24 Mayıs 2012 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

RUSYA, topraklarının dörtte biri Doğu Avrupa’da, dörtte üçü Güney Asya’da bulunan dünyanın en geniş devleti. 21 özerk cumhuriyet, 2 federal şehir, 10 özerk yönetim birimi (okrug), 6 özerk il (kray) ve 49 özerk bölgeden (oblast) meydana gelir. Rusya’nın doğal yapısı, gerek kapladığı alanın olağanüstü genişliği, gerekse iklim ve hidrolojide farklı uçların bir araya gelmesi nedeniyle, ölçüsüzlük deyimiyle tanımlanır. Rusya’da alanı oluşturan topografik ve jeolojik bütünlükler, batı-doğu doğrultusunda sıralanır (Rusya Platosu, Urallar, Sibirya Düzlüğü ve Platosu, Verhoyansk Dağları). Rusya’nın kıta tabanını oluşturan engebeler Birinci Zaman’a ait eski kayaçlardan (karbon yatakları) oluşur; bu tabaka, kuzeye kadar (Karelya) ulaşan Prekambriyen tabanın üzerine oturmuştur. Ortada, Moskova Havzası, ince İkinci ve Üçüncü Zaman tortul topraklarından meydana gelir. Güney bölgesinde 200 metre yüksekliğe erişen Rusya Platosu (tablası), güneyde, Volga ve Valday platolarında yükseklik kazanır. Bu yükseklikler, Dördüncü Zaman buzullarının kuzey sınırını çizer; başta Onega ve Ladoga olmak üzere göller ve bataklıklardan oluşan buzultaş yığınlarının yol açtığı akaçlama zorlukları sonucu ortaya çıkan manzaranın kökeni de Dördüncü Zaman buzullarıdır. Rusya tablasını Sibirya düzlüğünden ayıran Urallar, jeolojik bir engebe olarak belirir. Kuzey-güney doğrultusunda, Novaya Zemlya ile Aral-Hazar çöküntü alanı arasında kalan Urallar, sert, billur kayaçlardan oluşan bir çekirdekle, dönüşüme uğramış primer tortullu topraklardan bir tabakayla örtülmüştür. Birçok kez düzleşmeye uğrayan kıvrımlar, yüksekliği 1900 m’ye ulaşan (Narodnaya Dağı) bir dizi yüksek platoya indirgenmiştir; bunlar daha yumuşak kayaçların oyulmasıyla meydana gelen ve ırmaklara bir geçiş oluşturan koridorlarla birbirinden ayrılır. Urallar’ın jeolojik tarihi, işletilebilir madenler (altın, bakır, manganez, krom yatakları içeren volkan çekirdekleri) ve enerji kaynakları (doğu yamacında volkanik çukurlar: doğalgaz, petrol, kömür) açısından zenginliğini de açıklar. Sibirya, güneyden Altay (Biyeluka, 4.506 metre ) ve Sayanların (3.500 metre ) Prekambriyen ve Birinci Zaman engebeleri, Yablovonıy Dağları’nın önünde, kuzeyde Baykal Gölü’nün dünyanın en derin tektonik çukurlarından birini (derinlik: 1.620 metre) kapladığı Stanovoy Platosu’yla sınırlıdır. Kıvrımlı Stanovoy ve Verhoyansk zinciri, Hersinyen Dönem’e ait bir dağoluşumu devresinde gelişmiş, Üçüncü Zaman hareketleri sırasında değişime uğramıştır; tortul kayaçlı Kamçatka, Sikota Alin ve Sahalin Adası da aynı hareketlerin sonucunda doğmuştur. Bu süreç içinde, volkanik evreler bazalt tablaları biçiminde engebeler meydana getirmiştir. Çerskıy Dağları’yla Klüma zinciri arasındaki bölge, Dördüncü Zaman’a ait alüvyon topraklarıyla kaplıdır. Genelde, ekonominin