25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Amerikan Mandası İçin Propagandalar

 

Bundan sonra, 8 Eylül toplantısında, sözünü ettiğim muhtıra ele alındı. Bu muhtırada başlıca, Amerikan mandası üzerinde duruluyordu.

O günlerde, İstanbul’dan gelen bazı kimseler, Amerikalı Mister Browne (Bravn) adında bir gazeteciyi de Sivas’a getirmişlerdi. Bu işle ilgili olarak kongrede geçen görüşmelere yer vermeden önce, konu üzerinde yüksek heyetinizi yeterince aydınlatabilmek için, bazı ön bilgiler arz edeyim. Bu bilgiler, Erzurum’dan beri başlayan bazı yazışmalardan daha iyi anlaşılacağı için, onları olduğu gibi sunacağım:

Güvenlikle ilgili ve çok ivedi         Amasya, 25/26.7.1919

Erzurum’da 3.Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı’na

1- Mustafa Kemal Paşa’ya özel: Bugün 25 Temmuz 1919 akşamı Bekir Sami Beyefendi Amasya’ya geldiler. Kendileriyle uzunca bir süre konuştum. Mustafa Kemal Paşa’ya ve Rauf Beyefendi’ye saygılarını sunarlar. Kendisi aşağıdaki düşüncelerini bildirmemi rica etmiştir.

2- Bağımsızlık, istenilmeye ve yeğlenmeye değer. Ancak, tam bağımsızlık istemeye kalkışırsak ülkemiz birçok parçalara ayrılacaktır. Bu kesindir ve hiç kuşku götürmez. Bu durum karşısında, iki-üç yıl içinde kalacak bağımsızlıktan, ülkemizin bütünlüğünü sağlayacak bir devletin mandası altına girmek elbette yeğdir. Bütün Osmanlı ülkesini kapsayacak meşrutiyetimiz (meşrutiyet ile yönetilmemiz) ve dışarda temsilci bulundurma hakkımız yürürlükte kalmak üzere belli bir süre için Amerikan mandasını istemeyi uluusumuz için en yararlı bir çözüm yolu sayıyorum.

Bu konuda Amerika temsilcisi ile görüştüm. Birkaç kişinin değil, bütün ulusun sesini Amerika’ya duyurmak gerektiğini söyledi ve aşağıdaki koşullarla Wilson’a, Senato’ya ve Amerika Kongresi’ne başvurulmasını ileri sürdü:

a)         Adil bir hükûmetin kurulması,

b)         Öğretim ve eğitimin yayılması ve genelleştirilmesi,

c)         Din ve mezhep hürriyetinin sağlanması,

d)         Gizli antlaşmaların kaldırılması,

e)         Bütün Osmanlı ülkesini sınırları içine alacak şekilde, Amerikan Hükûmeti’nin bizi manda altına almayı kabul etmesi.

3- Bundan başka kongremizin seçeceği bir heyeti, Amerika’ya bir zırhlı ile göndermeyi de temsilci üzerine almıştır.

4- Bekir Sami Bey, daha bir-iki gün buralarda kalacağından, her türlü emir ve talimatın benim aracılığımla duyurulmasını ve özellikle Sivas Kongresi’nin ne zaman toplanacağının ve kendilerinin o güne kadar nerede beklemesinin uygun olacağının bildirilmesini rica etmekte olduğu.

            5.Kafkas Tümeni Komutanı Vekili

            Arif

 

Şifre

İvedi ve kişiye özel         Erzurum

Amasya’da 5.Tümen Komutanlığına

1- Şimdi Amasya’da bulunan eski Vali Bekir Sami Beyefendi’ye özel: Telgrafınızdan çok yararlandık. Toplantılarına devam eden Vilâyât-ı Şarkiye Kongresi (Doğu İlleri Kongresi) hemen her tarafta, kendi memleketleri halkınca etkili, hatırı sayılır ve söz sahibi olarak tanınmış kimselerden kurulmuş, yetkili bir heyet durumundadır. Bu kongrede, şimdiye kadar yapılan görüşmelerde, devletin ve milletin istiklâlinin bölünmezliği ısrarla savunulmaktadır. Bu bakımdan, bizce de daha şartları ve niteliği belirsiz olan bir Amerikan mandasından kongrede doğrudan doğruya söz edilmesi pek sakıncalı olacağından, sizin ilişki kurduğunuz kişilerle olan konuşmalarınızın ışığı altında aşağıdaki noktaların açıklanmasını ve bizleri hemen aydınlatmanızı özellikle rica ederiz. Bundan önce de doğrudan doğruya İstanbul’dan gelen bu konudaki bilgiler şüpheli görüldüğünden, aynı esaslar çerçevesinde oradan açıklama istenmişti. 21 Temmuz 1919 tarihinde Sivas’ta Refet Bey aracılığıyla İstanbul’dan gelen bilgilerde de yine kuşkulu noktalar bulunduğundan, oradan da şartlar hakkında açıklama istenmiştir.

