|

FRANSA, Batı Avrupa’da devlet. Kuzeybatıda Kuzey Denizi ve Manş
Denizi, batıda Atlantik Okyanusu, güneybatıda İspanya, güneyde Akdeniz,
güneydoğuda İtalya, doğuda İsviçre, kuzeydoğuda Almanya, Lüksemburg ve
Belçika’yla çevrilidir. Yüzey Biçimleri: Doğu ve güney kesimleri
engebeli olan Fransa’nın batı ve kuzey kesimi alçak bir ova ve plato
görünümündedir. Bretagne’daki tek engebe olan d’Arree Dağları, 400 metreyi
geçmez. Fransa-İtalya sınırında. Alpler üzerindeki Mont Blanc (4.810 metre) Tepesi, Avrupa’nın doruğudur. Güneydoğunun büyük bir bölümünü, inişli çıkışlı bir plato
olan Massif Central kaplar. Çevresindeki düz alanların ortasında birden bire
yükselen bu dağ kütlesinin en yüksek noktası 1.886 metreyi (Sancy Tepesi)
geçmez. Massif Central, Rhone (ve bir ölçüde Seine) Irmağı vadisiyle Alp
Dağları’ndan ayrılır. Cenevre gölünden güneye yönelen Alpler, Akdeniz’de son
bulur. Alp Dağları üzerindeki en önemli doğal geçitler Küçük St. Bernard ile
Fransa-İtalya sınırındaki Mont Cenis’dir. Alpler’in yanı sıra, İsviçre
sınırındaki Juralar ve İspanya sınırındaki Pireneler, genç dağlar olarak
ülkenin diğer yüksek bölgelerini oluşturur. Fransa’nın dört büyük akarsu
düzenini Seine, Loire, Garonne ve Rhone Irmakları oluşturur. Seine (776 km) ve kolları (Yonne, Marne), Morvan tepelerinden doğar. Loire (1.006 km) Massif Central’den çıkar, kuzeybatıya doğru akarak Allier ile birleşir, Nantes’ı geçtikten
sonra Biscay Körfezi’ne dökülür. Garonne (596 km), Pireneler’den çıkar, Massif Central’den inen kollarıyla (Tarn, Lot, vd) buluştuktan sonra,
Bordeaux’da Gironde ağzıyla denize dökülür. Rhone Irmağı, İsviçre Alplerinden
çıkar ve bir delta ile Akdeniz’e dökülür. İklim, Bitki Örtüsü ve Yaban
Hayat: Fransa, Kuzeybatı Avrupa ve Akdeniz iklim bölgelerine girer.
Denize olan yakınlıkları yüzünden kuzey ve batı bölgelerinde yazlar sıcak,
kışlar ılıman geçer; yağış dağılımı düzenlidir. Doğuya doğru gidildikçe
mevsimler arası sıcaklık farkı belirginleşir. Yazların sıcak geçtiği
Strasbourg’da, ocak ayı ortalama sıcaklığı -1°C’dir. Güneye doğru yazlar daha
sıcak ve yağışsız, kışlar daha ılık olur. Ancak güneyin belirgin
özelliklerinden biri de mistral diye tanınan soğuk kuzey rüzgârıdır. Fransa
topraklarında yerleşim çok eskilerde başladığı için doğal bitki örtüsü aşınmış,
yabani hayvan yaşamı da ortadan kalkmıştır. Önceleri aşağılarda meşe, kayın ve
dişbudaktan oluşan bir orman örtüsü, yüksek bölgelerde de kozalaklı ağaçlar
bulunurdu. Akdeniz’e doğru inildikçe ormanların yerini fundalıklar alırdı.
Şimdiki zeytin ağaçları ve bölgenin öteki tipik ağaçları sonradan dikilmiştir.
Kuzey ve Orta Fransa’nın kavak ve diğer ağaçları için de aynı şey söylenebilir.
Hayvan türleri eskiden çok çeşitliydi. Şimdi eski türlerden günümüze kalanlar
arasında geyik ve karaca bulunur. Kurt ve bir zamanlar çokça avlanan yaban
domuzu sayısı günümüzde oldukça azalmıştır. Ekonomi: Fransız
ekonomisinin yapısı ilginç özellikler gösterir. Fransa’da tarım toprakları,
ülke yüzölçümünün yüzde 60’ını kaplar ve kabataslak iki büyük bölgeye bölünür:
Openfield (açık arazi) bölgeleri (Beauce) ve koruluk bölgeler (Bretagne).
