Yeşim
Silahtaroğlu
Lykia
Dünyasının Arka Bahçesinde!
Geçmişi 1800’lü yıllara uzanan tam anlamıyla bir aile
şirketi olan Silkar, farklı sektörleri bünyesinde toplayan holding. Turizm ise
bu grubun kilit noktalarından. İşte bu kilit noktadaki en stratejik isimlerinden
biri de Mali İşler Koordinatörü Yeşim Silahtaroğlu… Kendisinden öğrendiğimize
göre, Lykia World markası ile tanınan grubun Kapadokya’dan sonraki hedefi,
Antalya. Ve yepyeni bir golf oteli…

Söz ettiğimiz kişi, Lykia zincirinin başındaki üç isimden
biri... Lykia Dünyası’nın görünmeyen yüzünde çalışıyor. Kendi deyimiyle işin
“arka bahçe”sini topluyor. İşin tatile, tatilin işe dönüştüğü bu dünyada O’nun
görevi rakamlarla oynamak... Fransız Dame de Sion Lisesi mezunu olan ve
Boston’da Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi eğitimi alan Yeşim Silahtaroğlu,
Lykia World Mali İsler Koordinatörü. Eğitiminden aldığı güçle görevini hakkıyla
yürüten başarılı iş kadını ile Silkar Holding, Lykia World ve gelecek
yatırımları üzerine doyurucu bir söyleşi gerçekleştirdik.
Silkar, uzun açılımıyla Silahtaroğlu Kardeşler nasıl
doğdu? Siz bu oluşumun içine ne zaman dahil oldunuz?
Silkar aslında çok eskilere dayanıyor. Silahtaroğlu
Kardeşler, 1860’larda Erzurum’da işe manifaturacılıkla başlamış olan iki
kardeşin kurmuş oldukları bir ortaklık. Sonraları bütün aile İstanbul’a geliyor
ve yavaş yavaş diğer ticari sektörlere kayılıyor. Otomotiv sanayine giriliyor,
zirai ilaçlama aletleri ve pompa üretimi başlıyor, sanayiye geçiliyor.
1980’lerin başında turizm sektörüne Silkar Grubu’nun ilk yatırımı yapılıyor.
1984’te ilk tesisimiz olan Robinson Çamyuva açılıyor. Sonra Pamfilya, Kapadokya
Lodge ve Lykia World olarak tesis inşaatları yapılıyor, mal sahipliği söz
konusu. Silkar’ın turizmdeki yeri, 1996’ya kadar hep mal sahibi olarak devam
ediyor. 1996 yılından itibaren ise hem tesislerin sahibi hem de işletmeciliğine
giriyor. 10 senedir bu şekilde faaliyet gösteriyoruz. Yatırımcı bacağımız
olduğu gibi aynı zamanda da işletmeciyiz.

Silkar Holding olarak hangi sektörlerde çalışıyorsunuz?
Turizmin tüm bu sektörler içerisindeki yeri sizin için nedir?
Şu anda günümüzde dört ana sektör var. Bir tanesi turizm,
biri otomotiv, sanayi ve madencilik. Turizm, yatırımı yüklü miktarda olan bir
sektör. Yatırım olarak baktığınızda değersel olarak en önde geliyor. Üretime
bakarsak da yine lokomotiflerden bir tanesi. Başta geliyor. Sonra madencilik ve
otomotiv gelir. Bu şekilde sıralayabilirim.
Lykia World, ‘Alman Kalite Denetim Vakfı’ tarafından
“Akdeniz’in En İyi Tatil Köyü” seçildi. Başarınızın anahtarı ve Lykia World’ü
benzerlerinden ayıran özellikleri nedir?
Biraz kazandığımız ödül ve kapsamından bahsedeyim. Ödülü
veren firma Almanya’da bir vakıf ve her türlü sektör ve üründe kalite denetimi
gerçekleştiriyorlar. Contact lens de değerlendiriyorlar, bankacılık hizmeti de.
Turizm de değerlendirdikleri konulardan bir tanesi. O yıl yapmış oldukları
değerlendirmede “En İyi Tatil Köyü” seçildi, Lykia World. Bu bizim için çok
büyük bir şey. Çünkü bu vakıf Avrupa’da çok ciddiye alınan bir kurum. Ayrıca
Almanya da bizim için önemli bir pazar olduğundan bu ödül bizi çok sevindirdi.
Ve kalitemizi tescillendirdi. Bizim konseptimizin ne olduğunu sorarsanız, bizim
birçok ürünümüz var. Aile üzerine yoğunlaştık ve uygulamalarımız aile
ağırlamaya çok uygun. Altı aylık bebekten itibaren, ailenin her bireyine hitap
edebilecek ürün ve hizmet çokluğu bizde var. Çocuklar için çocuk cenneti,
büyükler için kara ve su sporları, motorlu sporlar, SPA… Aslında biz etrafımıza
baktığımızda bu kadar kapsamlı ürün ve hizmet bulmakta zorlanıyoruz! Konseptini
bu kadar geniş tutan, bu kadar farklı kitlelere hitap eden tesis yok gibi…
Herkes deniz, güneş ve kum sunuyor. Ama bizde çok fazla aktivite var. Bir kere
tatilinizi çok farklı değerlendirebilirsiniz. Hiç denemediğiniz bir yamaç
paraşütü yapabilirsiniz mesela ya da Kelebekler Vadisi’ne gidip kanyoning
yapabilirsiniz. Tabii bulunduğumuz lokasyonun da bize çok fazla katkısı var.

