|

NAPOLÉON I, (Napolyon I olarak tanınır;
tam adı Napoléon Bonaparte’dır), (1769 Ajaccio/Korsika-1821 St. Helena), Fransız imparatoru. Askerî bir deha ve başarılı bir örgütleyici olarak bilinen
Napoléon, 20 yıl boyunca Avrupa’ya egemen oldu. Kişiliği ve yaptığı işler,
ölümünden sonra bile Fransız tarihini etkilemeye devam etti. Carlo Bonaparte
adlı bir avukatın oğluydu. 10 yaşında, Brienne’deki askerî okula girdi. Daha
sonra Paris’e giderek École Militaire’de öğrenim gördü. 16 yaşındayken teğmen
olarak topçu birliklerine katıldı. Fransız Devrimi’ni destekledi ve İngiliz
kuvvetlerinin Toulon’da bozguna uğratılması sırasındaki kararlılığıyla dikkati
çekti (1793). 1795’te, Paul de Barras’ın yardımcısı olarak, Konvansiyon’a karşı
harekete geçen kralcıları püskürttü. 1796’da Joséphine de Beauharnais ile
evlendi. Fransa’nın İtalya Ordusu komutanı olarak Avusturya ve Piemonte
Krallıklarını bozguna uğrattı ve Lodi’deki büyük zaferinden sonra (Mayıs 1796)
Milano’ya girdi. Arcola ve Rivoli’de kazandığı zaferlerden sonra Venedik’i de
işgal etti. Avusturya, 1797 Ekim ayında barış antlaşması yapmaya razı oldu
(Campo Formio Antlaşması) ve Napoléon, Paris’e döndü. Ulusal bir kahraman
olarak karşılanan Napoléon, Direktuvar yönetiminin korktuğu ve güvenmediği biri
olmuştu. Napoléon, Fransa’nın o dönemdeki en tehlikeli düşmanı olan
İngiltere’ye karşı doğrudan bir sefer düzenlemeyi reddederek; Mısır üzerine bir
sefer düzenlemeye karar verdi. Böylelikle, Hindistan’daki İngiliz egemenliğini
tehdit etmeyi planladı. 1798’de Memlûklere karşı kazandığı zafer, filosunun
Amiral Nelson komutasındaki İngiliz donanması tarafından Ebukir Körfezi’nde
bozguna uğratılmasıyla gölgelendi (1798). Suriye’ye doğru yoluna devam eden
Napoléon, daha sonra Mısır’a geri dönmek zorunda kaldı. Fransız kuvvetlerinin
İtalya’da aldığı yenilgileri duyan Napoléon, Paris’e gitti ve bir askerî
darbeyle iktidardaki Direktuvar yönetimini devirdi (9 Kasım 1799). Böylece,
Fransız tarihinde Konsüllük Devri olarak bilinen dönem başladı. Avusturya ile
barış girişimleri sonuçsuz kalınca, Alpler üzerinden harekete geçirdiği bir
orduyla Avusturyalıları Morengo’da yendi (1800). 1801 başlarında, Avusturya
yeni bir barış antlaşması yapmayı kabul etti (Luneville Antlaşması). Bir yıl
kadar sonra da İngiltere ile Amiens Antlaşması yapıldı. Bu arada Napoléon,
Fransa içinde yeni idarî birimler kurmuş, yeni bir vergi sistemi oluşturmuştu.
