|

IRAK, Orta
Doğu’da devlet. Kuzeyden Türkiye, doğudan İran, güneyden Kuveyt ve Suudi
Arabistan, batıdan Ürdün ve Suriye’yle sınırlıdır. Yüzey
Biçimleri: Büyük bölümü çöllerle kaplı olan Irak, dört coğrafî
bölgeye ayrılır. Kuzey ve kuzeydoğuda Zagros dağ sisteminin uzantısı olan
dağlık bölge yer alır. Bu bölgenin güneyinde 900 metre dolaylarında olan yükseklik, kuzeydoğuda yer yer 3.000 metreyi aşar (Karadağ, Sincan,
Karaçok, Hemrin Dağları). Ülkenin en yüksek noktası olan Kuhi Hacı İbrahim Dağı
(3.607 metre), bölgenin kuzeydoğusunda, Irak-İran sınırı yakınındadır. Sivri
kayalıklar, dik yamaçlar ve derin uçurumlarla kaplı bu bölgeden Dicle
Irmağı’nın kolları olan akarsular iner. İkinci bölge El Cezire Platosu’dur.
Platonun bir ucu kuzeydeki dağlık bölgeye, diğer ucu batıda Suriye düzlüklerine
bağlanır. Güneye doğru hafif eğimlerle alçalan El Cezire, iyi sulanan birkaç
vadi dışında çöllerle kaplıdır. Üçüncü bölge Fırat ve Dicle Irmaklarının
arasındaki, verimli toprakları olan alüvyon ovasıdır. Asıl Irak diye de
adlandırılan bu bölge, Dicle ve Fırat’ın yüzyıllar boyu taşıdığı alüvyonların
Basra Körfezi’ni doldurması sonucu oluşmuştur. Yüzölçümü yaklaşık 115.000 km2 olan
ova, güneydoğuda Bağdat ve El Falluja’dan sonra bataklıklarla son bulur.
Dördüncü bölge, batıda Ürdün ve Suriye’ye, güneyde Suudi Arabistan’a uzanan
çöller bölgesidir. Bu bölgede tuz çöllerinin yanı sıra step alanları uzanır.
Stepler, Fırat’ın aşağı kesimlerinde kum tepecikleriyle sınırlanır. Fırat ve
Dicle Irmakları, Irak’ın en önemli akarsularıdır. Türkiye’den gelen Fırat (Irak
topraklarındaki bölümü 2.800 km) ve Dicle (Irak topraklarındaki bölümü 1.900 km) Bağdat yakınlarında birbirine yaklaşıp uzaklaştıktan sonra Kuna yakınlarında birleşerek
Şattülarap adını alarak Basra Körfezi’ne dökülürler. Fırat ile Dicle arasındaki
alana tarih boyunca Mezopotamya (Irmaklar Arasındaki Ülke) denmiştir. Taşma
dönemlerinde Fırat’ın debisi 3.000-3.500 m3/sn’ye
ulaşır. Büyük Zap, Küçük Zap, Diyala ve Adhaim sularıyla beslenen Dicle’nin
debisi, Bağdat yakınlarında Fırat’ın debisinin iki katına ulaşır. Dicle ve
Fırat nisan-mayıs aylarında taşarak bölgeyi çok verimli bir balçık tabakasıyla
örterler. Irak’ın en önemli gölleri, Mezopotamya’da yer alan Tarlar, Habbaniye,
Suyaykıyan, Sadiyak ve Hamar’dır. İklim, Bitki Örtüsü
ve Yaban Hayat: Irak’ta yazlar çok sıcak geçer.
Sıcaklık temmuz-ağustos aylarında gölgede 46°C’ye ulaşır. Kış aylarında dağlık
bölgeler çok soğuktur. Ovalarda don görülür. Yağışlar genellikle kasım-nisan
arasındadır. Yağış ortalaması düzlüklerde 170-180 mm, dağlık bölgede 400-600 mm arasında değişir. Temmuz ayının güçlü razgârları kum fırtınalarına
neden olur. Bitki örtüsü çeşitlilik gösterir. Çölde kuraklığa dayanan bitkiler,
dağ yamaçlarında yer yer meşe ormanları ve fıstık ağaçları, daha yükseklerde
dikenli çalılıklar yer alır. Ülkenin batısındaki stepler yaz boyunca otlarla
kaplanır. Şattülarap kıyısında hurma ağaçları, güney Irak’taki sulak alanlarda
yeşillikler, su otları, söğüt ve kavak ağaçları görülür. Bölgede deve, çakal,
sırtlan, çöl faresi, yaban tavşanı gibi yabanıl hayvanlar dışında, ırmak
kıyılarında yılan ve kertenkelelere rastlanır. Ekonomi: Çöl
iklimi, ekilebilir alanların azlığı (toplam toprakların % 17’si) ekinlere büyük
zarar veren taşkınlar, 13. yüzyıldaki Moğol istilalarının yol açtığı yıkım ve
yaygın feodal mülkiyet, nüfusun üçte birinden fazlasının geçim kaynağı olan
tarımın gelişmesini uzun süre engellemiştir. Ülkede tarımın iyileştirilmesi
amacıyla 1958 ve 1970 toprak reformları (arazi boyutlarına sınırlama
getirilmesi, kolektif çiftlikler ve kooperatifler oluşturulması), sulama
işleri, makineleşme gibi yeni yapılanmalar benimsendi. 80’li yıllardaki
İran-Irak Savaşı, gıda ve tarım ürünleri sanayii (buğday, arpa, tütün, yağlı
tohumlar) gibi alanlara zarar verdi; savaşın bitiminde Irak, tarımda iç
tüketiminin ancak dörtte birini karşılar hâle geldi. Bu dönemde, ülkenin
dünyada üçüncü sırada yer aldığı hurma üretimi, üçte bire kadar düştü.
