24 Mayıs 2012 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

ŞAH İSMAİL (HATÂYÎ), (asıl adı Şah İsmail bin Şeyh Haydar bin Şeyh Cüneyd’dir), (1487 Erdebil/İran - 22 Mayıe 1524 Azerbaycan), İran’da Safevî Hanedanı’nın kurucusu, şair. Babası, Safevî tarikatının şeyhlerinden Şeyh Haydar, annesiyse Uzun Hasan’ın kızı Halime Begüm’dür. Babası Şeyh Haydar, 1488’de Şirvan Hükümdarı Ferruh Yesar ve Yesar’a yardım eden Akkoyunlu Hükümdarı Sultan Yakup ile yaptığı savaşta öldüğü zaman İsmail henüz bir yaşındaydı. Bir süre kardeşleriyle İstar kalesine hapsedildiyse de 1490’da hapisten kurtuldu ve 1497’ye kadar babasının müritleri tarafından saklandı. Bu süre içinde bir yandan eğitim ve öğrenimini geliştirmeye, diğer yandan da babasının müritlerini etrafında toplamaya çalıştı, 1497’de Akkoyunlu Hükümdarı Rüstem Bey’in ölümü üzerine İsmail saklandığı yerden çıktı ve dedesi Uzun Hasan’ın devletinin başına geçmek üzere harekete geçti. 1500’de Türk oymaklarından gelen müritlerinden bir ordu oluşturdu. Önce Şirvan Hükümdarı Ferruh Yesar’ı, ardından Akkoyunlu Elvend Mirza’yı yendi ve Tebriz’de “Şah” unvanıyla taç giydi (1502). Kısa bir süre sonra da tüm İran’a egemen oldu ve Şiîliği İran’ın resmî mezhebi yaptı. Şah İsmail’in İran’a egemen olduğu yıllar, eski ipek ve baharat yollarının önemini kaybettiği, dünya ticaretinin denizlere ve Avrupalıların egemenliğine geçtiği yıllardır. Şah İsmail eski durumu tekrar canlandırmak için Hindistan ile Akdeniz arasındaki topraklara egemen olma politikası gütmeye başladı. Bunun için herşeyden önce Anadolu’yu ele geçirmesi gerekiyordu. Şah İsmail bu amacında Şiî mezhebini bir araç olarak kullandı. Şiîliği Anadolu’ya yayarak Anadolu ve Osmanlı topraklarına egemen olma planları kurdu. Doğu Anadolu’da pek çok bölgeyi, bu arada Irak’ı ve Maveraünnehr’i de ele geçirdi. Bu sırada Osmanlı Devleti’nin başına II. Bayezid’in oğlu Şehzade Selim geçmişti. Uzun yıllar Trabzon’da sancakbeyliği yapmış olan, dolayısıyla dünya ticaretinde ve dünya ticaret yollarında meydana gelen değişikliklerle çok yakından ilgili olan Yavuz Sultan Selim’in politikası da Hindistan ile Akdeniz arasındaki topraklara egemen olmaktı; bunun için de İran’ı ele geçirerek Hindistan’a ulaşması gerekiyordu. Yavuz Sultan Selim de tıpkı Şah İsmail gibi dini, politikası için bir araç olarak kullandı; Şah İsmail’in aksine Sünnîliğin koruyucusu olarak ortaya atıldı. Hedefleri aynı olan iki hükümdarın çarpışması kaçınılmaz oldu. Aralarındaki büyük savaş Çaldıran’da yapıldı ve Osmanlıların başarısıyla son buldu (1515). Fakat Osmanlılar, İran’a tümüyle egemen olup Hindistan’a ulaşmayı başaramadılar. Çaldıran yenilgisi, o zamana kadar başarıdan başarıya koşmuş olan Şah İsmail üzerinde büyük bir moral bozukluğu yarattı, kendini içkiye verdi. Yenilgiden sonra