'Her Şey' Hakkında Her Şey
GÜNTEKİN, REŞAT NURİ, (25 Kasım 1889 İstanbul - 7 Aralık 1956 Londra), roman, öykü ve tiyatro yazarı. İlköğrenimini Çanakkale’de yaptı, bir süre İzmir’de Fransız mektebinde okudu; bu okulu bitirmedi. Daha sonra sınavla girdiği İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’nde (1912) yükseköğrenimini tamamlayarak uzun süre çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Millî Eğitim müfettişliği (1931-1938), milletvekilliği (1939-1943) görevlerinde bulunduktan sonra Millî Eğitim başmüfettişliğine (1947), Paris’te kültür ataşeliği ve öğrenci müfettişliğine getirildi. Tedavi için gittiği Londra’da kanserden öldü. I.Dünya Savaşı edebiyat kuşağının en ünlü adlarından biri olan Reşat Nuri’nin ilk çalışmaları; küçük öyküler, tiyatro eleştirmeleri ve tanıtma yazılarıdır. Yeni Mecmua dergisinde (1919) yayımlanan bu ilk denemelerinden sonra “İstanbul Kızı” adıyla ilk yazılışı 4 perdelik bir piyes olan “Çalıkuşu” romanı, Vakit gazetesinde tefrika edilmeye başlandı, bu yapıtıyla geniş ün kazandı (1922). Kuruluş, anlatım ve roman tekniği yönlerinden bir önceki dönemin edebî örneklerinden daha zengin ögeler taşıyan “Çalıkuşu” gerek psikolojik çözümlemeleri, gerek Anadolu gerçeklerini yansıtmadaki ustalık ve içtenliğiyle başarılı oldu. Reşat Nuri, bu evresinde yazdığı “Bir Kadın Düşmanı”, “Dudaktan Kalbe”, “Akşam Güneşi” gibi yapıtlarında da aynı nitelikleri titizlikle korudu, genellikle Anadolu il ve ilçelerini konu alan romanlarının hemen hepsinde, halktan kişileri başarıyla tipleştirdi. Geniş bir gözlem gücünün olanaklarından yararlanan Reşat Nuri, kişilerinin fiziksel niteliklerini fazla ayrıntılara girmeden, en kalın çizgileriyle göstermekle yetinerek onların iç yapılarını yansıtmaya çalışır. Okuru sıkmayan ruhsal çözümlemeler yapmayı sever. Üslubu yalın ve süslerden uzaktır. Teşbih ve istiarelere fazlaca yer vermez. Kullanılmış olanlar da üslubu süslemekten çok, konuya yararlı olmak için kullanılmıştır. Romanlarındaki teşbihlerin bazıları birbirine benzemektedir. Reşat Nuri’nin dili temiz, yalın ve ahenkli bir Türkçedir. İlk romanlarında Fransızca bazı sözcüklere de yer vermişti. Son romanlarında bu alışkanlıktan vazgeçti. Yapıtları: Roman: “Gizli El” (1922), “Çalıkuşu” (1922), “Damga” (1924), “Akşam Güneşi” (1926), “Bir Kadın Düşmanı” (1927), “Yeşil Gece” (1928), “Acımak” (1928), “Yaprak Dökümü” (1930), “Dudaktan Kalbe” (1932), “Eski Hastalık” (1938), “Değirmen” (1944), “Miskinler Tekkesi” (1946), “Harabelerin Çiçeği” (1953), “Eski Ahbap” (1953), “Boyunduruk” (1953), “Kavak Yelleri” (1961), “Son Sığınak” (1961), “Kan Davası” (1962). Öykü: “Gençlik ve Güzellik” (1919), “Roçild Bey” (1919), “Eski Ahbap” (tarihsiz), “Tanrı Masifiri” (1927), “Sönmüş Yıldızlar” (1928), “Leyla ile Mecnun” (1928), “Olağan İşler” (1930). Oyun: “Hançer” (1920), “Eski Rüya” (1922), “Ümidin Güneşi” (1924), “Gazeteci Düşmanı” (1925), “Şemsiye Hırsızı” (1925), “İhtiyar Serseri” (1925), “Taş Parçası” (1926), “Felaket Karşısında” (1931), “Gözdağı” (1931), “Eski Borç” (1931), “İstiklal” (1933), “Vergi Hırsızı” (1933), “Hülleci” (1933), “Bir Yağmur Gecesi” (1943), Balıkesir Muhasebecisi (1953), Tanrıdağı Ziyafeti (1955), Bu Gece Başka Gece (1956); gezi