Hayvancılık (koyun, sığır ve deve) daha çok batıdaki steplerde yapılır. Petrol,
Irak’ın en büyük zenginlik kaynağıdır. Uluslararası tröst niteliğindeki Iraq
Petroleum Company’nin (IPC) 1972’de millîleştirilmesinden sonra kurulan Irak
Ulusal Petrol Şirketi, üretimin 2/3’ünü sağlar hâle geldi. 1970’li yılların
sonunda dünyadaki beş büyük petrol üreticisi arasında yer aldı. Eylül 1980’de
İran-Irak Savaşı’nın başlaması, ardından Ocak 1990’da patlak veren Körfez
Savaşı, petrol üretiminde ani bir düşüşe neden oldu (Körfez’de Fav [el-fau]
Adası petrol terminallerinin tahrip olması; İran’ın müttefiki Suriye’nin,
topraklarından geçen petrol boru hattını kapatması). Bunun üzerine Irak,
kuzeydeki Kerkük petrol yataklarını Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki limanı
Dörtyol’a bağlayan ve güneyde Basra bölgesinden başlayarak Kızıldeniz
kıyısındaki Yanbu limanında son bulan boru hattı gibi yeni petrol boru hatları
kurdu. Böylelikle 1985 sonunda, 1980’deki ihracat kapasitesine ulaştı; savaş
giderlerini (GSİH) böylelikle karşılayabildi. 1991’de Kuveyt’in işgali ve
Körfez Savaşı’yla birlikte Irak, etkisi özellikle sanayi sektöründe hissedilen
bir ekonomik ambargoyla ve yeni yıkımlarla karşı karşıya kaldı. Tarih:
Bugünkü Irak, tarihî Mezopotamya toprakları üzerinde yer almaktadır. Bu bölge
İlk ve Orta Çağda yeryüzünün en parlak uygarlıklarına sahne oldu. Orta Çağda
Abbasîler dönemi, tarihinin en parlak zamanıdır (750-1258). Özellikle Harun
Reşit (787-809) ve oğlu Memun zamanlarında Bağdat dünyanın başlıca kültür
merkezlerinden biriydi. 1258’de Hulagu, 1393’te Timur, ülkeyi işgal ve yağma
ettiler. 1534’te Osmanlı egemenliği dönemi başladı. Bu dönem 1918’e kadar
sürdü. Özellikle Mithat Paşa’nın valiliği sırasında (1869-1872) Irak’ta başta
tarım reformu olmak üzere büyük gelişmeler gerçekleştirildi. I. Dünya
Savaşı’ndan sonra Irak, İngiliz mandasına girdi. I. Faysal, 1921’de kral
olduysa da, İngiliz mandası 1932’ye kadar sürdü. 14 Temmuz 1958’de gerçekleşen
çok kanlı bir darbeyle krallık devrildi. Kral II. Faysal öldürülerek Haşimi
iktidarına son verildi. Cumhuriyet ilan edildi. Devrimi yapan General
Abdülkerim Kasım’ın rejimini (1958-1963), diğer askerî iktidarlar izledi:
Abdüsselam Arif (1963-1966), Abdurrahman Arif (1966-1968), Ahmet Hasan el Bekr
(1968-1979). Politik ve ekonomik ilişkilerde İngiliz etkinliğinin yerini
1958’den sonra Sovyetler Birliği ve Fransa aldı. Ülke, Baas Partisi’nin yönetiminde
sosyalist düzene girmeye yöneldi. 1961-1966 ve 1969-1975 yıllarında iki kez
büyük boyutlara ulaşan Kürt ayaklanması ve bağımsızlık direnişi Irak Devleti’ni
çok uğraştırdı. 1975’te İran Şahı ile yapılan antlaşma sonucu Kürtlere yapılan
İran yardımı kesilince ayaklanma bastırıldı. 1979’da İran-Irak ilişkilerindeki
gerginlik, görüşmeler yoluyla giderilemeyince iki ülke arasında savaş başladı
(1980). Savaşa yol açan gelişmelerin temelinde İran ile Irak arasındaki toprak
talepleri ve bir dizi siyasî anlaşmazlık yatıyordu. Bu anlaşmazlıklardan en
