24 Mayıs 2012 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

ORDU, bir devletin silahlı kuvvetlerinin bütünü; dar anlamda, silahlı kuvvetlerin kara kuvvetleri kesiminin başlıca bölümlerinden her biri (1. Ordu, 2. Ordu gibi). Tarihin en eski devirlerinde siyasî ve iktisadî birlikler hâlinde yaşamaya başlayan insan toplulukları, komşu toplulukların saldırılarından kendilerini korumak, iktisadî ve siyasî varlıklarını sürdürebilmek, gereğinde zor kullanarak kendilerine yeni ekonomik olanaklar sağlayacak olan toprakları ele geçirmek için düzgün ve sürekli silahlı kuvvetler kurma gereğini duydular. Ordu teşkilâtının ilk kuruluşu hakkında yeterli bilgi yoktur; ancak ilk orduların MÖ 4000 yıllarında Sümer ve Babil’de kurulduğuna dair yazılı belgeler mevcuttur. MÖ 2000 yıllarına ait Hammurabi Kanunları, Babil’de ayrı bir sınıfı oluşturan askerlerden söz etmektedir. MÖ 1900-2000 yılları arasında büyük bir devlet kuran Hititlerin ordu teşkilâtı çok gelişmişti. Eski Yunanistan ve özellikle Sparta kent-devletinde askerlik ve ordu teşkilâtlanmasına büyük önem verilirdi. İlk çağların en gelişmiş, en büyük ordu teşkilâtını kuran devlet Roma oldu. MS 2. yüzyılda Roma’nın üç büyük kara ordusu vardı. 3. yüzyılda Roma’nın ordu mevcudu 500.000 kişiyi buldu. Orta Çağın kaydettiği en gelişmiş orduları Türk kavimleri çıkarttılar. Cengiz’in Türk-Moğol Devleti’nin ordusu, her birinde 10.000 atlının bulunduğu tümenlerden oluşmaktaydı. Tümenler de, her biri 1.000’er kişilik 10 alaydan oluşmuştu. 14. yüzyıldan sonra tarih sahnesinde ortaya çıkan Osmanlı Devleti’nin yeni bir anlayışla kurduğu Osmanlı ordusu gerek teşkilât, gerekse askerlik tekniğine getirdiği yeniliklerle 18. yüzyıla kadar dünyanın en güçlü ordusu oldu. Ateşli silahların yaygınlaşması, sahra toplarının tekniğinde görülen ilerlemeler, savaş taktiklerinin değişmesi, ordu teşkilâtlanması üzerinde çok etkili oldu. Fransız Devrimi’nden sonra Napoléon’un başlattığı Avrupa savaşları gerek askerlik, gerekse ordu teşkilâtında yeni bir çığır açtı. 19. yüzyılda milliyetçilik duygularının gelişmesi üzerine ücretli askerlerden kurulu ordular, yerlerini, yurttaşlık görevi gereği askere alınmış kişilerden oluşan ordulara bıraktı, subaylık mesleği, yalnız soyluların ayrıcalığında bir meslek olmaktan çıktı. Yine 19. yüzyılda ortaya çıkan sanayi devrimi sonucu seri atışlı silahlar, demiryolu, telgraf, denizaltı, buharlı ve zırhlı savaş gemileri orduların yapısını sürekli değişikliğe uğratarak günümüzün modern ordularının temelini attı. Modern anlayışa göre orduların teşkilâtlanması ilk olarak 1860’lı yıllardaki Amerikan İç Savaşı sırasında oldu. Her iki taraf toplam 1,5 milyon askerden oluşan ordularla çağın en gelişmiş tekniklerini kullanarak savaştılar. 1914-1918 yılları arasında meydana gelen I. Dünya Savaşı kara, deniz ve hava kuvvetlerinin bir arada kullanılmaya başlandığı ilk savaş oldu; motorlu ve zırhlı birlikler, denizaltılar, tanklar, büyük çaplı toplar, zehirli gazlar kullanıldı. II. Dünya Savaşı’na kadar geçen süre içinde devletler, I. Dünya Savaşı’ndaki deneyimlere dayanarak ordularını yeniden örgütlediler, süvari birlikleri önemini yitirdi, hava kuvvetlerine ve zırhlı kara taşıtlarına büyük önem verildi. II. Dünya Savaşı, kara, hava ve denizde alışılmamış tekniklerin kullanılmasıyla dikkati