11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

 

İNÖNÜ, İSMET, (24 Eylül 1884 İzmir - 25 Aralık 1973 Ankara), Millî Mücadele’nin büyük komutanı, Atatürk’ün en yakın çalışma arkadaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı. Babası Malatyalı Hacı Reşit Bey, annesi müderris Hasan Efendi’nin kızı Cevriye Hanım’dır. Beş yaşına kadar İzmir’de kaldı. Memur olan babasının tayini nedeniyle gittiği Sivas’ta ilkokula başladı. Sivas Askerî Rüştiyesi’ni bitirdi. Bir yıl Sivas Mülkiye İdadîsi’nde okuduktan sonra, babasının İstanbul’a atanması üzerine İstanbul Halıcıoğlu’ndaki Topçu İdadîsi’ne yazıldı. 1901’de Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’a (Topçu Okulu) girdi. 1903’te Mühendishane-i Berrî-i Hümayun ve 1906’da Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni birincilikle bitirdi. Edirne’deki İkinci Ordu’ya kurmay yüzbaşı olarak atandı. 1907’de gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. II. Meşrutiyet ilan edildiği sırada cemiyetin Edirne’deki önde gelen üyelerinden biriydi. 1908’de Selânik’te toplanan İttihat ve Terakki’ye katılarak, burada Mustafa Kemal (Atatürk) ile görüştü. Kasım 1908’de Edirne’deki 2.Süvari Tümeni kurmay heyetinde görev aldı. 31 Mart Ayaklanması’nı bastırmak üzere İstanbul’a gelen Hareket Ordusu’na Edirne’den katılan tümenin kurmay başkanlığını yaptı. 1909’da toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’ne İkinci Ordu temsilcisi olarak katıldı. Kongrede ordunun siyasetten ayrılmasını savunan Mustafa Kemal’i destekledi. 1910’da Ahmed İzzet Paşa komutasında Yemen’e gönderilen 4.Kolordu kurmay heyetinde yer aldı. 1912’de rütbesi binbaşılığa yükseldi ve Yemen kuvvetleri komutanlığı kurmay başkanı oldu. 1913’te İstanbul’a döndü. Balkan Savaşı sırasında Çatalca’daki Başkomutanlık Karargâhı’ndaki I. Şube’de görev aldı. Savaştan sonra Bulgarlarla yapılan barış görüşmelerine askerî danışman olarak katıldı. Balkan yenilgisinden sorumlu yüksek rütbeli subayların soruşturmalarını yürüttü. 1913 sonlarında Erkân-ı Harbiye 3.Şube’de, daha sonra Birinci Ordu kurmay heyetinde görev aldı. Kasım 1914’te rütbesi yarbaylığa yükseltildi. I. Şube müdürlüğü görevinde bulundu. 1915’te albay oldu. Enver Paşa’nın emrinde, ordunun yenileştirilme çalışmalarına katıldı. Aralık 1915’te atandığı İkinci Ordu Kurmay Başkanlığı görevini Ocak 1917’ye kadar sürdürdü. Bu sırada İkinci Ordu Komutan Vekilliği’ne atanan Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalışma imkânı buldu ve onun önerisiyle 4.Kolordu Komutanlığına getirildi. Daha sonra Suriye Cephesi’ndeki 20. ve 3.Kolordu komutanlıklarında bulundu. 3.Kolordu, Mustafa Kemal Paşa’nın komutanı olduğu Yedinci Ordu’ya bağlı olduğundan Mustafa Kemal Paşa ile bir kez daha birlikte çalışma imkânı buldu. Mustafa Kemal Paşa’nın, ordunun ve ülkenin durumu hakkında başkomutanlığa gönderdiği raporu birlikte hazırladılar. Ekim 1918’de hastalanıp İstanbul’a döndü. Bu sırada 13 Ekim 1918’de İttihat ve Terakki Hükûmeti istifa etmiş ve yeni hükûmeti Ahmed İzzet Paşa kurmuştu. Eski komutanı olan Ahmed İzzet Paşa, sadrazamlık görevi yanı sıra Harbiye Nâzırlığı görevini de üstlenince, Harbiye Nezareti Müsteşarlığı görevine getirildi. 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada Harbiye Nezareti Müsteşarı sıfatıyla, Barış Hazırlığı Komisyonu başkanlığında bulundu. Antlaşmanın imzalanmasından bir ay sonra hükûmetin düşmesi üzerine müsteşarlık görevinden ayrıldı. 