09 Ocak 2009 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 52.890 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

ÖZBEKİSTAN, Orta Asya’da devlet. Orta Asya’nın orta kesiminde, Tien Şan Dağlarının eteğinde, Amu Derya (Ceyhun) ile Siri Derya (Seyhun) arasında yer alır. Kuzey ve kuzeybatıdan Kazakistan, doğu ve güneydoğudan Kırgızistan ve Tacikistan, güneybatıdan Türkmenistan, güneyden Afganistan ile çevrilidir; 1936’da kurulan Karakalpak Özerk Cumhuriyeti ülke sınırları içinde yer alır. Önemli kentleri Semerkant, Andican, Namangan, Kokand, Buhara’dır. Çok büyük bir kesimi düz ve kurak topraklara sahip olan Özbekistan’ı coğrafî bakımdan dört bölgeye ayırmak mümkündür: Zengin Fergana havzası çevresindeki dağlık kesim; Siri Derya vadisindeki Taşkent vahası (sulama çalışmalarıyla genişletilmiş); Pamir kütlesinin batı sıralarındaki Zerefşan; Semerkand ve Buhara vahaları ile Kaşka Derya ve Surhan Derya havzaları. Ülkenin kuzeybatısında uzanan alüvyonlu Turan Ovası’nın yükseltisi Aral Gölü çevresinde 90 m’ye kadar yükselir. Alüvyonlu topraklarla kaplı Amu Derya deltası, Karakalpak Özerk Cumhuriyeti’nin iç kesimlerine kadar uzanır. Dağlık doğu kesiminde Tien Şan’ın batı uzantısını meydana getiren, birbirinden vadi ve havzalarla ayrılan Karcantan, Ugam, Çatkal ve Kuramin sıradağları yer alır. Hafif dalgalı düz bir yüzeye sahip Üstyurt Yaylası’nın yüksekliği 200 m’yi bulur. Siri Derya ve Amu Derya ırmakları arasında yaklaşık 300.000 km2’lik bir alanı kaplayan Kızılkum Çölü’nün büyük bir bölümü Özbekistan’ın sınırları içindedir. Özbekistan’da çok kurak bir karasal iklim hüküm sürer, yıllık yağış ortalaması 200 mm’dir. Kışlar kısa, yazlar uzun, sıcak ve kuraktır. Yaz aylarında çoğu zaman 40°C’nin üstüne çıkan sıcaklığın kış aylarında -12°C’ye kadar düştüğü olur. Özbekistan’da bitki örtüsü yüksekliğe göre değişiklik gösterir. Batıdaki düzlük kesimde, havzalarda, dağ eteklerinde görülen otsu bitkiler tepelerde yerlerini çalılara ve ormanlara bırakır. Ülke topraklarının yüzde 12’si ormanlarla kaplıdır. Çöle uyum sağlamış çeşitli sürüngen türlerinin yanı sıra tilki, kurt, antilop, çeşitli kuş türleri ve dağlık kesimlerde ayı, ülkedeki başlıca hayvan varlığını oluşturur. Özbekistan, günümüzde etnik bakımdan büyük bir çeşitliliğe sahiptir. Sayıları 60’ı bulan etnik gruplar içinde nüfusun üçte ikisini aşan Özbekler başta gelmektedir. Ruslar, Kazaklar ve Tatarlar öteki kalabalık gruplar, Tacikler ve Karakalpaklar ise en küçük etnik gruplardır. Son zamanlarda kentleşme bir ivme kazanmaktaysa da Özbek nüfusun büyük çoğunluğu kırsal kesimde yaşamaktadır. Ukraynalılar, Tatarlar, Yahudiler ve Ermeniler ise daha çok şehirlerde yaşarlar. Başkent Taşkent, Rus, Özbek, Tatar, Ukraynalı, Yahudi ve Ermenilerden oluşan 2 milyon nüfusuyla Orta Asya’nın en büyük metropolü durumundadır. 