bütün dalları 1990’dan bu yana ortaya çıkan üretim gerilemesinden etkilendi. Boris Yeltsin’in başlattığı ekonomik reformun üç temel taşı, serbest pazar ekonomisi (2 Ocak 1992’de hayata geçirildi), rublenin özelleşmesi ve konvertibiliteye geçiştir. Ekonomik ve toplumsal çöküş, serbest piyasa ekonomisine geçişten sonra daha da hızlandı: yaklaşık 150 milyon olan toplam nüfus içinde sosyal güvence altında olmayan kişi sayısının 65 milyon olduğu hesaplanmaktadır. Tarım ve tarımsal gıda sektörü kritik durumdadır. Öğrenci ve asker sayısını artırmak ve hasat zamanındaki kayıpları (bunlar giderek azalmaktadır) sınırlamak üzere ivedi önlemlere başvurulması, kırsal kesimdeki faal nüfusu azaltmıştır. Bunun yanı sıra fiyat artışlarını bekleyen çiftçiler, tahıl ürünlerini stoklamakta veya giderek artan miktarlarda ürünü yerel tüketime veya takasa dayanan paralel bir dağıtım ağı için saklamaktadır. Gümrük duvarlarının kalkması, zaten tehlikede olan sanayiye ağır bir darbe indirmiştir: teknik işsizlikle karşı karşıya bulunan işyerlerinin sayısı artmaktadır. Bu düzen içinde gelişmekte olan sektör, çalışmayan bürokratik bir yönetim sistemiyle emekleme evresindeki bir pazar ekonomisi arasında kendine yer bulan bir “gölge ekonomi”dir. 1991 yılı içinde, gerçek bir ham madde ve donatım malları pazarını öngören çok sayıda ticaret borsası kurulmuştur ve bu pazarda firmalar, üretimlerinin akit dışı bölümünü serbest fiyatlarla satmaktadır. 1992 ve 1993’te Batı, Rusya’ya yoğun bir ekonomik yardım güvencesi verdi (beş yılda 150 milyar dolar). Bu yardımın hedefi, sanayideki faal nüfusun yüzde 25’ine istihdam sağlamakta olan askerî, sınaî kompleksi yeni koşullara uydurmaktı. Rus devletinin temelinin atıldığı tarihî bölge; 9. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar devam eden gelişme süreci içinde, Doğu Avrupa’dan Pasifik’e kadar uzanan dev bir imparatorluk boyutlarına ulaştı. 6. yüzyıldan itibaren İslâv kabileleri, Baltık Denizi’yle Karadeniz arasındaki ırmak boylarında yerleşmeye başladılar. İslâvlar, 9. yüzyılda, serüvenci Norman kavmi Vareglerin ticarî ve askerî boyunduruğu altına girdiler; bunlara Rus adını veren Varegler, Rurik döneminde Novgorod’da bir devlet kurdular (856’ya doğru); bu devlet kısa sürede Neva’dan Karadeniz’e kadar genişledi. Bilge Oleg, devletin başkentini Kiev’e taşıdı (881). Kiev Rusyası (881-1169), Hazar İmparatorluğu (968’de ortadan kaldırıldı), Peçenekler (969-1036), Bulgarlar, Bizanslılar, Polonyalılar ve Kumanlarla (1054-1103) savaştı. I. Vladimir (Büyük) döneminde Ortodoks Hristiyanlığı kabul etti. Devlet, İskandinav ve daha sonra da İslâv kökenli Boyarlar’ın oluşturdukları drujina’lardan (askerî birlikler) güç alan prenslerin kanlı mücadeleleri sonucunda parçalandı. Kiev’in Prens Andrey Bogolyubskiy tarafından yağmalanmasından sonra (1169) Rus devleti dağıldı. 