|

ZEYTİN, zeytingillerden, her zaman
yeşil bir ağaç (Olea) ve bunun meyvesi. Zeytin ağacı, meyveleri nedeniyle çok
eskiçağlarda kültüre alınmıştır. Kabuğu esmer ve çatlaklı, odunu sarı, dalları
seyrek ve dağınık, yaprakları uzunca, parlak, üstü koyu yeşil, altı gümüş
rengidir. Beyazımsı çiçekleri salkımlar oluşturur. Eriğe benzeyen etli ve
çekirdekli meyveleri başlangıçta yeşildir; olgunlaşınca siyahlaşır. Meyvenin
besidokusu bol miktarda yağ taşır. Zeytin ağacı, kışın en düşük sıcaklığın -8°
nin üstünde olduğu yerlerde ve 400 metre yüksekliğin altında yetişir. Akdeniz Bölgesi’nin kıyı kesimleri, bu koşullara uygun olması nedeniyle zeytinciliğe
çok elverişlidir ve bütün Akdeniz çevresinde bol miktarda zeytin yetiştirilir.
Boyu en fazla 15 metreye, çapı 5-6 metreye ulaşır. Ömrüyse çok uzundur. 1.000
yıla kadar yaşar. Zeytin meyvesi ham ve olgun hâlde salamura yapılarak yenir;
ayrıca ezilerek yağı çıkartılır. Yağ çıkarıldıktan sonra geriye kalan küspe
“pirina” olarak adlandırılır, gübre ve hayvan yemi olarak değerlendirilir.
Zeytinyağı, lezzetli ve sindirimi kolay bir besin maddesidir. Kalitesi asit
derecesine göre saptanır. Asit derecesi %0,3-0,5 arasında olan zeytinyağları
rafine, %1 olanlar içme, %1-1,5 ekstra ekstra, %1,6-2,5 olanlar ekstra,
%2,6-3,5 olanlar birinci yemeklik, %3,6-4,5 olanlar ikinci yemeklik yağ olarak
adlandırılır. Asit derecesi %5-8 olanlardan iyi kalite, %8’den yukarı
olanlardan ikinci kalite sabun yapılır. Türkiye’de başta Ege ve Marmara
bölgeleri olmak üzere hemen hemen bütün kıyı bölgelerinde, Güneydoğu
Anadolu’nun elverişli yerlerinde zeytin yetiştirilir. Türkiye’de yetişen
ağaçlar 7-8 yaşlarında meyve vermeye başlar. Verim 35 yaşına kadar artar; bu
yaştan sonraysa giderek azalır. 100 yaşlarına ulaşmış zeytin ağaçlarını
yenilemek gerekir. Ağacın meyve verimi yıldan yıla değişir. Bu nedenle verim
hesabında genellikle 5 yıllık ortalamalar kullanılır. Türkiye zeytin ve
zeytinyağı üretiminde, dünyada ilk sıraları alır.
|
|