10 Ocak 2009 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 52.890 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

ERMENİ SORUNU, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Osmanlı Devleti’nin zayıflamasını fırsat bilen Ermenilerin, bazı ülkelerin de desteğini alarak ortaya çıkardığı sorun. Ermeniler, 19.yüzyıl ortalarına kadar Osmanlı Devleti’ne bağlılıklarını sürdürmüşler, bu sebeple de kendilerine “Millet-i Sadıka” (sadık millet) denilmiştir. O dönemde özellikle büyük kentlerde yaşayan, ticaret, sanayi, kuyumculuk ve bankerlik yapan Ermeniler, dış ticaretin büyük bölümünü ellerinde bulundurmakta, bu nedenle Osmanlı toplumu içinde zengin bir sınıf oluşturmaktaydılar. Tanzimat Fermanı’nın ilânından sonra, Protestanların koruyuculuğunu üstlenen İngiltere, kiliseler ve okullar açarak Ermeniler arasında etkili olmaya çalıştı. 1856 Islâhat Fermanı ile memur ve asker olma hakkını alan Ermenilerden, maliye, hariciye, dahiliye ve nafıa vekilliği yapanlar oldu. Ermeni sorunu ilk olarak 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Doğu Anadolu’nun bazı kentlerini ele geçiren Rusların, buralardaki Ermenileri kışkırtmasıyla başladı. Bilhassa, Ermeni Patriği Nerses’in Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarına, Ermeni nüfusunun bulunduğu yerlerde ıslâhat yapılmasıyla ilgili maddeyi koydurtması, Ermeni sorununu ön plana çıkardı. Rusya ve İngiltere, kendi çıkarları doğrultusunda Ermeni sorununu ele alıp değerlendirdiler. Rusya, kurulacak bir Ermenistan ile güneye, Akdeniz’e ulaşmayı düşünürken; İngiltere, bağımsız bir Ermenistan ile Rusya’nın Akdeniz’e ulaşmasını engellemek istiyordu. Kışkırtmalar sonucu bağımsız bir devlet kurma düşüncesine kapılan Ermeniler, Rusların da desteğiyle “ihtilâlci komitalar” kurdular. Bunların en önemlileri, 1887’de İsviçre’de kurulan Hınçak ve 1890’da Tiflis’te kurulan Taşnak Komitalarıydı. Daha sonra birleşen bu iki komita, tedhiş hareketlerine başlayıp ilk olarak Erzurum ve İstanbul Kumkapı’da çeşitli olaylar çıkardı. Bunu Merzifon, Yozgat, Kayseri, Çorum, Van ve diğer yörelerdeki Ermeni olayları izledi. 1896’da İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı basarak olaya Avrupa devletlerinin müdahalesini istediler. 1905’te Padişah II.Abdülhamid’e suikast girişiminde bulundular. 1909’da Adana’da büyük bir isyan çıkardılar. I.Dünya Savaşı’nın ilk yılları Rusların Doğu Anadolu’da ilerlemesi, Ermenilere isyan fırsatını verdi. Hazırlıklarını savaş öncesinde tamamlamış olan Ermeni çeteleri, Rusların yanında yer aldı. İlk isyan, 17 Ağustos 1914’te Zeytun’da (Süleymanlı) çıktı. Maraş’taki Ermeni askerleri de silâhlarıyla birlikte bunlara katıldı ve Türk köylerini basarak halkı öldürmeye başladılar. Nisan 1915’te Van’da ayaklanan Ermeniler, buradaki Türkleri katlettiler. Bu durum karşısında Osmanlı Hükûmeti, Doğu Anadolu’daki Ermenilerin, savaş alanı olmayan bölgelere göç ettirilmelerine karar verdi (14 Mayıs 1915). Osmanlı Hükûmeti, I.Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında Ermenilerin, Doğu Cephesi’nde Ruslarla işbirliği yapmaları; savaşta, ülke sınırlarını düşmana karşı savunmakta olan Türk ordusunun hareketini güçleştirmeleri; erzak ve mühimmat naklini zorlaştırmaları; bir kısım Ermeninin Rus ordusuna katılması; ülke içinde askerî birliklere ve sivil halka silâhlı saldırıda bulunmaları; şehir ve kasabalara saldırarak öldürme ve yağmaya girişmeleri; düşman kuvvetlerine erzak sağlamaları; Rus ordusuna öncülük etmeleri ve müstahkem mevkileri düşmana göstermeleri gibi bazı tespitlerde bulundu. Suçları sabit görülen Ermenilere karşı 27 Mayıs 1915’te, Osmanlı Hükûmeti “Tehcir Kanunu”nu çıkardı. Bu kanuna göre, Van, Bitlis, Erzurum vilâyetleri; Adana, Mersin ve Sis (Kozan) kent merkezleri dışında Adana, Mersin, Kozan ve Cebelibereket sancakları; Maraş kenti hariç olmak üzere, Maraş sancağının diğer yerleri; merkez kazaları hariç, Halep vilâyetinde, İskenderun, Beylan, Cisrişagur ve Antakya kazaları, kasabaları ve köyleri, boşaltılması gereken yerler olarak tespit eden Osmanlı Hükûmeti, Tehcir Kanunu’na göre, Ermenilerin iskân edilecekleri yer olarak da, kuzey bölgeleri hariç, Musul sancağı; Zor sancağı; Urfa’nın şehir merkezi hariç, güneyindeki kesimler; Halep sancağının doğu ve güneydoğu kesimleri, Suriye vilâyeti doğusundaki bazı bölgeleri belirledi. Tehcir (göç) uygulamaya konulurken, Osmanlı Hükûmeti, göçe tâbi olanların, yolculuk sırasında can ve mal güvenliklerinin sağlanması; gittikleri yerlerde yerleşmeleri kesinleşinceye dek kendilerine geçimlerini temin için yardım yapılması; eski malî durumlarına uygun olarak kendilerine mal ve arazi dağıtılması; hükûmet tarafından barınmalarının sağlanması; çiftçilere tohumluk, zanaatkârlara meslekleriyle ilgili araç-gereç verilmesi; terk ettikleri mallarından geriye kalanların kendilerine verilmesi, bu olmadığı takdirde karşılığının para olarak ödenmesi; boşaltılan yerlerde Ermenilere ait taşınmazların sayımının yapılarak bunların cins ve kıymetlerinin belirlenip hak sahiplerine verilmesi; Ermenilere ait zeytinlik, bağ, bahçe, han, fabrika gibi gelir getirecek taşınmaz malların ihaleyle satılarak veya kiralanarak, elde edilen gelirlerin uygun bir şekilde ilk sahiplerine verilmesi gibi tedbirleri alıp 1917’ye kadar uygulamaya çalıştı. Ekim 1917’de Rus İhtilâli çıkınca Kafkas Cephesi’ndeki Rus orduları, işgal ettikleri doğu vilâyetlerinden çekilince, Ermeniler, merkezi Erivan olmak üzere bir cumhuriyet kurdular. Nazarbekov komutasında 50.000 kişilik bir Ermeni kuvveti, Rusların çekildikleri yerleri ele geçirerek buralarda yaşayan Türklere karşı katliama giriştiler (Ocak 1918). Bunun üzerine harekete geçen Türk ordusu, sırasıyla Erzurum, Trabzon ve Van’ı kurtardıktan sonra, 1914 Osmanlı-Rus sınırını geçerek Güney Kafkasya’ya doğru ilerlemeye başladı. Kars’ı ele geçiren Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa (11 Nisan 1918), kısa bir kuşatmadan sonra Gümrü’ye (15 Mayıs 1918) ve ardından Ağrı’ya doğru çekilen Ermenileri kesin yenilgiye uğrattıktan sonra Ağrı’ya girdi (20 Mayıs 1918). Bunun üzerine Ermeniler barış istemek zorunda kaldı. 