1199’da güçlü Volinya-Galiçya Prensliği doğdu; bu prenslik de 1349’da Polonyalıların eline geçti. Büyük tüccarlar ve toprak sahiplerinden oluşan bir patricius sınıfının egemenliğindeki Novgorod, İsveçli (1240) ve Germen istilâcıları geri püskürttü (1242 Aleksandr Nevskiy’in Çudlar Gölü’nde Schwerttrager Şövalyeleri karşısındaki zaferi); ancak, 1286’da ticarî etkinliğini Hans Birliği’nin denetimine terk etmek zorunda kaldı. Başkenti Vladimir olan Büyük Suzdal Prensliği, 12. yüzyıl sonunda, gelecekteki Moskova Prensliği’nin çekirdeği oldu. Moğol egemenliği döneminde (1240-1476) Rus prensler, Moğol hanlarına haraç ödemek ve bağlılık yemini etmek zorunda kaldılar. Volga ve Don havzasının neredeyse tamamı Altınorda Devleti’nin işgali altındayken burada iki rakip devlet, Moskova ve Litvanya prenslikleri gelişti. Litvanya, 1386’da Polonya ile birleşerek Katolikliği benimsedi. II. Vasiliy’in (Kör) (1425-1462) ölümünde, 750.000 km2’lik bir alana yayılan Moskova, başlıca Rus Ortodoks Devleti durumuna geldi. III. İvan (1462-1505), Moğol boyunduruğundan bütünüyle sıyrılarak, Yaroslav, Rostov, Novgorod ve Tver’e egemen oldu; Sophia Palaiologos ile evlendikten sonra (1472), Bizans tahtı üzerinde hak iddia etti; Litvanya Kralı Aleksandr’dan, tüm Rusya üzerindeki egemenliğinin tanınmasını sağladı (1495), Boyarlara boyun eğdirdi. IV. İvan (Korkunç, 1533-1584), Volga havzasını, Astrahan’a kadar Rus topraklarına kattı. Don Kazakları’nı da kendine bağlayarak 1547’de çar (sezar) unvanını aldı; boyarların çoğunu idam ettirdi bir kısmını dağıttı; bir memurlar aristokrasisi oluşturdu; köylü kitlelerini köleleştirdi (1581). Güçsüz bir yönetim sergileyen I. Fyodor’dan (1584-1598) sonra bir karışıklık sürecine girildi (1598-1613): Boyarlar ile Boris Godunov arasında mücadeleler oldu; Düzmece Dimitriy’in başını çektiği olaylar başladı; İsveç ve Polonya, Rusya’ya müdahale girişiminde bulundu; köylüler ayaklandı. Romanovlar hanedanından ilk çarlar, III. Mihail (1613-1645), Aleksey (1645-1676) ve III. Fyodor (1676-1682) döneminde otokrat çarlık gücü, Sibirya (1648), Smolensk ve Kiev’e kadar yayıldıysa da (1667, Polonya ile Andrusovo Barışı), 1667-1668’de gelenekçilerin ayrılıkçı hareketinde (raskol) ve Stenka Razin (1668-1671) örneğinde olduğu gibi, Kazakların ve köylülerin muhalefetiyle karşılaştı. Büyük Petro (1682-1725) ve II. Yekaterina (1762-1796), bir ölçüde mutlakıyetçi batı modellerinden esinlenerek Rusya’yı modern bir devlet yaptılar. Başkent, 1715’te Sen-Petersburg’a taşındı. Bir donanma kuruldu; ordu güçlendirildi; ülke yönetimi yeniden örgütlendi; vergilendirmede reform yapıldı; eğitim geliştirildi; sanayi ve ticaret teşvik edildi. Memur aristokrasisi, sahibi bulunduğu topraklar üzerinde veraset hakkı (1714) ve hiyerarşik bir statü (1722) elde etti. Rus Kilisesi’nin başına, çara bağlı bir vekilin gözetiminde bir Sinod Meclisi getirildi (1721). 