hemen hiçbir ciddî işle uğraşmadı. Özbeklerin Horasan’ı zaptetmesi üzerine büsbütün karamsarlığa kapıldı ve üzüntüden Azerbaycan’ın Sarab havalisinde öldü. Cenazesi Erdebil’e getirilerek Şeyh Sâfî’nin yanına gömüldü. Şah İsmail, iyi bir devlet adamı, iyi bir kumandan olduğu kadar 16. yüzyıl Âzerî edebiyatının en büyük ustalarından biri olarak da kabul edilir. Şiirlerinde Hatâyî, Şah Hatâyî, Miskin Hatâyî, Hasta Hatâyî gibi mahlâslar kullanmış; aruz ve hece vezniyle yazdığı şiirleri, İran ve Azerbaycan yörelerinden başka, Anadolu’daki Bektaşî ve Alevî topluluklarınca da beğeniyle okunmuştur. Şiir dili Türkçe olup Arapça ve Farsçaya pek itibar etmeyen Hatâyî özellikle Türk halk şiiri geleneğine uygun tarzda yazdığı ilâhileriyle ünlenmiştir. Hece ile yazdığı şiirlerde dili daha yalındır. Atilla Özkırımlı, Hatâyî ile ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapar: “Yaşadığı sürece Sünnî düşmanı olarak tanınan, tarihe de kan dökücü sanıyla geçen Şah İsmail’in, tarih açısından yargılanması bir yana, sanatçı kişiliği, çok zor koşullar altında geçen çocukluğu sırasında oluştu. Aruz ve heceyle yazdığı şiirler, Azerbaycan edebiyatının Nesîmî ile Fuzûlî arasındaki döneminin en güçlü temsilcisi olduğunu kanıtlar. Özellikle heceyle yazdığı şiirler Anadolu’da gelişen tekke edebiyatını büyük ölçüde etkiledi. Alevî-Bektaşî edebiyatının Yûnus ve Pir Sultan’dan sonra en güzel örneklerini sundu. Sadeddin Nüzhet Ergun, şiirlerini dörde ayırıyor: Tasavvufî düşüncelerini içerenler, Alevîliği dile getirenler, hurufîliğin ilkelerini yansıtanlar, âşıkâne olanlar. Aruzla yazdığı şiirlerin ise daha çok tasavvufî olduğu görülür. Bu şiirlerinde kullandığı dil, klasik şiirin dilidir. Hece vezniyle koşma ve semai biçiminde yazdığı nefesler ise Yûnus’un izlerini taşır. Ama Hatâyî’nin kendine özgü bir şiiri oluşturduğu da belirtilmelidir.” Eserleri: Dîvân : Türkçe ve çok az sayıda da olsa Farsça olarak kaleme alınmış gazel, mesnevî ve rubailerden oluşur. Sadeddin Nüzhet Ergün tarafından 1946’da yayımlanan Dîvân’ın en eski nüshaları, Özbekistan İlimler Akademisi Kütüphanesi, Paris Millî Kütüphane, Tebriz ve Erdebil’deki Şeyh Safî Tekkesi Kütüphanesi’ndedir. Dehnâme : 1400 beyitlik bu eser, Azerî edebiyatının ilk mesmevilerinden biri olarak kabul edilir. Tasavvuf ağırlıklı olup Hz. Ali ve Oniki İmam hakkında yazılmış övgü dolu manzumelere yer verilmiştir. Bazı kaynaklarda adı, “Âşık ve Mâşûk” olarak geçer. Nasihatnâme : Şairin, Farsça şiirlerini topladığı didaktik bir eser olup mesnevi tarzında yazılmıştır. Eserleriyle ilgili olarak, 1966 ve 1973 yılllarında Bakû’de Ezizağa Memedof tarafından düzenlenip “Şah İsmail Hatâî, Eserleri” adıyla yayımlanan bir çalışma yapılmıştır.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


41404 - unknown - 38.107.179.239