|
İSTANBUL, Marmara Bölgesi’nde, İstanbul Boğazı’nın iki yanında yer alan il.
Kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi arasında kalır; doğuda Kocaeli,
batıda Tekirdağ illeriyle sınırlanır; kuzeybatıda Kırklareli ile de kısa bir
sınırı vardır. Yüzey Biçimleri: Ana karakterini, Marmara
Havzası’nın Doğu Marmara bölümünde yer alan iki ana peneplen (yarıova) arasına
sıkışmış, Boğaz, Haliç ve akarsularla parçalanan bir platolar topluluğu
oluşturur. Topraklarının temeli, birinci zaman yaşlı kayaçlardan oluşur. Daha
sonraki jeolojik zamanlarda, ilin engebeli topografyası değişerek bugünkü düz
alanlar, yumuşak ve alçak sırtlar, yuvarlak tepeler görünümünü aldı.
Yüzölçümünün %9,5’unu kaplayan dağlar, Trakya’da Istranca Dağlarının,
Anadolu’da Kocaeli Sıradağlarının alçak uzantılarıdır. Karadeniz’e paralel
olarak İstanbul’a sokulan Istranca Dağları, Tekirdağ-İstanbul sınırında ancak 259 metre yüksekliğe ulaşır. Yalıköy’den sonra küçük tepecikler durumunda sürer ve Terkos Gölü’nün
batısında 114 metreye dik iner. Öte yandan Boğaziçi ve Haliç vadilerinin II. ve
III. zamanlarda aşınmaya uğraması sonucu Boğaz’ın her iki yakasında yer yer
yükselmeler oldu. Anadolu yakası Trakya’dan daha yüksek olmasına karşın
Karadeniz’den Marmara’ya dek ilin kentsel yerleşim alanı içinde ve özellikle
Haliç çevresinde yer alan sırt ve tepeler İstanbul’a ilginç bir görüntü
kazandırdı. İstanbul’a 7 tepeli kent denilmesine yol açan bu tepelerin ilki
Marmara Denizi ile Haliç arasında uzanan yarımadanın en uç noktası olan
Sarayburnu Tepesi’dir. Üzerinde Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultan Ahmet Cami ve
Gülhane Parkı’nın yer aldığı Sarayburnu Tepesi’ni, Nuruosmaniye Tepesi izler;
bu sırtın üzerinde ise Nuruosmaniye Camisi, Çemberlitaş, Sultan Ahmet Türbesi
yer alırken tepenin denize dek inen vadisinde Valide Sultan Cami, Mısır Çarşısı
ve Sirkeci Garı sıralanır. Bu iki sırtın arasında ise üzerinde İstanbul
Üniversitesi’nin bulunduğu Beyazıt Tepesi, Beyazıt Tepesi’nin hemen batısında
Fatih Tepesi yer alır. Bu iki sırtın Haliç tarafında ise Sultan Selim Tepesi ve
Tekfur Sarayı’nın bulunduğu tepeler sıralanır. Davutpaşa Tepesi ise Aksaray’ın
batısında kalır. İlin Anadolu yakasındaki yükseltileri kıyıya yakın ve
Trakya’ya oranla daha diktir. 438 metre yükseltili Kayış Dağı’nı 261 metre yükseltili Büyük Çamlıca ve daha az yükseltili Küçük Çamlıca tepeleri yer alır. Bunların
dışında Ömerli ve Şile çevresinde de tek tek tepelere rastlanır. Başlıcaları
Alemdağ (442 metre) ve Gürgentepe’dir. Trakya ve Kocaeli yarıovaları arasında
dağılan platolar, kuzey ve güneyden denizle sınırlıdır. Boğazın batısında kalan
platolar doğusundakilere oranla daha dalgalıdır. Çatalca Yarımadası’nın
kuzeybatısından Kilyos’a dek uzanan Karadeniz kıyı şeridinin hemen gerisinden
başlayan akarsularla yarılı bu düzlük, güneye doğru yükseltisini yitirerek
girintili çıkıntılı bir kıyı kuşağıyla Marmara Denizi’nde son bulur. Platonun