ve incelemeleri; Anadolu Notları (1936), Üç Asırlık Fransız Edebiyatı (1932). REŞAT NURİ GÜNTEKİN’İN ESERLERİ ACIMAK Reşat Nuri Güntekin’in romanı (1928). Olayın kahramanı, ilkokul öğretmeni olan Zehra’dır. Görevine bağlı, fakat duygusuz ve katı bir tip olarak çizilir. Babası Mürşit Efendi hastalanmıştır. Bu haberi alan Zehra, izinli olarak İstanbul’a gelir. Ne yazık ki babası ölmüştür. Babasının bıraktığı anıları okuyan Zehra, babasının, kendisini ne denli düşündüğünü, annesinin davranışları yüzünden bir yuvanın nasıl yıkıldığını, babasının içkiye alışmasının nedenlerini; iş hayatındaki aksaklıkların, ilkelerine düşkün bir insanı ne hâle getirdiğini, babasının kendisini yatılı okula vermesinin nedenlerini anlar. Babası, yuvası yıkılırken kızını kurtarmak istemiştir. Zehra, acımayı, bağışlamayı artık anlamıştır. Reşat Nuri, bu romanında katı ahlak ilkeleriyle yaşamın acı gerçekleri arasındaki karşıtlık ve çatışmayı, bir baba ile evlât ilişkisi içinde anlatır. Roman, yönetmen Orhan Aksoy tarafından TV dizisi hâline getirilmiştir. ANADOLU NOTLARI Reşat Nuri Güntekin’in gezi yazıları (1936). Yapıt, yazarın çeşitli Anadolu gezilerinin gözlem ve izlenimlerinden oluşmaktadır. Zaman ve yer kaydı gözetilmemiş, gezilerin sırasında alınan notlar bir yazı dizisine dönüştürülmüştür. Yapıtta Anadolu’nun sorunları, Anadolu insanının dünyası gerçekçi bir şekilde hikâye edilmektedir. İkinci cildi, yazarın ölümünden sonra yayımlandı (1966). ÇALIKUŞU Reşat Nuri Güntekin’in, I.Dünya Savaşı yıllarında, yaşamını Anadolu insanına adayan bir genç kızın serüvenini konu alan romanı (1922). Yazar, romanda Feride’nin kişiliğinde salt düş kırıklığına uğramış bir genç kızı anlatmakla kalmayıp yaşamını, ülkesinin ve halkının geri kalmışlıktan kurtulmasına adamış idealist bir tip de çizer. Feride’nin günlüğü biçiminde yazılan ve birçok yabancı dile çevrilen roman, Mütareke İstanbulunda ve Cumhuriyet yıllarında Anadolu’da büyük ilgi gördü ve tirajı 20 bini aştı. Bu nedenle “Çalıkuşu”, Türk romanının, İstanbul’la sınırlı kalmayıp tüm yurda yayılışının başlangıcı kabul edilir. Necati Cumalı tarafından oyunlaştırılarak sahnelendi (1962) ve Osman Seden tarafından sinemaya uyarlandı (1965). Ayrıca 1986’da televizyon dizisi olarak da yayımlandı. Romanın özeti kısaca şöyledir: “Anne ve babasını küçük yaşta yitiren romanın kahramanı Feride, bir yatılı okulda okumakta ve yaz tatillerini teyzesinin yanında geçirmektedir. Bu sırada teyzesinin oğlu Kâmuran’la aralarında gelişen sevgi, nişanla sonuçlanır. Düğün günü Kâmuran’ın bir başkasıyla ilişkisini öğrenen Feride büyük bir üzüntüye kapılır; çevreden uzaklaşmak ve acısını hafifletmek için, öğretmen olarak Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görev yapar. Bu arada Kâmuran’la yeniden birleşinceye dek başından çeşitli olaylar geçer.” Reşat Nuri Güntekin’in adını yaygınlaştıran Çalıkuşu romanı, Mustafa Kemal’i de etkiledi. Bu durumu yazarın eşi Hadiye Güntekin, ulu önder Atatürk’le ilgili anılarına gazeteci Önay Yılmaz’a anlatırken şöyle dile getirdi: “Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında attan düştüğünde yaralı olarak dinlenirken Reşat Nuri’nin ünlü eseri Çalıkuşu romanını okumuş. Atatürk bunu Reşat Nuri’ye