2.500 yıllık bir tarihi olan Semerkand ile yine geçmişi çok eskilere ulaşan Buhara, ülkenin öteki önemli merkezleridir. Önemli doğalgaz, petrol ve kömür (Angren Havzası) yataklarının yer aldığı Özbekistan komşu ülkelere bağlanan boru hatlarının yanı sıra Buhara’dan Urallar’a uzanan geniş bir boru hattına sahiptir. Almalık bölgesinde bakır, Kuramin Sıradağları’nda bakır, çinko, kurşun, tungsten ve molibden yatakları, Kızılkum Çölü’nde dünyanın en saf altını, Nuratan’da Moskova metrosunun cephe kaplamasında kullanılan ünlü Gazgan mermerinin çıkarıldığı yataklar bulunur. Özbekistan, Orta Asya’da bir makine (özellikle tarım makineleri) ve ağır donanım üretim merkezidir. Hayli gelişmiş olan Kimya sanayiinin yanı sıra tarım, özellikle de pamuk üretimine ağırlık verilir. Gaz ürünleri, metal işleme ve tekstil de ülke ekonomisinde önemli yer tutar. Konfeksiyon, ayakkabı ve matbaacılık ülkede bölgesel önemi olan hafif sanayi kollarındandır. Özbekistan’da tarımdaki su ihtiyacı büyük ölçüde sulama projeleriyle karşılanmaktadır. Bu doğrultuda daha önce sınırlı miktarda tahıl ve meyve, sebze üretiminin gerçekleştirilebildiği vahalar büyük ölçüde genişletilerek tarıma açılmıştır. 150 çeşit üzümün yetiştirildiği Özbekistan dünyanın en büyük pamuk üreticisidir. Hayvancılık açısından koyun, keçi ve sığır besiciliği yaygındır. Koyun yetiştiriciliği daha çok yün ve astragan üretimine yöneliktir. Bugün Özbekistan sınırları içinde kalan topraklarda MÖ 10. yüzyıldan başlayarak Baktria, Harizm gibi büyük devletler kurulmuştur. Bölge, MÖ 6. yüzyılda Pers kralı Dara’nın, MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender’in, MS 8. yüzyılda Arapların istilâsına uğradı. 13. yüzyılda sık sık Moğol saldırılarıyla karşı karşıya kaldı, daha sonra Timuroğullarının eline geçti. Özbek halkı, Altınorda Devleti’nin kuruluşu sırasında Ural Dağları’nın doğusundan İrtiş Irmağı’nın kaynağına kadar uzanan bölgenin Cengiz Han’ın torunu Şeyban’a bırakılmasından sonra, büyük Kıpçak hükümdarı Özbek Han döneminde (1313-1341) Müslümanlığı benimsedi ve Özbek adını aldı. Özbekler 15. yüzyılın ilk yarısında güneydoğuya yöneldiler, Ebül Hayr döneminde Siri Derya’nın kuzeyine ulaşarak Maveraünnehir’deki Timuroğulları topraklarını tehdit eder duruma geldiler. Ebül Hayr’ın ölümü (1468) üzerine geçici bir gerileme dönemine giren Özbekler, Ebül Hayr’ın torunu Şeyban döneminde Semerkant da içinde olmak üzere Maveraünnehir’in tamamını ele geçirdi ve yörede merkezi Buhara ve Harizm olan iki hanlık kurdular. Kıtalararası kervan ticaretinin önemini yitirmesi üzerine bölge ekonomisi sarsılınca 1598’de hanedan sona erdi ve bölge, Astrahan soyundan gelen Canoğullarının eline geçit. Sürmekte olan ekonomik ve kültürel gerileme Maveraünnehir’i işgal eden İran hükümdarı Nadir Şah’ın Buhara’yı ele geçirmesini, ardından da Harizm’e saldırmasıyla sonuçlandı. Nadir Şah’ın ölümü üzerine bölge yeniden Canoğullarının eline geçtiyse de, Mangıt kabilesinden Şah Murad Ebülgazi Han’ı tahttan indirerek hanedana son verdi. 19. yüzyılın başında Amu Derya ve Siri Derya arasındaki bölge, bazı küçük hanlıkların yönetimindeydi. 18. yüzyıl başlarında Rus saldırılarıyla karşı karşıya kalan Buhara ve Harizm hanlıkları yarı bağımlı hâle geldi, 1876’da ise Hokand Hanlığı, Rusların yönetimine geçti. 1920’de Buhara ve Harizm hanlıklarını yıkan Kızıl Ordu, buraları Sovyet halk cumhuriyetlerine dönüştürdü. 1924’te Orta Asya ve Kazakistan’da gerçekleştirilen idarî düzenlemeler sonucu Türkistan, Harizm ve Buhara cumhuriyetleri dağıtılarak toprakları Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Kazakistan arasında bölüştürüldü. 