'Her Şey' Hakkında Her Şey
MECLİS-İ MEBUSAN, iki meclisten oluşan Osmanlı parlamentosunun (Meclis-i Umumî) seçimle oluşan kanadı. 1876 Anayasası’yla getirilen çift meclis sistemine göre, Meclis-i Umumî adı verilen parlamentoyu, padişah tarafından seçilen Heyet-i Âyan’la (Meclis-i Âyan) erkek Osmanlı yurttaşlarının seçtiği Heyet-i Mebusan (Meclis-i Mebusan) oluşturuyordu. 50.000 erkek nüfusa bir temsilci düşecek biçimde dört yıl için seçilmiş üyelerden oluşması öngörülen Meclis-i Mebusan’ın görevi, yasa tasarılarını görüşüp Meclis-i Âyan’a ve padişaha sunmakla sınırlıydı. 18 Mart 1877’de çalışmalarına başlayan ilk Meclis-i Mebusan’ın üyeleri, seçim yasası çıkarılmadığından, geçici bir talimatla vilayet, liva ve kazaların idare meclisleri üyeleri arasından seçildi. Vilayet meclisi bulunmayan İstanbul için ayrı bir seçim yapıldı. 69’u Müslüman, 46’sı gayrimüslim, 115 üyeden oluşan ilk Meclis-i Mebusan’ın başlıca özelliği, imparatorluk içine yayılmış çeşitli etnik gruplardan (Türk, Arap, Kürt, Arnavut, Boşnak, Rum, Ermeni, Bulgar, Yahudi vb.) oluşmasıydı. Osmanlılık ruhu, hangi din ya da etnik gruptan olursa olsun bütün mebuslara hâkimdi. Yerel sorunlarını da (Karadağ sorunu, Tersane Konferansı kararları, Rusya ile savaş) tam yetkiyle ele alan ilk Meclis-i Mebusan, çalışmalarını 28 Haziran 1877’de tamamlayarak dağıldı. Aynı yöntemle yapılan seçimler sonucu oluşan İkinci Dönem Meclis-i Mebusan, 13 Aralık 1877’de toplandı. Çalışmaları, Doksanüç Harbi’nin (1877-1878 Türk-Rus savaşı) felaketli günlerine rastlayan Meclis, yasa tasarılarını bir yana bırakarak hükûmet icraatını ve savaşın yönetimini görüşmeye başladı. Sonunda eleştirilerin kendisine kadar uzamasından tedirgin olan II.Abdülhamid, anayasanın kendisine verdiği yetkiye dayanarak Meclis-i Mebusan’ı dağıttı (14 Şubat 1878). Bu tarihten başlayarak zorunlu bir tatile giren Meclis-i Mebusan, uzun bir aradan sonra, II.Meşrutiyet’in ilanı sonrası toplanabildi (17 Aralık 1908). 1908’den sonra büyük saygınlık kazanan radikal İttihat ve Terakki’nin, liberal Ahrar Fırkası karşısında ezici çoğunluk sağladığı ilk II.Meşrutiyet Meclisi, yaptığı anayasa değişiklikleriyle kendi yetkilerini artırırken padişahın yetkilerini sınırlayıp gerçek bir yasama organı kimliği kazandı. Çok geçmeden İttihat ve Terakki’den ayrılmalar başlayınca, başlangıçta İttihat ve Terakki’nin Osmanlıcılık ve reformculuğa dayanan programını destekleyen Türk olmayan gruplar da muhalefete katılıp Hürriyet ve İtilâf Fırkası içinde yer aldılar. Muhalefetten rahatsız olan İttihat ve Terakki, Meclis-i Mebusan’ı feshettirerek (18 Ocak 1912) yeni bir genel seçim yapılmasını sağladı. İttihat ve Terakki’nin baskısı altında yapılan bu seçimlerde Meclis-i Mebusan’a pek az muhalif girebildi. Bu da muhalefetin parlamento dışına kaymasına yol açtı. Halâskâr Zabitan hareketi sonucu muhalefete düşen İttihat ve Terakki, Babıâli Baskını’ndan sonra iktidarı yeniden ele geçirince, Mahmud Şevket Paşa’nın öldürülmesini bahane ederek çok partili rejime son verdi. Meclis-i Mebusan 4 Ağustos 1912’de aynı yıl ikinci kez feshedildi. 1914’te yapılan seçimlere İttihat ve Terakki, tek parti olarak girdi. I.Dünya Savaşı süresince yasama faaliyetini sürdüren Üçüncü Dönem II.Meşrutiyet Meclisi, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından kısa bir süre sonra 21 Aralık 1918’de feshedildi. İlk üç dönem Meşrutiyet meclislerinin durumu, etnik bakımdan 1877-1878 dönemi kadar karışıktı. Meclis-i Mebusan 1908’de 147 Türk, 60 Arap, 27 Arnavut, 26 Rum, 14 Ermeni, 10 Slav, 4 Yahudi ile toplam 228; 1912’de 284, 1914’te ise toplam 259 üyeden oluşmuştu. II.Meşrutiyet meclislerindeki Türk olmayan grupların temsilcileri (Yahudiler dışında) zaman içinde mensubu olduğu ulusların sözcüleri durumuna geldiler. Mütareke koşullarında ve Anadolu’da Ulusal Hareket’in sürdüğü sırada yapılan seçimler sonrası oluşan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı, diğer meclislerden farklı bir yapıdaydı. Rumlar ve Ermenilerin boykot ettiği seçimlere gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarından yalnız Yahudiler katıldı. Müdafaa-i Hukukçuların çoğunlukta bulunduğu son Meclis-i Mebusan, Misak-ı Millî Beyannamesi’ni kabul ettikten sonra, İstanbul’un resmen işgali (18 Mart 1920) üzerine çalışmalarına ara vermek durumunda kaldı ve 12 Nisan’da padişah iradesiyle feshedildi ve üyelerinin bir bölümü 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM’ye katıldı.
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.