|
CAZ, ABD’nin güneyinde yaşayan
zencilerin din dışı müziği. Başlangıçta yalnız bu yörenin müziği olan caz,
sonraları tüm dünyaca benimsendi. Cazın bugüne dek tam bir tanımı
yapılamamıştır. Bu müziğin gelişen karakteri, bu tanımın yapılmasına engel
olmaktadır. “Caz” sözcüğünün nereden geldiği de kesin olarak belli değildir.
Amerikan melezleri, “Creole” dilindeki jazz (hızlandırmak) sözcüğünün bu müziğe
ad olduğu, Fransızca jaser (gevezelik etmek, dedikodu yapmak) sözcüğünden
geldiği, Jazzbo Brown adlı şarkıcının adının bu sözcüğü doğurduğu ve nihayet
müzikçileri teşvik için kullanılan argo bir uydurma sözcüğün kaynak olduğu
ileri sürülmektedir. 16. yüzyıl sonlarından beri, Batı Afraki yerlilerinin Yeni
Dünya topraklarına, özellikle New Orleans’a tutsak olarak gelmelerinden sonra,
20. yüzyılın başlarında bu yerlilere özgü müzik, folklor sınırlarını aşıp
yepyeni bir sanat müziğinin, cazın doğmasına neden olmuştur. Caz, saf bir müzik
değildir. Çeşitli müziklerin bir karışımıdır. Amerika beyazlarının din müziği ve
bundan doğan zenci “spiritual”leri, İspanyol halk müziği, Fransız dans, salon
ve opera müziği, zencilerin Afrika’dan getirdikleri davul ritmleri ve iş
şarkıları (work songs), gezgin halk şarkıcılarının müziği, “blues”lar cazın
oluşmasında etkili oldu. Yeni müziğin beşiği, New Orleans ve özellikle bu
kentin eğlence yeri olan Storyville’di. New Orleans çalgıcıları, geceleri
Storyville’de çalışırlardı. Siyasî mitinglerde, düğünlerde, geçit törenlerinde,
cenazelerde de çaldıkları olurdu. Buralarda daha çok bando çalgıları
kullanılırdı. Storyville’de ise “ragtime” denen piyano müziği yaygındı. İlk
cazcılardan olan Jelly Roll Morton, Storyville’in en popüler çalgıcılarından
biriydi. Trompetçi Buddy Bolden’ın orkestrası da çok ünlüydü. 1917’de
Storyville, ABD hükûmeti tarafından kapatıldı. İşsiz kalan çalgıcılar kuzeye
göç etmeye başladılar. Uğradıkları yerlere cazı yaydılar. 1917’de Chicago’da
beyazlardan oluşan ilk caz topluluğu kuruldu. Caz, ikinci merkezi olan
Chicago’dan Amerika’nın öteki bölgelerine ve yavaş yavaş tüm dünyaya yayılmaya
başladı. Bu yeni müziğin, dünya sanat çevrelerinin ilgisini çekmeye başladığı
1920 yılı “Jazz Age” (Caz Çağı) olarak adlandırıldı. 1929 yılında Amerika’da
başlayan ekonomik kriz, birçok cazcının işsiz kalmasına neden olduysa da caz,
gelişmeye devam etti. 1935 yılından başlayıp 1945’e kadar süren ve “klasik çağ”
diye adlandırılan dönemde caz, tüm yönleriyle olgunlaşmış ve tamamlanmış bir
müzik durumuna ulaştı. Bu çağ, bir yandan Louis Armstrong, Coleman Hawkins,
Lester Young, Roy Eldridge gibi solistlerin, öte yandan Duke Ellington, Count
Basie, Jimmie Lunceford, Benny Goodman gibi büyük cazcıların orkestralarının
dönemi oldu. 1939 yılında iki yeni akım ortaya çıktı. Bunlardan birincisi, New
Orleans geleneklerine dönme akımıydı. Bu hareket, yapaylığı yüzünden etkisiz
kaldı. İkinci akım, özellikle solo tarzında, cazı gerek anlatım ve gerek müzik dili
bakımından daha ileriye götürmeyi amaçlıyordu. “Bebop” adı verilen bu akımı,
trompetçi Dizzy Gillespie ile alto saksofoncu Charlie Parker başlattılar. Öte
yandan, cazın hareketli anlatımını daha sakin bir anlatışla değiştirmek isteyen
Miles Davis, Lee Konitz, Gerry Mulligan gibi müzikçilerin temsil ettiği “cool
style” (serinkanlı üslup) oluştu. Avrupa’nın çağdaş müziğinin de caza büyük
etkisi oldu. Stan Kenton ve Boyd Raeburn gibi büyük orkestralar, Eddie Sauter,
Lennie Tristano, Charlie Mingus, Jimmy Giuffre, Teddy Charles ve Modern Jazz
Quartet gibi besteci, icracı ve topluluklar, batı müziği ve caz geleneklerini
birleştirdiler. Debussy, Ravel, Stravinsky, ve Milhaud gibi besteciler de cazla
ilgilendiler. George Gershwin “Rhapsody in Blue” (Mavi Rapsodi) adlı caz müziği
yapıtını oluşturdu. Bir caz topluluğu, çalgılama (instrumentation) bakımından
iki bölüme ayrılır: Melodi bölümü ve ritm bölümü. Melodi bölümünde trompet,
trombon, klarnet, saksofon gibi nefesli çalgılar; ritm bölümünde de piyano,
kontrbas, gitar ve davul vardır. Başlıca caz sanatçıları: Trompetçilerden Louis
Armstrong, Roy Eldridge, Dizzy Gillespie, Miles Davis, Clifford Brown ve Thad
Jones; trombonculardan Kid Ory, Dicky Wells, Jimmie Harrison, J.J. Johnson ve
Jimmie Cleveland; Klarnetçilerden Jimmie Noone, Albert Nicholas, Sidney Bechet,
Barney Bigard, Jimmy Giuffre, Benny Goodman, Artie Shaw ve Tony Scott; alto
saksofonculardan Johny Hodges, Benny Carter, Charlie Tarker, Lee Konit; tenor
saksofonculardan Coleman Hawkins, Lester Young, Lucky Thompson ve Stan Getz;
bariton saksofonculardan Hary Carney, Gerry Mulligan ve Cecil Tayne;
piyanistlerden Jelly Roll Morton, James J. Johnson, Fats Waller, Duke
Ellington, Erroll Garner, Earl Hines, Teddy Wilson, Nat King Cole, Billy
Taylor, Art Tatum, Lennie Tristano ve Oscar Peterson; gitarcılardan Charlie
Christian, Bill D’Arango, Barney Kessel ve Jimmy Raney; kontrbasçılardan Tops
Foster, Billy Taylor, Jimmy Blanton, Ray Brown ve Charlie Mingus; davulculardan
Baby Dodds, Jo Jones, Denzil Best, Max Roach ve Shelly Manne.
|
|