
VİRÜS, bulaşıcı hastalıklara yol
açan çok küçük boyuttaki canlı varlık, mikroorganizma. Bugüne kadar
saptanabilen 600 virüsten 300’ünün insanlarda hastalık yaptığı anlaşılmıştır.
Virüsler, bakterileri tutan çok sıkı süzgeçlerden geçerler ve normal mikroskoplarla
görülmezler. Virüslerin varlığı hakkında ilk kanıtlar 1898’de Löffler ve
Frosch’un çalışmalarıyla ortaya çıktı. Daha sonraki yıllarda, ültrasantrifüj ve
elektron mikroskobu yardımıyla virüslerin ayrılması ve görülmesi mümkün oldu.
Virüslerin çapı, çeşitli kolodyum süzgeçleriyle ölçülebilir. Buna göre virüsler
10 ile 300 milimikron (milimetrenin milyonda biri) arasındadır. Sözgelimi,
bakteriofajlar 10-50 milimikron, çocuk felci virüsü 15 milimikron, çiçek aşısı
virüsü 175 milimikron ve uçuk virüsü 300 milimikrondur. Elektron mikroskobuyla
yapılan incelemeler virüslerin tanecikler hâlinde olduğunu göstermektedir.
Virüsler, diğer bakteriler gibi bilinen ortamlarda üremezler; üremeleri için
canlı dokulara gereksinim vardır. Virüsler -20° C sıcaklığa dayanıklıdırlar;
ancak az çok yüksek sıcaklıklara dayanamazlar. Doku kültürlerinde saf
virüslerin büyük oranda üretilmesi, hem aşı yapımını kolaylaştırmış hem de
virüslerin kimyasal ve fiziksel yapılarının incelenmesini sağlamıştır. Yapılan
çalışmalar her virüsün, nükleik asit, protein ve yağdan oluşan tek tanecikler
olduğunu ortaya koydu. Çekirdekteki nükleik asit, ribonükleik asit (RNA) ya da
dezoksiribonükleik asit (DNA) zincirinden ibarettir. Bu nükleik asit zinciri,
virüsün kalıtımsal niteliklerini içerir ve protein kabuğuyla korunur. Her virüs
türünün proteini ayrı olduğundan protein tanımlanmasıyla kolaylıkla virüs
tanımlanmasına geçilebilir. Ancak bu proteinler diğer hücrelerde olduğu gibi
virüs tarafından üretilmez; virüs girdiği hücrelerden edindiği enzimlerle,
aminoasitler gibi ham maddeleri kullanarak proteini oluşturur. Buradan,
virüslerin ancak taşıyıcı bir hücre içinde asalak olarak yaşayabilecekleri
ortaya çıkar. Virüs, yeni bir organizmaya girdiğinde taşıdığı kabuğu
kaybederek, yeni hücredeki DNA ya da RNA zincirinin yerini alır ve
metabolizmaya katılır. Bu şekilde içinde bulunduğu organizmaya az ya da çok
zarar verir. Verdikleri zarar fazlaysa içinde bulundukları hücre ölür; bu arada
virüs bu hücreden edindiği yeni kabukla bölünmelere uğrayarak yeni hücrelere
doğru yayılır. Grip, kabakulak, kızamık, çiçek, nezle, sarıhumma gibi bulaşıcı
(intani) hastalıkların etmeni bu çeşit virüslerdir. Kimi virüsler, içinde
bulundukları hücrenin ölümüne sebep olmazlar, ancak bu hücreler virüsün nükleik
kısmını içlerine alarak anormal bölünmelere uğrarlar ve urları (kanser) ortaya
çıkarabilirler. Vücudun virüslere karşı ortaya çıkardığı koruyucu unsurlar
(antikorlar) virüslerin kabuklarını etkileyerek yok olmalarını sağlar. Virüsler
çeşitli hücrelerin yalnızca bazı dokularının protoplazmasında yaşayabilirler.
Çiçek, afthumması, siğil, uçuk gibi hastalıkların virüsleri dışderi dokusunda;
çocuk felci, kuduz, ansefalit gibi virüsler sinirdokularında yaşarlar. Kimi
zaman dışderi virüsleri ikinci aşamada sinirdokularında yaşayacak özelliğe
kavuşurlar ve sinir hastalıklarına yol açarlar. Virüs hastalıklarından korunmak
için ölü virüslerden hazırlanan çeşitli aşılar başarılı olmuştur: Kuduz, çocuk
felci, sarıhumma aşıları gibi.
VİRÜSLER
Virüsler basit yapılı mikroorganizmalardır. Sadece
protein kılıf ve kalıtsal maddelerden oluşurlar. Virüslerin kalıtsal maddesi
DNA veya RNA’dır. İkisi bir arada bulunmaz. DNA taşıyan virüslere DNA
virüsleri, RNA içerenlere ise RNA virüsleri denir.
Virüslerde hücre zarı, çekirdek, sitoplazma ve
organeller bulunmaz. Zorunlu hücre içi parazittirler. Beslenme ve büyüme gibi
olayları gerçekleştiremezler. Solunum ve boşaltım gibi faaliyetleri yoktur.
Virüsler hücre içinde canlı, hücre dışında ise cansız özellik gösterirler.
Antibiyotiklerden etkilenmezler ve dış ortamda çoğalamazlar.
Çoğalmaları canlı hücre içerisinde gerçekleşir.
Virüsün yönetici molekülü hücre içerisine girip DNA veya RNA’lar sayesinde
kendini eşleyerek yeni virüsleri meydana getirir. Oluşan yeni virüsler hücreyi
parçalayarak dışarı çıkarlar.
Virüslerin insan, bitki ve bakterilerin hücreleri
içinde yaşarlar.İnsanlarda, kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, çiçek, sarı humma,
kabakulak, kuduz, aids, grip, nezle, suçiçeği….vb,hastalıklara neden
olurlar.Bazı virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı aşılar
gerçekleştirilmiştir. Bunlar; kuduz, çiçek, çocuk felci, sarı humma vb.dir.
Bir kısım hastalıklara karşı yapılan aşılar ise her
zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Örneğin; grip virüsünde olduğu gibi.
Virüsler türüne göre farklı şekillere sahiptir.
Ancak tüm virüslerin ortak özelliği tek çeşit nükleik asit ve protein kılıftan
oluşmalarıdır.