doğu ucu ise dik yamaçlarla boğaza ulaşır. Platonun il yerleşim merkezindeki
bölümlerinden biri Haliç ile Boğaziçi arasında, üzerinde Beyoğlu semtinin
bulunduğu bölümdür. Eski İstanbul kentinin kurulduğu bölüm ise İstanbul platosu
diye adlandırılır. Bu düzlük Sarayburnu’ndan başlayarak iki yöne doğru
genişleyerek yayılır. Ayasofya, Beyazıt ve Edirnekapı, platonun en yüksek
kesimleridir. Marmara kıyıları girintili çıkıntılı olmakla birlikte Kumkapı’dan
Yenikapı’ya doğru düzleşir. Boğaz’ın doğusunda Kocaeli yarımadası üzerindeki
düzlükler daha engebeli ve dalgalıdır. Örneğin, Üsküdar’ın üzerinde yer aldığı
plato, aşınma oluklarıyla birkaç bölüme ayrılır. Ancak plato Ömerli ve Şile’ye
doğru gidildikçe yükseltisini yitirerek Karadeniz’e ulaşır. İstanbul’un
akarsuları fazla uzun olmadıkları gibi, debileri de yüksek değildir.
Başlıcaları: Küçük Çekmece Gölü’ne dökülen; Sazlı Dere, Nakkaş Deresi. Büyük
Çekmece Gölü’ne dökülen; Sarısu, Çakıl Deresi. Terkos Gölü’ne dökülen;
Istıranca Deresi. Haliç’e dökülen; Alibeyköy Deresi, Kâğıthane Deresi.
Karadeniz’e dökülen; Göksu, Hiciz Deresi ve ilin içme suyunu sağlayan ve
üzerinde Ömerli Baraj Gölü’nün yer aldığı Riva Deresi’dir. Bunların dışında
Tuzla’dan denize dökülen Tavşantepe ve Taşlar dereleri, Pendik’ten denize
dökülen Büyük Dere, Moda koyuna dökülen Kurbağalı Dere’nin yanısıra Karakulak,
Göksu ve Küçüksu Deresi ile Büyük Dere, İstinye, Sarıyer Dereleri sayılabilir.
İstanbul il sınırları içinde Büyük ve Küçük Çekmece, Terkos’un yanısıra Ömerli
ve Alibeyköy baraj göllerinden başka göl yoktur. İklim ve Bitki Örtüsü:
İstanbul iklimini, belirgin bir iklim tipinin kalıplarına sokmak olanaksızdır.
En genel çizgileriyle Akdeniz iklimi ile Karadeniz bölgesi iklimi arasında
geçiş niteliği taşımakla birlikte zaman zaman karasal iklim özellikleri
gözlenir. Bu iklim yapısı, farklı yönlerden gelerek İstanbul’u etkisi altına
alan hava kütlelerine bağlanır. İstanbul’da genel olarak Akdeniz bitki örtüsü
egemendir. Orman ve fundalıklar geniş alanlar kaplar. Karadeniz kıyı bölgesinde
kışın yaprağını döken ağaçlar ve makiler kuzeybatıya doğru Akdeniz iklim
etkilerinin azalmasına koşut olarak kaybolur. Kent çevresinde, Kermes meşesi,
katran ardıcı, üvez, muşmula, kocayemiş, sandal, akçakesme, funda, böğürtlen,
kızılcık, sarmaşık, defne ve benzeri makiler, boğazın her iki yakasında oldukça
yaygındır. İlin Akdeniz bitki örtüsü dışındaki alanları, meşe türlerinin
çoğunlukta olduğu ormanlarla kaplıdır. Trakya’da meşeden sonra en yaygın tür
kayındır. İlin kuzeyinde meşe, kayın, dişbudak ve kestane ormanları geniş
yayılma alanları bulur. İstanbul’un Anadolu kesiminde, Trakya’da olduğu gibi
meşe ve kayın çoğunluktadır. Bunların yanında gürgen, çınar, kestane, ıhlamur,
karaağaç görülür. Ekonomi: İstanbul, ekonomik açıdan Türkiye’nin
en gelişmiş ilidir. İl merkezi eşsiz coğrafî konumu, tarihsel birikimi, artık
