıştı. Afyon Cephesi, savunmanın en yoğun olduğu bölgeydi. Siperler kazılmış, önleri tel örgüler ve ağır silâhlarla donatılmıştı. Bu sırada cepheyi gezen İngiliz subaylarından biri, cepheyi çok güçlü bularak “Türkler bu mevzileri beş-altı ayda düşürebilirlerse, bir günde düşürdüklerini söyleyebilirler” demişti. Türk ordusu, Sakarya Zaferi’ni kazanmış olmasına rağmen henüz, Yunan ordusunu savaşa zorlayarak yok edecek durumda değildi. Ordunun büyük bir saldırıya girişebilmesi için büyük eksikleri vardı. Bunların giderilmesi için halktan son bir kez özveride bulunmaları istendi. Bütün malî kaynaklar, son sınırına kadar zorlandı. Taarruz başarılı olursa Türkiye kurtulacak, aksi halde Kurtuluş Savaşı, malî yönden ülkeyi bir çıkmaza sokmuş olacaktı. Sakarya Zaferi’ni izleyen günlerde, büyük taarruz için hemen hazırlıklara başlandı; subaylar ve askerler taarruzu gerçekleştirebilecek şekilde yetiştirilmeye çalışıldı. Ülkenin tüm kaynakları ordunun emrine verildi. Doğu ve Güney Cephesi’ndeki kuvvetler, Batı Cephesi’nde toplandı. İstanbul’da kurulmuş olan çeşitli örgütler, İtilâf Devletleri’nin denetimindeki depolardan kaçırdıkları silâh ve cephaneyi, İnebolu ve Kastamonu yoluyla Ankara’ya ulaştırdılar. Türk ordusu ilk kez taarruza geçecekti. Bu yüzden düşmana karşı sayıca üstün olması gerekiyordu. Yunanlıların Anadolu’daki asker mevcudu 200.000 kadardı. Hazırlıklar sırasında ordumuzun asker mevcudu artırılmaya çalışılıp mevcut, 186.000’e yükseltildi. Böylece, ilk kez asker sayısı bakımından Yunan ordusuna yaklaşıldı. Bütün gayretlere rağmen Türk ordusu, süvari kuvvetleri dışında hiçbir yönden Yunan ordusuna üstünlük sağlayamamış, ancak bir denge kurabilmişti. Türk Ordusu Yunan Ordusu Asker 186.000 195.000 Tüfek 98.956 130.000 Ağır Mak. Tüfek 839 1.002 Hafif Mak. Tüfek 2.025 3.152 Top 323 344 Kılıç 5.286 3.000 Uçak 10 50 Altı ay süren hazırlıklar sonunda Türk Başkumandanlığı, Haziran 1922’de taarruza geçilmesi için hazırlıkların yeterli olduğu görüşüne varıp 6 Ağustos 1922’de ordu birliklerine hazır olmalarını bildirdi. 20 Ağustos’ta, Batı Cephesi karargâhının bulunduğu Akşehir’de, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa arasında yapılan görüşmede, taarruz planı ile hazırlıklar son kez gözden geçirildi. Türk ordusunun taarruz planı, büyük kuvvetlerle Afyon bölgesindeki Yunan ordusunun İzmir’le bağlantısını kesme esasına dayanıyordu. Bu gerçekleştirildiği takdirde, Yunan ordusu bütünüyle imha edilecek ya da Bursa yönüne atılarak dağıtılacak ve parça parça yok edilecekti. Taarruzun, düşmanı gafil avlayabilmesi için, bir baskın şeklinde yapılması, taarruz planının diğer bir özelliğiydi. Taarruz öncesi cephe durumuna bakacak olursak; Batı Cephesi’nde iki ordumuz bulunuyordu. Birinci Ordu: Afyon’un doğusunda Akarçay’dan batıya doğru ve Dumlupınar arasında bulunuyordu. Görevi, düşmanı mağlûp ederek kuzeye atmaktı. İkinci Ordu: Akarçay’dan kuzeyde Sakarya’ya kadar uzanan bölgede bulunuyordu. Görevi, Yunan kuvvetlerini oyalamak ve yer değiştirmelerine engel olmaktı. Kocaeli bölgesindeki kuvvetlerimiz de, karşılarında bulunan düşman kuvvetlerine taarruzla bunların güneye inmelerine engel olacaktı. Menderes bölgesindeki süvari kuvvetlerimiz ise düşmanın kaçış yollarını kapatacak ve İzmir’le