|

İSRAİL, Orta Doğu’da,
Doğu Akdeniz kıyısında devlet. Kuzeyde Lübnan, kuzeydoğuda Suriye, doğuda
Ürdün, güneybatıda Mısır’la sınırlanır ve batıda Akdeniz’e açılır. 1949
mütareke sınırlarına göre, uzun fakat dar, şerit şeklinde bir araziye sahiptir.
Kuzeyde Galile’den güneyde Akabe Körfezi kıyısına kadar 426 km’lik uzunluğa
sahip olduğu hâlde, genişliği en çok 112, Tel-Aviv kuzeyinde ise sadece 19
km’dir. Akdeniz’de 188, Lut Gölü’nde 56, Akabe Körfezi’nde ise 10 km’lik kıyısı
vardır. Başkenti Kudüs, diplomatik merkezi ise Tel-Aviv’dir. Nüfusu 100.000’i
aşan başlıca kentleri Tel-Aviv, Yafa, Hayfa, Ramat-Gan, Bat-Yam, Holon,
Petah-Tikva, Ber-Şeva’dır. Resmî dil İbranice, en çok konuşulan yabancı diller
Fransızca, İngilizce ve Arapçadır. Yahudiler, çok eski tarihi olan uluslardan
biridir. MÖ 2000 yıllarına doğru bugünkü Filistin’e geldiler, yüzyıllar boyunca
kabileler hâlinde yaşadıktan sonra, MÖ 11. yüzyılda bir krallık kurdular. Davut
döneminde Kudüs’ü merkez yaptılar ve en parlak dönemlerini Süleyman zamanında
yaşadılar. Daha sonra ikiye bölündüler. Ülkeleri Asur ve Babil tarafından
istila edildi; kitle hâlinde Babil’e sürüldüler. Filistin, bütün İlk ve Orta
Çağ boyunca çeşitli devletlerin eline geçti. 1517-1917 arasında, 400 yıl
Osmanlı Devleti yönetiminde; 1917’den İsrail’in kurulduğu 1948 yılına kadar
İngiliz mandasında kaldı. Bu uzun süre içinde, Yahudilerin tamamına yakını
vatanlarını terk ederek dünyanın hemen her yanına dağıldılar. Yahudiler
arasında eski vatanlarında yeniden bir devlet kurmak ve burada toplanmak fikri
19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktı. Bazı ülkelerde görülen Yahudi
aleyhtarlığı (antisemitizm), bu fikrin doğması ve gelişip güçlenmesinde rol
oynadı. “Siyonizm” denilen bu hareketin öncüsü, Budapeşteli bir gazeteci olan
Theodore Herzl’dir. Haim Weizmann ve siyonizme malî yönden yardım edenlerden
Baron Edmond Rosteschild’in girişimleri sonunda, İngiltere Hükûmeti, 1917’de
“Balfour Deklarasyonu”nu ilan etti. Bu deklarasyon, İsrail Devleti’nin
kurulmasında önemli bir adım oldu. 1870’ten itibaren çeşitli ülkelerden
Filistin’e Yahudi göçleri başladı. Yahudi Millî Bankası ve Yahudi Millî Fonu
gibi malî kuruluşlar bu hareketin giderlerini ödüyordu. Almanya’da Hitler
rejimiyle başlayan Yahudi düşmanlığı bu göçleri artırdı, dünya kamuoyunda da
Yahudi sorununa karşı, giderek artan bir ilgi uyandırdı. Siyonizm, Arap
dünyasında karşı bir harekete yol açtı; onlar da örgütlendiler. 1940’ta
İngiltere, Filistin’e Yahudi göçünü durdurdu. Fakat gerçekte bu göç gizli
olarak sürdü. Filistin’de Araplar ile Yahudiler arasında zaman zaman meydana
gelen kanlı çarpışmalar, İngiltere’nin ve Birleşmiş Milletlerin müdahalesi, bir
çözüm bulmak ümidiyle girişilen diplomatik gayretler, II. Dünya Savaşı’ndan
sonra dünya politikasını en çok meşgul eden siyasî konular oldu. Sonuçta
1948’de, İngilizlerin Filistin’den çekilmesi üzerine, Mayıs 1948’de David Ben
Gurion, Tel-Aviv’de Yahudi Devleti’nin kurulduğunu resmen ilan etti. Bu olay,
başta Mısır olmak üzere Arap devletleri ile İsrail arasında bir savaşa yol
açtı. Bu savaş, Birleşmiş Milletler’in müdahalesiyle kısa sürdü ve İsrail,
1949’da komşu Arap devletleriyle ateşkes antlaşması imzaladı. Bu nedenle İsrail
