Refet
Bey’le Yazışmalar
Efendiler, 3.Kolordu’dan, dolayısıyla Refet ve Salâhattin
Bey’lerden yeniden söz etmek gerekiyor. İlişki şudur:
İngilizler, Sivas’a bir tabur gönderecekleri haberini
yaydılar. Her ihtimale karşı, Sivas’a gelen çeşitli yollar boyunca askerî
tedbirler aldırmak gerekti. Bu münasebetle Amasya’da bulunan 5.Tümen
Komutanlığı’na 18 Temmuz 1919 tarihinde verdiğim bir emirde, o sırada Amasya’da
bulunan Refet Bey’le ilgili şu cümleler vardı: “Durum hakkında Refet Bey’in
dikkati çekilir. Belki Refet Bey böyle bir durumu dikkate alarak şimdilik
Amasya’da kalmayı daha uygun bulur.”
5.Tümen Komutanı’nın 19 Temmuz 1919’da verdiği cevapta
dikkati çeken şu cümleler yer alıyordu:
“Salâhattin Bey henüz Samsun’dadır. Şimdiye dek kendisiyle
temas edemediğim gibi hiçbir ciddî ve önemli haberleşme de yapılmadığından, adı
geçenin düşünce ve görüşünün ne merkezde olduğunu bilemiyorum. Ama Refet Bey,
gerektiğinde İngilizlere karşı koyacak kadar cesaret gösteremeyeceğini
hissettirmişti. Refet Bey, 18 Temmuz 1919’da Sivas’a hareket etti” (Belge: 35)
Bunun üzerine Refet Bey’e şu şifre teli çektirdim:
Kişiye özel
19.7.19l9
Sayı: 115
Amasya’da 5.Tümen Komutanlığına,
Sivas’ta 3.Ordu Sıhhiye Müfettişi Albay İbrahim Talî
Beyefendi’ye,
Refet Bey’edir: Salâhattin Bey’e telgrafımı verdiniz mi? Bu
arkadaşımızın kesin görüşlerinin önemle saptanması ve kararsızlık ya da
ikiyüzlü davranış gibi felâket doğuracak bir duruma hiçbir şekilde göz
yumulmaması bir vatan görevi olduğundan, bu hususta “evet” veya “hayır”
şeklinde kendisinden söz alınması ve ona göre bir karar verilmesi zarurîdir.
Sizin bıraktığınız yerden başlamak, kendileri için en uygun programdır. Şimdiye
dek hemen hemen bir hafta geçtiği halde hiçbir kesin bilgi alınamaması ve
İstanbul’dan gelen bir haberde, adı geçen hakkında sağlam bir kanı
gösterilmemesi ve yola çıkmadan önce Sadık Bey’le gizli bir görüşme yaptığından
ve dostluğundan söz edilmesi ve yakınılması, bu telgrafımın yazılmasına yol
açmıştır. Bu durumu ve sonuçlarını özellikle sizin takdir etmeniz ve çözmeniz
gerekir. Zira, herhangi bir halk topluluğunda söyleyeceği yanlış ve ulusal
amaca aykırı bir tek sözün bile yaratacağı ters etkiyi ve bunun yaratacağı
durumu şimdiden düşünmek yeter. (Mustafa Kemal).
3.Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı
Albay Kâzım
Yalnız bu telgrafımıza değil, çok şeye karşılık olan Refet
Bey’in şu telgrafını olduğu gibi bilginize sunacağım:
Güvenlikle ilgili ve çok ivedi
1828 Sivas, 22.7.1919
Erzurum’da 3.Ordu Müfettişliği Vekili Kâzım Karabekir Paşa
Hazretleri’ne
1- Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne: Telgrafınızı Salâhattin
Bey’den ayrıldıktan sonra aldığım için kendisine veremedim. Salâhattin Bey’i
herkes gibi siz de çok iyi tanırsınız. Kararsız yaradılışta bir kişi. Bu
bölgede on günden fazla kalmamak niyetiyle gelmiş. Az kalsın, komutayı almadan
geri kaçacaktı. Kendisine güven duygusu vererek ve inandırarak vatanî görevini
hatırlattım. Memleketini herhalde sever. Ancak, vakitsiz iş görmeye gelemez.