a)         “Tam bağımsızlık istendiği takdirde, ülkemizin birçok parçalara ayrılacağı kesin ve şüphesizdir” buyuruluyor. Bu görüşün kaynağı nedir?

b)         Ülke bütünlüğünden maksat, ülkenin bütünlüğü mü, yoksa egemenlik hakları mıdır?

c)         Osmanlı ülkesinin tamamını kapsayan meşrutiyetimiz ve dışarıda temsil edilme hakkımız, eskiden olduğu gibi yürürlükte kalmak şartıyla manda istemeyi en yararlı bir çözüm olarak kabul buyuruyorsunuz. Ancak, temsilcinin ileri sürdüğünü bildirdiğiniz maddeler ile bu şekil birbiriyle çelişkili görünüyor. Çünkü, meşrutiyetimiz eskiden olduğu gibi devam ettiği takdirde, hükûmet, yasama organından güven almış ve onun denetimi altına girmiş bir kurul olur ki, artık bu kurulun oluşumunda Amerika’nın müdahalesi ve etkisi olamaz. Bu durumda ya meşrutiyet devam edecektir ve Amerika’dan âdil bir hükûmetin kurulmasını istemeye gerek yoktur. Yahut da, istendiğine göre, meşrutiyetin devamı sözden ibaret kalır.

d)         Öğretim ve eğitimin yayılıp genelleştirilmesinden maksat nedir? İlk anda hatırımıza gelen, ülkenin her tarafında Amerikan okullarının açılmasıdır. Çünkü daha şimdiden yalnız Sivas’ta yirmi beş kadar okul açmışlardır ki, yalnız bir tanesinde bin beş yüz kadar Ermeni öğrenci vardır. Bu durum karşısında Osmanlı ve İslâm öğretim ve eğitiminin yayılması ve genelleştirilmesi ile bu yapılan işler nasıl bağdaştırılabilecektir?

e)         “Din ve mezhep hürriyetinin sağlanması” maddesi de önemlidir. Patrikhanelerin ayrıcalıkları devam ederken bunun farklı yanı ve anlamı nedir?

f)          Temsilcinin, beşinci madde olarak sözünü ettiği “bütün Osmanlı ülkesinin sınırları” ne demektir? Yani savaştan önceki sınırlarımız mıdır? Eğer bu deyim içinde Suriye ve Irak da varsa, Anadolu halkının, Arabistan adına manda istemeye hakkı ve yetkisi olabilir mi?

g)         Bugünkü hükûmetin politikası nedir? Tevfik Paşa neden Londra’ya gitti? Amerikalılar gibi İngilizlerin de ayrıca bir mandaterlik politikası güttükleri anlaşılıyor. Aralarındaki fark nedir? Hükûmet, Amerikan mandası için ne düşünüyor? Yani buna eğilimli mi, yoksa isteksiz mi? Amerikalılar neden Ermenistan mandaterliğini bıraktılar? Amerikalılar mandaterliği almaya ne dereceye kadar yatkın ve isteklidirler?

2- Sivas Kongresi’nin toplanması, Erzurum Kongresi’nin sonucuna bağlıdır. Bunun üzerinde ayrıca uğraşılmaktadır. Yüce kişiliğinizin o zamana dek ya Tokat’ta ya da Amasya’da bulunmaları uygundur. Saygılarımızı sunarız.

            Mustafa Kemal

 

 

Güvenlikle ilgili   Amasya, 30.7.1919

İvedi

3.Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı’na

1- Mustafa Kemal Paşa’ya özel: Bekir Sami Bey’den alınan cevap aşağıda arz olunur:

a)         Tam bağımsızlık istendiği takdirde, vatanın birçok bölgeye ayrılacağı ve birkaç devletin mandası altına girmesi, Dörtler Komisyonu’nca kararlaştırılmıştır. Bunu engellemek için tek devletin mandasını istemenin en uygun olacağını söylemiştir.

b)         Yalnız egemenlik hakları söz konusudur; yurt bütünlüğümüzün korunması temel ilkedir.