bağlantılarını kesecekti. Türk ordusunun kumandan kadrosu şu isimleden oluşuyordu: Başkomutan: Gazi Mustafa Kemal Paşa Batı Cephesi Komutanı: İsmet Paşa İnönü Birinci Ordu Komutanı: Nurettin Paşa Ordu Kurmay Başkanı: Albay Emin (Koral) İkinci Ordu Komutanı: Yakup Şevki Paşa (Subaşı) Ordu Kurmay Başkanı: Albay Hüseyin Hüsnü (Erkilet) 1.Kolordu Komutanı: Albay İzzettin (Çalışlar) 2.Kolordu Komutanı: Korgeneral Ali Hikmet (Ayerdem) 3.Kolordu Komutanı: Albay Şükrü Naili (Gökberk) 4.Kolordu Komutanı: Albay Kemalettin Sami 5.Kolordu Komutanı: Fahrettin Paşa (Altay) 6.Kolordu Komutanı: Kâzım Paşa (İnanç) Kocaeli Grubu Komutanı : Halit Bey Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra görevden alınan Yunan Başkomutanı Papulas’ın yerine getirilen Hacı Anesti, İzmir’den telsizle savaşı idare etmeye kalkışmış ve böylece, Yunan ordusunun felâketini hazırlamıştı. Halbuki, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, cephede ve askerlerinin arasındaydı. 26 Ağustos 1922 sabahı, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, İsmet ve Fevzi Paşa, taarruzu yönetmek üzere Kocatepe’de bulunuyorlardı. Büyük Taarruz, sabah saat 5.30’da Türk topçusunun ateşiyle başladı. Aynı gün Türk birlikleri kendilerine gösterilen hedeflere ulaştılar. 27 Ağustos’ta Afyon Cephesi çöktü. 30 Ağustos’a kadar devam eden savaşta Yunan ordusu, güneyden ve doğudan Birinci ve İkinci Ordu, kuzeyden ve batıdan da süvari kuvvetleri tarafından kuşatıldı. 30 Ağustos’ta Yunan ordusu Dumlupınar’da kuşatılmış durumdaydı. O günkü muharebeyi doğrudan Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa yönetti. Düşmanın ana kuvvetleri bu bölgede imha edildi. Tarihimize “Başkomutan Meydan Savaşı” adıyla geçen savaşın ertesi günü 31 Ağustos’da Eskişehir bölgesindeki Yunan kuvvetleri de bozguna uğratıldı. Dağılan düşman birlikleri bozgun hâlinde kaçmaya ve İzmir, Yalova ve Bandırma sahil kentlerine ulaşmaya çalışıyordu. 31 Ağustos sabahı Yunan ordusu, muharebe meydanını, Türk ordusuna terk etmişti. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, o günkü görünümü şöyle anlatmaktadır: “Muharebe meydanını dolaştığım zaman, ordumuzun ihraz ettiği zaferin azameti ve buna karşılık, hasım ordusunun uğradığı felâketin dehşeti beni çok mütehassıs etti. Sırtların gerilerindeki bütün vadiler, bütün dereler, mahfuz ve örtülü yerler, bırakılmış toplar, otomobillerle, namütenahi teçhizat ve malzeme ile bütün bu metrukât aralarında, yığınlar teşkil eden ölülerle, toplanıp karargâhımıza sevkedilen esir kafileleri ile, hakikaten bir mahşeri andırıyordu. Ağustosun 31. günü takriben öğle vaktinde idi ki, Çal köyünde yıkık bir evin avlusu içinde İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile buluştuk. Kırık kağnı arabalarının döşeme ve oklarına ilişerek, vaziyeti mütalaa ettik. Kazandığımız meydan muharebesinin, bütün seferi sona erdirebilecek bir azamet ve ehemmiyette olduğunda ittifak ettik. Şimdi Bursa istikametinde çekilen kuvvetleri mahvetmekle beraber, bütün aslî ordumuzla İzmir’e yürüyecektik...” Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül sabahı Çal ilçesinde orduya şu son emri veriyordu: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları! Afyonkarahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde, zalim ve mağrur ordunun aslî unsurlarını, inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ederek, büyük ve necip milletimizin fedakârlıklarına lâyık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Türk milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır. Muharebe meydanındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine delâlet etmek vazifemi sırasıyla ve devamlı olarak yapacağım. Başkumandanlığa teklifatta bulunulmasını cephe kumandanlığına emrettim. Bütün arkadaşlarımın, Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önünde tutarak ilerlemesini ve herkesin, akıl kuvvetlerini, celâdet ve hamiyet kaynaklarını, yarışırcasına esirgemeden devam eylemesini rica ederim. Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!” 2 Eylül’de Uşak yakınlarında Yunan Başkomutanı General Trikopis ve çok sayıda yüksek rütbeli Yunan subayı esir alındı. 9 Eylül 1922 günü Türk süvarileri, İzmir’e girdi. Bu sırada İzmir yer yer yanmaktaydı. 18 Eylül’de Batı Anadolu, Yunan kuvvetlerinden tamamen temizlendi. Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu zaferden söz ederken, “... Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık düşüncesinin ölmez bir anıtıdır. Bu eseri meydana getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan sonsuza kadar mesut ve bahtiyarım.” diyordu.
BÜYÜK TAARRUZ, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı başlattığı genel saldırı. Sakarya yenilgisinden sonra Yunan ordusu, Eskişehir, Kütahya ve Afyon’un doğusuna çekilerek, savunma önlemleri almaya ve birliklerinin gücünü artırmaya başlamıştı. Afyon Cephesi, savunmanın en yoğun olduğu bölgeydi. Siperler kazılmış, önleri tel örgüler ve ağır silâhlarla donatılmıştı. Bu sırada cepheyi gezen İngiliz subaylarından biri, cepheyi çok güçlü bularak “Türkler bu mevzileri beş-altı ayda düşürebilirlerse, bir günde düşürdüklerini söyleyebilirler” demişti. Türk ordusu, Sakarya Zaferi’ni kazanmış olmasına rağmen henüz, Yunan ordusunu savaşa zorlayarak yok edecek durumda değildi. Ordunun büyük bir saldırıya girişebilmesi için büyük eksikleri vardı. Bunların giderilmesi için halktan son bir kez özveride bulunmaları istendi. Bütün malî kaynaklar, son sınırına kadar zorlandı. Taarruz başarılı olursa Türkiye kurtulacak, aksi halde Kurtuluş Savaşı, malî yönden ülkeyi bir çıkmaza sokmuş olacaktı. Sakarya Zaferi’ni izleyen günlerde, büyük taarruz için hemen hazırlıklara başlandı; subaylar ve askerler taarruzu gerçekleştirebilecek şekilde yetiştirilmeye çalışıldı. Ülkenin tüm kaynakları ordunun emrine verildi. Doğu ve Güney Cephesi’ndeki kuvvetler, Batı Cephesi’nde toplandı. İstanbul’da kurulmuş olan çeşitli örgütler, İtilâf Devletleri’nin denetimindeki depolardan kaçırdıkları silâh ve cephaneyi, İnebolu ve Kastamonu yoluyla Ankara’ya ulaştırdılar. Türk ordusu ilk kez taarruza geçecekti. Bu yüzden düşmana karşı sayıca üstün olması gerekiyordu. Yunanlıların Anadolu’daki asker mevcudu 200.000 kadardı. Hazırlıklar sırasında ordumuzun asker mevcudu artırılmaya çalışılıp mevcut, 186.000’e yükseltildi. Böylece, ilk kez asker sayısı bakımından Yunan ordusuna yaklaşıldı. Bütün gayretlere rağmen Türk ordusu, süvari kuvvetleri dışında hiçbir yönden Yunan ordusuna üstünlük sağlayamamış, ancak bir denge kurabilmişti.
