24 Mayıs 2012 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

 

İRAN, Batı Asya’da, Orta Doğu ülkelerinden biri. 1.648.000 km2’lik alanıyla geniş bir ülke olmasına rağmen nüfusu bu alana göre azdır. Türkmenistan, Azerbaycan, Ermenistan, Afganistan, Pakistan, Irak ve Türkiye ile sınır komşusudur. Kuzeyde Hazar, güneyde Umman Denizi ve Basra Körfezi’nde kıyısı vardır (2.540 km). Kenarlarında genç ve yüksek dağlarla kuşatılır. Kuzeybatıdan başlayan ve ülkeyi kuzey ve güney kenarlarından çeviren bu dağlar, kuzeyde Elburz, Kopet ve Horasan (en yüksek doruk, Elburzlar üzerinde Demavend 5.671 metre); güneyde, birbirine paralel sıralar hâlinde Zagroslar’dır. Bu durum nedeniyle, ülkenin en geniş kısmını meydana getiren iç platolar, deniz etkisinden yoksun, kurak ve çok kuvvetli karasal iklime sahiptir (Isfahan’da maksimum ve minimum sıcaklık değerleri 41°C ve -20°C’dir). Bazı kesimleri gerçek bir çöl olan (Lut, Kebir çölleri) iç plato, son derece az yağış alır ve akarsular bakımından fakirdir. Kaynaklarını kenar dağlardan alan suların çoğu kapalı havzalarda, tuzlu bataklıklarda sona erer. Ancak bazı sular (Karun, Ab-ı Diz gibi) açık denize ulaşabilir. İç kısımlardaki suların dağlardan ovalara indikleri yerlerde, vaha niteliği taşımakla birlikte, İran’ın birçok tarihî kentleri yer almaktadır. Bu kentler, geçen yüzyıllarda kervan yollarının uğrak yerleri olarak zenginleşmiş birer ticaret merkezi idi (Tahran, Hemedan, Isfahan, Meşhet, Şiraz, Kirmanşah vb. gibi). Su, bütün tarihi boyunca İran’ın bir numaralı sorunu olmuştur. Yeryüzünün en eski devletlerinden biri olan İran, ilk çağlarda güçlü ve uygar bir imparatorluktu. Yüzyıllar boyunca çeşitli istilalara uğradı; İran tahtı çeşitli sülaleler arasında el değiştirdi. Fakat bugünkü sınırları içinde daima bu varlığını sürdürdü. Modern İran tarihi 1921’de başlar. Ülke 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yabancı devletlerin siyasal ve ekonomik bakımlardan nüfuzu altına girmişti (özellikle İngiltere ve Rusya’nın), 1901’de, W. Knox d’Arcy adında bir İngiliz, bütün İran’ı kapsamak üzere petrol arama hakkını elde etti. Yabancı etkiler karşısında, 20. yüzyılın ilk yıllarında milliyetçi ve liberal bir hareket başladı. Sonuçta, Pehlevi Hanedanı’nın kurucusu olan Rıza Şah, bir hükûmet darbesiyle (1921) Kaçar Sülalesi’nin yönetimine son vererek 1925’te İran tahtına resmen geçti. II. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında, Alman ordularının Avrupa’da en başarılı oldukları sırada, İran’ın tarafsızlığı ve bütünlüğü tehlikeye düşmüştü. Müttefikler, Sovyetler Birliği’ne İran üzerinden yardım etmeyi, savaşın o sıradaki gelişmeleri içinde zorunlu görüyorlardı. Bu yüzden, İran’ın karşı koymasına rağmen, İngiliz ve Sovyet orduları ülkeye girdiler. Bu işgal ABD tarafından da uygun görüldü. Rıza Şah, oğlu lehine tahttan feragat etti. Bununla birlikte, Müttefikler 1942’de İran ile imzaladıkları bir antlaşmaya göre, ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne dokunmamayı ve savaş sonunda memleketten çıkmayı kabul ettiler. 