Tarımda makineleşme ve gübre kullanımıyla çok yüksek verim artışları sağlanır.
Tahıl üretimi (ekili toprakların 2/3’ü), Fransa’yı dünyanın 3. buğday
ihracatçısı durumuna getirmiştir; buğdaya, ekim alanları sürekli genişleyen
yulaf, arpa ve mısır eklenir. Bağlar, önemli bir ihracat kalemi olan kaliteli
şarap üretimine giderek daha fazla yönelmektedir. Patates her yerde
yetiştirilir. Meyve ve taze sebze üretimi sürekli artmaktadır. Sanayi bitkileri
arasında şekerpancarı, kolza ve tütün önemli yer tutar. Hayvancılık, değer
bakımından, tarımsal üretimin yarısından fazlasına ulaşır; et ve bütün süt
ürünleri ihraç edilir. Balıkçılık çok sayıda küçük limana dağılmıştır.
Balıkçılığın gösterdiği ilerlemelere rağmen, hâlâ zanaat özelliği taşır
(sardalye, ton, deniz kabukluları, morina). Sanayinin coğrafî dağılımı 19.
yüzyıldan bu yana yavaş yavaş değişmekte olup kuzey, kuzeydoğu, Paris ve Lyon
bölgeleri hâlâ büyük sanayi bölgeleridir. Geleneksel büyük sanayiler gerileme veya
bunalım içindedir: özellikle kömür madenciliği, tekstil sanayii, demir-çelik ve
tersaneler. 1992’de işsizlik oranı yüzde 12,2’ye çıkmıştır. Enerji kaynağı
olarak petrol veya doğalgaz kullanan yeni sanayiler, ithalat merkezlerinde
(Aşağı Sen, Berre-Fos Lagünü) ve dağıtım şebekelerinin kenarlarında (petrol ve
doğalgaz boru hatları) kurulmaktadır. Bu enerji kaynaklarına sahip olmayan
Fransa, petrol krizinden etkilenmiştir. Nord-Pas-de-Calais ve Lorraine’deki
fazla kârlı olmayan maden yataklarının üretim açığını kapatmak için kömür,
doğalgaz (Akitanya’daki Lacq doğalgaz yatağı tükenmek üzeredir) ve petrol
ihtiyacının hemen hemen tamamını ithal etmek durumundadır. Hidroelektrik
donanımı önemlidir, 1973 ve 1976 petrol krizlerinden sonra kurulan nükleer
santrallar ülkede, ulusal elektrik üretiminin yüzde 75’inden fazlasını karşılar
hâle gelmiştir. En önemli temel sanayi olan demir çelik, giderek Lorraine ve
kuzeyden, ithalat merkezlerinin (Dunkerque ve Fos) yakınına kaymaktadır.
Elektrik ihtiyacı çok yüksek olan ve Provence boksidiyle ithal cevherleri
kullanan alüminyum sanayii, Alplere ve Pirenelerin eteklerine yerleşmiştir.
Kimya sanayii (gübre, deterjan, ecza ürünleri, sunî elyaf, plastik, kauçuk,
sentez ürünleri) başlangıçta kömür veya potas yataklarının (Alsace), petrol
rafinerilerinin veya Lyon gibi enerji ve ham madde ihtiyacı karşılanan
kentlerin yakınına kurulmuştur. Bazı sektörlerde (gemi inşa) gerileyen dönüşüm
metalürjisi, diğer sektörlerde (otomotiv, elektrikli aletler) gelişmektedir.
