ERZURUM KONGRESİ, Ulusal Kurtuluş Savaşı
başlarında Mustafa Kemal’in önderliğinde toplanan kongre (23 Temmuz 1919-7
Ağustos 1919). I.Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi’yle
Osmanlı Devleti çok güç duruma düşmüş, dönemin hükûmeti ve padişahın ülkeyi
savunamaması, toprakların büyük bölümünün işgaline neden olmuştu. İşgale karşı,
1918’de İstanbul’da “Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti”
kuruldu. Bütün ulusal kuruluşların birleştirilmesini amaçlayan kuruluş, 10 Mart
1919’da Erzurum’da bir şube açtı ve Haziran 1919’da Erzurum’da yapılan il
kongresinde, “Bekçi Teşkilâtı” adı altında bir örgütün kurulması ve bu
kuruluşun köylüleri silâhlandırması kararı alındı. Erzurum’a gelen Mustafa
Kemal, 8 Temmuz’da askerlikten istifa etti. Buna karşın, doğu illeri kongresini
düzenleyecek olan heyet, kongre başkanlığına Mustafa Kemal’in getirilmesini
kararlaştırdı. 23 Temmuz 1919’da toplanan ve 7 Ağustos 1919’a dek süren
kongreye, 23’ü Erzurum’dan olmak üzere, Bitlis, Sivas, Trabzon ve Van’dan toplam
54 delege katıldı. Bölgesel bir nitelik taşıyan kongrede, Mustafa Kemal Paşa ve
Rauf Bey’in çabalarıyla tüm Anadolu’yu ve Osmanlı toplumunu ilgilendiren
kararlar alındı ve Kongre kararları 7 Ağustos 1919’da bir bildiriyle açıklandı.
Kongre ayrıca bir de heyet seçti. Bildiride özetle şu kararlar yer alıyordu: 1)
Ulusal sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür, birbirinden
ayrılmaz. 2) Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı
Devleti’nin dağılması hâlinde, ulus, birlik olarak dayanacak ve kendini
savunacaktır. 3) Yurdun ve bağımsızlığın korunmasına ve güvenliğin sağlanmasına
İstanbul Hükûmeti’nin gücü yetmezse, bu amaçla geçici bir hükûmet kurulacaktır.
4) Milletin gücünü ve millet iradesini etkin ve egemen kılmak esastır. 5) Hristiyan
azınlıklara, siyasî üstünlük ve toplum düzenimizi bozacak ayrıcalıklar
verilemez. 6) Manda ve himaye kabul olunamaz. 7) Millet Meclisi’nin derhal
toplanması ve hükûmet işlerinin bu meclisin denetiminde yürütülmesini sağlamak
için çalışılacaktır. Kongre kararları, 7 Ağustos’ta bir bildiriyle
açıklandıktan sonra Mustafa Kemal’in kapanış konuşmasıyla sona erdi. Buradan
Sivas’a dönen Mustafa Kemal, yeni kongrenin hazırlıklarına başladı ve 4 Eylül
1919’da ulusal nitelikli ikinci kongre olan Sivas Kongresi toplandı.
ERZURUM KONGRESİ
BEYANNAMESİ (7 AĞUSTOS 1919)
Doğu Anadolu Vilâyetlerinin Erzurum
Kongresi Beyannamesidir
Mütareke yapıldıktan sonra gittikçe
artan anlaşma tanımaz muameleler ve İzmir, Antalya, Adana ve havalisi gibi
memleketimizin önemli kısımlarının fiilen işgali ve Aydın vilâyetinde yapılan
tahammül edilemez Yunan faciaları ve Ermenilerin Kafkasya içinde sınırlarımıza
kadar dayanan İslâm katliamı ve imhası siyasetiyle istilâ hazırlıkları ve
Karadeniz sahilinde Pontus hayalini gerçekleştirmek gayesiyle hazırlıklar yapılması
ve sırf bu maksatla Rusya sahillerinden akın akın göçmen adı altında gelen
yabancı Rumların ve bunların arasında da silâhlı eşkıya çetelerinin sevk ve
celp edilmesi gibi hadiseler karşısında mukaddes vatanın bölünme ve yok olma
tehlikesini gören milletimiz hiçbir millî iradeye dayanmayan merkezî
hükûmetimizin bu acılara ve facialara çare bulamayacağına uğursuz örnekleriyle
inanmış ve birçok etki altında ihtimal ki daha acı ve sindirilemez ve kabul
edilemez kararlara boyun eğeceğinden tamamıyla endişeli bulunuyor. Dolayısıyla
kendini en yakın ve en kanlı tehlikeler karşısında gören Doğu Anadolu
vilâyetlerinin mukaddesatını bizzat korumak gayesiyle her tarafta millî
vicdandan doğmuş cemiyetlerin katılmasıyla yapılan Erzurum Kongresi 7 Ağustos
1335 (7 Ağustos 1919) tarihinde çalışmasına son vererek Allah’ın lütfuyla aşağıdaki
kararları aldı:
1) Trabzon vilâyeti ve Canik sancağı
ile Vilâyât-ı Şarkıye adını taşıyan Erzurum, Sivas, Diyarbekir, Mamuretilaziz,
Van, Bitlis vilâyetleri ve bu saha dahilindeki bağımsız sancaklar, hiçbir sebep
ve bahane ile yekdiğerinden ve Osmanlı camiasından ayrılmak imkânı tasavvur
edilmeyen bir bütündür. Saadet ve felâkette tam ortaklığı kabul ve mukadderat
hakkında aynı maksadı hedef alır. Bu sahada yaşayan bütün İslâmî unsurlar yekdiğerine
karşı karşılıklı bir fedakârlık hissiyle dolu ve ırkî ve toplumsal
vaziyetlerine riayetkâr öz kardeştirler.