c)         Amerika’dan herhangi şekilde bir hükûmet istemeyeceğiz. Amerika’ya adil bir hükûmet kuracağımız konusunda güvence vereceğiz. Anayasamızın hükümleri yürürlükte kalmak, padişah soyunun her türlü egemenlik haklarına dokunulmamak ve eskiden olduğu gibi dışarıda temsilcilerimiz bulunmak şartıyla, Amerikan Hükûmeti’nin mutluluğumuza ve gelişmemize yardımcı olmasını isteyeceğiz. İsteyeceğimiz manda şekli budur.

d)         Öğretim ve eğitimin yayılmasından ve genelleştirilmesinden maksat, Amerikan okullarının köylerimize kadar girmesine izin vermek değil, millî ve islâmî öğretim ve eğitimi yaymaya ve genelleştirmeye çalışacağımız konusunda kendilerine söz vermekle birlikte yardımlarını istemektir. Mandaterliği Amerikan misyonerlerine değil, Amerikan Hükûmeti’ne vermek istiyoruz.

e)         Din ve mezhep hürriyeti, esasen dinî ve islâmî ilkelerimizin gereğidir. Amerikan kamuoyu bu gerçeği bilmediği için, kendilerine bu konuda güvence vermek istiyoruz. Temsilcinin sözünü ettiği sınırlar, savaştan önceki sınırlarımızdır. Suriye ve diğer memleketler üzerinde bizim manda istemeye yetkimiz olup olmaması, kongrece çözümlenecek bir sorundur. Esasen Suriye ve Irak’ta Amerikan heyetleri kamuoyuna başvurdular. Suriye ve Filistin’de bağımsız bir Arap hükûmeti kurmayı istemekle birlikte Amerikan mandasını ötekilerden daha üstün tuttuklarını gösterdiler.

f)          Bugünkü hükûmet yeni kurulduğundan, politikası belli değildir. Ancak, önceki hükûmetlerin siyasetleri, güçsüzlük ve İtilâf kuvvetlerinin her emrine boyun eğmekti. Tevfik Paşa, Londra’ya gitmeyerek Ferit Paşa ile geri dönmüştür. Amerika, Ermenistan hükûmeti kurulmadan önce, orada dolaşan Amerikan heyetlerinin verdiği raporlara göre, büyük bir Ermenistan kurulmasına olanak bulunmadığı görüşündedir. Manda konusunda ayrıntılı bir rapor, posta ile gönderilmek üzeredir.

g)         Şimdilik, tarafınızdan yapılacak tebligatı beklemek üzere Tokat’ta bulunacağım. Amasya ve Tokat’ta ve ilçelerde gerekli tebliğlerde bulunmakta ve bunların iyi sonuçlar vereceğini ümit etmekteyim. Hepinize saygılarımı sunarım, efendim.

            5.Tümen Komutanı

            Arif

 

 

 

 

Şifre     Erzurum, 1.8.1919

Kişiye özel

Amasya’da 5.Tümen Komutanlığı’na

Bu telgrafın hemen Bekir Sami Beyefendi’ye ulaştırılması ve cevabının acele olarak alınması rica olunur.

 

 

Bekir Sami Beyefendi’ye Özel:

İlgi: 3.7.1919 günlü telgraf

Amerikan mandaterliği hakkındaki son açıklamalarınızı öğrendik. Bu koşullara göre aslında korkulacak bir şey olmamak gerek. Bununla birlikte başka bir nokta hakkında yüksek görüşlerinizi de almak istiyoruz. Bize elverişli bunca koşullar ileri sürebilecek olan Amerika Hükûmeti, böyle bir mandaterliği kabul etmesine yani buna katlanmasına karşılık, Amerika adına ne gibi yararlar ve çıkarlar sağlamış olacaktır? Bununla kendileri için ne elde edeceklerdir? Bu konudaki yüksek düşünce ve bilgilerinizle bizi aydınlatmanızı acele bekleriz efendim.

            Mustafa Kemal

 

 

 

Amasya, 3.8.1919

3.Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı’na

Bekir Sami Bey’den alınan cevap aşağıda arz olunur:

Mustafa Kemal Paşa’ya Özel:

Amerikalılarla şimdiye kadar yapılan görüşmeler, elbette hep özel olarak yapıldığına ve salt bir varsayımdan öteye geçemediğine göre, mandanın her iki tarafa yükleyeceği şartlar üzerinde durulmamıştır. Mümkünse, hazırlıklara başlanarak Sivas Kongresi’nin bir an önce açılması gereğini özet olarak bilginize sunarım.

            Kurmay Yarbay

            Arif

 

 

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne

Saygıdeğer Efendim,

Ülkenin siyasî durumu en sıkışık evreye geldi. Kendimize bir yön çizebilmek için, Türk milletinin, zarını atıp olumlu bir duruma girme zamanı geçmek üzere bulunuyor.