Türk Ordusu Yunan Ordusu
Asker 186.000 195.000
Tüfek 98.956 130.000
Ağır Mak. Tüfek 839 1.002
Hafif Mak. Tüfek 2.025 3.152
Top 323 344
Kılıç 5.286 3.000
Uçak 10 50
Altı ay süren hazırlıklar sonunda Türk Başkumandanlığı, Haziran 1922’de taarruza geçilmesi için hazırlıkların yeterli olduğu görüşüne varıp 6 Ağustos 1922’de ordu birliklerine hazır olmalarını bildirdi. 20 Ağustos’ta, Batı Cephesi karargâhının bulunduğu Akşehir’de, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa arasında yapılan görüşmede, taarruz planı ile hazırlıklar son kez gözden geçirildi. Türk ordusunun taarruz planı, büyük kuvvetlerle Afyon bölgesindeki Yunan ordusunun İzmir’le bağlantısını kesme esasına dayanıyordu. Bu gerçekleştirildiği takdirde, Yunan ordusu bütünüyle imha edilecek ya da Bursa yönüne atılarak dağıtılacak ve parça parça yok edilecekti. Taarruzun, düşmanı gafil avlayabilmesi için, bir baskın şeklinde yapılması, taarruz planının diğer bir özelliğiydi. Taarruz öncesi cephe durumuna bakacak olursak; Batı Cephesi’nde iki ordumuz bulunuyordu. Birinci Ordu: Afyon’un doğusunda Akarçay’dan batıya doğru ve Dumlupınar arasında bulunuyordu. Görevi, düşmanı mağlûp ederek kuzeye atmaktı. İkinci Ordu: Akarçay’dan kuzeyde Sakarya’ya kadar uzanan bölgede bulunuyordu. Görevi, Yunan kuvvetlerini oyalamak ve yer değiştirmelerine engel olmaktı. Kocaeli bölgesindeki kuvvetlerimiz de, karşılarında bulunan düşman kuvvetlerine taarruzla bunların güneye inmelerine engel olacaktı. Menderes bölgesindeki süvari kuvvetlerimiz ise düşmanın kaçış yollarını kapatacak ve İzmir’le bağlantılarını kesecekti. Türk ordusunun kumandan kadrosu şu isimleden oluşuyordu:
Başkomutan: Gazi Mustafa Kemal Paşa Batı Cephesi Komutanı: İsmet Paşa İnönü Birinci Ordu Komutanı: Nurettin Paşa Ordu Kurmay Başkanı: Albay Emin (Koral) İkinci Ordu Komutanı: Yakup Şevki Paşa (Subaşı) Ordu Kurmay Başkanı: Albay Hüseyin Hüsnü (Erkilet) 1.Kolordu Komutanı: Albay İzzettin (Çalışlar) 2.Kolordu Komutanı: Korgeneral Ali Hikmet (Ayerdem) 3.Kolordu Komutanı: Albay Şükrü Naili (Gökberk) 4.Kolordu Komutanı: Albay Kemalettin Sami 5.Kolordu Komutanı: Fahrettin Paşa (Altay) 6.Kolordu Komutanı: Kâzım Paşa (İnanç) Kocaeli Grubu Komutanı : Halit Bey
Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra görevden alınan Yunan Başkomutanı Papulas’ın yerine getirilen Hacı Anesti, İzmir’den telsizle savaşı idare etmeye kalkışmış ve böylece, Yunan ordusunun felâketini hazırlamıştı. Halbuki, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, cephede ve askerlerinin arasındaydı. 26 Ağustos 1922 sabahı, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, İsmet ve Fevzi Paşa, taarruzu yönetmek üzere Kocatepe’de bulunuyorlardı. Büyük Taarruz, sabah saat 5.30’da Türk topçusunun ateşiyle başladı. Aynı gün Türk birlikleri kendilerine gösterilen hedeflere ulaştılar. 27 Ağustos’ta Afyon Cephesi çöktü. 30 Ağustos’a kadar devam eden savaşta Yunan ordusu, güneyden ve doğudan Birinci ve İkinci Ordu, kuzeyden ve batıdan da süvari kuvvetleri tarafından kuşatıldı. 