1918-1920 arası Harbiye Nezareti’nde çeşitli görevlerde bulundu. 1919’da Mevhibe Hanım ile evlendi. İstanbul’da bulunduğu günlerde Mustafa Kemal Paşa ile sık sık görüştü. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçmeye karar verince, kendisine İstanbul’da kalmasını, buradan yardım etmesini ve işe başladığında çağıracağını söyledi. 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgalinden üç gün sonra Ankara’dan beklenen davetin gelmesi üzerine er kıyafetiyle 21 gün süren bir yolculuktan sonra 9 Nisan 1920’de Ankara’ya vardı. 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’ye Edirne milletvekili olarak katıldı. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye (Genelkurmay) Reisliğine seçildi. Anadolu’da başlatılan mücadelenin düzensiz, disiplinsiz Kuvâ-yi Milliye güçleriyle değil, düzenli ordu birlikleriyle kazanılabileceğine inandığından bu düşüncesini uygulamaya karar verip düzenli ordu birlikleri oluşturmaya başladı. Ali Fuat Paşa’nın görevden alınması üzerine, onun yerine Batı Cephesi Komutanlığı’na getirildi. Bu sırada Çerkez Ethem kuvvetleri, disiplinsiz hareketleriyle önemli bir sorun oluşturduğundan TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Çerkez Ethem kuvvetlerine karşı harekete geçti. Bu durumu fırsat bilen Yunan ordusunun ileri hareketi, I. İnönü Savaşı ile durduruldu (11 Ocak 1921). Daha sonra Çerkez Ethem kuvvetleri de Kütahya’da yenilgiye uğratılarak dağıtıldı. Çerkez Ethem ve kardeşleri Yunanlılara sığındılar. Bu başarıları üzerine rütbesi mirlivalığa (tuğgeneral) yükseltildi ve bu tarihten sonra “İsmet Paşa” diye anılmaya başlandı. Birkaç ay sonra başlayan Yunan saldırısını bir kez daha İnönü’de durdurmayı ve geri püskürtmeyi başardı (1 Nisan 1921). II. İnönü zaferinden sonra İsmet Paşa’ya bir telgraf çeken Mustafa Kemal Paşa, “... Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz.” diyerek kendisini kutladı ve kazanılan zaferin önemini ifade etti. 10 Temmuz 1921’de başlayan Yunan saldırısı karşısında, Türk ordusunun taarruzu başarılı olamayınca, Batı Cephesi Komutanı olarak Mustafa Kemal Paşa’nın önerisine uyarak, orduyu Sakarya’nın doğusuna çekti. Temmuz 1921’de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği görevini Fevzi Paşa’ya (Çakmak) devretti. Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra, orduyu Büyük Taarruz’a hazırladı. Savaştan sonra Mudanya’da sürdürülen ateşkes görüşmelerinde TBMM Hükûmeti’ni temsil etti. 26 Ekim 1922’de TBMM tarafından Hariciye Vekilliğine atandı. Lozan’da barış görüşmelerine katılacak heyetin başkanlığına getirildi. 24 Temmuz 1923’e kadar sürdürülen görüşmeler sonunda Lozan Barış Antlaşması’nı imzaladı. Cumhuriyet’in ilanına kadar Hariciye Vekilliği görevini sürdürdü. 13 Ekim 1923’te on dört arkadaşıyla birlikte Ankara’nın başkent olması için önerge verdi. 28 Ekim 1923 gecesi Çankaya’da Mustafa Kemal Paşa ile birlikte, Anayasa’da yapılacak değişikliği hazırladı. TBMM’de değişiklik önergesinin kabulü sonrası 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa, hükûmeti kurma görevini İsmet Paşa’ya verdi (30 Ekim 1923). Kasım 1924’te bir süre başbakanlıktan ayrıldıysa da Doğu Anadolu’daki Şeyh Said Ayaklanması üzerine, yeniden hükûmeti kurmakla görevlendirildi (Mart 1925). Göreve başlar başlamaz Takrir-i Sükûn Kanunu’nu çıkardı. İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu. Sağlanan huzur ortamında inkilaplar ve laikleşme girişimleri gerçekleştirildi. Türk sanayisini geliştirmek amacıyla Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı. Başbakanlık görevini sürdürmekle beraber, orduyla ilişkisini kesmediğinden 1926’da rütbesi orgeneralliğe yükseltildi. 