Arama Motor:
'Her Şey' Hakkında Her Şey
GAZİANTEP, Güneydoğu Anadolu’da yer alan il. Kuzeydoğuda Adıyaman, kuzeyde Kahramanmaraş, doğuda Şanlıurfa (Fırat Irmağı bu iki il arasında sınırdır), güneybatıda Hatay ve Kilis, güneyde Suriye ile sınırlanır. Yüzey Biçimleri: Kuzeybatı-güneydoğu yönünde alçalan dalgalı düzlükler ilin egemen yüzey görünümüdür. Oğuzeli, Araban, Barak Ovaları bu kesimde yer alan belli başlı düzlüklerdir. İl topraklarının doğusunu kaplayan, güneye ve doğuya doğru uzanan eğimli yaylalar, 500-700 metre yüksekliktedir ve Fırat vadisinin Suriye sınırı kesiminde 400 metreye dek alçalır. Yaylalar birçok akarsuyla yarıldığından az çok tepelik bir görünümdedir. Yaylaların batısında başlayan dağlık alan, il merkezinin batısında 1.400 metreye dek yükselir. İlin en önemli akarsuyu, Şanlıurfa ile sınır çizen Fırat ırmağıdır. Fırat’ın dışında kalanların çoğunluğu yaz aylarında kuruyan düzensiz sulardır. Fırat havzası akarsuları (Karasu, Merzimen, Nicip ve Sacır) batıdaki dağlık alandan doğarak Fırat’a dökülür. İlin güneyinden geçen Balış Suyu (Kuveyk) Suriye topraklarında sığ bir gölle sona eren bir çöl kapalı havzası akarsuyudur. Akdeniz havzası akarsularından ise Karasu (Karaçay; il sınırları içinde 35-40 km), Asi Irmağı’na katılır; Afrin Çayı (il sınırları içinde 60 km), Karaçay’a katılarak bu yolla Amik Gölü’ne dökülür; Aksu ise Ceyhan Irmağı’na katılır. İklim ve Bitki Örtüsü: Büyük bölümüyle Akdeniz ikliminin etkisi altında olan ilin denizden uzaklık, yükselti ve perde görevi gören dağların varlığı nedeniyle, iklimi az çok karasal bir nitelik kazanır. Güney kesimlerde yoğunlaşan zeytin ağaçları Akdeniz ikliminin etki sınırını gösterir. İlde yazlar oldukça sıcak, kışlar soğuk geçer. İlin tümünde yazlar kurak, kışlar az çok yağışlıdır. Fırat vadisinin çukur tabanında yağışlar oldukça azdır. İlin doğal bitki örtüsü, ilkbaharda yeşeren, yazın kuruyan otsu bitkilerin egemen olduğu bozkır görünümündedir. Yok edilen ormanların yerini alan çalılık ve makiler, bozuk baltalıklar, ilin beşte birine yakın bölümünü kaplar. Maki örtüsü üzerinde geniş alanlar zeytinliğe dönüştürülmüştür. Ekonomi: İl topraklarının tümüne yakın bölümü tarıma elverişlidir. Sulanabilen tarım alanlarının bir bölümünde yılda iki kez ürün alınır. Geniş alanlarda antepfıstığı, zeytin ve üzüm yetiştirilir. Modern yöntemlerle tarım yapılan ilde sulama amacıyla çeşitli barajlar yapılmıştır. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında ili de içeren alt projeler tamamlandığında üretimde büyük artışlar olacağı tahmin edilmektedir. Yeraltı kaynakları sınırlı olan ilde boksit ve dolomit yatakları vardır. Turistik Yerler: Gaziantep ve yöresi: Günümüzden 10.000 yıl öncesinde, Neolitik Çağ’dan bu yana yaşamış uygarlıklar Dülük, Kargamış (Karkamış) Gedikli Höyük, Tilmen Höyük, Sakçagözü (Coba Höyük), Zincirli Höyük, Gaziantep Kalesi (Bizans dönemi), Alaüddevle Camii (Alidola Camii), Handaliye Camii (16. yüzyıl), Şeyh Fethullah Camii (16. yüzyıl), Zincirli Bedesteni (18. yüzyıl), Paşa Hanı (16. yüzyıl), Belediye Hanı (19. yüzyıl), Şıh Hamamı (16. yüzyıl), Paşa Hamamı (16. yüzyıl), Debbağhane Köprüsü (1259). İslahiye’nin 22 km güneydoğusunda Yesemek Köyü’nde Yesemek heykel atölyesi (MÖ2000-1000). GAZİANTEP (27) Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, aynı adlı ilin merkezi olan kent. Nüfus 949.559 (2000). Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük şehridir. Türkiye’nin batı ve güney kesimlerini Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle birleştiren kara ve demiryollarının kesiştiği noktada yer alır. Tarih: İlin adına ilk kez Haçlı Seferleri’ne ilişkin tarihî belgelerde rastlanır ve Hantap (Hamptan) diye geçer. Ermeni kaynaklarında Anthap diye söz edilen İl’e, Araplar Ayntab (Parlakpınar) dediler. Bu ad giderek Ayıntap’a dönüştü. 1921’de Gaziayıntap, 1928’de de Gaziantep olarak değiştirildi. İl sınırları içinde geçmişi en eskiye uzanan yerleşim merkezi Dolikhe’dir (Dolike - Doliche). İl merkezine 10 km uzaklıktaki Dülük (adının Dolike’den geldiği sanılır) Köyü’nün yakınlarındaki bu yerleşme; Bizans kaynaklarında Telukh (Tolupa), Arap kaynaklarında Diba (Daluk) olarak geçer. Alt Poleolitik Dönem’e dek inen ilin yazılı tarih öncesine ilişkin yeterli bilgi yoktur. Sakçagözü (Coba Höyük) buluntularıyla da Kalkolitik Dönem’e atlanır. Gedikli, Tilmen, Höyük, Sakçagözü ve Zincirli kazılarıyla da İlk Tunç Çağ belgelenir. Orta Tunç Çağı (MÖ 2000 - MÖ 1460) ile yazılı tarih başlar. Bu dönem de Tilmen Höyük kazılarıyla belgelenir. Bu yerleşim, tüm İslahiye Ovası yerleşimleri gibi, merkezi Halep’te olan Yamhad (Halpa) Krallığı’na bağlıydı. MÖ 1650’lerde Hititlerce yakılıp yıkıldığı sanılan yöre, I. Murşil döneminde Hitit egemenliğine girdi. Bir ara Hurri-Mitanni Devleti’nin eline geçti ve Son Tunç Çağı (MÖ 1460 - MÖ 1200) boyunca Hititlerin yönetiminde kaldı. Bunu, MÖ 1200-600 arasını kapsayan Geç Hitit Prenslikleri Dönemi izledi. MÖ 539’da başlayan Pers egemenliği, MÖ 331’de Büyük İskender’in yayılmasıyla sona erdi. Selökidler (Selevkos) Dönemi’ni (MÖ 312-MÖ 69), Kommagene Krallığı (MÖ 69-MS 72) ve bu dönemi de, 395’e dek Roma İmparatorluğu’nun yönetimi izledi. Roma’nın bölünmesinden yararlanarak, Nasturilerin desteğinde bölgeyi ele geçiren Sasaniler, ancak 628’e dek tutunabildiler ve Bizans yeniden egemenlik kurdu. 636’da Yermik Savaşı’yla Müslüman Araplar Kuzey Suriye’yle birlikte Antep’e egemen oldular. Dolikhe’ye göre geri planda kalan bugünkü kentin bulunduğu yerleşim, Müslümanlığın bölgede yayılmasıyla giderek önem kazandı. Gaziantep ve çevresi, uzun yıllar boyunca Müslümanlar ile Bizans ve Haçlılar arasında süren savaşları yaşadı. 11. yüzyıl sonlarında Selçukluların, 1098’de de Haçlılar’ın eline geçti. 1150’de Sultan I. Mesut tarafından yöre geri alındı ve kent, 1156’da Suriye Atabeki Nureddin Zengi tarafından ele geçirildi. Ancak ertesi yıl yeniden Selçuklulara geçti. II.Kılıç Arslan döneminde başsız kalan yöre Türkleri, Halep Eyyubîlerine bağlandılar. 1218’de İzzettin Keykavus kenti geri aldı ve kısa süre sonra yöre İlhanlı egemenliğine girdi (1259). Ancak ertesi yıl Memlûklere geçti. 1343’ten Timur’un eline geçinceye dek (1400) Dulkadiroğullarıyla Memlûkler arasında birkaç kez el değiştirdi. 