Bir
İş Başaramadan Avrupa’dan Dönen Ferit Paşa’ya Çektiğim Telgraf
İstanbul Hükûmeti’ni millî teşebbüsleri engellemekten
vazgeçirmek, başarıda sağlayacağı çabukluk ve kolaylık bakımından önemliydi. Bu
düşünceyle, Ferit Paşa’nın, elbette hiçbir şey başaramadan, âdeta hakarete
uğramış bir durumda İstanbul’a dönüşünden yararlanarak, kendisine 16 Ağustos
1919 tarihinde bir şifreli telgraf yazdım. Bu telgrafta başlıca şu cümleler
vardı:
Mösyö Clemenceau’nun (Klemanso), yüksek kişiliğine olan
ayrıntılı cevabını okuyunca, İstanbul’a nasıl acı ve üzüntüler içinde
döndüğünüzü çok iyi anlıyorum. ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ...
... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ...
... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ...
... ... ... ... ... ... ... ... paylaşmak ve devletimizi yok etme düşüncesini
bu kadar açık ve haysiyet kırıcı bir şekilde ortaya koyan bu ifade karşısında
titremeyecek duygulu bir insan düşünemiyorum. Tanrı’ya binlerce şükredelim ki,
milletimiz, ruhundaki kahramanlık azmiyle, tarih boyunca sürüp gelen hayat ve
varlığını, ne kaderin akışına bırakacak, ne de böyle cellâtça yargılara kurban
edecektir.
Şimdi iyice inanıyorum ki, yüksek kişiliğiniz de, bugünkü
genel durumu ve devlet ve milletin gerçek çıkarlarını üç ay önceki gözlerle
görmüyordur.
Dokuz aydan beri iş başına gelen hükûmetlerin, hep
birbirinden daha çok yıpranması ve sonunda ne yazık ki, artık iş göremez bir
duruma düşmesi, ulusun yüksek haysiyeti karşısında doğrusu pek üzücü oluyor.
Doğrusu şu ki, vatanın ve milletin yazgısı için içeride ve dışarıda sözü
dinlenir ve geçer olmak, kuşkusuz millî iradeye dayanmayı gerektirir.
Yaşama hakkı ve bağımsızlığı için çalışan milletin
amacındaki temizlik ve ciddiyete karşılık, İstanbul Hükûmeti, düşmanca davranma
yolunu tutuyor. Bu davranış tarzı, elbette büyük üzüntüler doğurur. Milleti,
İstanbul Hükûmeti’ne karşı istenmeyen davranışlara sürükleyebilecek
niteliktedir. Çok içtenlikle söyleyeyim ki ulus, her türlü iradesini
kullanabilecek güçtedir. Teşebbüslerinin önüne geçebilecek hiçbir kuvvet
yoktur.
İstanbul Hükûmeti’nin olumsuz girişimlerini hiçbir yerde
hiçbir kimse yürütemeyecektir. Millet, çizdiği program çerçevesinde pek kesin
ve belirli adımlarla hedefine doğru yürümektedir. İstanbul Hükûmeti’nin şimdiye
dek süregelen engelleyici teşebbüslerinin hiçbir yerde hiçbir etki yapmamakta
olmasıyla, gerçek durumun sizce anlaşıldığı kuşku götürmez.
İngilizlerin gösterdikleri yolda bir kurtuluş çaresi aramak
da boşunadır ve sonucu bir hiçtir. Bununla birlikte, İngilizler de en sonunda
kuvvetin millette olduğunu takdir ederek, hiçbir dayanağı olmayan ve millet
adına hiçbir taahhütte bulunamayan, bulunsa bile bunu ulusa benimsetemeyecek
olan bir hükûmetle sonuç alınabilecek bir işe girişmenin mümkün olamayacağına
inanmışlardır … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … …
… … … … … … … … Bütün dilekler şu noktada toplanmıştır: Hükûmet, yasal olan
millî akımı engellemeye çalışmaktan vazgeçerek Kuvâ-yi Milliye’ye dayansın ve
her türlü girişiminde kendine millî gayeyi rehber edinsin.
Bunun için de millî varlığı ve millî iradeyi temsil edecek
olan Meclis-i Mebusan’ın en kısa zamanda toplanmasını sağlasın! … … … … … … … …
… … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … …
… …