1927’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. 1934’te Soyadı Kanunu çıkınca Atatürk, kendisine “İnönü” soyadını verdi. 1930-1937 arası başbakanlık görevi sırasında, millî ekonominin gelişmesine büyük önem verdi. Etkili bir demiryolu siyasetiyle ulaşım sorunlarını çözmeye çalıştı ve Türkiye’nin ilk Beş Yıllık Sanayi Planı bu dönemde hazırlanıp uygulandı. On beş yıl Başbakanlık yaptıktan sonra 25 Ekim 1937’de bu görevden ayrıldı. Atatürk’ün ölümünün ertesi günü, 11 Kasım 1938’de toplanan TBMM tarafından oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin İkinci Cumhurbaşkanı seçildi. Ülkede birleştirici bir siyaset izledi. Kurtuluş Savaşı sırasında önemli görevlerde bulunup sonraları çeşitli sebeplerle Atatürk’ün çevresinden uzaklaşan Kâzım Karabekir, Ali Fuad Cebesoy, Refet Bele, Fethi Okyar gibi isimlerin milletvekili seçilmelerini sağladı. Dış siyasette büyük başarı göstererek, çeşitli baskılara karşın Türkiye’yi II. Dünya Savaşı dışında tuttu. İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile Adana’da görüştü (30 Ocak-1 Şubat 1943). Daha sonra Kahire’de Churchill ve ABD Başkanı Roosevelt ile buluştu (4-6 Aralık 1943). Kahire görüşmesinde Türkiye’nin savaşa girebilmesi için geniş ölçüde askerî yardıma ihtiyacı olduğunu belirtti. Savaşın sonucu belli olunca Türkiye’nin müttefiklerin yanında savaşa girdiğini ilan etti (23 Şubat 1945). Türkiye, bu siyasetiyle Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na kurucu üye olma hakkını kazandı. II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye’de çok partili hayata geçilmesi kararını verdi. 1 Kasım 1945’te TBMM’yi açış konuşmasında, bir muhalefet partisinin gerekli olduğundan, seçim sisteminin demokratikleştirileceğinden, demokrasiye aykırı kanunların değiştirileceğinden söz etti. Bunun üzerine Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) ayrılan Celâl Bayar ve arkadaşları, Demokrat Parti’yi kurdular. Demokratik ortam içinde yapılan 14 Mayıs 1950 seçimlerini CHP kaybedince, Cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve muhalefet lideri olarak çalışmaya başladı; TBMM’de CHP Malatya milletvekili olarak görev aldı. 1954 ve 1957 seçimlerini de kaybetmesine rağmen, CHP lideri olarak, partiyi dağılmaktan kurtardı. 27 Mayıs 1960’da Demokrat Parti iktidarının yıkılmasından sonra kurulan Millî Birlik Komitesi Hükûmeti’ni destekledi. 15 Ekim 1961’de yapılan seçimlerde CHP tek başına hükûmeti kuracak çoğunluğu sağlayamayınca, Adalet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi ile koalisyon hükûmeti kurdu. Böylece 24 yıllık bir aradan sonra yeniden Başbakan oldu. 1965’te bütçenin reddi üzerine istifa etti ve yeniden ana muhalefet partisi başkanı oldu. 1972’de CHP’den istifa ederek, eski Cumhurbaşkanı sıfatıyla, tabiî üye olarak Cumhuriyet Senatosu’nda yer aldı. Aralık 1973 başlarında sağlığı çok bozuldu ve 25 Aralık 1973’te Ankara’daki evinde öldü. Bakanlar Kurulu kararıyla Anıtkabir’e gömüldü. Anıları, “Hatıralarım” (2 Cilt) adıyla yayımlandı.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


33723 - unknown - 38.107.179.236