1516’da Osmanlı egemenliğine geçen kent, önce Maraş eyaletine sancak merkezi olarak bağlandı. 1839 Nizip Savaşı’ndan sonra bir süre Mısır Hıdivliği’nin elinde kaldı. 1918’de Halep eyaletine bağlı bir kaza merkezi oldu. 15 Ocak 1919’da, Mondros Mütarekesi’nden sonra önce İngilizler, 25 Ekim 1919’da da Fransızlar tarafından işgal edildi. Antepliler, işgalci emperyalist kuvvetlere karşı kahramanca direndiler. Kenti koruyan Şahin Bey (üsteğmen Said Efendi) 25 Mart 1920’de öldürüldü. Daha sonra Kılıç Ali Bey, onun ardından Yarbay İrfan Bey’in komutasındaki birlikler ve Antep halkı Fransız emperyalistlerine karşı direnişi sürdürdüler. 20 Kasım 1920’de Fransızlar 20.000 kişilik büyük bir kuvvetle ulusal direnişçilere saldırdı. Tüm olanaksızlıklara karşın kent 10 ay 9 gün direndi ve 7.000 şehit verdi. Ancak bundan sonra işgal birlikleri kente girebildiler (8 Şubat 1921). Bu yiğitçe direnişi nedeniyle kente “Gazi” unvanı verildi (Gazi Ayıntab). Londra Antlaşması’yla (15 Mart 1921) kent dolaylarının Türkiye’ye geri verilmesi kabul edildi. 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması’yla bu karar kesin şeklini aldı ve 25 Aralık 1921’de işgalci Fransız birlikleri kenti bütünüyle terk etti. 1924 tarihli bir yasayla il merkezi yapıldı ve 1928’de bugünkü adını aldı. Güzel Sanatlar: Gaziantep’te Memlûkler, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar döneminden çok sayıda tarihî yapı bulunur. Bizans döneminde yapılan Gaziantep Kalesi, Osmanlı döneminde de onarımlar gördü ve içine cami ve köşkler yapıldı. Ömeriye, Boyacı (Kadı Kemalettin), Eyüboğlu, Esenbek, Ali Nacar camilerinin yapım tarihleri bilinmemektedir. Alaüddevle Camii (Alidola Camii) Dulkadıroğulları dönemi yapısıdır. Osmanlı döneminden Ağa Camii (16. yüzyıl), Handaliye Camii, Alaybey Camii (16. yüzyıl), Hacı Nasır Camii, Şeyh Fethullah Camii, Bostancı Camii, Bekirbey Camii (17. yüzyıl), Ahmet Çelebi Camii, Şirvani Camii, Ömer Şeyh Camii (1689), Kozanlı Camii, Ayşe Bacı Camii, Hüseyin Paşa Camii, 1713’te yapılan Ramazaniye Medresesi; şehrin ticarî önemini belirten Şeker Han (14. yüzyıl), Paşa Hanı, Hışva Hanı (17. yüzyıl), Emir Ali Hanı (18. yüzyıl), Zincirli Bedesteni (17-I. yüzyıl), Millet Hanı (19. yüzyıl), Kürkçü Hanı (19. yüzyıl), Kemikli Bedesten (19. yüzyıl) gibi birçok han önemli tarihî yapılardır. Gaziantep’teki tarihî hamamlar arasında Eski Hamam, Keyvan Hamamı (15. yüzyıl), Paşa Hamamı (16. yüzyıl), Şıh Hamamı (16. yüzyıl), Pazar Hamamı, Naip Hamamı, Tabak Hamamı, Hüseyin Paşa Hamamı (1747) sayılabilir. Alleben Deresi üzerindeki Debbağhane Köprüsü 1259’da yapılmıştır. Gaziantep Müzesi’nin (1969) arkeoloji ve etnografya bölümleri bulunur. GAZİANTEP Yüzölçümü : 6.819 km2 Nüfusu : 1.285.249 (2000) İlçe sayısı : 9 İl trafik kodu : 27 GAZİANTEP’İN İLÇELERİ İlçe İlçe Nüfusu Şahinbey 538.373 Şehitkamil 411.186 Araban 31.819 İslahiye 79.011 Karkamış 13.774 Nizip 115.043 Nurdağı 38.472 Oğuzeli 33.162 Yavuzeli 24.409 Toplam (2000): 1.285.249
