24 Mayıs 2012 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

EĞİTİM, bir kişiyi eğitmek, okutmak, yetiştirmek eylemi ve bunun yollarını gösteren bilim. Eskiden çocuklara, toplumun geleneklerini ve görgü kurallarını öğretmekle yetinen bir eğitim anlayışı egemendi ve eğitimin temel amacı, kuşaklar arasında toplumsal sürekliliği sağlamaktı. O dönemin gereklerinden olan silâh kullanma, binicilik, avcılık, hayvancılık bilgileri, yetişkinlerce yetişenlere aktarılırdı. Yerleşik düzene geçişle birlikte eğitim yeni niteliklere büründü. Uzunca bir süreç sonunda eğitim, dinî bir nitelik kazandı. Meslekler açısından eğitimse, bir çırak-usta ilişkisi çerçevesinde yürütüldü. 18.yüzyılda kilisenin ağır baskılarına karşın yükselen Aydınlanma felsefesi, Fransız Devrimi’ne yol açan yeni düşünceler, eğitim anlayışında da köklü değişikliklere sebep oldu. Günümüzde eğitim; görgü ölçülerini, incelik kurallarını ve salt meslekî başarı sağlamanın yollarını öğreten basit bir kavram olmaktan çıkmış, bireyin yetişmesi ve insanın düşüncede ilerlemesi için gerekli tüm alanları içerir. Çağdaş eğitim, okulla sınırlandırılmamakta; okul öncesi, okul dışı ve okul sonrası dönemlere yayılmaktadır. Çağdaş devletlerde her bireyin, kendisini, kişisel onurunun ve toplumsal ödevlerinin bilincine varmış bir yurttaş konumuna ulaştıracak eğitime hakkı olduğu, tartışmasız benimsenmektedir. Devletle birlikte aile ve din kurumlarının da varlığı bir gerçektir. Bu üç kurumun amaç ve çıkarları, toplumsal ilerleme doğrultusunda uyum göstermelidir. Günümüzde, insan karakterinin doğuştan belirlendiğini öne süren ve eğitimin önemini yadsıyan görüşlerin geçerliliği kalmamakla birlikte, eğitimin kurallarını belirleyecek ilkeler üstünde tam bir görüş birliği sağlanabilmiş değildir. 1946’da kurulan UNESCO, eğitim alanında devletlerarası işbirliği kurmaya ve eğitimde evrensel ilkeleri benimsetmeye çalışmaktadır. Eskiden eğitim sistemleri, zorlayıcı ve cezalandırıcı bir baskı gücüne dayandırılmıştı. Ders araçlarından yoksunluk, öğrenimin yalnızca ezbere dayanması, dinsel koşullara uyma zorunluluğu, eğitimde sıkı bir disiplin ve korkunun yerleşmesine yol açtı. Batı’da Rönesans’la birlikte, eğitimde çocukların ve gençlerin özelliklerine ve bedensel olanaklarına uygun yollar arama çabasına girildi ve eğitim yöntemleri o zamandan günümüze değin olumlu yönde bir gelişme göstererek sağlığa uygun binalarda ve tamamlayıcı diğer koşullarda öğrencilerin yetiştirilmesine önem verildi. Fransız Devrimi’nden bu yana devlet sorumluluğunda yürütülmeye başlanan eğitimde, çocukların ve gençlerin yetenek ve olanaklarıyla hak ve gereksinimlerine öncelik tanımak, başlıca ilke oldu. Dünyada, en genel anlamıyla eski ve yeni eğitim anlayışları arasındaki savaşım, Osmanlılarda Tanzimat dönemiyle birlikte gündeme geldi. Batılı okullara benzer rüştiye ve idadî gibi ortaöğretim okullarının açılışı bu döneme rastlar. Bu okullar; Tıbbiye (1827), Harbiye (1834) ve Muzıka-i Hümayun gibi, orduya eleman yetiştiren yükseköğretim kurumlarına öğrenci yetiştirirlerdi. İlk Türkçe ders kitapları bu okulların öğretmenlerince yazıldı. 1860’ta Mithat Paşa’nın açtırdığı, önceleri yetimhane ve işevi niteliğinde olan sanat okullarına devletçe ödenek verilmez, giderleri kendi imkânlarıyla karşılanırdı. Yeni okulların bağlanacağı bir merkez örgüt olarak Mekâtib-i Umûmiye Nezareti (1846) ve Maarif-i Umûmiye Nezareti (1856) kuruldu. Yeni askerî okullar nasıl ordunun subay gereksinimini karşılıyorsa, yeni sivil okullar da (Galatasaray Sultanisi, idadîler, rüştiyeler, Mekteb-i Mülkiye vb.) devletin memur gereksinimini karşılamaya başladı. Sıbyan okullarını (ilkokullar) çağdaşlaştırmak için Tanzimat döneminde (1868, Maarif-i Umûmiye Nizamnamesi) dinî bilgilerin yanı sıra okullarda tarih, coğrafya, Osmanlıca ve hesap gibi dersler okutuldu. Vakıf sistemi, artan giderleri karşılayamadığından ilköğretim, eskisi gibi halkın yükümlülüğünde kaldı. Aşar ve avariz vergilerinin bir bölümüyle öğretmen aylıkları karşılanmaya çalışıldı, yetmeyince salma yöntemine başvuruldu. Devlet ancak ortaöğrenimi karşılamakta, zorunlu ilköğretimi her şeyiyle halka bırakmaktaydı. 