Şu an itibariyle daha çok hangi ülkelerden konuklar
ağırlıyorsunuz? Yerli konuklarınızın oranı nedir?
Ağırladığımız misafirlerin kompozisyonunu sorarsanız yüzde
30’larda Almanlar var, yüzde 25’lerde Ruslar ve yine aynı oranda İngilizler.
Türk pazarımız da kuvvetli. Yılın geneline baktığımızda Türkler, dönemine göre
değişmekle birlikte yüzde 15’ler civarında. Geri kalanlar da Belçika, İsrail ve
diğer Rus ülkeleri. Geniş bir dağılımımız var.
Kendi içinde bir dünya olan Lykia World bir bakıma sizin
de dünyanızı oluşturuyor. Bu dünyaya bakışınız, bu dünyanın size
hissettirdikleri neler?
Öncelikle ‘iş’ ifade ediyor. Tatil ve iş kavramları herkesin
kafasında çok farklıdır. Bizim işimiz tatil, yani insanlara hizmet sunmak. Ben
bu olayın biraz arka bahçesinde yer alıyorum. Ben işin finansman kısmındayım.
İşletmeci olarak öndekilerin çok farklı görüşleri olabilir ama benim için
önemli olan oradaki hizmetimizin kalitesini tutturmakla beraber, fiyat ve
kalite verimliliğini arttırmak, yani işletmenin dönüşümünü sağlamak. Benim
bakış açım bu yönde. Ama biz Lykia World’ün kalitesini her zaman biraz daha fazla
yükseltmeyi hedefleyen bir grubuz. Yani hiçbir zaman hizmetten taviz vermeyen
ama bunun bedelini de ona göre fiyatlandıran bir grubuz. Dolayısıyla tatil
fikri benim kafamda Lykia World ile uyuşmuyor. Çünkü iş yapıyoruz. Benim tatil
anlayışım, çok da fazla konfor aramadan çocuklarla bir arada olmak, onlarla
zaman geçirmek.

“Her şey dahil” ile birlikte herkesin tatil köyü anlayışı
farklılaştı. “Her şey dahil”e sizin bakışınız nedir?
Biz bu sisteme karşı olan bir grubuz. Bu sistemin
yaygınlaştığı 90’lı yıllarda bu sisteme geçmemiş bir kurumuz. Halâ da duruşumuz
o şekilde. Çünkü verdiğimiz hizmetten ödün vermek istemiyoruz. Fiyatınızı
fikslediğiniz zaman ve bunun içine her şey dahil dediğinizde aslında ne oluyor,
hizmetten çalmaya başlıyorsunuz! Bir defa kâr marjınızı belirlemiş ve onun
içerisinde oynamış oluyorsunuz. Çevremde bu sistemle tatil yapan kişilerin
memnun olmadıklarını görüyorum. Çünkü beklentileri farklı oluyor, karşılarına
çıkan farklı. Bu hem işletmeci açısından rantabl bir sistem değil hem de
insanların yılda bir ya da iki hafta tatile gittiklerini düşünürseniz, sizi
mutlu kılabilecek bir sistem değil. Siz eğer tatilde aradığınızı bulamıyorsanız
o zaman her şey dahil sistemin size verebileceği bir şey yok demektir.
Dolayısıyla biz bu sistemin karşısındayız. Biz sistemimize ise “tam pansiyon
plus” diyoruz. Yemeklerde soft içecekler dahil ama ekstralarınızı barda artı
para ödeyerek karşılayabiliyorsunuz.
Biraz da Lykia World için yaptığız Kongre Merkezi
yatırımınızdan söz edelim… Ne kadar yatırım yaptınız? Özellikleri nelerdir?
Aldığınız geri dönüşümler nasıl?
Tesisimizi 2005 Ağustos itibariyle açtık. Yaklaşık 3,5-4
milyon Euro’ya mal olmuş bir yatırım. Bizim açımızdan da çok faydalı bir
yatırım olduğu kanısındayız. Çünkü tesisimizin yapısı itibariyle çok büyük
grupları ağırlayabilecek durumdayız. 1000 kişilik konferans merkezimiz var.
Bugüne kadar gelmiş gruplar da çok memnunlar. Gerek lokasyon gerek yapısı
itibariyle gruplara çok iyi hizmet verebilen bir konferans merkezi.
Nisan-Mayıs, Haziran-Ağustos, Eylül-Ekim aylarında, yani normal turistin daha
az geldiği dönemlerde doluluk sağlayabilecek bir işletme. İlk yıl için
tahminimizin üzerinde rezervasyon aldık. İlaç firmaları, bankalar, özel
sektörden diğer firmalar geliyor. Çok memnunuz... Yaklaşık olarak 20 bin
geceleme ile iyi bir getirisi oldu bize.