GAZİANTEP, Güneydoğu Anadolu’da yer alan il. Kuzeydoğuda Adıyaman, kuzeyde Kahramanmaraş, doğuda Şanlıurfa (Fırat Irmağı bu iki il arasında sınırdır), güneybatıda Hatay ve Kilis, güneyde Suriye ile sınırlanır. Yüzey Biçimleri: Kuzeybatı-güneydoğu yönünde alçalan dalgalı düzlükler ilin egemen yüzey görünümüdür. Oğuzeli, Araban, Barak Ovaları bu kesimde yer alan belli başlı düzlüklerdir. İl topraklarının doğusunu kaplayan, güneye ve doğuya doğru uzanan eğimli yaylalar, 500-700 metre yüksekliktedir ve Fırat vadisinin Suriye sınırı kesiminde 400 metreye dek alçalır. Yaylalar birçok akarsuyla yarıldığından az çok tepelik bir görünümdedir. Yaylaların batısında başlayan dağlık alan, il merkezinin batısında 1.400 metreye dek yükselir. İlin en önemli akarsuyu, Şanlıurfa ile sınır çizen Fırat ırmağıdır. Fırat’ın dışında kalanların çoğunluğu yaz aylarında kuruyan düzensiz sulardır. Fırat havzası akarsuları (Karasu, Merzimen, Nicip ve Sacır) batıdaki dağlık alandan doğarak Fırat’a dökülür. İlin güneyinden geçen Balış Suyu (Kuveyk) Suriye topraklarında sığ bir gölle sona eren bir çöl kapalı havzası akarsuyudur. Akdeniz havzası akarsularından ise Karasu (Karaçay; il sınırları içinde 35-40 km), Asi Irmağı’na katılır; Afrin Çayı (il sınırları içinde 60 km), Karaçay’a katılarak bu yolla Amik Gölü’ne dökülür; Aksu ise Ceyhan Irmağı’na katılır. İklim ve Bitki Örtüsü: Büyük bölümüyle Akdeniz ikliminin etkisi altında olan ilin denizden uzaklık, yükselti ve perde görevi gören dağların varlığı nedeniyle, iklimi az çok karasal bir nitelik kazanır. Güney kesimlerde yoğunlaşan zeytin ağaçları Akdeniz ikliminin etki sınırını gösterir. İlde yazlar oldukça sıcak, kışlar soğuk geçer. İlin tümünde yazlar kurak, kışlar az çok yağışlıdır. Fırat vadisinin çukur tabanında yağışlar oldukça azdır. İlin doğal bitki örtüsü, ilkbaharda yeşeren, yazın kuruyan otsu bitkilerin egemen olduğu bozkır görünümündedir. Yok edilen ormanların yerini alan çalılık ve makiler, bozuk baltalıklar, ilin beşte birine yakın bölümünü kaplar. Maki örtüsü üzerinde geniş alanlar zeytinliğe dönüştürülmüştür. Ekonomi: İl topraklarının tümüne yakın bölümü tarıma elverişlidir. Sulanabilen tarım alanlarının bir bölümünde yılda iki kez ürün alınır. Geniş alanlarda antepfıstığı, zeytin ve üzüm yetiştirilir. Modern yöntemlerle tarım yapılan ilde sulama amacıyla çeşitli barajlar yapılmıştır. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında ili de içeren alt projeler tamamlandığında üretimde büyük artışlar olacağı tahmin edilmektedir. Yeraltı kaynakları sınırlı olan ilde boksit ve dolomit yatakları vardır. Turistik Yerler: Gaziantep ve yöresi: Günümüzden 10.000 yıl öncesinde, Neolitik Çağ’dan bu yana yaşamış uygarlıklar Dülük, Kargamış (Karkamış) Gedikli Höyük, Tilmen Höyük, Sakçagözü (Coba Höyük), Zincirli Höyük, Gaziantep Kalesi (Bizans dönemi), Alaüddevle Camii (Alidola Camii), Handaliye Camii (16. yüzyıl), Şeyh Fethullah Camii (16. yüzyıl), Zincirli Bedesteni (18. yüzyıl), Paşa Hanı (16. yüzyıl), Belediye Hanı (19. yüzyıl), Şıh Hamamı (16. yüzyıl), Paşa Hamamı (16. yüzyıl), Debbağhane Köprüsü (1259). İslahiye’nin 22 km güneydoğusunda Yesemek Köyü’nde Yesemek heykel atölyesi (MÖ2000-1000).