başkent olmamasına karşın gelişmesine büyük olanaklar sağladı. Türkiye’de tüm
imalat sanayiinin sağladığı değerin üçte biri, devlete ödenen gelir
vergilerinin yarıya yakını İstanbul ve çevresinden gelir. İstanbul en büyük
ithal limanı, ülkedeki denizyollarının kavşağıdır. Sermayenin, büyük
holdinglerin, bankaların, şirketlerin, sağlık tesislerinin pek çoğu İstanbul’da
toplanmıştır. Farklı dönemlerden tarihî eserleri, sarayları, müzeleri, doğal
güzellikleri, modern konaklama tesisleriyle ülkenin en çok ziyaretçi çeken
turizm merkezidir. Ülke nüfusunun onda birinden fazlası İstanbul’da yaşar. İl
nüfusunun üçte birinden fazlası sanayide çalışır. Madenî eşya, elektrikli
makine, cam, porselen, çimento ve taşıt aracı üretimi yanında kimya,
dokumacılık, hazır giyim, deri ve gıda sanayileri de gelişmiştir. Sanayi
sitelerinde birçok küçük sanayi kuruluşu faaliyet gösterir. İlk Çağdan bu yana
şehrin temel ekonomik faaliyet dalı olan ticaret, günümüzde de canlılığını
korumaktadır. Türkiye’nin önemli toptancı şirketlerinin yarısına yakını
İstanbul’da bulunur. Tarım, il ekonomisinde önemli bir yer tutmaz, ama İstanbul
en büyük tarımsal ürün tüketicisidir. Turistik Yerler:
İstanbul’da Bizans döneminden Ayasofya (523-537), Aya İrini (6. yüzyıl), Galata
Kulesi (1348), Binbirdirek Sarnıcı (4. yüzyıl) ve Yerebatan Sarayı (6. yüzyıl),
Bozdoğan Kemeri (4. yüzyıl), Hagios Theodoros Kilisesi (Mollagüranî Camii, 10.
yüzyıl), Hora Manastır Kilisesi (Kariye Camii, 14. yüzyıl mozaikleriyle ünlü),
Konstantin Lips Manastır Kilisesi (Fenarîisa Camii, 10. ve 14. yüzyıllarda
yapılmış iki kilise), Miraleion Kilisesi (Bodrum Camii, 10. yüzyıl),
Pantepoptes Manastır Kilisesi (Eski İmaret Camii, 11. yüzyıl), Pantokrator
Manastır Kilisesi (Zeyrek Kilise Camii, 12. yüzyıl), Sergios ve Bakhos Kilisesi
(Küçük Ayasofya Camii, 6. yüzyıl), Studios Manastır Kilisesi (İmrahor Camii, 5.
yüzyıl), İstanbul Surları, (5. yüzyılda ilk bölümü yapıldı), Tekfur Sarayı (12.
yüzyıl), Theotokos Pammakaristos Manastır Kilisesi (Fethiye Camii, 12. yüzyıl,
mozaikleriyle ünlü); Osmanlı döneminden Fatih Camii (1463-1470), Eyüp Sultan
Camii (1458-1459), Beyazıt Camii (16. yüzyıl), Mihrimah Sultan Camii (1548),
Süleymaniye Camii (Mimar Sinan yapısı, 1550-1559), Mihrimah Sultan Camii (Mimar
Sinan yapısı, 16. yüzyıl ikinci yarısı), Rüstem Paşa Camii (Mimar Sinan yapısı,
1562), Sokollu Mehmed Paşa Camii (Mimar Sinan yapısı, Kadırga semtinde,
1571-1572), Şemsi Paşa Camii (Mimar Sinan yapısı, 1580-1581), Kılıçali Paşa
Camii (Mimar Sinan yapısı, 1580-1581), AtikValide Camii (Mimar Sinan yapısı,
1583), Yeni Cami (1597-1663), Sultanahmet Camii (1609-1617), Nuruosmaniye Camii
(1741-1755), Laleli Camii (1759-1763), Nusretiye Camii (1823-1826), Dolmabahçe
Camii (1852-1854), Ortaköy Camii (1854), Topkapı Sarayı, Aynalıkavak Kasrı,
Dolmabahçe Sarayı (bugün müze, 1855), Küçüksu Kasrı (1856), Beylerbeyi Sarayı
(bugün müze, 1865), Çırağan Sarayı (bugün otel, 1871), Yıldız Sarayı (19.