Dış durum İstanbul’da şöyle görünüyor:

Fransa, İtalya, İngiltere, Türkiye’nin manda meselesini Amerikan Senatosu’na resmen teklif etmiş olmakla birlikte, Senato’nun bu teklifi kabul etmemesi için bütün güçlerini kullanıyorlar. Bölüşümden pay kaçırmak elbette işlerine gelmiyor.

Suriye’de umduğunu bulamayan Fransa, zararını Türkiye’den çıkarmak istiyor. İtalya, namuslu bir emperyalist olduğundan, savaşa ancak Anadolu’nun bölüşümünden pay almak için girdiğini açıktan açığa söylüyor. İngiltere’nin oyunu biraz daha incedir.

İngiltere, Türk’ün birliğini, çağdaşlaşmasını, gerçek bir bağımsızlık kazanmasını, gelecek için bile olsa istemiyor. Yeni imkân ve görüşlerle tamamen çağdaş ve güçlü bir Müslüman-Türk hükûmeti, başında hilâfet de olursa, İngiltere’nin Müslüman tutsakları için kötü bir örnek olur. İngiltere, Türkiye’yi bütünüyle ele geçirebilse, kafasını kolunu koparır, birkaç yılda sadık bir sömürge durumuna sokar. Buna en başta, özellikle ülkemizdeki din adamları çoktan isteklidirler. Fakat bunu, Fransa ile dövüşmeden yapamayacağı için istemez. Fakat, Türkiye’yi bütün olarak bırakma gereği duyulursa, yani bölüşmenin, büyük askerî fedakârlıklarla yapılabileceğini anlarsa, Lâtinleri sokmamak için Amerikan mandaterliğini tutar ve destekler. Nitekim İngiliz siyasetçileri arasında zaten bu görüşe eğilimli olanlar var. Morisson (Morison) gibi ünlü kimseler Amerika’nın Türkiye’de genel mandaterlik kurmasını istiyorlar.

Başka bir çözüm yolu da, Türkiye’yi Trakya’dan, İzmir’den, Adana’dan, belki de Trabzon’dan ve hele İstanbul’dan yoksun bıraktıktan sonra, eski “Kapitülasyon”ları ve bir gün, nasıl olsa çökecek iç sınırları içinde bağımsız bırakmak.

Biz, İstanbul’da, kendimiz için, bütün eski ve yeni Türkiye sınırlarını kapsamak üzere geçici bir Amerikan mandasını “ehven-i şer” olarak görüyoruz. Dayandığımız noktalar şunlardır:

1- Aramızda, nasıl olsa, Hristiyan azınlıklar kalacaktır. Bunlar hem Osmanlı vatandaşı olma hakkından yararlanacaklar hem de dışarıdaki bir Avrupa devletine dayanarak karışıklık çıkaracaklar, sürekli olarak işlerimize karışılmasına yol açacaklar ve zaten göstermelikten ibaret olan bağımsızlığımızı, azınlıklar adına her yıl parça parça kaybedeceğiz.

Güçlü bir hükûmet ve çağdaş bir yönetim kurulabilmesi için, Patrikhane’nin siyasî ayrıcalıkları ve azınlıkların, güçlü devletler aracılığıyla yaptıkları sürekli tehditler ortadan kalkmalıdır. Küçük ve güçsüz bir Türkiye bunu başaramayacaktır.

2- Birbirini yok eden; çıkar sağlama, hırsızlık, macera ve şöhret için yaşayanların tutkularını yerine getiren hükûmet anlayışı yerine, milletin refahını ve kalkınmasını sağlayacak ve halkı; köyleri, sağlığı ve düşüncesiyle çağdaş bir halk hâline getirebilecek bir hükûmet anlayışı ve uygulaması bize gereklidir. Bunun için gerekli olan paraya, uzmanlığa ve kudrete sahip değiliz. Yabancı devletlerden ödünç para almak, siyasî tutsaklığı artırıyor. Taraf tutma, cahillik ve çok konuşmaktan başka, olumlu bir sonuç veren yeni bir yaşam tarzı yaratamıyoruz.

Bugünkü hükûmet adamlarına değer vermese bile, halkı ve halk hükûmeti kurulmasını yararlı gören Filipin gibi vahşi bir ülkeyi, bugün kendi kendini idareye muktedir, çağdaş bir makine hâline koyan Amerika, bu konuda çok işimize geliyor. On beş-yirmi yıl sıkıntı çektikten sonra yeni bir Türkiye’yi; her ferdi, öğrenimi ve zihniyetiyle gerçek bağımsızlığı kafasında ve cebinde taşıyan bir Türkiye’yi, ancak Yeni Dünya’nın yeteneği yaratabilir.

