'Her Şey' Hakkında Her Şey
ENDERUNLU FÂZIL, (asıl adı Hüseyin’dir), (1759 ? Akkâ - 1810 İstanbul), dîvan şairi. Kesin olmamakla birlikte 1759’da doğduğu tahmin edilmektedir. I. Abdülhamid devrinde Akkâ muhafızı olarak devlete isyan eden Ömer Bey’in torunudur. Babası Ali Tahir de, dedesine yapılanlar için devlete isyan edip öldürülmüştür. Küçük yaşta kardeşi ile İstanbul’a getirilerek saray okuluna alındı. Eğitimini Enderun’da tamamladığı için Enderunlu lâkabıyla anılır. Zevk, eğlence ve cinsî eğilimleri yüzünden 1783’te saraydan çıkarıldıktan sonra on iki yıl İstanbul sokaklarında düşkün bir yaşam sürdü. Yazdığı kasidelerle III. Selim’in dikkatini çekerek Rodos vakıflarına bakmakla görevlendirildi. Hâceganlık rütbesine ulaştıktan sonra Halep Defterdarlığı ve Erzurum vilâyetini teftiş görevi verildi. Çok zor şartlarda güçlükle sürdürdüğü bu görev sonrası İstanbul’a döndüyse de dilini tutamaması nedeniyle yeniden Rodos’a sürüldü. Aynı yerde sürgün bulunan Reisülküttap Ebûbekir Râtib Efendi’nin idamının kendisinde yarattığı şokla iki gözünü kaybettiğinden İstanbul’a dönmesine izin verildi. Perişan ve yatalak bir vaziyette geçen ömrünün son yıllarında gözleri tekrar açıldı. Mezarı İstanbul Eyüp’tedir. Sıkıntılı bir yaşam sürmesine karşın dîvan şiirinin en çok eser veren şairlerinden biri olarak kabul edilir. Edebî kişiliğinin önemi, hemen hemen tüm eserlerinde, çevresinde gördüklerini anlatmış olmasından ileri gelir. Gazellerinde Nâbî ve daha çok Nedîm’in, mesnevîlerinde ise Sâbit’in etkisi görülür. Dîvan şiiri teknik ve estetiğine bağlı kalarak şiirde yerelleşme yolunu izlediyse de şiirlerinde anlatım ve içerik açısından zevk düşkünlüğünü aksettiren basit ve laubali bir ifade göze çarpar. Eserleri: Dîvan : Edebî bakımdan en olgun eseri olup oldukça geniş hacimlidir. Bir kısmı Arapça ve Farsça olmak üzere şiirlerin çoğu Türkçe olarak kaleme alınmıştır. Eser, münacat ve na’tlardan oluşur. 158 sayfa tutan eserde, başta III. Selim olmak üzere devlet ileri gelenlerine yazılan 84 kaside yer alır. Mizahî parçaların da yer aldığı eserde toplam 164 gazel, 32 şarkı ve 142 kıt’a bulunmaktadır. 1842’de Mısır ve İstanbul’da yayımlanan eserin Mısır baskısının son 19 sayfasında “Defter-i Aşk” mesnevîsine de yer verilmiştir. Defter-i Aşk : Şairin, kendi aşk maceralarını anlattığı şiirlerini kapsayan 437 beyitlik bir mesnevîdir. Ayrıntılı tasvirlerle anlattığı bir çingene düğünü, eserin en ilgi çekici yanıdır. Hûbânnâme : 796 beyitten meydana gelmiştir. Çeşitli milletlerden erkek güzellerinin anlatıldığı eser Reisülküttab Ebûbekir Râtip Ahmed Efendi’ye sunulmuştur. Zenânnâme : 1101 beyitlik bir mesnevîdir. Dönemin güzel kadınlarının anlatıldığı eserde, kadınlar hamamı ve mahalle baskını gibi, dönemin yaşam biçimini yansıtan tasvirlere yer verilmiştir. 1838’de taşbaskı olarak yayımlandıysa da açık saçık bulunarak toplatılmıştır. 