önemlisi, Irak’ın önceleri tek başına denetim altında tuttuğu Şattülarap su
yolu ile ilgiliydi. Irak, İran’ın Kürt hareketinden desteğini çekmesi karşılığı
1975’ten beri bu yolu İran’la paylaşmak zorunda kalmış, ancak bu düzenlemeyi
içine sindirememişti. Öte yandan, İran’da yönetimi elinde bulunduran İslamcı
iktidarın, Orta Doğu’ya ilişkin yayılma politikası, Irak için bir tehdit
oluşturuyordu. İki ülke arasındaki savaş 22 Eylül 1980’de, Irak kuvvetlerinin
ortak sınır boyunca İran’ın batı kesimini işgal etmesiyle başladı ve iki
tarafın da ağır kayıplarıyla 20 Ağustos 1988’deki ateşkes antlaşmasına değin
sürdü. 1980 ortalarında İran’ın kaybı 200 bin ölü, 500 bin yaralı; Irak’ınkiler
ise 70 bin ölü, 200 bin yaralıydı. Taraflar ateşkes antlaşmasının ardından
Cenevre barış görüşmelerine başladılar. İran ile yaptığı savaş ve finansman
ihtiyacı sebebiyle Irak, 1990 yılına kadar, geleneksel olarak İran’a karşı olan
Suudi Arabistan’ı izledi ve OPEC’e karşı ılımlı bir politika yürüttü. Daha
sonra bu tavrını değiştirerek OPEC’te yüksek fiyat politikasına taraf olduğunu
açıkladı. Zengin petrol yataklarına sahip olan Kuveyt’i, tarihî gerekçelerle
ilhak etmek ve Arap dünyasının lideri konumuna gelmek isteyen Irak, 2 Ağustos
1990’da Kuveyt’e girdi. Irak’ın bu işgaline karşı aralarında ABD, İngiltere,
Fransa, Suudi Arabistan, Suriye ve Mısır da olmak üzere 28 ülke, askerî
koalisyon oluşturdu. İşgal sonrası BM Güvenlik Konseyi, aldığı bir dizi kararla
Irak’ın şartsız çekilmesini ve Irak’a askerî, malî ve ticarî ambargo
uygulanmasını istedi. 24 Şubat 1991’e dek yoğun hava bombardımanıyla süren
savaş, bu tarihte müttefiklerin geniş çaplı bir kara saldırısına geçmesiyle son
buldu. Irak, 27 Şubat’ta BM Güvenlik Konseyi’nin 12 kararını kabul ettiğini
açıkladı ve 28 Şubat’ta ateşkes ilan edildi. Birleşmiş Milletler denetimini
kırmak istediği gerekçesiyle 1992-1993’te yeni bir operasyon başlatıldı ve
sonuç elde edilince bombardımana son verildi. 2003’te, nükleer silahlar
yaptığı, BM komisyonlarına tesislerini açmadığı gerekçesiyle koalisyon güçleri
Irak’a girdi. Savaş sonunda Nisan 2003’te, Saddam Hüseyin rejimi, askerî bir
operasyonla yıkıldı. Bir süre işgal yönetiminde kalan ülkede, 28 Haziran
2004’te geçici yönetim idareyi devraldı. İlk genel seçimin ardından kurulan
hükûmet, Mayıs 2005’te göreve başladı. Yeni oluşturulan meclis tarafından Celal
Talabani, daha çok sembolik yetkileri olan cumhurbaşkanı olarak seçildi.
Talabani, İbrahim Caferi’yi hükûmeti kurmakla görevlendirdi. Devrik Irak lideri
Saddam Hüseyin, 13 Aralık 2003’te yakalandı. ABD nezaretinde bilinmeyen bir
yerde tutulan Saddam Hüseyin, iktidarı sırasındaki insan hakları ihlali ve
savaş suçları hakkında yargılanmaya başlandı.
IRAK
Resmî adı : Irak Cumhuriyeti
Yüzölçümü : 437.072 km2
Nüfus : 26.555.000 (2005)
Başkent : Bağdat
Resmî dil : Arapça
Din : % 97 Müslüman, (%
60-65 Şii, % 32-37 Sünnî), % 3 Hristiyan ya da diğer
Para birimi : Irak Dinarı
|
|