3- Yabancı devletlerin Türkiye üzerindeki rekabetlerini ve kuvvetlerini memleketimizden uzaklaştırabilecek bir yardımcıya ihtiyacımız var. Bunu ancak Avrupa dışında ve Avrupa’dan daha güçlü bir elde bulabiliriz.

4- Bugünkü oldu-bittileri ortadan kaldırmak ve davamızı süratle dünyaya karşı savunabilmek için, gerekli güce sahip bir devletin yardımını istemek lâzımdır. Yayılma siyaseti güden Avrupa’nın başvurduğu binbir yol ve alçakça siyasetine karşı, böylece bir vekil olarak, Amerika’yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek, Doğu Meselesi’ni de, Türk Meselesi’ni de, gelecek için kendimiz çözümlemiş olacağız.

Bu sebeplerden dolayı, bir an önce istememiz gereken Amerikan mandası da, elbette sakıncasız değildir. Haysiyetimizden epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz. Yalnız, bazılarının düşündüğü gibi, Amerika’nın resmî sıfatında dinî eğilim ve taraf tutma yoktur. Hristiyanlara para verecek misyoner kadını Amerika’sı, Amerika’nın yönetim mekanizmasında bir yer tutmaz. Amerika’nın yönetim mekanizması dinsiz ve milliyetsizdir. O, çok düzenli, çeşitli cins ve mezhepten insanları çok uyumlu ve kaynaşmış olarak bir arada tutmanın yolunu biliyor.

 

Amerika, Doğu’da mandaterlik yapmak ve Avrupa’da başına dert açmak niyetinde değildir. Fakat onların onur meselesi yaptıkları şey, yöntemleri ve idealleri ile, Avrupa’dan daha üstün bir millet olmak iddiasıdır. Bir millet içtenlikle Amerikan milletine başvurursa, girdikleri ülkenin ve milletin yararına nasıl bir yönetim kurabildiklerine Avrupa’ya göstermek isterler.

Amerikan resmî mahfillerinin önemli şahsiyetleri arasında bizden yana epeyce bir eğilim belirdi. İstanbul’a Ermeni dostu olarak gelen birçok hatırı sayılı Amerikalı, Türk dostu ve Türk propagandacısı olarak döndüler.

Bu akımı yansıtan resmî ve gayriresmî Amerikan görüşünün altında yatan gizli düşünce şudur: Türkiye’yi parçalamamak, eski sınırları içinde bir bütün olarak bırakmak şartıyla genel ve tek bir manda kurmak istiyorlar. Suriye, Amerikan Komisyonu oradayken, genel bir kongre toplayarak Amerika’yı istemiştir. Suriye’nin bu isteği Amerika’da pek sıcak karşılanmıştır.

Amerika, bizim topraklarımız üzerinde Ermenistan kurmaya eğilimli görünmüyor. Eğer manda alırlarsa bunu, bütün ulusları eşit şartlar altında bir memleket evlâdı olarak kabul edip alacaklarını, önemli çevrelerden haber aldım.

Ne var ki, Avrupa, mutlaka bir Ermenistan sorunu ortaya çıkarmak -özellikle İngiltere- Ermenilere tavizler vermek istiyor. Amerikan kamuoyunda zulüm görmüş Ermeniler adına bir oyun oynamaya çalışıyor. Avrupa korkusu bizim fikir adamlarını düşündürüyor. Reşat Hikmet Bey gibi, Câmi Bey gibi, millî birliğimize şekil veren siyaset adamlarımız, Ermeni meselesi için bir çözüm yolu tavsiye ediyorlar. Resmî olarak size yazılıyor.

Çok tehlikeli günler geçiriyoruz. Anadolu’da olup bitenleri dikkat ve sevgiyle izleyen bir Amerika var. Hükûmet ve İngilizler, bunun, Hristiyanları öldürmek, İttihatçıları getirmek için yapılan bir hareket olduğu düşüncesini elbirliğiyle Amerika’ya benimsetmeye çalışıyorlar.

Her an, bu Millî Mücadele’yi durdurmak için kuvvet gönderilmesi tasarlanıyor; bunun için İngilizleri kandırmaya çalışıyorlar. Millî Mücadele, süratle ve olumlu isteklerle hemen kendini gösterirse ve Hristiyan düşmanlığı gibi bir tutumu da olmazsa Amerika’da hemen destek bulacağını yine çok önemli çevreler kesinlikle söylüyorlar.