çekti; bombardıman uçakları, roketler, güdümlü mermiler, çok süratli hareket edebilen zırhlı birlikler, denizaltılar, nihayet atom bombası, 20. yüzyılın modern ordularının yeniden teşkilâtlanmasına yön verdi. Modern ordular üç ana bölüme ayrılır: “Kara Ordusu”, “Donanma” (Deniz ordusu), “Hava ordusu”. “Kara kuvvetleri”, temelde piyade, topçu ve tankçı sınıfları üzerine kuruludur. Kara ordusunun esas gücünü bu üç sınıf oluşturur. Bunlara destek olan sınıflar, piyade ve zırhlı birliklerin her türlü ikmal ve lojistiğini sağlayan levazım ve ordonat; köprü, yol, inşa ve bakımını yapan istihkâm sınıfı; her türlü haberleşme ve irtibatı kuran muhabere sınıfı ve personel sınıfıdır. Kara ordusundaki piyade sınıfı kendi içinde uzmanlaşmış karma birliklere de sahiptir: Dağ birlikleri, komando birlikleri, hava indirme, helikopter filosu vb. gibi. “Donanma” ya da “deniz kuvvetleri”, sahil koruma, önemli liman ve boğazları koruma ve mayınlama, denizaltı, zırhlı gemiler, hücumbotları, uçak gemileri, deniz piyadesi, deniz istihbarat gemilerinden oluşur. Denizden çıkarma, mayınlama, mayın tarama, denizaltı savaşı, orta ve kısa menzilli güdümlü füzelerle donatılmış çok süratli ve büyük manevra yeteneği olan zırhlı gemilerle savunma ya da saldırı harekâtında bulunmak deniz kuvvetlerinin görev alanı içine girer. Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra büyük gelişme gösteren hava kuvvetleri, avcı ve bombardıman uçakları, keşif, nakliye uçakları vb. ile donatılmıştır. Ülke savunma sistemi içinde yer alan radar ve diğer dinleme tesisleri hava kuvvetlerine bağlı olup düşman saldırısı en kısa zamanda değerlendirilerek hava kuvvetleri alarma geçirilir ve düşman saldırısı karşılanır. Günümüzde orduların en vurucu gücünü hava kuvvetleri oluşturmaktadır. Sesten hızlı uçabilme olanağına sahip modern uçaklarda, havadan havaya, havadan-karaya ve denize karşı kullanılabilecek çeşitli roket ve güdümlü mermiler bulunmaktadır. Nükleer silahlara sahip ülkelerin hava kuvvetleri, gereğinde bu silahları kullanabilecek şekilde donatılmıştır. Modern ordularda, ordunun asker gereksinmesi belirli yaş grupları içindeki erkek (kimi ülkelerde kadınlar için de geçerlidir) yurttaşların belirli süreler için ordu hizmetine alınmasıyla karşılanmaktadır. Birçok ülkede erkek yurttaşlar için askerlik hizmeti zorunludur. Orduların subay ve astsubay kadroları için, ortaöğretimden itibaren subay ve astsubay yetiştiren askerî okullar vardır. Orduların subay gereksinimi, kara, deniz ve hava harp okullarından sağlanır. Ordularda çok önemli teknik hizmet veren astsubaylar için çeşitli meslek ve uzmanlık okulları vardır. Ayrıca, uzmanlık kursları açılarak subay ve astsubayların yeni tekniklere uyum sağlaması temin edilir. Ordular, savaş güçlerini koruyabilmek, yeni savaş tekniklerini uygulamak, taktik ve stratejide gelişmeler sağlamak amacıyla sürekli eğitilirler ve savaş oyunları, manevralar yaparlar. Manevraların çoğunda kara, deniz ve hava kuvvetleri ortaklaşa hareket ederler. Bütün ordularda erden orgenerale kadar herkes “üniforma” denen aynı tip elbise giyer; rütbe farkları şapka ve kollarda bulunan işaretlerle belirtilir. Türkiye’de barış zamanı 4 ordu bulunmaktadır: 1. Ordu (merkezi İstanbul); 2. Ordu (merkezi Konya); 3. Ordu (merkezi Erzincan), 4. Ordu (merkezi İzmir).