Aşağı yukarı Reşit Paşa’dan biraz daha iyi. 13.Kolordu’dan geçen silâhlardan haberi
olduğu gibi, bu işi halletmek üzere İstanbul’da da çalışmış ve başarılı olmuş.
Buraya, Cevat Paşa tarafından seçilerek gönderilmiş. Bu bakımdan amaca zararlı
olamaz ve hiçbir halk topluluğunda amaca aykırı tek bir söz söylemez. Aksine,
millî gayeye uygun olarak fakat sessiz bir şekilde çalışacağına söz verdi.
Sadık Bey’le ilişkisi hakkında verilen bilgiye inanamıyorum. Aslına bakılırsa
haberi iyice kontrol etmeden ve belirli bir program yapmadan çalışmak,
kuvvetlerin kaybına yol açıyor. Doğu’nun durumu hakkında bana verdiğiniz
bilgilerde, aldığınız abartılmış haberlere kapılmamış olsaydınız, belki de ben
durumu daha iyi idare eder ve komutayı terke mecbur kalmazdım. Tek başına karar
verecek insanların, gerçek durumu bilmeleri gereğini siz de takdir buyurursunuz.
O halde, Salâhattin Bey’i boşu boşuna ürkütmek ve “hayır” dedirtmekle ne
çıkacak? Zaten o, kaçmaya hazır. Yerine acaba kim gelecek? Emirlerinizin kısa
ve açık olmasını rica ederim. Salâhattin Bey’le ilgili telgrafınızı lütfen bir
daha okuyunuz. Fırtına ile başlayıp sukûnetle biten bu telgraftan kesin olarak
ne demek istendiğini çıkaramadım. Bununla birlikte, birkaç güne kadar
Salâhattin Bey, Samsun’dan dönüyor. Kendisiyle görüşeceğim. Herhalde kendisini
uygun bir tarzda ve amaca hizmet yolunda idare için gerekli önlemleri alıyorum.
2- Samsun’a çıkarılan taburun, buradaki Hintli Müslümanları
değiştirmekle birlikte, özellikle Sivas’ta bulunduğunuzu zannettiklerinden size
gözdağı vermek maksadıyla çıkarıldığını, İngilizlerle görüştüğümde anladım. Beni
İstanbul’a gitmeye razı etmek için, Kavak’ta bulunduğum sırada bir İngiliz
binbaşısı geldi. İngilizlere karşı gösterdiğim direnmeden yararlanarak sizi
yıpratmak için beni görevden aldırdıklarını açıkça söyledi. Sizin öteki
dayanağınız Kâzım Karabekir Paşa imiş. Bu bakımdan Kâzım Paşa, İngilizlerin
ısrarına yol açacak bir ipucu vermemelidir. Ferit Paşa’nın, görevden çekilirken
Kâzım Paşa’yı komutan vekili olarak ataması, İstanbul’dakilerden bir kısmının
kötü bir niyeti olmadığını gösteriyor. Ancak, İngilizlerin ısrarı karşısında
bir şey yapamazlar. Kâzım Paşa’nın vekil olarak atanması da Salâhattin Bey’in
Sadık Bey hesabına buraya gelmediğini kanıtlar.
3- Benim İstanbul’a getirilmem için İngilizler, İstanbul
Hükûmetine baskı yapabilirler. Çünkü benimle İngilizlerin arasında resmî bir
bağlantı var ( ! ). Bu baskı artarsa Salâhattin Bey’i güç bir durumda
bırakmamak için izimi kaybettireceğim.