Paris bölgesine ve güneybatıya yerleşmiş olan havacılık sanayii, Avrupa’da
birincidir. Tekstil sanayii, Üçüncü Dünya ülkelerinin rekabeti karşısında
pazarların daralması sorunuyla karşı karşıyadır. Gıda sanayileri iyice gelişmiş
olmakla birlikte, hâlâ önemli bir büyüme potansiyeline sahiptir. Fransa,
dünyanın en ileri donatımlarından birine sahip olduğu elektronik ve bilişimde
önemli bir sınaî atılım gerçekleştirmiştir. Taşımacılık hızlı bir gelişme
içindedir. Demiryolu şebekesi sürekli modernleştirilmektedir. Yüksek hızlı tren
1981’de çalışmaya başlamıştır. Yolcu trafiği önemlidir; buna karşılık yük
trafiğinin ağırlığı karayollarına kaymaktadır. Yoğun ve bakımlı karayolu
şebekesi, otoyolların yaygınlaşmasına (6.290 km) rağmen, artan özel araba sayısı ve ağır yük miktarı karşısında bazen yetersiz kalır. Su yolu şebekesi, kuzey ve
kuzeydoğu bölgeleriyle sınırlıdır; su yollarının gabarisi çoğunlukla
yetersizdir ve çok sayıda alavere havuzu vardır. Tropikal gıda ürünleri,
turfanda sebze ve meyve, ham madde, özellikle de enerji ürünleri, ham madde ve
donanımı için gerekli sanayi ürünlerini ithal eder. Ülkenin başlıca limanları
Marsilya, Le Havre, Dunkerque, Nantes-Saint-Nazaire, Rouen ve Bordeaux’dur.
Fransa’nın Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’na ve ardından AET’ye girmesinden, dolayısıyla
da diğer üye ülkelerle arasındaki gümrük duvarlarının kalkmasından sonra bazı
sektörlerdeki (özellikle tarım) karar gücü sınırlanmıştır. Bu nedenle Fransız
işletmeleri, güçlü bir rekabetle başetmek zorundadır. Tarih: MÖ
1. yüzyılda Roma istilasından önceki döneme ait Fransa ile ilgili pek az bilgi
vardır. O zamanlar (Galya) adıyla anılan bu ülkelerde Keltler ile şimdiki
Gaskonya’nın Baskları otururdu. Bununla birlikte Galya kabileleri içinde Cermen
asıllı olanlar da vardı. 500 yıl süren Roma yönetiminde ülkeye, 1. yüzyılda
Hristiyanlık girdi ve hızla yayıldı. 5. yüzyıl başlarında Cermen boyları Roma
dünyasını istilaya başladıkları sırada Galya, Hristiyan, Latin, kalabalık
nüfuslu, zengin ve yüksek düzeyde uygar bir ülke durumuna geldi. Galya’ya ilk
olarak gelen Cermen boyları arasında Vizigotlar, Franklar ve Burgondlar vardı.
486’da önderleri Clovis’in yönetimindeki Franklar ülkeye egemen oldular.
Clovis, Merovenj Hanedanı’nı kurdu. 8. yüzyılda Galya, Arap istilasına uğradığı
sırada, 732’de Charles Martel, Frankları bir araya toplayarak İspanya
Araplarını kesin yenilgiye uğrattı. 800 yılında taç giyen Karolenj
Hanedanı’ndan Charlemagne, büyük fetihlere girişerek topraklarını genişletti.
Ölümünden sonra imparatorluk çocukları arasında bölündü. 843 Verdun
Antlaşması’yla Batı Frank Kralı II. Charles, Doğu Frank Kralı Alman II. Ludwig
ve Orta Frank Kralı I. Lothar kendi topraklarını ayırdılar. Bu parçalanışta en
batıda kalan bölüm, bugünkü Fransa’yı oluşturdu. Fransa’nın ayrı bir krallık
olarak varlığı genellikle bu tarihten itibaren kabul edilir. Karolenjlerin son
devirleri kargaşa içinde geçti. Île-de-France (Paris bölgesi) dükaları 987’de
“Fransa kralı” oldular. Böylece Capet Hanedanı’nın, 900 yıl sürecek olan
egemenliği başladı. 12. ve 13. yüzyıllarda Fransa, Haçlı Savaşlarında büyük rol
oynadı. 1328 yılından sonra Capet Hanedanı’nın Valois denen kolu ülkeye egemen
oldu. Bu dönem Yüzyıl Savaşları adı verilen ve İngiltere ile yapılan bitmek
tükenmek bilmez savaşlarla dolu geçti. İngilizler bir ara hemen tüm Fransa’yı
işgal etti. Yeni Çağa girerken, Fransa, İngilizlerden temizlendi. 16. yüzyılda
I. François devrinde Rönesans hareketi başladı. François, 1589’dan başlayarak
Capet Hanedanı’nın Bourbon’daki Fransa tacını ele geçirdi. Fransa, İspanya ve
Almanya ile beraberken önemli Hristiyan devleti durumuna geldi. XIV. Louis’nin
saltanatı oldukça uzun sürdü (1643-1715). Bu dönemde Fransa, İspanya’yı da
geride bırakarak Avrupa’nın Osmanlı Devleti dışında, en güçlü devleti oldu. 18.