1879’da Fransızcaya çevrilerek Paris’te neşredilmiştir. Çenginâme : “Rakkasnâme” adıyla da yayımlanmıştır. İstanbul köçeklerinin anlatıldığı eser, edebî değerinden çok, devrin âdetlerini yansıtması yönünden önemlidir. Mesnevîlerin tümü, toplu olarak 1870’te İstanbul’da basılmıştır. Bu baskının sonunda Sünbülzâde Vehbî’nin “Şevkengiz” adlı eserine de yer verilmiştir. GAZEL Ol gedâyım ki ne mâl ü ne dahi câhım var Mâl ü câhın yerine dilde bir Allâhım var Ben ki ol bâdiye-peymâ-yı tarîk-ı ışkım Hamdülillâh dil-i dânâ gibi hem-râhım var Benim ol perde-keş-i dergeh-i kenz-i mahfî Belî ol perdenin ardında benim şâhım var Rûzgâr içre ben ol bâd-ı hevâ-ber bâdım Nefes eyler bana dünyâda heman âhım var Benim ol hufte-i bîdâr cihanda Fâzıl Sûretâ gafilim ammâ dil-i âgâhım var (Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün) KAYNAK : Başlangıcından Günümüze Kadar Büyük Türk Klasikleri, 7. Cilt, İstanbul 1986, s.129. Öyle yoksulum ki ne malım var, ne mevkiim. Mal ve mevki yerine, gönlümde bir Allahım var. Ben ki aşk yoluna giden çölün bir yolcusuyum. Tanrı’ya hamdolsun, gönül gibi anlayan bir yol arkadaşım var. Gizli definenin kapısında perdecilik yapmaktayım. Evet, o perdenin ardında benim padişahım var. İsteğini rüzgâra bırakmış öyle bir yelim ki, Dünyada bana nefes veren ancak bir âhım var. Dünyada, uyanık olduğu halde uyuyan biriyim ey Fâzıl, Görünüşte gafil; fakat uyanık, her şeyi anlar bir gönlüm var.
ENDERUNLU FÂZIL, (asıl adı Hüseyin’dir), (1759 ? Akkâ - 1810 İstanbul), dîvan şairi. Kesin olmamakla birlikte 1759’da doğduğu tahmin edilmektedir. I. Abdülhamid devrinde Akkâ muhafızı olarak devlete isyan eden Ömer Bey’in torunudur. Babası Ali Tahir de, dedesine yapılanlar için devlete isyan edip öldürülmüştür. Küçük yaşta kardeşi ile İstanbul’a getirilerek saray okuluna alındı. Eğitimini Enderun’da tamamladığı için Enderunlu lâkabıyla anılır. Zevk, eğlence ve cinsî eğilimleri yüzünden 1783’te saraydan çıkarıldıktan sonra on iki yıl İstanbul sokaklarında düşkün bir yaşam sürdü. Yazdığı kasidelerle III. Selim’in dikkatini çekerek Rodos vakıflarına bakmakla görevlendirildi. Hâceganlık rütbesine ulaştıktan sonra Halep Defterdarlığı ve Erzurum vilâyetini teftiş görevi verildi. Çok zor şartlarda güçlükle sürdürdüğü bu görev sonrası İstanbul’a döndüyse de dilini tutamaması nedeniyle yeniden Rodos’a sürüldü. Aynı yerde sürgün bulunan Reisülküttap Ebûbekir Râtib Efendi’nin idamının kendisinde yarattığı şokla iki gözünü kaybettiğinden İstanbul’a dönmesine izin verildi. Perişan ve yatalak bir vaziyette geçen ömrünün son yıllarında gözleri tekrar açıldı. Mezarı İstanbul Eyüp’tedir. Sıkıntılı bir yaşam sürmesine karşın dîvan şiirinin en çok eser veren şairlerinden biri olarak kabul edilir. Edebî kişiliğinin önemi, hemen hemen tüm eserlerinde, çevresinde gördüklerini anlatmış olmasından ileri gelir. Gazellerinde Nâbî ve daha çok