yüzyılda yapılan çeşitli köşk ve kasırlar bütünü), Kapalıçarşı; müzeler:
Arkeoloji Müzesi, Ayasofya Müzesi, Kariye Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi,
Hisarlar Müzesi (Rumeli, Anadolu hisarları ve Yedikule), İstanbul Devlet Resim
ve Heykel Müzesi, Askerî Müze, Deniz Müzesi, Mozaik Müzesi, Türk ve İslam
Eserleri Müzesi, Atatürk Müzesi, Halı Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi; parklar ve
mesire yerleri: Belgrad Ormanı, Büyük Çamlıca Tepesi, Gülhane Parkı, Hıdiv
Kasrı, Yıldız Parkı, Emirgân Parkı. Atatürk Havalimanı.
İSTANBUL
(34)
Marmara
Bölgesi’nde, İstanbul Boğazı’nın iki yakasında yer alan aynı adlı ilin merkezi
olan kent. Nüfusu 9.236.755 (2000). Türkiye’nin en büyük şehridir. Bizans ve
Osmanlı İmparatorluklarına başkentlik eden İstanbul, Türkiye’nin sanayi,
ticaret, sanat ve kültür merkezidir. Tarih: İstanbul’un
kuruluşuyla ilgili olarak bulunabilen en eski kalıntılar, Fikirtepe’de
(Kadıköy) yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Trakların Haliç dolaylarında,
Fenikelilerin de bugünkü Kadıköy dolaylarında yerleştikleri bilinmektedir. Bazı
kaynaklara göre, Yunanistan’ın Megara kentinden gelenler, bugünkü Sarayburnu’na
yerleşerek İstanbul’un çekirdeğini oluşturmuşlardır. Yunan egemenliğinden sonra
bir süre Roma egemenliğinde kalan kent, MS 395’te Doğu Roma İmparatorluğu’nun
başkenti oldu. Hun İmparatoru Attila, o dönemdeki adı Konstantinopolis olan
kentin yakınlarına kadar geldi. 626’da Avar Türkleri, 668-669’da, 673-674’te ve
713-714’te Araplar, 813’te Bulgar Türkleri kenti kuşattılarsa da alamadılar.