yüzyılda İngiltere’nin olağanüstü gelişmesi ve Yediyıl Savaşları’na son veren
1763 Paris Antlaşması, Fransa için yıkım oldu. Krallığın azalan nüfuzu, ülkenin
perişanlığı, halkın sefaleti ve sonrası 1789’da Fransız Devrimi oldu. Üç yıl
sonra, 1792’de hanedan iktidardan uzaklaştırılıp I. Cumhuriyet ilan edildi.
Devrime cephe alan Avrupa devletleri ile yapılan savaşlarda başarı kazanan
Napoléon Bonaparte, “Birinci Konsül” sıfatıyla Fransa Cumhuriyeti’nin devlet
başkanıyken, 1804’te kendini imparatoru ilan etti. İngiltere ve Osmanlı Devleti
dışında, tüm Avrupa’yı işgal eden Napoléon sonunda yenildi, 1815 Viyana
Antlaşması ile Fransa eski sınırlarına itildi ve Capet-Bourbon Hanedanı yeniden
iktidara geldi. 1830 Devrimi’nde X. Charles devrildi. 1848 Devrimi’nde II.
Cumhuriyet kurulduysa da Louis Napoléon, 1852’de kendini III. Napoléon
unvanıyla imparator ilan etti. 1870-1871 Prusya-Fransa Savaşı’ndan yenilmiş
olarak çıkan Fransızlar 1870’te III. Cumhuriyet’i ilan ettiler. III.
Cumhuriyet, 1940’ta Nazi Alman ordularının işgaliyle sona erdi. Bu işgale
rağmen, Fransız ordusunun bir bölümü, aynı yıl İngiltere’ye geçerek General de
Gaulle’ün komutası altında İngilizlerin yanında savaşı sürdürdü. Fransa’nın
Alman işgali dışında kalan bölümünde, geniş yetkilerle yeni bir hükûmet kuran
(Vichy Hükûmeti) Pétain, iktidarda kaldığı 1940-1944 döneminde, giderek
Almanlar ile işbirliği içine girdi. Bu sırada Fransa’da Alman istilâsına karşı
kurulan güçlü bir direniş hareketi giderek güçlendi (Conseil National de
Resistance). General de Gaulle 1942’de bağlaşıklarıyla birlikte Cezayir’e çıktı
ve orada “Millî Kurtuluş Fransız Komitesi”ni kurdu (1943). Bu komite, 1944’te
“Geçici Fransız Cumhuriyeti Hükûmeti” hâline geldi. 1944’te başlayan Normandiya
çıkarması, doğuda Sovyetler Birliği karşısında bozguna uğrayan Nazilerin sonunu
belirledi. Alman yönetimi 8 Mayıs 1945’te ateşkes istemek zorunda kaldı. Siyasî
partilerle anlaşamayan De Gaulle, 1946’da istifa etti. Yerine F. Gouin geçti.
İkinci kurucu meclisin hazırladığı anayasa 1946’da yapılan bir halk oylaması
sonucu IV. Cumhuriyet’in anayasası olarak kabul edildi. 1947’de Vincent Auriol
cumhurbaşkanı seçildi. Marshall yardımından da yararlanarak Fransa’yı ekonomik
ve malî çıkmazdan kurtarmaya çalışan IV. Cumhuriyet yönetimleri bazı olumlu
önlemler alabildiler. Fakat IV. Cumhuriyet döneminin en önemli sorunu,
hükûmetlerin, kolonilerin zorunlu tasfiyesi nedeniyle sürekli olarak tehlikeli
bir tutarsızlık içinde olmalarıydı. Fransa özellikle Çinhindi Savaşı’nda
(1945-1954) ve Kuzey Afrika (Tunus, Fas ve özellikle Cezayir’de) bağımsızlık
hareketleri karşısında başarısızlığa uğradı. Hükûmetlere ve başkana daha geniş
yetkiler veren yeni bir anayasayı halk oylamasından geçiren De Gaulle, 1958’de
kurduğu V. Cumhuriyet’in ilk cumhurbaşkanı oldu (21 Aralık 1958). Evian
Antlaşmaları ile Cezayir’in bağımsızlığı tanındı (1962). 19 Aralık 1965’te
General de Gaulle, halk oyu ile tekrar cumhurbaşkanı seçildi. Mayıs 1968’de
başlayan öğrenci hareketleri bütün Fransa’ya yayıldı. De Gaulle meclisi
feshetti. 20-30 Haziran ve 7 Temmuzdaki seçimleri, De Gaullecüler kazandı.
