'Her Şey' Hakkında Her Şey
GEVHERÎ, (? - ?), halk şairi. Doğum yeri ve tarihiyle ilgili farklı görüşler vardır. M. Fuad Köprülü’ye göre Kırımlı, Şükrü Elçin ve Saim Sakaoğlu’na göre İstanbulludur. 17. yüzyılın ikinci yarısında ünlenen şair, kimi araştırmacılara göre, aynı yüzyılın ilk çeyreğinde, kimine göreyse ikinci çeyreğinde dünyaya gelmiştir. Asıl adı da tartışmalıdır; Sakaoğlu, şairin gerçek adının Mehmed olduğunu söylerse de iki farklı şiirinde Mustafa ve Ali adları geçmektedir. Gevherî, şair ve hattat Bahri Paşa’nın dîvan kâtipliğini yapmış ve görevli olarak Şam ve Bağdat’ta bulunmuştur. İyi bir öğrenim gördüğü ve yaşamının büyük bölümünün İstanbul’da geçtiği tahmin edilmektedir. Gevherî’nin gezgin saz şairi olmadığı, ancak zaman zaman resmî görevi gereği İstanbul dışına çıktığı, şiirlerinden anlaşılmaktadır. Hikmet Dizdaroğlu’nun bulduğu bir şiirindeki “Sene bin yüz elli yazıldı tarih” dizesinden 1150’de (1737) hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Bütün bu farklı görüşleri toparlayıp bir sonuca varmak gerekirse, şairin 17. yüzyılın ilk yarısının sonlarında doğduğu ve III.Ahmed döneminden (1703-1730) kısa bir süre sonra öldüğü kabul edilebilir. Şiirlerinde aruz ölçüsünü başarıyla kullanmasa bile, bu ölçüyle yazma alışkanlığından dolayı bir söyleyiş ustalığı kazanan Gevherî, koşma ve türkülerinde, titizlikle aradığı sözcükleri, dize içinde sağlayacakları uyum açısından çok iyi değerlendirir. Bu nedenle tekniği, Âşık Ömer’inkinden daha kuvvetlidir. Söylediği şiirlerde dil fazla sade değildir; lüzumsuz olarak Arapça ve Farsça kelimeler kullanır. Dizelerinde sesli-sessiz harfler açısından sözcüklerin yapılarına önem verir. Bir-iki şiiri dışında sosyal konulara pek yer vermez; şiirlerindeki en önemli tema, aşktır. Şiirleri üzerinde M. Fuad Köprülü başta olmak üzere Sadeddin Nüzhet Ergun ve Mehmet Halit Bayrı gibi araştırmacılar çalışmış ve pek çok şiiri ortaya çıkarılmıştır. Hasan Eren, bir cönkte 300 kadar şiirinin bulunduğunu söylemektedir. Gevherî üzerinde en kapsamlı çalışmayı Şükrü Elçin yapmış, 1984’te yayımladığı “Gevherî Dîvanı-İnceleme-Metin-Dizin-Bibliyografya” adlı eserinde, şairin 979 şiirini yayımlamıştır. Ayrıca şiirlerinin birkaçı da bestelenmiştir. Ala gözlerini sevdiğim dilber Her gülün sözüne bülbül uyar mı Ben bir dîvâneyim bir şey bilmem ya Güzel olmıyanı gönül sever mi Belendim toprağa yasladım taşı N’eyleyim silinmez gözümün yaşı Seni cân ü dilden sevmiyen kişi Geçer de karşında boyun eğer mi Irak yoldan arzulayıp geldiğim Ferhat gibi karlı dağlar deldiğim Ala gözlerine kurban olduğum Tatlı dillerine adam uyar mı İnansınlar Gevherî’nin özüne Beli deyip uydu yârin sözüne Nokta benler konmuş ol mah yüzüne Göz katlansa bile gönül doyar mı KAYNAK : Asım Bezirci, Dünden Bugüne Türk Şiiri, Antoloji, İstanbul 1968, s.88