Sivas Kongresi toplanıncaya dek, Amerikan komisyonunu alıkoymaya çalışıyoruz. Hatta, Kongreye Amerikalı bir gazeteci göndermeyi bile belki başarabileceğiz.

İşte bütün bunlar karşısında, davamıza destek olabilmesi için, bu elverişli dakikaları yitirmeden, bölünme ve çökme korkusu karşısında Amerika’ya başvurmak zorunda olduğumuzu sanıyorum. Vâsıf Bey kardeşimizle bu konuda ortak olduğumuz noktaları kendisi de ayrıca yazacaktır.

Türkiye’yi azim ve irade sahibi geniş görüşlü bir-iki kişi belki kurtarabilir. Macera ve boğuşma devri artık geçmiştir. Gelecek için gelişme ve birleşme savaşı açmak zorundayız. Sınırlarında bunca evlâdı ölen zavallı ülkemizin düşünce ve uygarlık savaşında kaç şehidi var. Biz, Türkiye’nin hayırlı evlâtlarından, yarının kurucuları olmalarını istiyoruz. Sizin, Rauf Bey kardeşimizle birlikte, temelleri bile çöken zavallı ülkemiz için uzakları görerek birlikte düşünüp çalışmanızı bekliyoruz.

Saygılarımı gönderir, başarınıza dua ederim. Millî davada canla-başla çalışanlar arasında, gösterişsiz bir Türk eri alçakgönüllülüğü ile, sizinle birlikte olduğumu ifade ederim.

            10.8.1919

            Halide Edip

 

 

Afyonkarahisar 13.8.1919

15.Kolordu Komutanlığı’na

Mustafa Kemal Paşa’ya özel: İstanbul’daki çeşitli partilerin birleşerek, Amerika Komisyonuna verilmek üzere, aldıkları kararlar aşağıda sunulmuştur:

1- Ermenistan için, Türkiye’nin doğu sınırı üzerinde Ermenilerin işine yarayacak bir toprak parçası vermeyi, Doğu illerindeki Türklerin ve orada iş başında bulunan büyüklerin, gelecekteki rahatlıklarını ve özgür gelişmelerini düşünerek kabul edebilecekleri kanısında olduklarını; yalnız bu görüşlerini, oradaki Kürtlerle işbirliği yapmış olmaları ve Kürtlerin de Ermenilere toprak verme düşüncesini hiç benimsemeyeceklerini bildikleri için açığa vurmak istemediklerini; açığa vursalar bile, oradaki Türk çoğunluğunun, aşağıdaki koşullara uyulma konusunda kendilerine güvence verilmedikçe bu düşüncede Kürtlerden ayrılmayacaklarını zannettiklerini saptamışlardır. Şöyle ki: Birincisi, Türk ve Kürt çoğunluğu ile bunlar arasındaki diğer azınlıkların oturdukları toprakların bütünlüğü; ikincisi, Türk bağımsızlığının tam olarak tanınması ve yürürlüğe konularak sağlama bağlanması; üçüncüsü, Türkiye’nin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşabilmesi için, serbestçe gelişimini engelleyen etmenlerin kaldırılmasıyla Wilson prensiplerinde vadedildiği üzere, bağımsızlığından ve haklarından en güvenli bir şekilde yararlanmasına imkân verilmesi; dördüncüsü, bu konularda ve Türklerin ilerlemesinin çabuklaştırılmasında yardımcı olacağını, Amerika’nın Cemiyet-i Akvam’a (Milletler Cemiyeti) karşı üstlenmesi.

2- Boşaltılacak topraklardan çıkarılacak olan Türk ve Kürtlerin yeni gönderilecekleri topraklarda hemen yerleştirilmeleri ve bu topraklardan hemen yararlanmalarını sağlamak için Amerika’nın yardım etmesi.

3- O bölgede ve özellikle Erzincan ve Sivas arasında yoğun olarak bulunan Ermeniler’in yine Ermenistan sınırları içine gönderilmelerinin sağlanması.

4- Ermenistan hesabına yapılacağını kestirdiğimiz toprak bırakma işi, bağımsız bir Ermenistan adına değil, ancak büyük ve medenî bir devletin mandası altında gelişecek çağdaş bir devlet adına olacaktır. Çünkü, bugünkü Ermenistan’a toprak vermek, Türkiye’nin başına ikinci bir Makedonya derdi açmak olduğu gibi, Kafkasya için de bir gaile çıkarmak demektir.

5- Bütün bunlar tartışılabilir bir “öneri” niteliğindedir. Bunların kesinleşmesi için memleketteki heyetlerle ilişki kurulabilirse oraya Amerikan heyetinden birinin gönderilmesi şarttır.

