25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

YUNUS EMRE, (1238 ? Eskişehir ? - 1320 ?, ?), şair. Yaşamı üzerine uzun yıllar yapılan değişik araştırmalar sonucu, Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy’de doğduğu, Taptuk Emre adlı mutasavvıfın tekkesinde yetiştiğinde birleşilmiştir. Şiirlerinden Şam, Azerbaycan gibi uzak illere gittiği; bir süre Konya’da kaldığı, “Mevlânâ Hüdavendigâr bize nazar kıldı / Anın görklü nazarı gönlümüz aynasıdır” dizelerinden, çağdaşı Mevlânâ ile görüştüğü, sohbet ve sema meclislerinde bulunduğu kesinlik kazanmaktadır. Köstendilli Şeyh Süleyman’ın “Bahral Vilâya” adlı Türkçe yapıtında Mevlânâ’nın, Yunus’u söz konusu ederek, “İlâhî manalardan kangısına sürat idüp gittim ise, bir Türkmen kocamanının izini önümde buldum ve anı güzer (edemedim)” biçiminde onu büyük övgüyle karşıladığı kayıtlıdır. Anadolu’da Türk diliyle başlayan yazılı edebiyatın Sultan Veled, Gülşehrî, Âşıkpaşa ile birlikte ilk temsilcilerinden sayılan Yunus Emre, “Risâletü’n-Nushiyye” mesnevisinde aruz, Divânı’nı meydana getiren hemen bütün şiirlerinde ise hece ölçüsünü kullandı; her iki ölçüyle yazarken de “beylere kapılanan” şairler gibi, bir mutlu azınlık beğenisine kapılarak, halk dilinin zenginliklerinden uzaklaşmadı. “Sehli mümteni” denilen, görünüşte kolay, fakat söylenişi zor şiir örneklerinin edebiyatımızdaki önde gelen ustaları arasında yer aldı. Dilini benimsediği halkın, sorunlarını da benimsedi; ona, kendine inanma, gerçeği kendinde bulma gücünü kazandırmaya, ilgisini yaşama çekmeye çalıştı. “Ben ayımı yerde gördüm / Ne isterim gökyüzünde / Benim yüzüm yerde gerek / Bana rahmet yerden yağar” biçiminde dizelerle gerçeği göstermeye çalıştı. İnsana özgüven yollarını açtı; dinî kuralların biçimciliğini reddederek, altı yüzyıl önceki kalıplaşmaya, kuruluğa düşmedi. Yunus Emre, softalara ve yobazlara karşıydı. Her zaman duru inançlılardan yana oldu. Dindardı; onun dindarlığı, softaların cennetine ve sırat köprüsüne değil; insanlığa, dürüstlüğe, iyiliğe, doğruluğa, güzelliğe ve mutluluğa dönüktü. Hiçbir şiirinde dünyayı sömürenleri, kötüleri övmedi; hep onlara karşı oldu. Kalıplaşmış kurallar içinde, giderek bağnazlığın pençesine düşen medrese kafasının; Arap, Acem hayranlığının ulusal kültürümüzü eritmeye çalıştığı yüzyıllar boyunca, gücünden, sağlamlığından bir şey yitirmedi. Eserleri: Risâletü’n-Nushiyye: Konusu, tasavvufîdir. “Dâsitân-ı Ruh ve Akıl”, “Dâsitân-ı Kanâat” ve “Dâsitân-ı Gazab” adını taşıyan üç bölümden ibarettir. Manzum ve mesnevi tarzında 630 beyitten oluşan eserin 1307’de yazıldığı sanılmaktadır. Divân: Genelde, ilâhî tarzında, hece vezniyle yazıldığı hâlde aruzla yazılmış izlenimi verir. Divân’da ilâhîlerin yanı sıra münacat, na’t, şathiyye, mi’raciye gibi türler de yer alır. Yunus’un düşünce ve duygu dünyasını yansıtan, onun ünlenmesine yol açan eserin, yurt içinde ve dışındaki çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunmaktadır.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


42221 - unknown - 38.107.179.237