1649’dan beri babadan oğula geçen kölelik, Pugaçev Ayaklanması’ndan (1773-1775) sonra özellikle Ukrayna’ya yayıldı. Livonya, Estonya, İngria ve Karelya, 1721’de (İsveç ile Nystad Antlaşması); Beyaz Rusya, Volhynia, Litvanya ve Kurland 1772, 1793, 1795’te (Polonya’nın bölüşülmesi); Azak, Kırım ve Güney Ukrayna, 1774 ve 1792’de (Osmanlı İmparatorluğu ile Küçük Kaynarca ve Yaş antlaşmaları) Rusya’ya katıldı. I. Aleksandr, Finlandiya (1809) ve Besarabya’yı (1812) aldı; Fransız istilâsını geri püskürttü (1812); 1815’te Polonya kralı oldu; Kutsal İttifak’ı hazırladı. I. Nikolay (1825-1855), antiliberal politikaları sürdürdü (1825’de Dekabrist hareketin, 1831’de Polonya ayaklanmasının bastırılması) Balkanlar ve Boğazların egemenliğini Osmanlılardan almaya çalıştı ama İngiltere ve Fransa’nın muhalefetiyle karşılaştı (1841, Londra Konvansiyonu; 1854-1856 Kırım Savaşı). II. Aleksandr (1855-1881), köleliğin kaldırılması (1861); yönetim bölgelerinde veya illerde (zemstvolar) ve şehirlerde (dumalar) seçilmiş meclislerin kurulması; askerlik hizmetinin esnekleştirilmesi; adalet ve eğitimde modernleşme gibi büyük reformlar gerçekleştirdi. Asya’da (Kafkasya, Türkistan, Doğu Sibirya) yeni topraklar elde etti. Ama Avusturya ve Almanya, Berlin Kongresi’nde (1878), Balkanlarda Osmanlılar karşısındaki zaferinin meyvelerini almasını ve San Stefano Antlaşması’nı uygulamasını engellediler. İçeride, liberaller ve hâlâ toprak sahibi olamayan köylülerin hoşnutsuzluğu devrimci kışkırtmaları besledi; çar öldürüldü. III. Aleksandr (1881-1894) ve II. Nikolay (1894-1917) döneminde çarlık politikasının temelini otokrasi, Ortodoksluk ve ulusçuluk oluşturdu. Ruslar dışındaki halklar ve Yahudiler kıyıma uğradı. Ancak sanayideki dev gelişme, sefalet çeken bir işçi sınıfının doğmasına yol açtı. 1898’de kurulan Sosyal Demokrat İşçi Partisi, 1903’ten itibaren Bolşeviklerin yönetimine girdi. Mançurya ve Kore için Japonlarla yapılan savaş, kara ve denizde başarısızlıklarla noktalandı (1904-1905). 1905 Devrimi, demokrasi dışı yollardan seçilen imparatorluk dumasının gerçekte fazla güce sahip olmadığı bir anayasal rejim getirdi. Stolypin’in reformları, varlıklı köylülerde (kulaklar) bireyciliği teşvik etti. Sosyalistler ve liberal burjuvalar demokratların, emekçilerin ve Rusya topraklarında yaşayan çeşitli ulusların sesini duyuramadılar. İlk kez olarak işçi konseyleri, diğer adıyla Sovyetler kuruldu. Ülke, hazırlıklı olmadığı halde 1914’te Almanya’ya karşı savaşa girdi. Savaş, Rusya için kısa sürede felâketle sonuçlandı: 2,5 milyon insan yitirildi; ülkenin tüm batı bölgesi işgal edildi. Mart 1917’de (Rus takvimine göre şubat) Petrograd’da meydana gelen karışıklıklar (Şubat Devrimleri) sonunda çarlık rejimi ortadan kaldırılarak, yerine, burjuvazinin desteklediği liberal cumhuriyetçi bir hükûmet kuruldu. Halk sınıfları, ılımlı sosyalistlerle (Menşevikler) radikal sosyalistler (Bolşevikler) ve