25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ordu ile Temas

 

Şimdi Efendiler, ilk olarak, bütün orduyla temasa geçmek gerekiyordu. Erzurum’daki 15.Kolordu Komutanı’na 21 Mayıs 1919’da yazdığım bir şifrede:

“Genel durumumuzun almakta olduğu tehlikeli şekilden pek üzüldüğümü ve elem duyduğumu, millete ve memlekete borçlu olduğumuz bu son vicdan görevini yakından, ortak bir çalışmayla en iyi yapabileceğimiz inancıyla bu son görevi kabul ettiğimi; bir an önce Erzurum’a gitmek isteğinde bulunduğumu, ancak, Samsun ve dolayları güvenlik yetersizliği nedeniyle kötü bir sona uğrama tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğundan, buralarda birkaç gün daha kalmak zarureti doğduğunu” bildirdikten sonra, “beni şimdiden aydınlatmaya yarayacak bir şey varsa bildirilmesini” rica ettim. (Belge: 10)

Gerçekten de Samsun ve yöresinde Rum çetelerinin Müslüman halka saldırması ve öteden beri araçsız bırakılmış olan bölge yöneticilerinin, yabancıların işe karışmaları nedeniyle hiçbir önlem alamaması, durumu güçleştirmişti.

Tanıdığımız ve kendisine büyük ümit bağladığımız bir kişinin Samsun’a mutasarrıf olarak tayinini sağlamak için teşebbüste bulunmakla birlikte, 3.Kolordu Komutanı’nı geçici olarak Canik mutasarrıflığına atadım. Bölgede elden geldiğince bütün tedbirlerin alınmasına, özellikle halkın gerçek durum üzerinde aydınlatılmasına ve orada bulunan yabancı birlik ve subaylardan çekinmeye ve korkmaya yer olmadığının anlatılmasına önem verildi ve hemen o bölgede millî örgütler kurulmasına girişildi.

23 Mayıs 1919’da Ankara’da bulunan 20.Kolordu Komutanı’na, “Samsun’a geldiğimi, kendisiyle daha sıkı ilişki kurmak istediğimi ve İzmir yöresinden daha kolaylıkla alabileceği bilgileri öğrenmek istediğimi” bildirdim.

Bu kolordunun durumu ile daha İstanbul’dayken ilgilenmiştim. Güneyden Ankara yöresine trenle nakli söz konusu idi. Bu yer değiştirmenin engellendiğini anlamış olduğumdan, İstanbul’dan ayrıldığım günlerde Genelkurmay Başkanı olan Cevat Paşa’dan, kolordunun trenle nakli gecikirse, karadan yürüyerek Ankara’ya sevkini rica etmiştim. Bundan dolayı sözünü ettiğim şifreli telgrafımda, “20.Kolordu birliklerinin bütün mevcudu ile Ankara’ya gelmeyi başarıp başaramayacağını” sordum. “Canik sancağı hakkında bilgi verdikten sonra, bir-iki güne kadar Samsun’dan karargâhımla, bir süre için Havza’ya gideceğimi ve mutlaka Samsun’dan ayrılmadan önce beni aydınlatacak bilgileri beklediğimi” yazdım.

20.Kolordu Komutanından, üç gün sonra 26 Mayıs 1919’da aldığım cevapta “İzmir’den düzenli bilgi alamadıklarını, Manisa’nın işgalini telgrafçıların haber verdiğini, kolordunun Ereğli’de bulunan birliklerinin tümü trenle taşınamadığından karadan yürüyüşe başladıklarını, ancak yerin uzaklığı dolayısıyla Ankara’ya ne zaman varacaklarının belli olmadığını” bildiriyordu.

Kolordu Komutanı aynı telgrafında, “Afyonkarahisar’da bulunan 23.Tümen’in mevcudunun azlığından ve orada ellerine geçen erleri bu tümene göndermekte olduklarından söz ettikten sonra, Kastamonu ve Kayseri yörelerinden güvenliği bozan birtakım olaylarla ilgili haberler gelmeye başladığını” bildiriyor ve zaman zaman bilgi vereceğini yazıyordu. (Belge: 11)

27 Mayıs 1919 tarihinde Havza’dan, 20.Kolordu Komutanı’ndan ve aynı zamanda bu kolordunun bağlı bulunduğu Konya’daki Ordu Müfettişliği’nden, “Afyonkarahisar’daki tümenin takviyesi için hangi kaynaklardan yararlanıldığını  ve kuvvetinin artırılıp artırılmayacağını, bugünkü durumumuza göre, bu tümene nasıl bir görev verilmesinin düşünüldüğünü” sordum. (Belge: 12, 13)

Kolordu Komutanı, 28 Mayıs 1919’da sorduğum hususlarla ilgili bilgi veriyor ve “23.Tümen, düşman işgaliyle karşılaştığında yerini terketmeyecek ve saldırıya uğrarsa bölge halkından alacağı yardımla kendi kesimini savunacaktır” diyordu. (Belge: 14)

Ordu Müfettişi de, 30 Mayıs 1919’da verdiği cevapta “23.Tümen, Karahisar’daki güvenliği korumakla birlikte, her türlü işgal olayına her türlü vasıtayla karşı koyacaktır” diyordu. Bu vasıtaların hazırlanmakta olduğunu ve Konya’da orduya yardımcı olabilecek bir kuvvetin hazırlanmasına çalışıldığını, ancak bu kuvvete bir ad ve unvan verilmediğini bildiriyordu.