ORDU, Karadeniz Bölgesi’nin Doğu ve Orta Karadeniz bölümlerinde yer alan il. Kuzeyde Karadeniz’e açılır. Doğuda Giresun, batıda Samsun, güneyde Sivas ve Tokat illeriyle sınırlanır. Yüzey Biçimleri: Karadeniz Bölgesi’nin orta kesiminde yer alan Ordu’nun büyük bölümü dağlıktır. İl alanının %80’inden fazlasını Canik Dağları ve Giresun Dağları engebelendirir. Karadeniz’e paralel uzanan Canik Dağları’nın yükseltisi 2.000 metreyi geçmez. Yüksekliği batıdan doğuya doğru giderek azalan sıranın başlıca yükseltileri, Deveci Dağı (1.907 metre) ve Killik Tepe’dir (1.546 metre). Güneydoğudan İl’e sokulan Giresun Dağları’nın Ordu sınırları içindeki en yüksek tepeleri Karagölbaşı Dağı (3.039 metre) ve Tepe’dir (2.736 metre). Ordu kentinin eteklerinde kurulduğu Boztepe ise, 450 metre yüksekliktedir. İl alanın %16’sını kaplayan platolar, Canik Dağları ile Karagölbaşı Dağı’nın yamaçlarında sıralanırlar. Bunların başlıcaları, Çambaşı Yaylası, Keyf Alanı Yaylası, Perşembe Yaylası’dır. İldeki doğal yapı, ova oluşumuna uygun değildir. Bu nedenle ovalar, il alanının ancak %1’ini kaplar. Bu ovalar kıyıda, özellikle akarsu ağızlarında yer alır. İldeki akarsuların tümü Karadeniz’e dökülür. Başlıcaları Melef Armağı, Bülbül Deresi, Civil Deresi’dir. Bu üç akarsuyun dışında Ordu’da, irili ufaklı birçok dere vardır. İlde büyük göl yoktur. En önemlileri, Gaga Gölü, Ulugöl ve Karagölbaşı Dağı’nın doruğundaki Karagöl Krater Gölü’dür. İklim ve Bitki Örtüsü: iki iklim tipinin özellikleri görülür. Kıyı kesiminde Karadeniz iklimi egemendir. Her mevsim bol yağışlı, yazların ılık, kışların serin geçtiği bu iklimin etkileri Canik Dağları’nın güneyinde son bulur ve bu kesimde karasal iklim görülür. Doğal bitki örtüsünün oluşumunda iklimin etkisi çok fazladır. İlde ormanlar, kıyıdan 1.200-1.300 metre yükselti kuşağına dek geniş yayılma alanları bulur. Orman altı bitki örtüsü bodur Akdeniz bitkilerinden oluşur. Ekonomi: İl halkı geçimini başta fındık olmak üzere genellikle tarım ve tarıma dayalı ticaret ve sanayiden sağlar. 1997 verilerine göre Türkiye fındık üretiminde Ordu ilinin payı yüzde 30’u bulmaktaydı. Yetiştirilen başlıca ürünler fındık başta olmak üzere mısır ve patatestir. Elma, lahana, buğday ve armut üretimi de azımsanmayacak düzeydedir. İlde ayrıca az miktarda çeşitli sebze yanı sıra kiraz, ceviz, dut, üzüm, incir, soya ve çay da yetiştirilir. Çok sayıda sığır beslenen ilde koyun besiciliği genellikle yaylacılık yöntemine dayanır. Yaylalarda yaygın olarak arıcılık da yapılır. Balıkçılık, kıyı halkı için önemli bir gelir kaynağıdır. Avlanan balıklar çeşitli tesislerde işlenir, yurt dışına satılır ya da yurt içinde pazarlanır. İlin pek gelişmemiş olan sanayisi genellikle tarıma dayalıdır. Başlıca sanayi kuruluşları fındık kırma, fındıklı ürünler, un, deniz ürünleri, orman ürünleri, soya yağı, çimento, tuğla ve kiremit, tel ve çivi fabrikalarıdır. Yeraltı kaynakları açısından oldukça zengin sayılan ilin Fatsa yöresinde bentonit, Gölköy yöresinde kurşun-çinko-bakır ve demir, Mesudiye yöresinde traverten, Perşembe yöresinde demir, Ulubey yöresinde manganez ve kaolin, Ünye yöresinde demir içeren cevher yatakları vardır. İlin başlıca mesire alanları Çınar Suyu ve Küçükkertil orman içi dinlenme yerleri ile Çambaşı Yaylası ve Ünye Çamlığı’dır. Karadeniz kıyısında bazı doğal plajlar bulunur. Turistik Yerler: Ordu ve yöresi: Eskipazar kalıntıları, bir cami ve iki hamamdan oluşur (18. yüzyılda cami ve Küçük Hamam, 16. yüzyılda Büyük Hamam yapılmıştır), İbrahim Paşa Camii (Orta Camii [Daha önce İbrahim Paşa’nın yaptırdığı ahşap caminin yerine, Mahmud Paşa, Salih Ağa ve Ali Ağa tarafından, 1800’de yapılmıştır]), Hamidiye Camii (Hükûmet Camii 1891’de Kaymakam Cordanzade Mir Mehmed Ali Bey yaptırmıştır), Yalı Camii (Aziziye Camii, (1883’te yanan, ilk haliyle ahşap olan binayı, 1894-1895’te Kadızade Hacı Hasan Efendi tekrar yaptırmıştır), Selimiye Camii (1926’da yapımına başlanmış 1956’da açılmıştır); Mustafa Bey Çeşmesi (1815), Konstantin Çeşmesi, Yusuf Ağa Çeşmesi (1832); Soğuksu Çeşmesi (1842), Çürüksulu Ali Paşa Çeşmesi (1911), ilin mesire yerleri: Boztepe, Çambaşı Yaylası, Perşembe Yaylası, Ulugöl, Elmalıgöl’dür. Akkuş ve yöresi: Küçükkertil mesiresi, Eşemen ve Gökçeben içmeleri. Fatsa ve yöresi: İnönü Mağarası, Cıngırt Mağarası, Yasun Burnu’ndaki Çaka ve Efirli plajları. Gölköy ve yöresi: Çermik Suyu. Mesudiye ve yöresi: Mesudiye Kaplıcası (İskefsir Köyü). Ünye ve yöresi: Acısu İçmesi, Tekkiraz Suyu.