4- Hamit Bey’in değiştirileceği söylentisi henüz
gerçekleşmedi. Onun, yerinde bırakılması için gerek Salâhattin Bey ve gerekse
İngilizler, İstanbul Hükûmeti’ne başvurdular. Adı geçenin değiştirilmek
istenmesi, Dahiliye Nâzırlığı ile kavga etmesindendir. Salâhattin Bey’in yerine
Konya’ya Sedat Bey’in geldiği de doğru değildir. Her ne kadar Hamit Bey, bütün
komutanların değiştirileceğini haber aldığını yazıyorsa da Kâzım Paşa’nın vekil
olarak atanması bunun aksini gösteriyor.
5- Sivas Kongresi ile ilgili olarak Sadrazamlıktan doğruca
illere tebliğ olunan 20 Temmuz 1919 tarihli telgrafı gördünüz mü?
Karahisar’daki tümen komutanı bu kongreye delege seçimi için buralarda bildiri
yayımlamış. Bu davranış tarzını uygun buluyor musunuz? Almanya ile yapılan
barış anlaşması ve Doğu’daki sessizlik, durumun gelişmesini bekleyerek, bizim
de ihtiyatlı bulunmamızı gerektirmiyor mu? Şahsım için hiçbir endişem olmadığını
artık anlamışsınızdır (!). Yalnız, kararsız ve programsız davranışlarla amaçtan
ayrılacağız. Ya ihtiyatlı olalım yahut da işi hemen açığa vuralım. Ama
ikisinden birini yapalım. Sivas Kongresi’nin bugün için yararlı olacağını
umuyor musunuz? Bugünkü duruma göre, bu kongrenin Sivas’ta ve açıkça
yapılmasını tehlikeli bulmuyor musunuz? Güney yönlerinden Sivas’a gelecek bir
baskın, özellikle bu il halkının kansızlığı yüzünden Anadolu’yu ikiye ayırır ve
pek tehlikeli olur. Bunun için bu ilin son ana kadar tarafsızmış gibi görünmesi
son derece önemlidir. Bu kongrenin mutlaka toplanması gerekiyorsa, aldığımız
haberlere göre, delegeler de gelebileceklerse, acaba bunun Doğu’da başka bir
yerde toplanması daha uygun düşmez mi?
6- Sivas ve Amasya kentleri halkı pek karışık; ilçelerde ve
köylerdeki halk bunlara bakarak çok daha iyi. Bundan sonra, çalışmalarımı ona
göre ayarlayacağım.
7- İstanbul’dan aldığım haberde, buradaki ulusal mücadelenin
hiçbir parti ya da hiçbir şahsın kendi özel isteklerini gerçekleştirmek maksadına
dayanmayıp ulusal kurtuluş ve bağımsızlığın sağlanması amacıyla yapıldığını
bildirmek üzere, sizin bir bildiri yayımlayarak İngilizleri yatıştırmanız
tavsiye olunuyor. Gerekli görüldüğü takdirde, ben bunun, sizin bir bildirinizle
değil, belki Erzurum Kongresi’nin kararları arasında yayımlanmasının uygun
olacağını zannediyorum.
8- Ajanslar, Meclis-i Mebusan seçimlerinden bahsediyorlar.
Bu hususta ne düşünüyorsunuz? (Refet)
3.Kolordu Kurmay Başkanı
Zeki
Bu telgrafa verdiğimiz cevabı da olduğu gibi aktarmakla
yetineceğim:
Şifre
Subay eliyle çekilmesi 23.7.1919
İvedi
171
Sivas’ta 3.Kolordu Kurmay Başkanı Zeki Bey’e
Refet Beyefendi’ye:
1- Salâhattin Bey hakkındaki telgrafı bir defa daha okumak
üzere aradım. Fakat, bulunamıyor. Hatırladığıma göre Salâhattin Bey, bu şahıs
için söz konusu olan şeyler İstanbul’dan bildirilmişti. Her alınan haberin
doğruluğunu istenildiği gibi kontrol edebilmek nadiren mümkündür. Doğu’nun
durumu hakkında aldığımız bilgiler, abartmalardan uzak olmamakla birlikte, bize
yanlış bir adım attırmış değildir, kanısındayım. Ulusun alınyazısıyla ilgili
işlerde, yalnız Doğu’daki olayların gelişmesine bağlı kalınmakla yetinilmiş
değildir. Ulusal örgütlere genişlik ve canlılık kazandırmak, kongrelerle ulusal
istekleri ortaya koydurmak; ordunun millî teşkilâta destek ve yardımını
sağlamak, millî davanın kaybına meydan vermemek için, komuta ve silâh işlerinde
gereken kesin kararı vermekte, yapıldığından başka türlü ve daha ölçülü
davranmak, acaba bugünkü verimli sonucu sağlayabilir miydi? Herhalde şimdiki
durum, herkesi sevindirecek derecededir.