6- Ve en son olarak, işin kanunî ve meşru bir şekle sokulması için Osmanlı Millî Meclisi’ne götürülmesi tabiîdir.

            12.Kolordu Komutanı

            Salâhattin

 

Şifre     Erzurum, 21.8.1919

Kişiye özel

339

12.Kolordu Komutanlığı’na

20.Kolordu Komutanlığı’na

(Yalnız 12.Kolordu). İlgi: 13.8.1919 günlü telgraf

İstanbul’daki çeşitli partilerin Amerikan Komisyonu’na verilmek üzere aldıkları kararlar, burada Heyet-i Temsiliyece son derece üzüntü ve esefle karşılandı. Çünkü, birinci maddede Ermenistan’a Doğu illerimizden toprak verilmesi söz konusu olmaktadır. Oysa, ezici çoğunluğu Türk ve Kürt olan bu illerden bir karış toprağın bile Ermeniler hesabına geçirilemeyeceği, bugün için uygulamada mümkün olamayacağı gibi, çeşitli soydan gelen halk arasındaki tiksinti ve öç alma duygusunun korkunçluğu ve sertliği, Osmanlı Ermenilerinin dönmeleri hâlinde bile illerde yoğun olarak yerleştirilmelerinin tehlikeli olacağını göstermektedir. Bu bakımdan, suçlu olmayan Osmanlı Ermenilerine gösterilecek en büyük kolaylık, adaletli ve eşit koşullar altında yurtlarına dönmelerini kabulden başka bir şey olamayacaktır. Üçüncü maddede, Erzurum ve Sivas arasında yoğun bir Ermeni topluluğu bulunduğu hayali, bilgisizlik ve anlayışsızlıktan başka bir şey değildir. Savaştan önce bile, buralarda oturanların büyük çoğunluğu Türk, birazı Zaza denilen Kürtler ve pek azı da Ermeni idi. Bugün ise varlığından söz edilecek sayıda Ermeni yoktur. O halde, bu gibi dernekler yetkilerini bilmeli ve bir iş yapmak isterlerse, hiç olmazsa Harbiye ve Hariciye Nâzırlıklarının barış hazırlıkları dolayısıyla yaptıkları resmî istatistik ve grafiklere olsun başvurmak zahmetinden kaçınmamalıdırlar. Bu telgrafın aynen İstanbul’a gönderilmesini rica ederiz.

            Mustafa Kemal

Güvenlikle ilgili   Ankara, 14.8.1919

3.Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı’na

Mustafa Kemal Paşa’ya: İstanbul’a gönderilmek üzere yazmış olduğunuz son yanıtlar, yerine ulaştırıldı ve buna karşılık olarak basılı bir raporla, Ahmet Rıza Bey, Ahmet İzzet, Cevat, Çürüksulu Mahmut paşalar, Reşat Hikmet, Câmi, Reşit Sadi Beyler, Esat paşalar gibi pek çok şahsiyetin düşüncelerine uygun olan Kara Vâsıf’ın yani Cengiz’in, Halide Edip Hanım’ın görüşlerini kapsayan uzun mektuplar geldi. Bunlar sıra ile özetlenerek arz edileceği gibi, asılları da Sivas’a gönderilecektir. Bunların hepsinde bir yardıma ihtiyaç duyulduğu ve bu yardımın Amerika tarafından yapılmasının en az zararlı yol olarak kabul ve uygun bulunduğu şeklinde bir gerekçe ileri sürülmektedir. Basılı rapor, Câmi, Rauf Ahmet, Reşat Hikmet, Reşit Sadi beyler ile Halide Hanım, Kara Vâsıf, Esat Paşa, bütün parti ve derneklerin düşünceleri yoklandıktan sonra, büyük çoğunluğun görüşüne göre düzenlenmiştir. Vakit varmış. Kongrede bir an önce iş görmek, Amerikalılar gitmeden durumu bildirmek gerekirmiş. Amerikalıları oyalayarak gitmeleri geciktirilmeye çalışılıyormuş. “Kongre hemen kesin bir karar verebilir mi?” sorusuyla Amerikalılar, bu düşünceyi benimsediklerini hissettiriyorlarmış. Kongrenin toplanmasını çabuklaştırmanız rica olunur.