30 Ağustos’ta Yunan ordusu Dumlupınar’da kuşatılmış durumdaydı. O günkü muharebeyi doğrudan Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa yönetti. Düşmanın ana kuvvetleri bu bölgede imha edildi. Tarihimize “Başkomutan Meydan Savaşı” adıyla geçen savaşın ertesi günü 31 Ağustos’da Eskişehir bölgesindeki Yunan kuvvetleri de bozguna uğratıldı. Dağılan düşman birlikleri bozgun hâlinde kaçmaya ve İzmir, Yalova ve Bandırma sahil kentlerine ulaşmaya çalışıyordu. 31 Ağustos sabahı Yunan ordusu, muharebe meydanını, Türk ordusuna terk etmişti. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, o günkü görünümü şöyle anlatmaktadır: “Muharebe meydanını dolaştığım zaman, ordumuzun ihraz ettiği zaferin azameti ve buna karşılık, hasım ordusunun uğradığı felâketin dehşeti beni çok mütehassıs etti. Sırtların gerilerindeki bütün vadiler, bütün dereler, mahfuz ve örtülü yerler, bırakılmış toplar, otomobillerle, namütenahi teçhizat ve malzeme ile bütün bu metrukât aralarında, yığınlar teşkil eden ölülerle, toplanıp karargâhımıza sevkedilen esir kafileleri ile, hakikaten bir mahşeri andırıyordu. Ağustosun 31. günü takriben öğle vaktinde idi ki, Çal köyünde yıkık bir evin avlusu içinde İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile buluştuk. Kırık kağnı arabalarının döşeme ve oklarına ilişerek, vaziyeti mütalaa ettik. Kazandığımız meydan muharebesinin, bütün seferi sona erdirebilecek bir azamet ve ehemmiyette olduğunda ittifak ettik. Şimdi Bursa istikametinde çekilen kuvvetleri mahvetmekle beraber, bütün aslî ordumuzla İzmir’e yürüyecektik...” Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül sabahı Çal ilçesinde orduya şu son emri veriyordu: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları! Afyonkarahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde, zalim ve mağrur ordunun aslî unsurlarını, inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ederek, büyük ve necip milletimizin fedakârlıklarına lâyık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Türk milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır. Muharebe meydanındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine delâlet etmek vazifemi sırasıyla ve devamlı olarak yapacağım. Başkumandanlığa teklifatta bulunulmasını cephe kumandanlığına emrettim. Bütün arkadaşlarımın, Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önünde tutarak ilerlemesini ve herkesin, akıl kuvvetlerini, celâdet ve hamiyet kaynaklarını, yarışırcasına esirgemeden devam eylemesini rica ederim. Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!” 2 Eylül’de Uşak yakınlarında Yunan Başkomutanı General Trikopis ve çok sayıda yüksek rütbeli Yunan subayı esir alındı. 9 Eylül 1922 günü Türk süvarileri, İzmir’e girdi. Bu sırada İzmir yer yer yanmaktaydı. 18 Eylül’de Batı Anadolu, Yunan kuvvetlerinden tamamen temizlendi. Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu zaferden söz ederken, “... Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık düşüncesinin ölmez bir anıtıdır. Bu eseri meydana getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan sonsuza kadar mesut ve bahtiyarım.” diyordu.
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.