anlatırken şöyle demiş: “Çok ağrım vardı. Senin Çalıkuşu’nu okurken ağrım sızım hafifledi” (Milliyet, 29.10.1997). Mustafa Kemal’in bu sözleri hem büyük bir övgüyü, onurlandırmayı hem de bir gerçeği saptıyordu. Cevat Dursunoğlu’nun dediği gibi de “Cepheye giden her subayın manevra sandığında bir Çalıkuşu vardı.” Çünkü dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, bu duyarlığı şöyle dile getirecekti: “Çalıkuşu köydü, Çalıkuşu idealdi. Aydınla halk karşı karşıya gelmişti. Feride’de halka hizmeti, halka muhabbeti sevdik.” Bu tutku, savaş bittikten sonra da sürdü. Romanın savunduğu etik değerler, Reşat Nuri’nin romanları gibi tüm Anadolu’ya yayıldı. YEŞİL GECE Reşat Nuri Güntekin’in Atatürk tarafından en beğenilen; irtica, yobazlık ve şeriat bağnazlığını simgeleyen romanı. 1926’da yazılan roman, 1928’de Vakit gazetesinde tefrika edildikten sonra aynı yıl yayımlandı. Romanın kahramanı Şahin Efendi, medrese öğrenimi görmüş, dürüst, vatansever bir gençtir. Fakat çevresindeki çirkinlikler karşısında inancını yitirir. Bunun üzerine gittiği öğretmen okulunu bitirdikten sonra İzmir’e yakın bir yerde başöğretmenlik yapar. Bulunduğu kasaba, softa ve yobazlarla doludur. Şahin Efendi’nin yeni bir okul kurma çabası bu güçlerce engellenir. O sırada Yunanlılar, İzmir’e girmiş ve kasabayı işgal etmişlerdir. Millî Mücadele’ye destek verdiği öğrenilince işgalci güçler tarafından bir Yunan adasına sürülür. Cumhuriyet’ten sonra kasabaya dönen Şahin Efendi, işgal sırasında düşmanla işbirliği yapan softaları; saçını sakalını kestirmiş, şapka giymiş, herkesten çok ilerici ve cumhuriyetçi olarak karşısında görünce şaşırır. Öyle ki, bu kişiler, Şahin öğretmeni işbirlikçi ve gerici olmakla suçlar ve bunun üzerine Şahin Bey, derdini anlatabilmek için Ankara’ya doğru yola çıkar.
GÜNTEKİN, REŞAT NURİ, (25 Kasım 1889 İstanbul - 7 Aralık 1956 Londra), roman, öykü ve tiyatro yazarı. İlköğrenimini Çanakkale’de yaptı, bir süre İzmir’de Fransız mektebinde okudu; bu okulu bitirmedi. Daha sonra sınavla girdiği İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’nde (1912) yükseköğrenimini tamamlayarak uzun süre çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Millî Eğitim müfettişliği (1931-1938), milletvekilliği (1939-1943) görevlerinde bulunduktan sonra Millî Eğitim başmüfettişliğine (1947), Paris’te kültür ataşeliği ve öğrenci müfettişliğine getirildi. Tedavi için gittiği Londra’da kanserden öldü. I.Dünya Savaşı edebiyat kuşağının en ünlü adlarından biri olan Reşat Nuri’nin ilk çalışmaları; küçük öyküler, tiyatro eleştirmeleri ve tanıtma yazılarıdır. Yeni Mecmua dergisinde (1919) yayımlanan bu ilk denemelerinden sonra “İstanbul Kızı” adıyla ilk yazılışı 4 perdelik bir piyes olan “Çalıkuşu” romanı, Vakit gazetesinde tefrika edilmeye başlandı, bu yapıtıyla geniş ün kazandı (1922). Kuruluş, anlatım ve roman tekniği yönlerinden bir önceki dönemin edebî örneklerinden daha zengin ögeler taşıyan “Çalıkuşu” gerek psikolojik çözümlemeleri, gerek Anadolu gerçeklerini yansıtmadaki ustalık ve içtenliğiyle başarılı oldu. Reşat Nuri, bu evresinde yazdığı “Bir Kadın Düşmanı”, “Dudaktan Kalbe”, “Akşam Güneşi” gibi yapıtlarında da aynı nitelikleri titizlikle korudu, genellikle Anadolu il