Nedîm’in, mesnevîlerinde ise Sâbit’in etkisi görülür. Dîvan şiiri teknik ve estetiğine bağlı kalarak şiirde yerelleşme yolunu izlediyse de şiirlerinde anlatım ve içerik açısından zevk düşkünlüğünü aksettiren basit ve laubali bir ifade göze çarpar. Eserleri: Dîvan : Edebî bakımdan en olgun eseri olup oldukça geniş hacimlidir. Bir kısmı Arapça ve Farsça olmak üzere şiirlerin çoğu Türkçe olarak kaleme alınmıştır. Eser, münacat ve na’tlardan oluşur. 158 sayfa tutan eserde, başta III. Selim olmak üzere devlet ileri gelenlerine yazılan 84 kaside yer alır. Mizahî parçaların da yer aldığı eserde toplam 164 gazel, 32 şarkı ve 142 kıt’a bulunmaktadır. 1842’de Mısır ve İstanbul’da yayımlanan eserin Mısır baskısının son 19 sayfasında “Defter-i Aşk” mesnevîsine de yer verilmiştir. Defter-i Aşk : Şairin, kendi aşk maceralarını anlattığı şiirlerini kapsayan 437 beyitlik bir mesnevîdir. Ayrıntılı tasvirlerle anlattığı bir çingene düğünü, eserin en ilgi çekici yanıdır. Hûbânnâme : 796 beyitten meydana gelmiştir. Çeşitli milletlerden erkek güzellerinin anlatıldığı eser Reisülküttab Ebûbekir Râtip Ahmed Efendi’ye sunulmuştur. Zenânnâme : 1101 beyitlik bir mesnevîdir. Dönemin güzel kadınlarının anlatıldığı eserde, kadınlar hamamı ve mahalle baskını gibi, dönemin yaşam biçimini yansıtan tasvirlere yer verilmiştir. 1838’de taşbaskı olarak yayımlandıysa da açık saçık bulunarak toplatılmıştır. 1879’da Fransızcaya çevrilerek Paris’te neşredilmiştir. Çenginâme : “Rakkasnâme” adıyla da yayımlanmıştır. İstanbul köçeklerinin anlatıldığı eser, edebî değerinden çok, devrin âdetlerini yansıtması yönünden önemlidir. Mesnevîlerin tümü, toplu olarak 1870’te İstanbul’da basılmıştır. Bu baskının sonunda Sünbülzâde Vehbî’nin “Şevkengiz” adlı eserine de yer verilmiştir.
GAZEL
Ol gedâyım ki ne mâl ü ne dahi câhım var
Mâl ü câhın yerine dilde bir Allâhım var
Ben ki ol bâdiye-peymâ-yı tarîk-ı ışkım
Hamdülillâh dil-i dânâ gibi hem-râhım var
Benim ol perde-keş-i dergeh-i kenz-i mahfî
Belî ol perdenin ardında benim şâhım var
Rûzgâr içre ben ol bâd-ı hevâ-ber bâdım
Nefes eyler bana dünyâda heman âhım var
Benim ol hufte-i bîdâr cihanda Fâzıl
Sûretâ gafilim ammâ dil-i âgâhım var
(Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün)
KAYNAK : Başlangıcından Günümüze Kadar Büyük Türk Klasikleri, 7. Cilt, İstanbul 1986, s.129.
Öyle yoksulum ki ne malım var, ne mevkiim.
Mal ve mevki yerine, gönlümde bir Allahım var.
Ben ki aşk yoluna giden çölün bir yolcusuyum.
Tanrı’ya hamdolsun, gönül gibi anlayan bir yol arkadaşım var.
Gizli definenin kapısında perdecilik yapmaktayım.
Evet, o perdenin ardında benim padişahım var.
İsteğini rüzgâra bırakmış öyle bir yelim ki,
Dünyada bana nefes veren ancak bir âhım var.
Dünyada, uyanık olduğu halde uyuyan biriyim ey Fâzıl, Görünüşte gafil; fakat uyanık, her şeyi anlar bir gönlüm var.
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.