devrimci sosyalistlerden oluşan işçi ve asker sovyetleri biçiminde örgütlendi. Batılı ülkelerin baskısıyla, temmuzdan itibaren Kerenski’nin başkanlığındaki hükûmet reformları ertelendi; Menşevikler ve devrimci sosyalistlerin desteğinde savaşı sürdürdü. Sovyetler içinde giderek artan hoşnutsuzluk Bolşeviklerin yararına oldu; Rusya’da 1922’de yeni bir devlet: SSCB kuruldu. Minsk Antlaşması ve BDT’nin kurulmasından (8 Aralık 1991) sonra SSCB’nin çöküş süreci Mihail Gorbaçov’un 25 Aralık 1991’deki istifasıyla tamamlandı. Ekim 1993’teki askerî darbe girişimini bastıran devlet başkanı Boris Yeltsin yönetimindeki Rusya, yurttaşlar arasında eşitliği güvenceye alan bir hukuk devletini zoraki adımlarla inşa etmeye çalışmaktadır. Ancak bu arada eski SSCB’nin sonunu hazırlayan merkez güçlerden bir türlü yakasını kurtaramamaktadır. İç jeopolitik karmaşasını, keşfetmeye başladığı engin topraklar üzerinde zorlu bir geçiş dönemini aşmak zorundadır. Özerk cumhuriyetlerin çoğunda (Karelya’da % 75, Mordvin’de % 61) ve Kuzey Sibirya’da Ruslar çoğunluktadır; bu da yerel halkların, zorla başka bölgelere aktarılmasını açıklar. Ancak Rusların azınlıkta kaldığı ulusal-teritoryal oluşumlar da vardır: örneğin Çeçen-İnguş topraklarında yüzde 23, Dağıstan’da yüzde 13, Kabartay-Balkar’da % 40, Çuvaşya’da % 30 Rus nüfus vardır; Moğolistan sınırındaki Tuva Özerk Cumhuriyeti’nde, 1990’dan bu yana Rus nüfus yok olma yolundadır. Özerk cumhuriyetler, bölgeler ve yönetim birimleri birbiri ardından egemenliklerini ilân etmektedir. Merkezkaç hareketlerin temel kaynağını, etnik çatışmalarda olduğu kadar ekonomik faktörlerde de aramalıdır. Gerçekten de ekonomik kriz, federal yatırımlarda kısıntıya yol açarken birçok sanayi kolunu da tehlikeye sokmuştur; kimi bölgeler doğal coğrafî çıkış yollarına yönelirken, bu kez de ekonomik bağımlılık engeline çarpmışlardır. Üstelik halk, yerel yönetime giderek daha fazla güven duymaktadır. 1993’te kabul edilen anayasayla idarî birimlerle federal yönetim arasında yetki ve sorumluluk dağılımı belirlendi. Tüm idarî birimler, devlet ve federal kurumlar nezdinde eşit haklara sahip oldu ve her biri Federasyon Konseyi’nde eşit sayıda vekille temsil edildi. 26 Mart 2000’de yapılan devlet başkanlığı seçimlerini %53 oy oranıyla ilk turda kazanan Vladimir Putin, dört yıllık görev süresinin dolmasının ardından Mart 2004’te yapılan seçimlerden galip çıkarak yeniden devlet başkanı seçildi.

RUSYA FEDERASYONU

Resmî adı                :  Rusya Federasyonu

Yüzölçümü              :  17.075.400 km2

Nüfus                     :  141.553.000 (2005)

Başkent                   :  Moskova

Resmî dil                 :  Rusça

Din                         :  % 27 Ortodoks, % 73 Müslüman, Musevî, Katolik ve diğer

Para birimi               :  Ruble (SUR)

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


39865 - unknown - 38.107.179.238