1801’de Papa VII. Pius ile yapılan bir antlaşmayla da Fransa’nın Papalık ile
ilişkileri düzenlendi. 1802’de yapılan bir halk oylaması sonucunda, Napoléon’a
hayat boyu birinci konsül unvanı verildi. Daha büyük bir unvanın peşinde koşan
Napoléon, birinci konsüllüğü yeterli görmedi ve 1804’te imparator ilan
edilmesini sağladı. Taç giyme töreninde tacı, papanın elinden alarak kendi
elleriyle başına koydu, aynı zamanda Joséphine’e de taç giydirdi. İngiltere,
1803’te Fransa’ya savaş ilan etti. Bu kez İngiltere, Avusturya, Rus ve
İsveç’ten oluşan bir ittifakla karşı karşıya olan Napoléon, İngiltere’yi işgal
etme planından vazgeçerek Austerlitz’de Avusturya ve Rusya ordularını bozguna
uğrattı (1805). Sonunda Avusturya, kendisi için son derece ağır koşullar
taşıyan Pressburg Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Avrupa’da bir
egemenlik kurmak isteyen Napoléon, ailesinin üyelerine de çeşitli topraklar
dağıttı. Napoli Krallığı’nı önce kardeşi Joseph Bonaparte’a (1806), daha sonra
da Joachim Marat’ya verdi (1808). Kardeşlerinden Louis Bonaparte’ı Hollanda
Krallığı’na (1806), Jerome Bonaparte’ı Westphalen (Vestfalya) Krallığı’na, kız
kardeşi Elisa’yı da Toscana Düşesliği’ne getirdi (1809). Bu süreçte, Kutsal
Roma İmparatorluğu ortadan kalktı. Napoléon’un oluşturduğu Ren Konfederasyonu
(kendi himayesi altındaki Batı Alman prensleriyle oluşturulan bir birlik),
Prusya ile yeni bir savaşa yol açtı. Bu savaş da Napoléon’un zaferiyle
sonuçlandı. İngiltere’nin Avrupa ile olan ticarî ilişkilerini zayıflatmak
amacıyla 1806’da Berlin Kararnamesi’ni yayınlayarak kıta ablukasını başlattı.
İngiltere’nin buna karşı geliştirdiği önlemler daha etkin oldu. Amiral
Nelson’un Trafalgar’da kazandığı zaferden sonra, deniz ticareti neredeyse
tümüyle İngiltere’nin denetimindeydi. Portekiz’in Berlin Kararnamesi’ne uymayı
reddetmesi üzerine, bu ülkenin işgal edilmesini emretti (1807). 1808’de Fransız
orduları İspanya’yı işgal etti. Joséphine’in hiç çocuğu olmaması üzerine
Napoléon ile evliliği iptal edildi ve Napoléon, Avusturya İmparatoru I.
François’nın kızı Marie-Louise ile evlendi (1810). İlk büyük bozgununu,
Rusya’ya karşı giriştiği Rusya Seferi’nde aldı (1812-1813). Müttefiklerinin,
kendine bağlı devletlerin ve Fransız ordusunun birliklerinden oluşan büyük
ordu, tümüyle yok edildi. Savaşta ölmeyen askerler de kış mevsiminin zor
koşulları altında hastalık ve açlıktan öldüler. 1813’te İngiltere, Prusya,
Rusya, İspanya ve İsveç kuvvetleri, Napoléon’u Leipzig’de büyük bir bozguna
uğrattılar. 1814 Mayısında Napoléon ve müttefikleri koşulsuz teslim oldular.
Napoléon, İtalya’nın kuzeybatı kıyılarındaki Elbe Adası’na sürgün edildi.
Buradan kaçarak Fransa’ya döndü ve eski taraftarlarının desteğini yeniden
sağladı. “100 Gün” olarak adlandırılan bu dönem, Watèrloo’da Wellington dükü
komutasındaki Prusya ordusu karşısındaki bozgunla son buldu. ABD’ye kaçmayı
planlayan Napoléon, bunu başaramadı ve İngilizlere teslim olmak zorunda kaldı.
Bu kez de Batı Afrika kıyıları açığındaki St. Helena Adası’na gönderildi. Bu
adada, mide kanserinden öldü. Ölümünden 21 yıl sonra Paris’e götürüldü ve Hotel
des İnvalides’in kubbesi altındaki ünlü mezarına gömüldü. Napoléon’un
imparatorluğu, Batı ve Orta Avrupa’nın çoğunu kaplıyor, Kuzey Denizi’nden
Sicilya’ya dek uzanıyordu. İmparatorluğa komşu devletler ya kendi denetimi
altındaydı ya da Fransa ile ittifak yapmışlardı. Dönemin büyük güçlerinden
yalnızca İngiltere, Napoléon’a karşı direnebildi. Avrupa haritasını büyük
ölçüde değiştiren Napoléon, ulusal devletlerin birleşmesinin yolunu açtı.
Fransa’da birçok hakları kısıtlayan Napoléon, merkezî bir hükûmetin kurulmasını
sağladı. Muhalefeti sert bir biçimde ezdi, basını ve tiyatroları sıkı bir
biçimde denetledi. Buna karşın, gerçekleştirdiği idarî ve yasal reformlarla,
liberalizmin yayılmasına katkıda bulundu. Eğitim sistemini yeniden düzenledi ve
bilimin gelişmesini destekledi. Fransız Bankası’nı kurdu ve Légion d’Honneur
nişanını koydu.
|
|