ve ilçelerini konu alan romanlarının hemen hepsinde, halktan kişileri başarıyla tipleştirdi. Geniş bir gözlem gücünün olanaklarından yararlanan Reşat Nuri, kişilerinin fiziksel niteliklerini fazla ayrıntılara girmeden, en kalın çizgileriyle göstermekle yetinerek onların iç yapılarını yansıtmaya çalışır. Okuru sıkmayan ruhsal çözümlemeler yapmayı sever. Üslubu yalın ve süslerden uzaktır. Teşbih ve istiarelere fazlaca yer vermez. Kullanılmış olanlar da üslubu süslemekten çok, konuya yararlı olmak için kullanılmıştır. Romanlarındaki teşbihlerin bazıları birbirine benzemektedir. Reşat Nuri’nin dili temiz, yalın ve ahenkli bir Türkçedir. İlk romanlarında Fransızca bazı sözcüklere de yer vermişti. Son romanlarında bu alışkanlıktan vazgeçti. Yapıtları: Roman: “Gizli El” (1922), “Çalıkuşu” (1922), “Damga” (1924), “Akşam Güneşi” (1926), “Bir Kadın Düşmanı” (1927), “Yeşil Gece” (1928), “Acımak” (1928), “Yaprak Dökümü” (1930), “Dudaktan Kalbe” (1932), “Eski Hastalık” (1938), “Değirmen” (1944), “Miskinler Tekkesi” (1946), “Harabelerin Çiçeği” (1953), “Eski Ahbap” (1953), “Boyunduruk” (1953), “Kavak Yelleri” (1961), “Son Sığınak” (1961), “Kan Davası” (1962). Öykü: “Gençlik ve Güzellik” (1919), “Roçild Bey” (1919), “Eski Ahbap” (tarihsiz), “Tanrı Masifiri” (1927), “Sönmüş Yıldızlar” (1928), “Leyla ile Mecnun” (1928), “Olağan İşler” (1930). Oyun: “Hançer” (1920), “Eski Rüya” (1922), “Ümidin Güneşi” (1924), “Gazeteci Düşmanı” (1925), “Şemsiye Hırsızı” (1925), “İhtiyar Serseri” (1925), “Taş Parçası” (1926), “Felaket Karşısında” (1931), “Gözdağı” (1931), “Eski Borç” (1931), “İstiklal” (1933), “Vergi Hırsızı” (1933), “Hülleci” (1933), “Bir Yağmur Gecesi” (1943), Balıkesir Muhasebecisi (1953), Tanrıdağı Ziyafeti (1955), Bu Gece Başka Gece (1956); gezi ve incelemeleri; Anadolu Notları (1936), Üç Asırlık Fransız Edebiyatı (1932).
REŞAT NURİ GÜNTEKİN’İN ESERLERİ
ACIMAK
Reşat Nuri Güntekin’in romanı (1928). Olayın kahramanı, ilkokul öğretmeni olan Zehra’dır. Görevine bağlı, fakat duygusuz ve katı bir tip olarak çizilir. Babası Mürşit Efendi hastalanmıştır. Bu haberi alan Zehra, izinli olarak İstanbul’a gelir. Ne yazık ki babası ölmüştür. Babasının bıraktığı anıları okuyan Zehra, babasının, kendisini ne denli düşündüğünü, annesinin davranışları yüzünden bir yuvanın nasıl yıkıldığını, babasının içkiye alışmasının nedenlerini; iş hayatındaki aksaklıkların, ilkelerine düşkün bir insanı ne hâle getirdiğini, babasının kendisini yatılı okula vermesinin nedenlerini anlar. Babası, yuvası yıkılırken kızını kurtarmak istemiştir. Zehra, acımayı, bağışlamayı artık anlamıştır. Reşat Nuri, bu romanında katı ahlak ilkeleriyle yaşamın acı gerçekleri arasındaki karşıtlık ve çatışmayı, bir baba ile evlât ilişkisi içinde anlatır. Roman, yönetmen Orhan Aksoy tarafından TV dizisi hâline getirilmiştir.
ANADOLU NOTLARI
Reşat Nuri Güntekin’in gezi yazıları (1936). Yapıt, yazarın çeşitli Anadolu gezilerinin gözlem ve izlenimlerinden oluşmaktadır. Zaman ve yer kaydı gözetilmemiş, gezilerin sırasında alınan notlar bir yazı dizisine dönüştürülmüştür. Yapıtta Anadolu’nun sorunları, Anadolu insanının dünyası gerçekçi bir şekilde hikâye edilmektedir. İkinci cildi, yazarın ölümünden sonra yayımlandı (1966).