1936’da Karakalpak Özerk Cumhuriyeti Özbekistan’a bağlandı. 1937-1938 yılları arasındaki “büyük temizlik” sırasında milliyetçi bir komplo girişimi gerekçesiyle aralarında Başkan Feyzullah Hocayev ile Özbekistan Komünist Partisi birinci sekreteri Ekmel İkramov’un da bulunduğu birçok Özbek yönetici idam edildi. 1956 ve 1963’te Kazakistan’ın güneyindeki bazı topraklar Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne geçtiyse de bu toprakların bir bölümü çok geçmeden yeniden Kazakistan’a verildi. Sovyet yönetiminin glasnost ve perestroyka politikalarını uygulamaya başladığı 1980’li yılların sonunda Özbekistan çeşitli karışıklıklara sahne oldu. 1989’da Sünnî Özbeklerle Şiî Mesketler arasında çıkan çatışmaların ardından 1990’da Kırgızistan sınırında çatışmalar çıktı. Haziran 1990’da Özbekistan parlamentosu Moskova’dan, özerkliğin artırılması talebi konusunda bir karar aldı ve 31 Ağustos 1991’de Özbekistan bağımsızlığını ilan etti. 29 Aralık 1991’de yapılan ilk doğrudan cumhurbaşkanlığı seçimini Komünist Parti eski birinci sekreteri İslam Kerimov ezici bir çoğunlukla kazandı. Politikasını ülkenin istikrarlı bir laik ülke olması üzerine temellendiren Kerimov, Özbekistan’ın dış dünyadaki yerini güçlendirmek amacıyla ABD ve Suudî Arabistan ile dışişleri bakanları düzeyinde görüşmeler başlattı (Şubat 1992). Kerimov, AGİK kapsamında antlaşmalar yapmak üzere Helsinki’ye, sonra da diplomatik ilişkiler kurmak üzere Pekin’e gitti. Ardından sovyet rejiminden kalan büyük tarım işletmeleri olan “sovhoz”ları özelleştirdi, 1994’te Kazakistan ile ekonomik işbirliği anlaşması imzaladı. Kerimov’un cumhurbaşkanlığı süresinin 2000’e kadar uzatılması konusundaki halkoylamasında seçmenlerin % 99,6’sı evet oyu kullandı. Ocak 2000’de yapılan seçimde oyların % 91,9’unu alan Kerimov, 2004 yılı sonunda yapılan seçimlerde yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Semerkand, Buhara, Harizm gibi eski Orta Asya’nın en eski sanat ve kültür merkezlerini barındıran Özbekistan’da edebiyat, Çağatay edebiyatının bir devamıdır. Çağatay edebiyatının son temsilcisi, Mukini mahlasını kullanan Emin Mirza Hoca’dır (1851-1903). Yazıya geçirilmediği için en eski ürünleri unutulmuş olan Özbek halk edebiyatında 19. yüzyıl halk şairleri arasında en ünlüleri Cuman Halmuradoğlu, Casalı Bahşî, Kiçik Buran’dır. Destan geleneğinin sürdüğü Özbekistan’da Ergaş Cumanoğlu (1868-1937), Nazaroğlu (1872-1953) en önemli destan anlatıcılardır. Bir başka gelenek olan Nasrettin Hoca fıkraları ise Apandi adıyla bilinmektedir. Yenilikçi yazarlardan Furkat (1858-1909), eski şiir geleneğinin temalarının yerine toplumsal sorunlar temasını getirirken, Mahmudhoca Behduhî (1874-1919), Münevver Karî (1880-1933), eğitim sorunlarına önem verdiler. Karî yeni öğretim yöntemlerini uygulayan bir okul açarken, öte yandan Hurşid ve Necad gazetelerini yayımladı. Behdudî, Pederküş (1912) adlı dramıyla Özbekistan’ın ilk oyun yazarı unvanını kazanırken, açtığı okullarla ülkedeki eğitim seferberliğinin büyük destekçileri arasında yer alan Hamza Hakimzade Niyazi (1889-1929), Zaherli Hayat (1916) gibi oyunlar, Nihan takma adıyla toplumsal eleştiri