GAZİANTEP (27)
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, aynı adlı ilin merkezi olan kent. Nüfus 949.559 (2000). Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük şehridir. Türkiye’nin batı ve güney kesimlerini Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle birleştiren kara ve demiryollarının kesiştiği noktada yer alır. Tarih: İlin adına ilk kez Haçlı Seferleri’ne ilişkin tarihî belgelerde rastlanır ve Hantap (Hamptan) diye geçer. Ermeni kaynaklarında Anthap diye söz edilen İl’e, Araplar Ayntab (Parlakpınar) dediler. Bu ad giderek Ayıntap’a dönüştü. 1921’de Gaziayıntap, 1928’de de Gaziantep olarak değiştirildi. İl sınırları içinde geçmişi en eskiye uzanan yerleşim merkezi Dolikhe’dir (Dolike - Doliche). İl merkezine 10 km uzaklıktaki Dülük (adının Dolike’den geldiği sanılır) Köyü’nün yakınlarındaki bu yerleşme; Bizans kaynaklarında Telukh (Tolupa), Arap kaynaklarında Diba (Daluk) olarak geçer. Alt Poleolitik Dönem’e dek inen ilin yazılı tarih öncesine ilişkin yeterli bilgi yoktur. Sakçagözü (Coba Höyük) buluntularıyla da Kalkolitik Dönem’e atlanır. Gedikli, Tilmen, Höyük, Sakçagözü ve Zincirli kazılarıyla da İlk Tunç Çağ belgelenir. Orta Tunç Çağı (MÖ 2000 - MÖ 1460) ile yazılı tarih başlar. Bu dönem de Tilmen Höyük kazılarıyla belgelenir. Bu yerleşim, tüm İslahiye Ovası yerleşimleri gibi, merkezi Halep’te olan Yamhad (Halpa) Krallığı’na bağlıydı. MÖ 1650’lerde Hititlerce yakılıp yıkıldığı sanılan yöre, I. Murşil döneminde Hitit egemenliğine girdi. Bir ara Hurri-Mitanni Devleti’nin eline geçti ve Son Tunç Çağı (MÖ 1460 - MÖ 1200) boyunca Hititlerin yönetiminde kaldı. Bunu, MÖ 1200-600 arasını kapsayan Geç Hitit Prenslikleri Dönemi izledi. MÖ 539’da başlayan Pers egemenliği, MÖ 331’de Büyük İskender’in yayılmasıyla sona erdi. Selökidler (Selevkos) Dönemi’ni (MÖ 312-MÖ 69), Kommagene Krallığı (MÖ 69-MS 72) ve bu dönemi de, 395’e dek Roma İmparatorluğu’nun yönetimi izledi. Roma’nın bölünmesinden yararlanarak, Nasturilerin desteğinde bölgeyi ele geçiren Sasaniler, ancak 628’e dek tutunabildiler ve Bizans yeniden egemenlik kurdu. 636’da Yermik Savaşı’yla Müslüman Araplar Kuzey Suriye’yle birlikte Antep’e egemen oldular. Dolikhe’ye göre geri planda kalan bugünkü kentin bulunduğu yerleşim, Müslümanlığın bölgede yayılmasıyla giderek önem kazandı. Gaziantep ve çevresi, uzun yıllar boyunca Müslümanlar ile Bizans ve Haçlılar arasında süren savaşları yaşadı. 11. yüzyıl sonlarında Selçukluların, 1098’de de Haçlılar’ın eline geçti. 1150’de Sultan I. Mesut tarafından yöre geri alındı ve kent, 1156’da Suriye Atabeki Nureddin Zengi tarafından ele geçirildi. Ancak ertesi yıl yeniden Selçuklulara geçti. II.Kılıç Arslan döneminde başsız kalan yöre Türkleri, Halep Eyyubîlerine bağlandılar. 1218’de İzzettin Keykavus kenti geri aldı ve kısa süre sonra yöre İlhanlı egemenliğine girdi (1259). Ancak ertesi yıl Memlûklere geçti. 1343’ten Timur’un eline geçinceye dek (1400) Dulkadiroğullarıyla Memlûkler arasında birkaç kez el değiştirdi. 