25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Yalnızca size özel bir masal

Hôtel Les Ottomans

 

Boğaz’da nadide bir mücevher gibi parlıyor, Hôtel Les Ottomans… Tarihi öğeleri taşımakla birlikte günümüz teknolojilerine de kucak açan, üstelik Feng Shui’ye uygun olan bu büyülü mekanda yalnızca 11 suit yer alıyor. Muhsinzade Paşa Yalısı, şimdilerde kendini bir masalın kahramanı gibi hissetmek isteyen ayrıcalıklı konuklarını bir sır perdesi altında ağırlıyor. Hiçbir yerde olmayan özellikleri ve yalnızca konaklayanların görebilecekleri odalarıyla!..

 

 

 

 

Hôtel Les Ottomans’da kullanılan her şey özel. Hazır hiçbir şey yok… Dekorasyonda kullanılan malzemelerin yüzde 60’ını, Ahu Aysal ve Zeynep Fadıllıoğlu İtalya’daki bir antikacıdan toparlamışlar. Otelin aydınlatma dizaynı ise Avrupa ve Amerika’da birçok dizayn otelin -Hempel Paris vb.- aydınlatma tasarımına imza atan Arnold Chan’a ait.

 

Boğaz’daki yalıların en yenisi… Muhsinzade Paşa Yalısı, uzun yıllar süren çalışmalar sonucu geçtiğimiz Haziran ayında Hôtel Les Ottomans adıyla kapılarını açtı… Sessiz sedasız… Görkemli bir davet verilmeden, havai fişekleri patlatılmadan… Bu durum, kimileri için şaşırtıcı olabilir ama bu çok özel mekanı İstanbul’a kazandıran Aysal ailesini yakından tanıyanlar için geçerli değil... Projenin sahibi olan Ahu Aysal, turizme ilk’leri getirmeyi seven, ufku çok geniş, vizyon sahibi, son derece pozitif, enerjik bir iş kadını… Mükemmeliyetçi özelliklerinin yanı sıra güçlü aile bağları ve insan sevgisi ile de ön plana çıkan, çevresine ışık yayan biri… Anımsayacağınız gibi kendisinin Antalya Kemer’de iki tane oteli var. 2000 yılında Hotel Ma Biche ile Türkiye’ye ilk defa thallassothrapy getiren isim, Ahu Aysal. Bu proje sonrası kış aylarında da Antalya’da kalmaya başlayınca aile hayatının etkilenmesi ile İstanbul’a dönme kararı alan Ahu Hanım, boş durmadığından ve otel sevdasından ötürü, “İstanbul’da öyle bir otel yapmalıyım ki süper bir şey olmalı, dünyada tek olmalı, içinde bütün güzellikler bulunmalı” diye daha gelmeden tasarılar üretmeye başlamış! Öykünün sonrasını gelin kendisinden dinleyelim… “İstanbul’a geldim, yeri buldum. Ondan sonra başladım bu işe. Yedi sene sürdü bu otelin tamamlanması. Bürokratik işlemler beni çok yordu, izinlerde çok zorlandım. Biz dışarıdan gelen -Belçika kökenli- bir yatırımcıyız. Hükümet bizlere daha yatırımlar yapabilelim diye imkan vermeli. Şu an, bana yeni yatırımlar için arazi gösteriyorlar, ‘İzinlerle uğraşamam’ diyorum. Aslında işlemler kolay olsa birkaç proje daha yapardım ve yine eski şeyleri bu güzellikte hazırlamış olmak isterdim”.

 




Üç aşamalı Feng Shui sertifikası

Ahu Aysal’ın otel için yaptığı ilk girişimlerden biri de Les Ottomans için düğmeye bastıktan sonra dünyadaki üç taneden bir tanesi olan Feng Shui master’ını (Yap Cheng Hai) bulmak olmuş. Ahu Aysal, kendisi için çok önemli olan bu evreyi de şöyle anlatıyor… “Arsayı kutsadı ve bize burasının Feng Shui için süper bir yer olduğunu söyledi. Hatta ‘Önü deniz, arkası dağ; bundan daha güzel bir yer olamaz’ dedi. Sonra projeleri hazırladıktan sonra kendisini bir kez daha çağırdım. O zaman da şu şöyle olmalı, kapının buradan açılması lazım diye bize gösterdi. Son olarak da geçenlerde geldiler; gezdiler baktılar, hiçbir kusurumuzu bulmadılar. Ve bize sertifikamızı verdiler. Şimdi bu yine benim yaptığım ilk’lerden bir tanesi oldu. Çünkü hem Avrupa’da böyle bir otel yok hem de Feng Shui olarak dünyada bu kadar lüks bir otel yok. Almanya’da, Avusturya, Singapur, Hong Kong’da Feng Shui otelleri var ama hepsi pansiyon şeklinde. İşte bu oteli yaparken benim maksadım, bu lüksü Feng Shui’ye çevirmekti”.

 

Projenin Maydanoz’u kim?

Unit Group, Hôtel Les Ottomans için tam 55 milyon dolar yatırım yapmış. Ahu Aysal’a ilk başta Metex Design Group’tan Mimar Cavit Sarıoğlu ile başladığı projeyi sonra niçin Zeynep Fadıllıoğlu ile tamamladığını soruyorum. Anlatıyor… “Cavit Bey, İtalya’da oturduğu için işimiz çok zorlaştı. Projelerin artık sık sık değişmesi lazımdı, o devreye gelince Cavit’i burada bulamadık, zorlandık. Onun üzerine benim Hotel Ma Biche’i yapan Erdal Tusavul’dan rica ettik. O, yarı yoldan ele aldı. Dekorasyon işinde de Zeynep Fadılloğlu katıldı bize. Cavit Sarıoğlu’nun ilk yaptığı projelerin bir kısmını kullandık, bir kısmını değiştirdik ama iç mimarisinin yüzde 85’ini Zeynep Fadıllıoğlu yaptı”.