şiirleri (Kizil Gul, Ak Gul, Puşti Gul, 1916) kaleme aldı. Çağdaş Görüngü (1919-1923) adlı edebiyat topluluğu üyeleri arasında yer alan Abdullah Fitrat (1886-1938), şiirlerinin yanı sıra oyunlar (Oğuz Han, Temur Sağanisi), trajediler (Hind İhtilalcileri) yazdı. Şiirlerinde (Tan Sırları) yoğun bir biçimde toplumsal sorunlar üzerinde duran Çolpan (1897-1938), Muştumzor, Coranin İsyanı, Ortak Karşıbeyev gibi oyunlar yazdı. Niyazi (1889-1929) ÖSSC’nin kurulmasından (1924) sonra şiirlerinde yeni düzeni savundu. Burungu Kazilar Yaki Maysaranın İşi (1926) gibi oyunlarında daha çok toprak reformunu işledi. Gerçekçi düzyazısının kurucusu, Aydın takma adını kullanan Manzura Sabirova’dır (1906-1953). Sadreddin Aynî (1878-1954) ise Buhara Cellâtları ile Özbek romanının kurucusu oldu. Romancı Aybek mahlasını kullanan Musa Taşmuhamedov (1905), şair ve öykü yazarı Gafur Gulam (1903-1966), Uygun mahlasını kullanan şair ve öykü yazarı Rahmetullah Atakoziyev (1905), oyun yazarı Yaşin mahlasını kullanan Kâmil Numanov (1909), romancı Abdullah Kadri Colkunbay ve öykücü Abdullah Kahran (1907), dönemin başlıca yazarlarıdır. Başta Harizm olmak üzere Sogd ve Kuzey Baktria’da gerçekleştirilen kazılarda Baktria siteleri, Ahemenî şehirleri, Budist manastır ve saray kalıntıları gün ışığına çıkarıldı. Halçaya’da ele geçirilen MS 1. yüzyıla ait toprak hükümdar heykelleri, Dalverzintepe’de ele geçirilen 2. yüzyıldan kalma heykeller, Semerkand ve Balalıktepe’de bulunan, üzerinde renkli resimlerin yer aldığı frizler (6-7. yüzyıl) ülkedeki başlıca tarihî eserlerdir. Samanî Hanedanı’nın kurucusu İsmail bin Ahmed’in Buhara’daki türbesi (892-907), ülkedeki İslam sanatının, İran uygarlığına yakınlık gösteren ilk örnekleri arasında yer alır. Özellikle Buhara’daki Kelan Camii’nin minaresinde olduğu gibi büyük minareler ve 17. yüzyıla kadar revaçta kalacak olan gelişmiş bir ahşap işçiliği 12. yüzyıla damgasını vuran unsurlar oldu. Semerkant, özellikle Timur tarafından başkente dönüştürüldükten sonra Bibihanım Medresesi, Gur-Emir, Şahzinde türbeleri gibi birbirinden güzel anıtlarla süslendi. 16. yüzyıldan itibaren Semerkand’da mimarî açıdan pek yenilikler yaşanmazken Buhara, canlı bir merkez durumuna geldi; buradaki Emir Sarayı 19. yüzyıl Türk-İran sanatının bir örneğidir. Özbekistan ayrıca çini sanatının geliştiği bir ülkedir.

ÖZBEKİSTAN

Resmî adı                :  Özbekistan Cumhuriyeti

Yüzölçümü              :  447.400 km2

Nüfus                     :  26.868.000 (2005)

Başkent                   :  Taşkent

Resmî dil                 :  Özbekçe

Din                         :  % 88 Müslüman (çoğu Sünnî), % 9 Doğu Ortodoks, % 3 diğer

Para birimi               :  Som

 

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2009 BOYUT YAYIN GRUBU
Matbacılar Sitesi 1.Cad. No:115 34204 Bağcılar - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
info@boyut.com.tr | www.turizmdebusabah.com | www.travelguide.gen.tr | www.industryguide.gen.tr | www.gastronomi.com.tr
www.artacademy.com.tr | www.okukullankolaypc.com | www.dvdfestivali.com | www.yaraticicocuk.com
| www.kitabicihannuma.com

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


38948 - unknown - 38.103.63.57