Ben, müfettişliğe yazdığım telgrafta,” Konya’da bir vatan ordusu kurulmakta olduğu üzerine bazı haberler yayılmıştır, bunun içyüzü ve teşkilatı nedir?” demiştim. Böyle bir soruyu sormaktaki maksadım, biraz da onları özendirmek ve harekete geçirmekti. Müfettişliğin verdiği son bilgi, bunun üzerinedir. (Belge: 15)

Kolordu Komutanı bu soruma, “Konya’da vatan ordusunun kuruluşundan haberim yok” demişti.

20.Kolordu ve Konya’daki Ordu Müfettişliği ile kurduğum temas sonunda edindiğim bilgilerden, dikkat ve uyanıklığı gerektiren noktaları, 1 Haziran 1919’da Erzurum’daki 15.Kolordu, Samsun’daki 3.Kolordu ve Diyarbakır’daki 13.Kolordu Komutanlarına bildirdim. (Belge: 16)

Trakya’da bulunan kuvvet ve komutan durumunu bilmiyordum. O bölge ile de ilişki kurmak gerekiyordu. Bu maksatla İstanbul’da, Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa’dan 16 Haziran 1919’da özel şifre ile - Cevat Paşa ile İstanbul’dan ayrıldığım gün gizli ve özel bir şifre kararlaştırmıştık-, Edirne’de Kolordu Komutanının kim olduğunu ve Cafer Tayyar Bey’in nerede bulunduğunu sordum. (Belge: 17) Cevat Paşa, 17 Haziran’da cevap verdi. “Cafer Tayyar Bey’in 1.Kolordu Komutanı olarak Edirne’de bulunduğunu” öğrendim. (Belge: 18)

Amasya’dan 18 Haziran 1919 tarihinde, Edirne’de, 1.Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey’e şifre ile verdiğim direktifte başlıca şu hususları belirttim: “Millî bağımsızlığı boğan ve vatanımızın parçalanması tehlikelerini hazırlayan İtilâf Devletleri’nin yaptıklarını ve İstanbul Hükûmeti’nin tutsak ve güçsüz durumunu biliyorsunuz. Milletin kaderini böyle bir hükûmetin eline bırakmak, çöküşe boyun eğmektir. Trakya ve Anadolu’daki millî örgütlerin birleştirilmesi ve milletin sesinin bütün gürlüğüyle dünyaya duyurabilmesi için, güvenli bir yer olan Sivas’ta ortak ve güçlü bir heyet kurulması kararlaştırılmıştır.

 Trakya Paşaeli Cemiyeti, yetkili olmamak üzere İstanbul’da bir kurul bulundurabilir.

Ben İstanbul’dayken Trakya Cemiyeti üyelerinden bazılarıyla görüşmüştüm. Şimdi zamanı geldi. Gereken kimselerle gizlice görüşerek derhal teşkilât kurunuz ve benim yanıma da temsilci olarak değerli bir-iki kişi gönderiniz. Onlar gelinceye kadar Edirne ili haklarının savunucusu olmak üzere, teşkilât üyelerinin beni vekil seçtiklerini belirten imzalı bir belgeyi kendi imzanızla ve şifreyle bildiriniz.

Bağımsızlığımızı kazanıncaya dek, bütün milletle birlikte özveriyle çalışacağıma mukaddesatım üzerine ant içtim. Artık benim için Anadolu’dan ayrılmak söz konusu değildir.”

Trakya’nın direniş gücünü artırmak amacıyla bu talimata şu bilgileri de ekledim: “Anadolu halkı baştan aşağı bölünmez bir bütün hâline getirildi. Kararlar, istisnasız, bütün komutanlar ve arkadaşlarımızla birlikte alınıyor. Vali ve mutasarrıfların hemen hepsi bizimle beraberdir. Anadolu’daki millî teşkilât, ilçe ve bucaklara dek genişledi. İngiliz himayesi altında bağımsız bir Kürdistan kurulmasıyla ilgili propaganda ortadan kaldırıldı ve taraftarları yola getirildi. Kürtler, Türklerle birleşti.” (Belge: 19)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


62352 - unknown - 38.107.179.236