ile komşu Arap devletleri arasındaki sınır, bugün de bir ateşkes sınırı olarak
kalmakta, üstelik zaman zaman yeni çarpışmalar meydana gelmektedir. Yahudi
dinsel köktencilerin tartışmalı alanlarda yerleşimlerini genişletmeyi
sürdürmeleriyle birlikte çatışmalar daha da yoğunlaştı. Mısır’la 1979’da bir
barış antlaşması imzalanmasından sonra ve özellikle Başbakan Yitshak Rabin’in,
1995’te aşırılıkçı bir Yahudi tarafından öldürülmesine dek Ürdün’e ve
Filistinlilere karşı bir yatıştırma politikası izlediği dönemde, barış sürece
oldukça ilerleme sağladı ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması
uluslararası camianın benimsediği bir hedef hâline geldi. Ne var ki, güvenlik
arayışı içindeki İsrail’in çok sert politikasının yanı sıra Arap fanatiklerin
sürdürdüğü eylemler, barış süreci için ciddi tehditler oluşturuyor. Bunların en
önemli ikisi, 1967’de İsrail’in 6 gün gibi kısa bir süre içinde komşularına ait
geniş toprakları işgal etmesi (en genişi Ürdün’ün batısı ile Sina Yarımadası)
ve 1982’de Filistin Kurtuluş Örgütü’ne karşı Lübnan’da, özellikle Beyrut’ta
girişilen savaştır. Bu toprakların geleceği, bugün de çözümü güç bir sorun
niteliğini korumaktadır. 1961’de İsrail Devleti’nin nüfusu 2.170.000 idi. Bunun
1.932.000’ini Yahudiler oluşturuyordu (yalnız 1949-1959 yılları arasında 74
ülkeden 950.000 Yahudi, göçmen olarak İsrail’e gelmiş ve yerleşmişti). Bugün
ise genel nüfusun %81,7’sini Yahudiler, %14,2’sini Müslümanlar, %2,3’ünü
Hristiyanlar, %1,8’ini Dürziler oluşturur. Dünyanın her yanından gelen, yaşama
seviyeleri, görgü ve yetenekleri, dilleri birbirinden farklı insanları (örneğin
Yemen Yahudilerine karşılık, Avusturya, Polonya ve ABD’den gelenler)
yerleştirmek ve bir arada yoğurmak gibi gerçekten güç bir iş başarıldı. Nüfusun
%80 kadarı kentlerde yaşar (yalnızca %23’ü Tel-Aviv, Yafa, Hayfa ve Kudüs’te),
geri kalanı da köylerde ya da örneği yalnız İsrail’de görülen bir sistem olan,
kibutz denilen kırsal yerleşim bölgelerinde yaşar. Tarım topraklarının %90’ı
devlete, Millî Yahudi Fonu’na aittir. Büyük kısmında çöl koşulları egemen olan
ülkede, tarım, birçok zorluklarla karşı karşıyadır. 1962’de ekili arazinin
genişliği 40.000 hektardı; bunun yarısına yakın kısmı sulanıyordu. Yaygın
sulama sistemi sayesinde toprakların beşte biri tarıma elverişli duruma
getirilmiştir. Bugün yumurta, et, kümes hayvanları, sebze ve meyve
gereksiniminin tamamını karşılamaktan başka ihracat da yapmaktadır. İhraç
edilen tarımsal ürünlerin başında turunçgiller gelir; İsrail, dünyanın en büyük
portakal ve greyfurt üreticilerindendir. Fakat İsrail ekonomisi, genelde
endüstriye dayanır. Besin maddeleri konservesi, elektrik araçları, her çeşit
makine, işlenmiş elmas, kimyasal madde, dokuma, plastik eşya, çimento, ulaşım
araçları, savaş malzemeleri yapımı, başlıca endüstri kollarıdır ve imalatın bir
bölümü ihraç edilir. Maden kaynaklarının çoğu Necef Bölgesi’nde toplanır.
Başlıcaları potas, brom, magnezyum, tuz, fosfat, bakır ve petroldür.
İSRAİL
Resmî adı : İsrail
Devleti
Yüzölçümü : 20.770
km2
Nüfus : 6.685.000
(2005)
Başkent : Kudüs
Resmî dil : İbranice,
Arapça
Din : %
82 Musevi, % 14 Müslüman, % 2 Dürzi, % 2 Hristiyan
Para birimi : Şekel
|
|