 

Ahu Hanım’ı iyi tanıyan biri olarak kendisinin de mutlaka çok büyük katkıları olduğunu düşündüğümü belirtiyorum. Elbette yanılmıyorum. Çünkü, kendisini ‘maydanoz’ olarak tanımlayan biri var karşımda! Biraz önce Forbes dergisinden gelenlere de ‘Ben kendime maydanoz derim’ dedikten sonra açıklamış; biz Türkiye’de maydanozu her yerde kullanırız diye...

 

Böyle bir şey olamaz!

Herkesin bir rüyası vardır. Ahu Hanım da bu otel için elbette bir hayal kurdu… Üzerinde çalıştı, uğraştı ve sonunda her şey gerçek oldu. Şimdi Ahu Aysal’ın bu oteli nasıl gördüğünü öğreneceksiniz...  “Benim için bundan daha güzel, bundan daha lüks bir yer yok. Benim için her şeyin üstünde... Bir kere bunun Feng Shui’si var. Otel İstanbul’da Boğaz’da, Boğaz bir tane… Yeri inanılmaz güzel… Odaların hepsi birbirinden farklı; antikalarla döşenmiş... Ben, hem ailesi hem sahibi hem maydanozu! Böyle bir şey de yok… Benim kadar işin içinde birini düşünemiyorum. Düşünün ki housekepeer’ların saçlarına takılacak olan saç tokası ve filesini dahi gidip alan benim… Üstelik burada yaşıyorum… Bir oda da kendime tuttum... Bunun üstüne bir başka otel daha bulunamaz diye iddialıyım. İçinde çalışıyorum, yaşıyorum ve de devamlı kendi enerjimi veriyorum; öğretiyorum. Çünkü tüm bildiklerimi paylaşmak istiyorum... Bütün bunların dışında bir şey olamaz diyorum...”

 

 

Les Ottomans’ın şifresi…

Hôtel Les Ottomans için hazırladığımız sayfalarda odaların görüntülerinin olmayışı sizi şaşırtabilir. Haklısınız… Bir otel ele alınıyor ama tek kare bir oda/suit görseli bulunmuyor! Bu tür bir uygulama da bir ‘ilk’ aslında… Merak duygusunu arttıran bu prensip kararının nedenini sormadan geçemiyorum… “Odalarımı göstermiyorum. Gelen insanların hepsinin bir özelliği var. 1800 Euro’dan başlayan, 5500 Euro’ya kadar odam var. Şimdi böyle bir odada her şey özel yapıldı, hiçbirinin eşi yok. Böyle, özelliği olan bir yerde sen o parayı verdikten sonra bir özelliğin olması lazım. Yani, kendini çok özel hissetmeli ve burada ancak işte ben kalabilirim, bilmem kim kalabilir diye düşünmelisin… Bu da insanların aradığı bir şey… İnsanlar özel olmak istiyor. Sıradan, herkesin yaptığı şeyleri yapmak istemiyor... Şimdi ben odaları göstermeye başladığım andan itibaren o zaman fotoğrafları da çekilmeye başlayacak ve özellikleri de kalmayacak! Herkesin gördüğü bir şey olacak... Doğru olan ise bu. Yani, göstermemek” diyor Ahu Hanım. Bu şekilde otelde kalmanın daha güzel, daha gizemli olduğunu düşünüyor… Ama tabii bunun yanında otelde kalmak isteyenlere, ödemeyi düşündükleri fiyata uygun odalarını gezdirdiğini de hemen ekliyor sözlerine… Bu da gösteriyor ki onlar bile tüm odaları görme şansına erişemiyor!..

 

 

Paşa, zaman tüneline girseydi…

Bildiğiniz gibi şu an otel olarak yapılanan yalının orijinali, avukat olan Muhsinzade Paşa’ya aitmiş. Burayı yaparken Ahu Aysal’ın aklına şöyle bir şey gelmiş ve demiş ki Muhsinzade eğer bir zaman yolculuğuna çıksaydı ve pat diye bu senelere düşmüş olsaydı ne yapardı? Düşünmüş… “İşte bu evini yapardı, eski eşyalarını koyardı, ama yeni teknolojinin güzelliğini fark edip bunu da ilave ederdi. Sonra bakardı ki ne eşi var ne dostu, akrabası; hiç kimsesi yok, kalmış tek başına… O zaman derdi ki ben bunu, bu zamanın insanları ile paylaşayım. Onlara açayım; restoranımız olsun, böyle sağlık birimlerimiz olsun...”.  Bundan sonra tarihçeyi ve hoş bir öyküyü günümüze taşımaya karar veren Ahu Hanım, şimdi bunu tanıtım kitabı haline getiriyor. Muhsinzade Paşa’dan bu zamana kadar gelen bir dönemi anlatan kitabın projeleri Ann Marie adlı Fransız bir kadın yazara ait. Kitap, halen Fransa’da yazılıyor. Yakında satışa da sunulacak bu kitabın çok güzel olacağını belirten Osmanlıların günümüz temsilcisi Ahu Aysal, Türkiye’de yapılmış böyle bir şey de olmadığını belirtiyor.

 

Bu kadar anlattıktan sonra sanıyoruz, görmeyenler için gerçekten bir merak konusu olmuştur, Hôtel Les Ottomans… Turizmde çıtayı yükselten projelerden birinin yaratıcısı olan Ahu Aysal’ı kutlamak gerek. Umuyoruz böylesi özgün projeler devam eder. Ve yenileri için örnek olacak yatırımlar sürer…

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


61967 - unknown - 38.107.179.237