24 Mayıs 2012 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

MİSAK-I MİLLÎ, (Ahd-ı Millî ya da Ulusal Ant da denir), 28 Ocak 1920’de, son Osmanlı Meclis-i Mebusanınca kabul edilen, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde, ülkenin bütünlüğü ve ulusal bağımsızlığı konusunda alınan kararlar doğrultusunda Türkiye’nin kabul edebileceği barış koşullarını açıklayan bildiri. I.Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti, dayatılan Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladıktan sonra, emperyalist devletler ülkeyi işgal etmeye başladı. Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde ulus çapında dile getirilen ulusal bağımsızlık istemi, yabancı bir devletin koruyuculuğunu ya da manda statüsünü dışlayan ve yabancılara tanınan ayrıcalıkları kaldırmayı hedefleyen bir istemdi. Bu istem, Osmanlılık, İslam Birliği, Turancılık siyasetleriyle birlikte önemli ölçüde Wilson öğretisini de reddediyordu. Sivas Kongresi’nde seçilen Mustafa Kemal başkanlığındaki Heyet-i Temsiliye, Osmanlı Hükûmeti temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde, Meclis-i Mebusan’ın yeniden toplanmasını kabul ettirdi. Seçimler sonucu oluşan Osmanlı Meclis-i Mebusanı’ndaki 175 milletvekilinden 116’sı Ulusal Kurtuluş Hareketi yanlısıydı ve Meclis-i Mebusan çalışmaları için İstanbul’a gitmeden önce Ankara’da bulunan Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal ile görüşen milletvekillerine Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde benimsenen ilkeler anlatılıp Misak-ı Millî’yi oluşturacak taslaklar verildi. Meclis-i Mebusan’ın en önemli çalışması, 28 Ocak 1920’de Misak-ı Millî’yi kabul etmesi oldu. Atatürk’ün, “Ulusun tam bağımsızlığını sağlayıp ülkenin bütünlüğünü kapsayan ve bunları bozabilecek tüm engelleri ortadan kaldıran bir ant” olarak tanımladığı Misak-ı Millî, Erzurum ve Sivas kongrelerince kabul edilmiş olan esaslara göre, Türkiye’nin kabul edebileceği barış koşullarını belirtiyordu. Bu koşullar şunlardı: Madde 1) Osmanlı Devleti’nin, özellikle Arap çoğunluğunun yerleşmiş olduğu, 30 Ekim 1918 günkü Mondros Mütarekesi yapıldığı sırada, düşman ordularının işgali altında kalan kesimlerinin geleceğinin, halkların serbestçe açıklayacakları oy uyarınca belirlenmesi gerekir: Sözkonusu Silah Bırakışımı çizgisi içinde, din, soy ve amaç birliği bakımlarından birbirine bağlı olan, karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen soy ve toplum ilişkileri ile çevrelerinin koşullarına saygılı Osmanlı-İslam çoğunluğunun yerleşmiş bulunduğu kesimlerin tümü, ister bir eylem, ister bir hükümle olsun, hiçbir nedenle, birbirinden ayrılamayacak bir bütündür. Madde 2) Halkı, özgürlüğe kavuşunca, oylarıyla Anavatan’a katılmış olan üç il (Elviye-i Selâse yani Kars, Ardahan ve Batum Livaları) için gerekirse yeniden halkın serbest oyuna başvurulmasını kabul ederiz. Madde 3) Türkiye ile yapılacak barışa değin ertelenen Batı Trakya’nın hukuksal durumunun belirlenmesi de, halkın özgürce açıklayacağı oya göre olmalıdır. Madde 4) İslam Halifeliği’nin ve Yüce Saltanatın merkezi ve Osmanlı Hükûmeti’nin başkenti olan İstanbul kenti ile Marmara Denizi’nin güvenliği her türlü tehlikeden uzak tutulmalıdır. Bu ilke saklı kalmak koşulu ile, Akdeniz ve Karadeniz Boğazlarının dünya ticaret ve ulaşımına açılması konusunda, bizimle birlikte, öteki tüm devletlerin oybirliği ile verecekleri karar geçerlidir. Madde 5) Müttefik Devletler ile düşmanları ve onların kimi ortakları arasında yapılan andlaşmalardaki ilkeler çerçevesinde, azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman halkların da özdeş haklardan yararlanması umudu ile, bizce de benimsenip güvence altına alınacaktır. Madde 6) Ulusal ve ekonomik gelişmemize olanak bulunması ve daha çağdaş biçimde düzenli bir yönetimle işlerin yürütülmesini başarmak için, her devlet gibi bizim de gelişmemiz için bütünüyle bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşmamız ana ilkesi, varlık ve geleceğimizin temelidir. Bu nedenle siyasal, yargısal, parasal vb. alanlarda gelişmemizi önleyici sınırlamalara karşıyız. Saptanacak borçlarımızın ödenmesi koşulları da bu ilkelere aykırı olmayacaktır. Misak-ı Millî, öncelikle, millî ve bölünmez Türk vatanının sınırlarını çizmiş; Türk milleti, tam bağımsızlık bilincine erişerek, millet olarak sahip olması gereken haklarını istemiştir. Misak-ı Millî ile, Sivas Kongresi kararları onaylanmış ve Türk milletinin tam bağımsızlık ve millî bütünlüğünü kazanması konusundaki kararlılığı, dünyaya ilan edilmiştir. Böylece, Misak-ı Millî ile, Mustafa Kemal’in düşünceleri, Osmanlı Meclis-i Mebusanı tarafından da kabul edilmiş oluyordu. Misak-ı Millî’nin kabulü, işgal güçlerinin hoşnutsuzluğuna neden oldu. Bu gelişmeye Anadolu’daki çetecilerin artan direnişi de eklenince, İstanbul’a giren işgal kuvvetleri, Meclis-i Mebusan’ı dağıttı. İstanbul’dan kaçabilen Meclis-i Mebusan üyeleri ve Anadolu’da yeniden seçilen üyeler Ankara’da TBMM’yi oluşturdular. TBMM, Misak-ı Millî’ye bağlılık andı içti ve Türkiye’nin bağımsız ve Misak-ı Millî ile belirlenen sınırlar içinde bir bütün olduğunu açıkladı.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


37279 - unknown - 38.107.179.237