2)Osmanlı vatanının bütünlüğü ve
millî bağımsızlığımızın temini ve saltanat ve hilâfet makamının dokunulmazlığı
için Kuvâ-yi Milliye’yi etken ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.
3) Her türlü işgal ve müdahale
Rumluk ve Ermenilik teşkili gayesine yönelik görüleceğinden birlikte müdafaa ve
mukavemet esası kabul edilmiştir. Siyasî hâkimiyeti ve toplumsal dengeyi
bozacak şekilde Hristiyan unsurlara yeni birtakım imtiyazlar verilmesi kabul
edilmeyecektir.
4) Merkezî hükûmetin devletlerin
bir baskısı karşısında buralarını terk ve ihmal mecburiyetinde kalması
ihtimaline göre hilâfet ve saltanat makamına bağlılığı ve millî varlığı ve
hakları garanti edici tedbirler ve kararlar alınmıştır.
5) Vatanımızda öteden beri birlikte
yaşadığımız Müslüman olmayan unsurların Osmanlı devleti kanunları ile teyit
edilmiş kazanılmış haklarına tamamıyla riayetkârız. Mal, can ve ırzlarının
dokunulmazlığı zaten din gereği, millî gelenekler ve kanunî esaslarımızdan
olmakla, bu esas Kongre’mizin genel kanaatiyle de teyit olunmuştur.
6) İtilâf Devletlerince,
Mütareke’nin imzalandığı 30 Teşrinievvel 1334 (30 Ekim 1918) tarihindeki sınırlarımız
içinde kalan ve her bölgesinde olduğu gibi Doğu Anadolu vilâyetlerinde de ezici
çoğunluğu İslâmlar teşkil eden ve kültürel, iktisadî üstünlüğü Müslümanlara ait
bulunan ve yekdiğerinden ayrılması imkânsız öz kardeş olan din ve ırkdaşlarımızla
meskûn topraklarımızın bölünmesi teorisinden tümüyle vazgeçerek, varlığımıza,
tarihî, ırkî ve dinî haklarımıza riayet edilmesine ve bunlara aykırı teşebbüslerin
desteklenmemesine ve bu şekilde tamamıyla hak ve adalete dayanan bir karar
bekleniyor.
7) Milletimiz insanî, asrî gayeleri
yüceltir ve fennî, sınaî ve iktisadî hâl ve ihtiyacımızı takdir eder. Dolayısıyla
devlet ve milletimizin iç ve dış bağımsızlığı ve vatanımızın bütünlüğü mahfuz
kalmak şartıyla altıncı maddede belirtilen sınır içinde milliyet esaslarına riayetkâr
ve memleketimize karşı istilâ emeli beslemeyen herhangi devletin fennî, sınaî,
iktisadî yardımını memnuniyetle karşılarız. Ve bu adil ve insanî şartları
içeren bir barışın da acilen kararlaştırılması insanlığın selâmeti ve âlemin
sükûnu adına başlıca millî emellerimizdendir.
8) Milletlerin kendi mukadderatını
bizzat tayin ettiği bu tarihî devirde merkezî hükûmetimizin de millî iradeye
tâbi olması zaruridir. Çünkü: millî iradeye dayanmayan herhangi bir hükûmet
heyetinin kendince ve şahsî kararları milletçe veri olmadıktan başka, dışarıda
da geçerli olmadığı ve olamayacağı şimdiye kadar yapılan işler ve neticeler ile
sabit olmuştur. Dolayısıyla: Milletin içinde bulunduğu sıkıntı ve endişe
hâlinden kurtulmak çarelerine bizzat başvurmaya hacet kalmadan merkezî
hükûmetimizin millî meclisi hemen ve an kaybetmeden toplaması ve bu suretle
millet ve memleket mukadderatı hakkında alacağı bütün kararları millî meclisin
denetimine arz etmesi mecburidir.
9) Vatanımızın maruz kaldığı acılar
ve hadiseler ile ve tamamen aynı maksatla millî vicdandan doğan cemiyetlerin
birleşmesinden ve ittifakından oluşan genel kitle bu kere “Şarki Anadolu
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” unvanıyla adlandırılmıştır. İşbu cemiyet her türlü
particilik cereyanlarından bütünüyle arınmıştır. Bütün İslâm vatandaşlar
cemiyetin tabiî üyelerindendir.
10)Kongre tarafından seçilmiş bir
“Heyet-i Temsiliye” kabul ve köylerden başlayarak vilâyet merkezlerine kadar
mevcut millî teşkilât birleştirilmiş ve teyit olunmuştur. 7 Ağustos 1335 (7 Ağustos
1919).
(45 delegenin imzası)
Kongre Heyeti
Kaynak : Atatürk’ün Bütün Eserleri,
3. Cilt, Kaynak Yayınları, İstanbul 1998, s.239.