31 Mayıs 1918’de imzalanan Batum Antlaşması’na göre; 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda kaybedilen topraklar yeniden Osmanlı Devleti’nin egemenlik sınırları içine alındı ve Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Türk orduları Kafkasya’dan çekilmek zorunda kalınca burada Ermenistan ve Gürcistan devletleri kuruldu. Ermenistan yönetimini ele geçiren Taşnaklı yöneticiler, Batum’da bir antlaşma imzalayarak Arpa Çayı ve Aras Irmağı’nı Türkiye ile sınır olarak kabul etmek zorunda kaldılar. Mondros Mütarekesi’ne koydurduğu bir maddeye dayanarak İngiltere, bu antlaşmayı geçersiz kılmak için uğraştı ve Karadeniz, Müttefik donanmasının denetimine geçti. Başta İngiltere olmak üzere Müttefikler, Ankara Hükûmeti’ni, 1914 öncesi sınırlara çekilmeye zorladılar. Ancak, Denikin’in ordularını safdışı bırakan (Kasım 1919) Sovyet Rusya, Ankara Hükûmeti’yle ilk antlaşmasını yaptı. Bunu Mayıs’ta Ermenistan Taşnak yönetiminin yıkılışı izledi. Bu arada Müttefikler, kurulan yeni Ermeni devletini tanımıyor, Anadolu yarımadasından katılacak topraklarla daha geniş bir Ermenistan kurulması politikası güdüyorlardı. Ancak ABD, sorumluluğunun daha büyük boyutlara varmasına yanaşmayıp Ermeni politikasını askıya aldı (Haziran 1920). 10 Ağustos’ta Müttefikler, Ermeni Cumhuriyeti’ni tanıyıp buna Sevr Antlaşması’nda yer verdiler ve ABD Başkanı Woodrow Wilson’dan, Ermenistan-Türkiye sınırının kesinleştirilmesini istediler. ABD Başkanı Wilson, 22 Kasım 1920’de yaptığı açıklamayla; Trabzon, Erzincan, Erzurum, Muş ve Van’ı Ermenistan’a katan bir sınır çizdi. Taşnak Partisi tarafından yönetilmekte ve İtilâf Devletleri’nden yardım görmekte olan Ermenilerin, doğu bölgesinde yeniden saldırılara ve katliamlara girişmesi üzerine TBMM, harekete geçilmesine karar verdi. 9 Haziran 1920’de Doğu Anadolu’da geçici seferberlik ilân edildi. Kâzım Karabekir Paşa, Doğu Cephesi Komutanlığı’na getirildi. Böylece, yeni Türk devletinin ilk askerî cephesi kurulmuş oldu. 28 Eylül 1920’de Ermenilere karşı harekete geçen Türk kuvvetleri, 30 Ekim’de Kars’ı, 7 Kasım’da Batum’u ele geçirdiler. Ermenistan ile 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Kars, Sarıkamış ve Oltu geri alındı ve bugünkü sınır çizildi. Sevr Antlaşması koşullarının her iki tarafça tanınmadığının da belgesi olan bu antlaşmada ayrıca, Ermenistan delegesi, Cumhuriyet yolundaki Türkiye’nin herhangi bir yerinde Ermeni çoğunluğunun bulunmadığını da kabul ediyordu. Ermenistan Cumhuriyeti, 30 Aralık 1922’de SSCB’ye katılarak Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adını aldı ve 1991’de bağımsızlığını ilân etti.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2009 BOYUT YAYIN GRUBU
Matbacılar Sitesi 1.Cad. No:115 34204 Bağcılar - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
info@boyut.com.tr | www.turizmdebusabah.com | www.travelguide.gen.tr | www.industryguide.gen.tr | www.gastronomi.com.tr
www.artacademy.com.tr | www.okukullankolaypc.com | www.dvdfestivali.com | www.yaraticicocuk.com
| www.kitabicihannuma.com

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


30873 - unknown - 38.103.63.57