ÇALIKUŞU
Reşat Nuri Güntekin’in, I.Dünya Savaşı yıllarında, yaşamını Anadolu insanına adayan bir genç kızın serüvenini konu alan romanı (1922). Yazar, romanda Feride’nin kişiliğinde salt düş kırıklığına uğramış bir genç kızı anlatmakla kalmayıp yaşamını, ülkesinin ve halkının geri kalmışlıktan kurtulmasına adamış idealist bir tip de çizer. Feride’nin günlüğü biçiminde yazılan ve birçok yabancı dile çevrilen roman, Mütareke İstanbulunda ve Cumhuriyet yıllarında Anadolu’da büyük ilgi gördü ve tirajı 20 bini aştı. Bu nedenle “Çalıkuşu”, Türk romanının, İstanbul’la sınırlı kalmayıp tüm yurda yayılışının başlangıcı kabul edilir. Necati Cumalı tarafından oyunlaştırılarak sahnelendi (1962) ve Osman Seden tarafından sinemaya uyarlandı (1965). Ayrıca 1986’da televizyon dizisi olarak da yayımlandı. Romanın özeti kısaca şöyledir: “Anne ve babasını küçük yaşta yitiren romanın kahramanı Feride, bir yatılı okulda okumakta ve yaz tatillerini teyzesinin yanında geçirmektedir. Bu sırada teyzesinin oğlu Kâmuran’la aralarında gelişen sevgi, nişanla sonuçlanır. Düğün günü Kâmuran’ın bir başkasıyla ilişkisini öğrenen Feride büyük bir üzüntüye kapılır; çevreden uzaklaşmak ve acısını hafifletmek için, öğretmen olarak Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görev yapar. Bu arada Kâmuran’la yeniden birleşinceye dek başından çeşitli olaylar geçer.” Reşat Nuri Güntekin’in adını yaygınlaştıran Çalıkuşu romanı, Mustafa Kemal’i de etkiledi. Bu durumu yazarın eşi Hadiye Güntekin, ulu önder Atatürk’le ilgili anılarına gazeteci Önay Yılmaz’a anlatırken şöyle dile getirdi: “Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında attan düştüğünde yaralı olarak dinlenirken Reşat Nuri’nin ünlü eseri Çalıkuşu romanını okumuş. Atatürk bunu Reşat Nuri’ye anlatırken şöyle demiş: “Çok ağrım vardı. Senin Çalıkuşu’nu okurken ağrım sızım hafifledi” (Milliyet, 29.10.1997). Mustafa Kemal’in bu sözleri hem büyük bir övgüyü, onurlandırmayı hem de bir gerçeği saptıyordu. Cevat Dursunoğlu’nun dediği gibi de “Cepheye giden her subayın manevra sandığında bir Çalıkuşu vardı.” Çünkü dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, bu duyarlığı şöyle dile getirecekti: “Çalıkuşu köydü, Çalıkuşu idealdi. Aydınla halk karşı karşıya gelmişti. Feride’de halka hizmeti, halka muhabbeti sevdik.” Bu tutku, savaş bittikten sonra da sürdü. Romanın savunduğu etik değerler, Reşat Nuri’nin romanları gibi tüm Anadolu’ya yayıldı.
YEŞİL GECE
Reşat Nuri Güntekin’in Atatürk tarafından en beğenilen; irtica, yobazlık ve şeriat bağnazlığını simgeleyen romanı. 1926’da yazılan roman, 1928’de Vakit gazetesinde tefrika edildikten sonra aynı yıl yayımlandı. Romanın kahramanı Şahin Efendi, medrese öğrenimi görmüş, dürüst, vatansever bir gençtir. Fakat çevresindeki çirkinlikler karşısında inancını yitirir. Bunun üzerine gittiği öğretmen okulunu bitirdikten sonra İzmir’e yakın bir yerde başöğretmenlik yapar. Bulunduğu kasaba, softa ve yobazlarla doludur. Şahin Efendi’nin yeni bir okul kurma çabası bu güçlerce engellenir. O sırada Yunanlılar, İzmir’e girmiş ve kasabayı işgal etmişlerdir. Millî Mücadele’ye destek verdiği öğrenilince işgalci güçler tarafından bir Yunan adasına sürülür. Cumhuriyet’ten sonra kasabaya dönen Şahin Efendi, işgal sırasında düşmanla işbirliği yapan softaları; saçını sakalını kestirmiş, şapka giymiş, herkesten çok ilerici ve cumhuriyetçi olarak karşısında görünce şaşırır. Öyle ki, bu kişiler, Şahin öğretmeni işbirlikçi ve gerici olmakla suçlar ve bunun üzerine Şahin Bey, derdini anlatabilmek için Ankara’ya doğru yola çıkar.
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.