1516’da Osmanlı egemenliğine geçen kent, önce Maraş eyaletine sancak merkezi olarak bağlandı. 1839 Nizip Savaşı’ndan sonra bir süre Mısır Hıdivliği’nin elinde kaldı. 1918’de Halep eyaletine bağlı bir kaza merkezi oldu. 15 Ocak 1919’da, Mondros Mütarekesi’nden sonra önce İngilizler, 25 Ekim 1919’da da Fransızlar tarafından işgal edildi. Antepliler, işgalci emperyalist kuvvetlere karşı kahramanca direndiler. Kenti koruyan Şahin Bey (üsteğmen Said Efendi) 25 Mart 1920’de öldürüldü. Daha sonra Kılıç Ali Bey, onun ardından Yarbay İrfan Bey’in komutasındaki birlikler ve Antep halkı Fransız emperyalistlerine karşı direnişi sürdürdüler. 20 Kasım 1920’de Fransızlar 20.000 kişilik büyük bir kuvvetle ulusal direnişçilere saldırdı. Tüm olanaksızlıklara karşın kent 10 ay 9 gün direndi ve 7.000 şehit verdi. Ancak bundan sonra işgal birlikleri kente girebildiler (8 Şubat 1921). Bu yiğitçe direnişi nedeniyle kente “Gazi” unvanı verildi (Gazi Ayıntab). Londra Antlaşması’yla (15 Mart 1921) kent dolaylarının Türkiye’ye geri verilmesi kabul edildi. 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması’yla bu karar kesin şeklini aldı ve 25 Aralık 1921’de işgalci Fransız birlikleri kenti bütünüyle terk etti. 1924 tarihli bir yasayla il merkezi yapıldı ve 1928’de bugünkü adını aldı. Güzel Sanatlar: Gaziantep’te Memlûkler, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar döneminden çok sayıda tarihî yapı bulunur. Bizans döneminde yapılan Gaziantep Kalesi, Osmanlı döneminde de onarımlar gördü ve içine cami ve köşkler yapıldı. Ömeriye, Boyacı (Kadı Kemalettin), Eyüboğlu, Esenbek, Ali Nacar camilerinin yapım tarihleri bilinmemektedir. Alaüddevle Camii (Alidola Camii) Dulkadıroğulları dönemi yapısıdır. Osmanlı döneminden Ağa Camii (16. yüzyıl), Handaliye Camii, Alaybey Camii (16. yüzyıl), Hacı Nasır Camii, Şeyh Fethullah Camii, Bostancı Camii, Bekirbey Camii (17. yüzyıl), Ahmet Çelebi Camii, Şirvani Camii, Ömer Şeyh Camii (1689), Kozanlı Camii, Ayşe Bacı Camii, Hüseyin Paşa Camii, 1713’te yapılan Ramazaniye Medresesi; şehrin ticarî önemini belirten Şeker Han (14. yüzyıl), Paşa Hanı, Hışva Hanı (17. yüzyıl), Emir Ali Hanı (18. yüzyıl), Zincirli Bedesteni (17-I. yüzyıl), Millet Hanı (19. yüzyıl), Kürkçü Hanı (19. yüzyıl), Kemikli Bedesten (19. yüzyıl) gibi birçok han önemli tarihî yapılardır. Gaziantep’teki tarihî hamamlar arasında Eski Hamam, Keyvan Hamamı (15. yüzyıl), Paşa Hamamı (16. yüzyıl), Şıh Hamamı (16. yüzyıl), Pazar Hamamı, Naip Hamamı, Tabak Hamamı, Hüseyin Paşa Hamamı (1747) sayılabilir. Alleben Deresi üzerindeki Debbağhane Köprüsü 1259’da yapılmıştır. Gaziantep Müzesi’nin (1969) arkeoloji ve etnografya bölümleri bulunur.
GAZİANTEP
Yüzölçümü : 6.819 km2
Nüfusu : 1.285.249 (2000)
İlçe sayısı : 9
İl trafik kodu : 27
GAZİANTEP’İN İLÇELERİ
İlçe İlçe Nüfusu
Şahinbey 538.373
Şehitkamil 411.186
Araban 31.819
İslahiye 79.011
Karkamış 13.774
Nizip 115.043
Nurdağı 38.472
Oğuzeli 33.162
Yavuzeli 24.409
Toplam (2000): 1.285.249
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.