GEVHERÎ, (? - ?), halk şairi. Doğum yeri ve tarihiyle ilgili farklı görüşler vardır. M. Fuad Köprülü’ye göre Kırımlı, Şükrü Elçin ve Saim Sakaoğlu’na göre İstanbulludur. 17. yüzyılın ikinci yarısında ünlenen şair, kimi araştırmacılara göre, aynı yüzyılın ilk çeyreğinde, kimine göreyse ikinci çeyreğinde dünyaya gelmiştir. Asıl adı da tartışmalıdır; Sakaoğlu, şairin gerçek adının Mehmed olduğunu söylerse de iki farklı şiirinde Mustafa ve Ali adları geçmektedir. Gevherî, şair ve hattat Bahri Paşa’nın dîvan kâtipliğini yapmış ve görevli olarak Şam ve Bağdat’ta bulunmuştur. İyi bir öğrenim gördüğü ve yaşamının büyük bölümünün İstanbul’da geçtiği tahmin edilmektedir. Gevherî’nin gezgin saz şairi olmadığı, ancak zaman zaman resmî görevi gereği İstanbul dışına çıktığı, şiirlerinden anlaşılmaktadır. Hikmet Dizdaroğlu’nun bulduğu bir şiirindeki “Sene bin yüz elli yazıldı tarih” dizesinden 1150’de (1737) hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Bütün bu farklı görüşleri toparlayıp bir sonuca varmak gerekirse, şairin 17. yüzyılın ilk yarısının sonlarında doğduğu ve III.Ahmed döneminden (1703-1730) kısa bir süre sonra öldüğü kabul edilebilir. Şiirlerinde aruz ölçüsünü başarıyla kullanmasa bile, bu ölçüyle yazma alışkanlığından dolayı bir söyleyiş ustalığı kazanan Gevherî, koşma ve türkülerinde, titizlikle aradığı sözcükleri, dize içinde sağlayacakları uyum açısından çok iyi değerlendirir. Bu nedenle tekniği, Âşık Ömer’inkinden daha kuvvetlidir. Söylediği şiirlerde dil fazla sade değildir; lüzumsuz olarak Arapça ve Farsça kelimeler kullanır. Dizelerinde sesli-sessiz harfler açısından sözcüklerin yapılarına önem verir. Bir-iki şiiri dışında sosyal konulara pek yer vermez; şiirlerindeki en önemli tema, aşktır. Şiirleri üzerinde M. Fuad Köprülü başta olmak üzere Sadeddin Nüzhet Ergun ve Mehmet Halit Bayrı gibi araştırmacılar çalışmış ve pek çok şiiri ortaya çıkarılmıştır. Hasan Eren, bir cönkte 300 kadar şiirinin bulunduğunu söylemektedir. Gevherî üzerinde en kapsamlı çalışmayı Şükrü Elçin yapmış, 1984’te yayımladığı “Gevherî Dîvanı-İnceleme-Metin-Dizin-Bibliyografya” adlı eserinde, şairin 979 şiirini yayımlamıştır. Ayrıca şiirlerinin birkaçı da bestelenmiştir.
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Her gülün sözüne bülbül uyar mı
Ben bir dîvâneyim bir şey bilmem ya
Güzel olmıyanı gönül sever mi
Belendim toprağa yasladım taşı
N’eyleyim silinmez gözümün yaşı
Seni cân ü dilden sevmiyen kişi
Geçer de karşında boyun eğer mi
Irak yoldan arzulayıp geldiğim
Ferhat gibi karlı dağlar deldiğim
Ala gözlerine kurban olduğum
Tatlı dillerine adam uyar mı
İnansınlar Gevherî’nin özüne
Beli deyip uydu yârin sözüne
Nokta benler konmuş ol mah yüzüne
Göz katlansa bile gönül doyar mı
KAYNAK : Asım Bezirci, Dünden Bugüne Türk Şiiri, Antoloji, İstanbul 1968, s.88
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.