Anayasa’da bazı değişiklikler öngören tasarı 27 Nisan 1969’da yapılan
referandumda reddedilince 28 Nisan 1969’da De Gaulle başkanlık görevinden
istifa etti. Boher, geçici olarak başkan seçildi. 15 Haziran 1969’da yapılan
başkanlık seçimlerinde, Georges Pompidou başkan oldu. Pompidou’nun 1974’te
ölmesi üzerine yapılan başkanlık seçimlerini Valéry Giscard d’Estaing kazandı.
Bu dönemde Fransa ekonomisi oldukça önemli sarsıntılar geçirdi; işsizlik arttı,
hükûmet, kemerleri sıkma politikası uyguladı. 10 Mayıs 1981’de, oyların %
51,75’ini alan François Mitterrand devlet başkanı oldu. 1981 Mayıs ayında
parlamentoyu fesheden Mitterrand, aynı yılın haziran ayında yapılan parlamento
seçimlerine kadar, ülkeyi geçici bir kabineyle yönetti. Seçimlerde çoğunluğu
elde eden Fransız Sosyalist Partisi, Fransız Komünist Partisi’yle bir koalisyon
hükûmeti oluşturdu. Pierre Mauney başkanlığında kurulan yeni hükûmet, özel
bankalarla önde gelen bazı sanayi kuruluşlarını devletleştirdi. İşçilerin
lehine ücret düzenlemeleri yaptı. Ancak ekonomiyi düzeltmede çok başarılı
olamayan hükûmet, ihracat gelirlerinin düşmesi üzerine 1982’de devalüasyona
giderek ücret ve fiyatları geçici olarak dondurdu. Mitterrand 1984’te komünist
bakanları hükûmetten uzaklaştırdı ve Komünist Parti ile ittifaka son verdi.
Başbakanlığa Laurent Fabius getirilerek ekonomide liberalizme belirli bir dönüş
yapıldı. Enflasyon oranı düşmesine karşılık, işsizlik ve dış borçlar sorun
olmaya devam etti. 1986’da yapılan Ulusal Meclis ve Senato seçimlerinde sağ
partiler az farkla çoğunluğu ele geçirdi. Başbakanlık görevini Chirac üstlendi.
Mayıs 1988’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların %54,7’sini alan
Mitterrand kazandı; yedi yıllık ikinci dönem için yeniden bu görevi üstlendi.
Haziran 1988 seçimlerinde Sosyalist Parti çoğunluğu ele geçirdi ve Michel
Rochard başbakanlığa getirildi. 1990’da Rocard’ın yerini Edith Cresson aldıysa
da 1992’de Sosyalist Parti’nin uğradığı ağır yenilgi üzerine o da yerini Pierre
Bérégovoy’a bıraktı. 1993’te istifa eden Bérégovoy’ın ardından genel seçimlerde
Sosyalist Parti bozguna uğradı. Mart 1993’te Mitterand, Cumhuriyet İçin Birlik
Partisi’nden Edeuard Balladur’u başbakanlığa atadı. Mitterand’ın süresi dolunca
Mayıs 1995’te yapılan cumhurbaşkanı seçimlerini Cumhuriyet İçin Birlik
Partisi’nde Jacques Chirac kazandı; aynı partiden Alain Juppe ise başbakanlığa
atandı.

FRANSA
Resmî adı : Fransa
Cumhuriyeti
Yüzölçümü : 543.965
km2
Nüfus : 60.711.000
(2005)
Başkent : Paris
Resmî dil : Fransızca
Din : %
76,4 Katolik, % 3,7 diğer Hristiyanlar, % 3 Müslüman
Para birimi : Euro

|
|