ORDU (52)

Karadeniz kıyısında, Doğu ve Orta Karadeniz bölümleri sınırında, aynı adlı ilin merkezi olan kent. Nüfusu 150.586 (2000). Ankara’dan 584 km uzaklıktadır. Tarih: Yöre MÖ 17. yüzyılda Kaşkaların, yurduydu. Varlıklarını MÖ 8. yüzyıla değin sürdürdüler. Kaşkaların Hitit başkenti Hattuşaş’a (Boğazköy), hatta Asur sınırına kadar akınlar düzenlediği bilinmektedir. Kuzeybatıda bugünkü Bozukkale yakınında ve Karadeniz kıyısında, Sinop’tan gelen Miletli göçmenlerce “Kotyora” adıyla (MÖ 8. yüzyıl) kent kuruldu. Bütün Karadeniz kıyısında ticaret ve deniz ulaşımına egemen olan Miletliler yörenin kıyı kesiminde ticaret kolonileri kurdular. Med ve Pers egemenliklerini de yaşayan kent, daha sonra güneydoğuda, kıyıdan yaklaşık 10 km içerde bulunan Eskipazar Köyü’nün yerinde Türkler tarafından “Bayramlı” adıyla (19. yüzyıl başları) yeniden kuruldu. Zamanla gelişen kasabaya Türkler bugünkü adını vermeden çok önce, kent sırasıyla Büyük İskender’in (MÖ 334), Pontus Kralı Mithridates döneminde (MÖ 132-63) Romalıların, Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesi üzerine (MS 395) payına düştüğü Bizans Devleti’nin, Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra bir süre Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın, ardından Danişmendlilerin (1142-1171), Danişmendliler Beyliği’ni ortadan kaldıran Anadolu Selçuklularının (1171-1190), yeniden Bizanslıların (1190-1204) egemenliğinde kaldı. Dördüncü Haçlı Seferi sırasında İstanbul’dan kaçan Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos, Karadeniz kıyılarında Trabzon Rum İmparatorluğu’nu kurdu (1204). Böylece bu devletin sınırları içine alınan Ordu, Trabzon Rum İmparatorluğu’nu ortadan kaldıran Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katıldı (1461). Osmanlı yönetiminde kent, Trabzon, Canik (Samsun) ve bağlı olduğu Şebinkarahisar Sancağı’yla birlikte önce Erzincan Eyaleti’ne (1520), sonra yine Şebinkarahisar’la birlikte Erzurum’a (1560), ardından da Trabzon’a (1647) bağlandı. Tanzimat’tan sonra yeniden yapılan yönetsel düzenlemede Trabzon vilâyetinin bir kasabası, 1871’de ilçe merkezi oldu. Hızla gelişen Ordu, 1883 yangınında bir gün içinde baştan başa yandı. Ancak, elbirliği yapan halkının büyük çabaları ile yeniden bayındırlaştırıldı. Buraya yerleştirilen (1886) Rusya’dan kaçan Kafkasyalı göçmenler de Ordu’nun gelişimine katkıda bulundular. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan (1918) sonra, yabancı işgaline uğramadıysa da kentte Rum (Pontus) çetelerinin eylemleri oldukça tedirginlik yarattı. 