'Her Şey' Hakkında Her Şey
BİRİNCİ ULUSAL MİMARLIK DÖNEMİ, II.Meşrutiyet’in ilânından (1908) başlayarak 1930’a dek pek çok alanda olduğu gibi mimarî alanda da ortaya çıkan değişimler. Dönemin ulusçuluk akımlarına paralel olarak gelişen I.Ulusal Mimarlık üslûbu ilk örneklerini 1910’larda İstanbul’da vermeye başladı. Bu üslûbun öncülüğünü yapan mimarlar, çağdaş mimarî yaklaşımlar yanında Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde kullanılmış mimarî ögelerden de yararlandılar; bunları özellikle çeşitlilik gösteren cephe düzenlemelerinde uyguladılar. Birinci Ulusal Mimarlık döneminin kamu binalarının en ünlüsü Vedat Tek’in 1909’da tamamladığı Sirkeci Büyük Postane’dir. I.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da inşaat işleri durmuş, Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği merkez olan Ankara’nın giderek önem kazanmasıyla Birinci Ulusal Mimarlık akımının Ankara ağırlıklı ikinci dönemi başlamıştır. Bu üslûbun temsilcileri arasında Arif Hikmet Bey, Mimar Kemalettin Bey, Vedat Bey (Tek), Muzaffer Bey, Guilio Mongeri gibi mimarlar bulunmaktaydı. Bu mimarlar Ankara’nın çağdaş bir başkent görünümü kazanmasına önemli katkıda bulundular. Guilio Mongeri’nin gerçekleştirdiği Osmanlı, Ziraat ve İş Bankası binaları ile Tekel Başmüdürlüğü binası, Mimar Hafi’nin tasarladığı I. TBMM binası, Vedat Bey’in gerçekleştirdiği II.TBMM binası, günümüzde Gümrük ve Tekel Bakanlığı olarak kullanılan, tasarımını Arif Hikmet Bey’in yaptığı bina, Halim Bey’in gerçekleştirdiği Maliye Bakanlığı gibi resmî yapılar ile Kemalettin Bey’in gerçekleştirdiği Ankara Palas, Evkaf Apartmanları, Gazi Eğitim Enstitüsü, Arif Hikmet Bey’in inşa ettiği Ankara Etnografya Müzesi ve Türk Ocağı Genel Merkez Binası gibi Cumhuriyet’in yeni kültür ve eğitim politikasını yansıtan kuruluşlar, I.Ulusal Mimarlık üslûbunu yansıtan örnekler olması yanı sıra, Ankara’nın da ilk anıtsal yapıları oldu. I.Ulusal Mimarlık akımı Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak Türkiye’ye gelen yabancı mimarların ve 1929’da dünyada başgösteren ekonomik bunalımın etkisiyle 1930’larda etkisini yitirdi. 1930-1940 arasında mimarî yaklaşımlar Alman mimarisinden esinlenen uluslararası mimarlık akımlarının etkisinde kaldı. 1940-1950 arasında ise I.Ulusal Mimarlık akımı gibi Türkiye’ye özgü bir yaklaşım oluşturmayı amaçlayan II.Ulusal Mimarlık akımı gündeme geldi.
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.