2- Kâzım Paşa’nın komutan vekilliğine atanması pek yerinde
olmuştur. İngilizlerin direnmesini gerektirecek bir ipucu vermemeye çalışıyor.
Ancak, silâh konusunda ve Trabzon’a yapılacak bir çıkarmayı önleme hususunda
hoşgörülü davranamayacağımız aşikârdır. Oysa, ileri sürülen bu nedenler
İngilizlerin elbette hoşuna gitmeyecektir.
3- İngilizler, benim İstanbul’a getirilmem için çok ısrar
ettiler ve hükûmete ağır baskı yaptılar. Hükûmet ve Padişah ile, makine başında
günlerce devam eden görüşmeler sırasında bu nokta açıkça bildirildi. Bu
konuşmalarda neler geçtiği, buluşmamızda bilginize sunulacaktır. Yalnız şu var
ki, meslekten çekilince direnme son buldu. Bu duruma göre, sizin için de,
istifadan sonra büyük bir ısrar olacağını sanmıyorum. Bununla birlikte iş
tersine de olsa, izinizi kaybetmektense, Salâhattin Bey’in güç duruma girmesini
tercih ederim, Burada Hâlit Bey hakkında, hükûmet ve İngilizler, Kâzım Paşa’yı
çok sıkıştırdılar. Kâzım Paşa bir şey yapılamayacağını söylemekte direndiği
içindir ki, bugün Hâlit Bey, resmen olmasa da, yine tümeninin başındadır.
4- Hamit Bey, son telgrafıyla hepimizden daha çabuk hareket
etme isteğini gösteriyor. Şimdilik yumuşatıldı.
5- Sivas Kongresi ile ilgili telgrafı henüz görmedim.
Gerçekten kimi yerlerde olumlu, kimi yerlerde olumsuz aşırılıklar görülüyor.
Şüphesiz duruma göre verimli olabilmek için ihtiyatlı davranma taraflısıyım.
Herkesi ilgilendiren bu açık ve kesin program, bugün toplanmaya başlayan
Erzurum Kongresi görüşmelerinden çıkacaktır.
Sivas Kongresi’nden pek çok yarar beklerim. Bugün değil,
Sivas Kongresi ilk defa söz konusu edildiği gün bile, her yerden ve özellikle
güneyden bir baskın gelebileceğini büyük bir ihtimal dahilinde gördüğümü ve
bundan dolayı da savunma tedbirleri alınması için ricada bulunduğumu
hatırlarsınız. Bununla birlikte, Erzurum Kongresi toplandıktan sonra, Sivas’a
gelecek delegelerin sayısına ve Erzurum Kongresi’nin yapacağı etkilerden
doğacak duruma göre daha pratik ve güvenli bir yol da düşünülür.
6- Siz kardeşimin, çalışmaları düzenleme konusundaki
düşüncesi pek yerindedir. Ancak, kentlileri de millî duygu ve etki altında
tutmaktan uzak kalınmayacağını umarım.
7- Milli Mücadele’nin amacı ve hedefi, kongre tarafından her
yere gönderilecek bildirilerle tasavvur buyurduğunuz şekilde duyurulacaktır.
8- Meclis-i Mebusan toplanmalıdır. Fakat İstanbul’da değil,
Anadolu’da. Bu konu, kongrede görüşüldükten sonra teşebbüse geçilecektir.
Hepimiz gözlerinizden öperiz kardeşim. (Mustafa Kemal)
3.Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı
Albay Kâzım