            20.Kolordu Komutanı

            Ali Fuat

 

Bu telgrafta sözü edilen uzun mektuplar, günlerce telgrafçıları oyalayan şifre telgraflarla verildi. Birbirine ek olan o telgraflardan biri de şuydu:

 

Güvenlikle ilgili

Kişiye özel         Ankara, 17.8.1919

3.Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kâzım Beyefendi’ye

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne: 16.7.1919 tarih ve 880 sayılı şifrenin dokuzuncu maddesine ektir:

Kara Vâsıf’ın 10 numaralı maddeyle ilgili olarak verdiği ek bilgi:

1- Yardım için Amerika’yı isteyecek olursak ve bunu Doğu İlleri Kongresi, Ulusal Kongre, bir istek gibi telgrafla hükûmetimize bildirirse, Wilson için, Amerika Kongresi’ne karşı güzel bir dayanak olacağından İstanbul’daki aydınların çoğu bu görüşten yanadır ve böyle bir şey hazırlıyorlar. “Eğer Anadolu da yaparsa yararlı olur” diyorlar. Böyle olursa, Amerika’nın mandaterliğinden yararlanarak diğer alçakları çıkarabiliriz; sonra yalnızca Amerikalılarla karşılaşabiliriz ve onlarla uğraşmak da kolay olur. Bir de Amerikalılar bizi şiddetle suçluyorlar. Yani hükûmeti aşağılayıp milletimizi kınıyorlar. Temsilcilerin İstanbul’dan çıkışını, Paris’e gidişini, muhtıraları ……… Sonra diyorlar ki, “Avrupa’nın göze alamadığını siz kabul ediyorsunuz. Örneğin; Avrupa büyük bir Ermenistan kurulmasını düşünmüyor. Sizin sadrazam, Toros’tan sınır veriyor. Ermenistan istiyor. Oysa, şimdiye dek Amerika komisyonlarından hiçbirisi bile, buna, olabilir demedi. Genel raporlara göre Anadolu’da, Türkiye’de bir Ermenistan kurmak şöyle dursun, özerk ve yerel yönetimler kurmak bile olanaksızdır. Nüfusları yok. Toprakları yok. Bu yönetim çok büyük bir askerî kuvvete dayandırılmazsa olmaz. Ermenilerde bu kuvvet olamaz. Amerika ise bu iyiliği yapamaz. Diğer devletler de buna tahammül edemez. Elverir ki, oraları zaptetsinler ve “…… barış” yapsınlar. Bu da mümkün değil. Rekabet bunu engeller. İşte İstanbul’un haberleri. Oraca üzerinde düşünülsün. Zaman epeyce dardır. Amerikan Kongresi hemen hemen Wilson’u dinlemek üzeredir.

2- İstanbul’da büyük çapta temaslar var. Onun için Mustafa Kemal Paşa genel bir emir verir mi? Yoksa İstanbul’un karar ve çalışmasını benimser mi? Bu çalışmaların amacı, milletin birliği, vatanın bütünlüğü, bağımsızlığın ve egemenliğin sağlanması. Eğer Mustafa Kemal Paşa buraya genel bir emir vermezse ve kendisi de hemen oradan Amerikalılar, İngilizler ve diğer yabancılarla temasa geçmezse, elbette burada faaliyet devam edecektir. Belki; ters bir sonuç ortaya çıkabilir. Buna dikkati çekerim. Bu rolü, siyaseti çok daha iyi yürüten bir ............... (okunamayan sözcükler). Mustafa Kemal Paşa’nın mücadelesine ve gücüne dayanmak ise, ........... (okunamayan sözcükler)  onun sözleri, demeçleriyle, tutum ve davranışlarıyla, her bakımdan yalanlanmış.

3- Çolak Hüseyin Salâhattin, ikiyüzlü davranışını sürdürüyor. Sadık Bey’in en gözde kullarından olan bu adamın önemli bir görev almaması düşünülüyor.

            20.Kolordu Komutanı

            Ali Fuat

Kara Vâsıf Bey’e bildirmek üzere verilen cevap şuydu:

 

Şifre     Erzurum, 19.8.1918

Kişiye özel ve ivedi

20.Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa Hazretleri’ne

İlgi: 17.8.1919 günlü tele yanıt:

1- Sözü edilen Amerikan manda ve yardımının çok dikkatle incelenmesi ve ulusal amacımızla karşılaştırılması çok önemlidir. İstanbul’da çalışanların amacı, milletin birliği, vatanın bütünlüğü, istiklâl ve hâkimiyetin elde edilmesi noktasında toplanmış gösterildiğine göre, Amerikan mandasını kabul durumunda bu amaç, dokunulmaz olarak kalabilir mi?

2- Ulusal isteğe bağlı ve uygun olmayan kararlar hiçbir zaman ulusça tanınmayacağından, ulusun ve yurdun alınyazısında ulusal vicdanı yansıtmakta

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


62337 - unknown - 38.107.179.237