1950’den sonra, İran başka önemli bir bunalıma sahne oldu. Millî Cephe Partisi Başkanı Dr. Musaddık, 1951’de iktidara gelince, İran petrollerini millîleştirdi. Fakat o tarihlerde 30 milyon tonun üstünde bir üretim düzeyine ulaşmış olan petrol işletmesi, sermaye ve personel yetersizliği ve İngilizlerin aldıkları karşı önlemler sonucu felce uğradı. Bu olay İran’ı yalnızca ekonomik bakımdan değil, siyasal bakımdan da bir bunalıma sürükledi. Hatta bir iç savaşın eşiğinden güçlükle dönülebildi. Petrol bunalımı 1954’te yeni bir anlaşma ile sona erdi. Buna göre, ülkenin millî bir ortaklığı olan “İran Millî Petrol Ortaklığı”, petrol yataklarının ve bütün kuruluşların sahibi kabul edildi ve uluslararası bir konsorsiyum kuruldu. “İranian Oil Exploration Producing Company” adını taşıyan bu uluslararası ortaklığın %54 hissesi yine İngiltere’ye aitti (British Petroleum %40, Royal Dutch-Schell %14). %40’ı çeşitli Amerikan ortaklıklarına ve %6’sı da Fransız petrol ortaklığına verilmişti. İç huzursuzluklar 1964’ten itibaren giderek arttı. Özellikle 1976’dan sonra, ekonomik güçlükler ve Şah’a karşı ülkenin hemen her yanında başgösteren ayaklanmalar, kanlı çarpışmalar, çok sayıda tutuklamalar, sık sık hükûmet değişiklikleri, neticede Şah’ın 1979’da İran’ı terk etmesine yol açtı. Bir süre sonra da, İran’da çoğunluğun desteğine sahip olan Ayetullah Humeyni, sürgünde bulunduğu Fransa’dan İran’a döndü. Humeyni’nin dönüşünü izleyen aylar, İran’da yeni rejimi yerleştirmek (İran İslam Cumhuriyeti) isteyenlerle buna karşı olan güçler arasında son derece kanlı olaylarla geçti. Bu olayların nispeten durulduğu bir sırada, 1980 başlarında Irak’ın saldırısıyla bu kez Irak-İran Savaşı başladı. Uzun yıllar çıkmaza giren ve iki taraf açısından büyük kayıplara yol açan savaş, Ağustos 1988’de varılan ateşkesle durdu. Bu arada iç siyasette, Humeyni sonrası yönetimi ele geçirmek isteyen grupların çekişmeleri öne çıktı. İran’ın dinî lideri Ayetullah Humeyni’nin 4 Haziran 1989’da ölmesi üzerine dinî liderliğe Cumhurbaşkanı Ali Hamaney seçildi. Temmuz 1989’da yapılan seçimlerde Rafsancani, oyların %90’ını alarak cumhurbaşkanı seçildi. Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’e saldırması, İran’a beklenmedik bir diplomatik zafer kazandırdı. Bağdat, İran’ın yansız kalmasını sağlamak için savaş dönemindeki tüm taleplerinden vazgeçti; Irak’ın başlıca isteği olan ve savaştan beri sağ kıyısı Irak işgali altında bulunan Şattülarap, İran’a kaldı. 1997’de reformcu akımın temsilcisi Muhammed Hatemî cumhurbaşkanı seçildi. Şubat 2004’te gerçekleştirilen seçimlerde muhafazakâr adayların reformculara karşı büyük başarı elde etmeleri ve mecliste çoğunluğu sağlamaları, ulusal sanayii güçlendirecek yabancı yatırımlara olumlu bakmakta ve bu yönde reformlar gerçekleştirmekte olan Hatemi liderliğindeki yedi yıllık yönetimin bitişini de beraberinde getirmiş ve 24 Haziran 2005’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucu, sekiz yıllık Hatemi dönemi sona ererken, cumhurbaşkanlığına aday ılımlı lider Rafsancani karşısında muhafazakâr lider Mahmud Ahmedinecad, cumhurbaşkanı seçildi. İran ekonomisinin en önemli gelir kaynağı petroldür. 5,1 milyon ton olarak tahmin edilen yataklarıyla dünya petrol rezervlerinin %5’ini barındıran İran, dünyanın altıncı zengin petrol ülkesidir. 1980’de başlayan İran-Irak Savaşı petrol üretimini olumsuz etkiledi. 1980’lerin ortasında 107 milyon ton olan yıllık petrol üretimi, 1976’daki düzeyin üçte birine kadar düştü. Petrolün sağladığı büyük gelirle ülkenin ekonomik kalkınmasına, modern endüstrinin, özellikle tarım sektörünün geliştirilmesine çalışılmaktadır.

İRAN

Resmî adı                :  İran İslâm Cumhuriyeti

Yüzölçümü             :  1.648.000 km2

Nüfus                     :  70.675.000 (2005)

Başkent                  :  Tahran

Resmî dil                 :  Farsça

Din                         :  % 89 Şii Müslüman, % 10 Sünnî Müslüman, % 1 diğer (Zerdüşti, Musevi, Hristiyan ve Bahai dahil)

Para birimi               :  Riyal

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


33713 - unknown - 38.107.179.238