Daha sonra Peçenekler ve Selçuklular, kentin yakınlarına geldiler. IV. Haçlı
Seferi sırasında kent, Latinlerin eline geçti. Bütün şehir yağmalandı, yakıldı
ve yıkıldı. Sanat yapıtları ve kitaplar yok edildi. 1261’de Konstantinopolis
tekrar Bizanslıların yönetimine girdi. 14. yüzyıl başlarında Osmanlılar, Rumeli
ve Anadolu Yakası’nda, kentin çevresini ellerine geçirdiler. 1397’de Yıldırım
Bayezid, 1411’de Musa Çelebi, 1422’de II. Murad, kenti almak için girişimde
bulundular. Sonunda II. Mehmed (Fatih), 53 gün süren bir kuşatmadan sonra kenti
aldı (29 Mayıs 1453) ve İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti oldu. Osmanlı
Devleti’nin merkezi olarak birçok toplumsal olaylara sahne olan kent, 1509’da
ve 1894’te iki büyük deprem geçirerek hasar gördü. 16 Mart 1920’de, I. Dünya
Savaşı’ndan galip çıkan devletler tarafından işgale uğradı. Kurtuluş Savaşı
sonunda, 6 Ekim 1923’te işgalden kurtarıldı ve 13 Kasım 1923’te de başkent olma
niteliğini kaybetti. Güzel Sanatlar: Bizans ve Osmanlı
İmparatorluklarının başkenti İstanbul’un her yanı saraylar, camiler,
medreseler, hamamlar, çeşmeler, köşkler, kasırlar, kiliseler, manastırlarla
doludur. Şehrin II.Theodosios tarafından yaptırılan surları birçok kez
onarılmıştır. Ayasofya Kilisesi, bugün müzeye dönüştürülmüştür. Aya İrini
dışında Fethiye, Fenari İsa, Bodrum, İmrahor, Kariye, Kalenderhane, Zeyrek,
Yeni İmaret gibi camiler birer eski kilisedir. Tekfur Sarayı, Bukeleon Sarayı
kalıntıları, Çemberlitaş, Galata Kulesi, Bozdoğan Kemeri, Yerebatan ve
Binbirdirek sarnıçları Bizans döneminden günümüze ulaşmıştır. Eyüpsultan Camii
ve Fatih Külliyesi İstanbul’daki ilk Osmanlı eserleridir. 15. yüzyılda yapımına
başlanan, sonra eklemelerle genişletilen Topkapı Sarayı bugün müzedir. Osmanlı
mimarlığının klasik döneminden önemli yapılar; 16. yüzyıldan II.Bayezid, Sultan
Selim ve Şehzade külliyeleri, Rüstem Paşa ve Sokollu Mehmed Paşa Camileri,
Mihrimah Sultan ve Süleymaniye Külliyeleri, 17. yüzyıldan Sultan Ahmed Külliyesi
ve Yeni Cami’dir (Valide Camii). 18. yüzyılda yapılan Nuruosmaniye ve Laleli
Camileri Osmanlı baroğu denilen üslubun önemli örnekleridir. Üsküdar Yeni
Valide Camii, Beylerbeyi Camii, Selimiye Camii yine aynı yüzyılın eserleridir.
19. yüzyılda Dolmabahçe, Ortaköy Camileri yapılmıştır. Sirkeci ve Haydarpaşa
garları, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Düyunı Umumiye binası (bugün İstanbul
Lisesi), Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (bugün Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi)
19. yüzyılda yabancı mimarlar tarafından yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmed
döneminde ilk bölümleri yapılan Kapalıçarşı, İstanbul’un en canlı turistik
merkezlerinden biridir. III.Ahmed Çeşmesi, Tophane Çeşmesi, Sabiha Sultan
Çeşmesi, Valide Çeşmesi birer sanat abidesidir. Mimar Sinan tarafından inşa edilen
Ayasofya Hamamı ile Büyükçekmece Köprüsü önemli yapılardır.
İSTANBUL
Yüzölçümü : 5.196 km2
Nüfusu : 10.018.735 (2000)
İlçe sayısı : 32
İl trafik kodu : 34
İSTANBUL’UN İLÇELERİ
İlçe İlçe Nüfusu
Adalar 17.760
Avcılar 233.749
Bağcılar 556.519
Bahçelievler 478.623
Bakırköy 208.398
Bayrampaşa 246.006
Beşiktaş 190.813
Beykoz 210.832
Beyoğlu 231.900
Eminönü 55.635
Esenler 380.709
Eyüp 255.912
Fatih 403.508
Gaziosmanpaşa 752.389
Güngören 272.950
Kadıköy 663.299
Kağıthane 345.239
Kartal 407.865
Küçükçekmece 594.524
Maltepe 355.384
Pendik 389.657
Sarıyer 242.543
Şişli 270.674
Tuzla 123.225
Ümraniye 605.855
Üsküdar 495.118
Zeytinburnu 247.669
Büyükçekmece 384.089
Çatalca 81.589
Silivri 108.155
Sultanbeyli 175.700
Şile 32.447
Toplam (2000): 10.018.735
|
|