09 Ocak 2009 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 52.890 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

NEF’Î, (asıl adı Ömer’dir), (1572 Hasankale/Erzurum - 1635 İstanbul), şair. Çocukluk ve gençlik yıllarına ilişkin bilgi yoktur. “Nef’î” mahlasının, devrin tarihçilerinden Mustafa Âli Bey tarafından verildiği söylenir. İlk gençliğinde güçlü bir eğitimden geçtiği anlaşılan Nef’î, Arapça ve Farsça öğrenmiş, İran edebiyatının ünlü şairleri Hâfız ve Sâdi’nin yapıtlarını okuyarak yetişmiştir. I. Ahmed döneminde İstanbul’a gelerek, resmî görevlere atanma fırsatı bulmuş, padişaha ve ona yakın kişilere sunduğu kasidelerden sonra saray tarafından himaye edilmiş, II. Osman ve IV. Murad dönemlerinde de sarayla olan ilişkilerini sürdürmeyi başarmıştır. I. Ahmed, I. Mustafa, II. Osman ve IV. Murad döneminde şöhreti gittikçe artan Nef’î, özellikle IV. Murad’ın padişahlığında geniş sevgi ve itibar kazanmış, özel meclislerinde okuduğu şiirleri oldukça ilgi görmüştür. Bilinmeyen sebeplerle bir süre sonra gözden düşerek Edirne’ye gönderilmiş ve IV. Murad tarafından kendisine bir daha taşlama türü şiir yazmaması emredilmiştir. Edirne’de Muradiye mütevelliliği görevinde bulunduğu sırada padişaha sunduğu bağlılık kasidelerinin karşılığını görerek, yeniden İstanbul’a alınmışsa da, çok geçmeden Vezir Bayram Paşa’yı taşlayan bir şiiri yüzünden boğdurularak öldürülmüştür. Nef’î’nin, sözcüklerin dize içinde titizlikle yerleştirilmeleri sonucu, olağanüstü ses ve uyum olanaklarını gerçekleştiren bir şair olduğunda birleşen edebiyat tarihçileri, şiirlerindeki somut benzetiler üzerinde de dururlar. Gerçekten, içten bir coşkunun taşar gibi göründüğü her şiirinde, işlediği konuyu akla gelebilecek bütün ögeleriyle oluşturarak, betimlemeyi ses çağrışımlarıyla zenginleştirmesi, şiirinin özellikleri arasındadır. Nef’î, kaside türünde en başarılı şairler arasında kabul edilmektedir. Şiirlerinde Örfî ve Enverî’nin etkisi açıkça görülür. Dile, vezin ve kâfiyeye oldukça hâkimdir. Bu arada Farsça şiir yazmakta oldukça başarılıdır. Başka bir özelliğinin, övgülerindeki abartmalar olduğu söylenebilir; bu yanı, kendisini övdüğü şiirlerde de görülür. Eserleri: Türkçe Dîvan : Nef’î’nin ustalığını kanıtlayan eserde, 60 dolayında kaside, 136 gazel, 1 sâkinâme ve diğer nazım şekilleriyle yazılmış şiirler yer alır. 1836’da Mısır’da ve 1852’de İstanbul’da eski yazıyla iki ayrı baskısı yapılmıştır. Yeni harflerle basımını 1993’te Metin Akkuş gerçekleştirmiştir. Farsça Dîvan : Ali Nihad Tarlan tarafından 1944’te Türkçeye çevrilmiştir. Özellikle tasavvufî ağırlıklı konulara yer verilen Dîvan’da yer alan “Tuhfetü’l-Uşşak” adlı 97 beyitlik kaside, Fuzulî’nin “Enisü’l Kalb” adlı eserine nazire olarak yazıldığından, bazı araştırmacılar tarafından müstakil bir eser olarak kabul edilir. Siham-ı Kaza (Kader Okları) : Türk hiciv ve mizah edebiyatımızın en ünlü yapıtıdır. Eserde küfür ve sövgüye yer verilmesi, esprili ve müstehcen şiirlerin bulunması gibi sebeplerle günümüze kadar eserle ilgili bilimsel ve ciddî bir inceleme yapılmamıştır. 1943’te yeni harflerle Saffet Sıtkı Bilmen tarafından eksik bir baskısı yapılmıştır. Nüshaları İstanbul Üniversitesi ve Millet Kütüphanelerindedir.

 

Ne tende cân ile sensiz ümîd-i sıhhat olur

Ne cân bedende gam-ı firkatinle râhat olur

 

Ne çâre var ki  firâkınla eğlenem bir dem

Ne tâli’im meded eyler visâle fırsat olur

 

Dil ise gitdi kesilmez hevâ-yı aşkından

Nasihât eylediğimce beter melâmet olur

 

Belâ budur ki alışdı belâlarınla gönül

Gamın da gelse dile bâ’is-i meserret olur

 

Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem o şeb ölürin

Ne gün ki kâmetini görmesem kıyâmet olur

 

Nedir bu tâli’ ile derdi Nef’î-i zârın

Ne şûhı sevse mülâyim dedikce âfet olur

 

(Mefâ’ilün Fe’ilâtün Mefâ’ilün Fe’ilün)

KAYNAK : Rüştü Şardağ, Klasik Divan Şiirimiz, İstanbul 1976, s.324.

 

 

Sensiz, bir tende can da olsa, ne sağlıktan umut kalır,

Ne de can, bedende, ayrılığın acısıyla rahat olur.

 

Ne senden ayrı avunmanın çaresi var;

Ne talihim yardım edip kavuşmaya fırsat olur.

 

Gönül, aşkının arzusuna tutulmuş, gitti gider;

Öğüt verince de zıtlaşıp rezil olur.

 

Belâya bak sevgilim, belânı hoş görür gönlüm;

Üzüntü de gelse gönle, sevinç nedeni olur.

 

Hangi gece, kapına yüz sürmesem, o gece ölürüm.

Ne gün ki boyunu görmesem, kıyamet olur.

 

Nedir bu talih ile derdi, inleyen Nef’î’nin?

Kimi sevse, “uysal ol canım” dese, âfet olur.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2009 BOYUT YAYIN GRUBU
Matbacılar Sitesi 1.Cad. No:115 34204 Bağcılar - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
info@boyut.com.tr | www.turizmdebusabah.com | www.travelguide.gen.tr | www.industryguide.gen.tr | www.gastronomi.com.tr
www.artacademy.com.tr | www.okukullankolaypc.com | www.dvdfestivali.com | www.yaraticicocuk.com
| www.kitabicihannuma.com

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


36873 - unknown - 38.103.63.57