1848’de ilköğretmen okulu İstanbul’da açıldı; 1870’ten sonra illerde de açılmaya başlandı. Medreselilerle din adamlarının yönetimindeki sıbyan okullarının yanı sıra, usul-i cedide mektepleri adı verilen yeni ilkokullar yurdun her yanında yavaş yavaş çoğaldı. Vakıf düzeninden yararlanamayan bu yeni okullarda, yalnız varlıklı kişilerin çocukları okuyabiliyordu. Böylece medreseden ve modern okullardan çıkan, farklı iki eğitimden geçen, farklı yaşam görüşlerine sahip iki kuşak bir arada yetişti. Bu ikilik, ancak Cumhuriyet döneminde medreselerin ortadan kaldırılmasıyla sona erdi. 1908’de Meşrutiyet’in ilânından sonra Tahsil-i İptidai Kanun-ı Muvakkatı (1912) çıkarıldı. Bununla, parasız ve zorunlu ilköğretim; her köy ve mahallenin kendi okulunu yapması, giderlerini karşılaması koşulu getirildi. İstanbul Öğretmen Okulu yeniden düzenlendi; Alman profesörler getirtilerek üniversite güçlendirildi. Kurtuluş Savaşı yıllarında eğitime yeterince para ve zaman ayrılamadı. Maarif Vekâleti, dinî ve ulusal eğitimi düzenleme işini üstlendi. Öğretmen aylıkları ödenemedi, pek çok okul kapandı ve halk, okul giderlerine katılmakta çekimser davrandı. Ankara’da toplanan Heyet-i İlmiyye (15 Temmuz 1922), savaş sorunları yüzünden bir şey yapamadan dağıldı. Veli Efendi’nin Maarif Vekilliği sırasında toplanan program komisyonu; din derslerinin artırılmasını, sultanilere yeni medrese adı verilmesini, müzik derslerinde ilâhiler öğretilmesini, resim derslerinde canlı resmi yapılmamasını karara bağladı. Fakat Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bunlardan tümüyle vazgeçildi. Cumhuriyetin en önemli eylemlerinden biri olan Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği, 1924) yasası çıkarıldı. Din eğitiminin yerini lâik eğitim aldı ve medreseler kaldırıldı. Mustafa Necati’nin Maarif Vekilliği döneminde merkez örgütü genişletildi ve maarif eminlikleri kuruldu. Bakanlık örgütüne Talim-Terbiye Dairesi ve Sağlık İdaresi eklendi. Lâik eğitim ilkelerine göre düzenlenen yeni eğitimde, karma eğitim temel alındı. Okul programları değiştirildi. 1939’da toplanan ilk Millî Eğitim Şûrası, tek kitap yöntemini benimsedi. Din dersleri, Arapça ve Farsça, ortaokul ve lise programlarından çıkarıldı (1927). Harf İnkılâbı adıyla tarihte yerini alan alfabe değişikliği gerçekleştirildi (1 Kasım 1928). 1935’te eğitim müdürlükleri kurularak il genel kurullarının sürdüregeldiği eğitim görevlerinin başlıcaları bu müdürlüklere verildi. Denetim işleyişi, bakanlık örgütüne bağlandı. 1934’e dek özel idarelerce karşılanan ilkokul ve sanat okulları giderleri, devlet bütçesinden ve sanat okullarından sağlanan döner sermayelerden karşılanmaya başlandı. 1933’te Reşit Galip’in bakanlığı döneminde köy eğitiminin temel koşulları belirlendi. Buna dayanılarak Saffet Arıkan’ın bakanlığı sırasında eğitmen denemesine girişildi. Bu denemenin başarılı sonuçları, Köy Enstitüleri Yasası’nın çıkarılmasında etken oldu. Cumhuriyet eğitimi, böylece yeni bir döneme girdi. Köy enstitüleri için tasarlanan plana göre 20 yıl içinde Türkiye’de okulsuz köy kalmayacaktı. Enstitüler, gerçek anlamıyla Hasan Âli Yücel’in Maarif Vekilliği döneminde (1938-1946) sekiz yıl süreyle faaliyet gösterdi. 1946’da girilen çok partili dönemde, enstitülerin yönetimi ve öğretim görevlilerinin tümüne yakını değiştirildi. Demokratik eğitim ve işe dayalı öğretim ilkesi büyük çapta terk edilerek karma eğitime son verildi (1951).

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


30915 - unknown - 38.107.179.237