1919’da kurulan Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve bu kuruluşun Ordu kolu, Rum etkinliklerinin etkisiz hale getirilmesinde önemli rol oynadı. Cumhuriyet’ten sonra aynı adla oluşturulan ilin merkezi oldu (1924). Bugünkü Ordu kentinin temeli, 10 km kadar içerdeki Bayramlı (Eskipazar) Köyü halkının kıyıda bir iskeleye duyduğu gereksinimi karşılamak üzere atıldı. İskele yeri olarak da, Melet vadisini izleyerek iç kesimlerden gelen yolun denize ulaştığı ve Boztepe’nin (560 metre) kuzeybatı fırtınalarına karşı koruduğu Kiraz Limanı kıyısı seçildi. Şehrin çekirdeği burada Bülbül Deresi’nin kıyıda yaptığı küçük alüvyal delta üzerinde, çarşı ve camiden oluşan küçük bir iskele mahallesi olarak doğdu. Bunu elverişli konumun ve büyük ticarî önem kazanan fındık üretiminin yol açtığı hızlı bir gelişme izledi: Şehir batıya, Boztepe eteklerine, geriye ve kıyı boyunca kuzeybatıya doğru genişledi ve önemli bir yerel ticaret merkezi hâline geldi. 1883’te büyük zarara neden olan yangına karşın kent hızla kalabalıklaştı. Kurtuluş Savaşı sırasındaki karışıklıklar ve azınlıkların ayrılması nedeniyle nüfus kaybetti ve 1950’li yıllara kadar 10.000 dolayında durakladı (1935’te 10.115, 1945’te 10.346, 1950’de 11.668 nüf.); bu dönemi giderek hızlanan bir artış izledi; 1960’ta iki katına (20.029), 1970’te 38.483’e, 1980’de 52.785’e; 1990’da 100.000’e çıktı. Doğu Karadeniz bölgesinin Trabzon’dan sonra ikinci kalabalık kenti hâline gelen Ordu günümüzde, Doğu Karadeniz kıyılarının en güzel, en çağdaş şehirlerinden, fındık üretimi ve ticaretinin en büyük merkezlerinden biridir. Güzel Sanatlar: Ordu’da tarihî değeri olan anıt azdır. İbrahim Paşa’nın yaptırdığı ahşap caminin yerine Tayyar Mahmut Paşa, Salih Ağa ve Ali Ağa’nın inşa ettirdiği İbrahim Paşa veya Orta Camii (1800), yalın bir örnektir; mihrabı empire (ampir) üsluptadır. Kaymakam Mir Mehmet Bey’in yaptırdığı (1891) ve Hükûmet Camii diye de bilinen Hamidiye Camii ile Aziziye ya da Yalı Camii (1894-1895) kentteki diğer anıtlardır. Ayrıca 19. yüzyıldan kalma çeşmeler vardır.

ORDU

Yüzölçümü           :  5.952 km2

Nüfusu                 :  887.765 (2000)

İlçe sayısı             :  19

İl trafik kodu         :  52

ORDU’NUN İLÇELERİ

İlçe                                İlçe Nüfusu

Merkez                       150.586

Akkuş                           49.799

Aybastı                         31.071

Çamaş                          13.650

Çatalpınar                     23.192

Çaybaşı                        15.372

Fatsa                          120.774

Gölköy                          66.491

Gülyalı                          10.566

Gürgentepe                   36.860

İkizce                           30.362

Kabadüz                       11.049

Kabataş                        20.644

Korgan                         41.628

Kumru                          44.307

Mesudiye                      28.551

Perşembe                     37.512

Ulubey                          29.227

Ünye                           126.124

Toplam (2000):                 887.765

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


37788 - unknown - 38.107.179.240