Peki Kapadokya Lodge, yeni adıyla Lykia Lodge
beklentilerinizi karşılıyor mu?
Kültürel turizm, Türkiye için çok önemli bir turizm
faaliyeti. Özellikle Kapadokya bölgesi çok güzel bir bölge. Fakat genel anlamda
bölgesel pazarlamanın doğru yapılamaması, fiyatların ucuz oluşu sebebiyle
hiçbirimiz bölgede istediğimiz rantaliteyi alamıyoruz. Ama önünün çok açık
olduğunu da görüyoruz. Bölgenin ilerde daha iyi olacağını düşünüyoruz. Biz
yatırımımızdan memnunuz ve yatırımımız da devam ediyor. İlave bir konferans
bölümü yaptık. Seneye de müşterilerin beklentisi doğrultusunda, hamam/sauna
kompleksi ilave olacak.
Yılda kaç geceleme yapıyorsunuz? Mevsimsel olarak
doluluklar nasıl gidiyor?
Kapadokya’da genelde yabancı ağırlıklı olarak sıklıkla
Amerikalılar’ı ve İtalyanlar’ı ağırlıyoruz. İlk ve sonbaharlarda, bayram,
yılbaşı ve özel günlerde yüzde 100 dolulukla çalışıyoruz. Kültürel turizm
olduğundan orada tekrar gelen konuklar olmuyor. Ama Lykia World olarak tekrar
gelen müşteri oranı çok yüksek. 10 sene üst üste gelen müşterilerimiz dahi var.
Bu da kalitemizin müşteriler tarafından ne kadar beğenildiğini gösteriyor.
Grup olarak bu yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu sene başta rezervasyonlar çok parlak gitmedi. Ama bu
Kasım ayından itibaren belliydi. Yaşamış olduğumuz birtakım olumsuz olaylar
nedenleriyle Türkiye’ye turizmin yönelimi az oldu. Bunu da tur operatörleri,
birkaç senedir Türkiye’nin çok moda olduğu fakat bu yıl olmadığı şeklinde
açıkladılar. Onun üzerine de negatif olaylar girince tabii rezervasyonlar çok
geriledi. Fakat bizim üç türlü şansımız oldu. Birincisi biz lokasyon olarak
Antalya’ya oranla farklı bir yerdeyiz ve bizim bölgemizde rekabet, Antalya
kadar yoğun değil. İkincisi tekrar gelen müşteri oranımız çok fazla. Üçüncüsü
de biz oturduk, pazarlama departmanı olarak ne yapabiliriz diye düşündük.
Bundan etkilenen ülkeler hangileri, buralarda nasıl pazarlama faaliyetleri
yapabiliriz ki rezervasyonu arttırırız diye planlar yaptık. Antalya bölgesinde
çok düşük fiyatlar var. Ama biz geçen senenin yüzde 10-15 altında geceleme
yapacağız. Bunun da iyi olduğunu düşünüyorum. Kârlılık olarak da geçen seneyi tutturacağımızı
sanıyorum.
Peki yurtiçi ve yurtdışında yeni yatırımlarınız söz
konusu mu?
Türkiye’de 21 delikli bir golf sahası ve resort otel
yatırımımız var. 2007 Mayıs ayında tamamlanacak. Lykia World Antalya... Bu
tesisimizde golfle birlikte SPA da ön plana çıkacak. Yurtdışı için de
düşündüğümüz, kendi işletim sistemimizi geliştirmek ve yurtdışındaki otelleri
kendi işletme bünyemize almak. Bunda da, yani grup işletmeciliğinde de başarılı
olduğumuzu düşünüyoruz. Yurtdışına böyle bir açılımımız var.

Silkar ve FMS!
Facility Management Servises, yine bizim kurmuş olduğumuz
bir teknik hizmet şirketi. Yapmış olduğumuz genel anlamda şu: Otel sektöründe
çok ciddi teknik ekipman yatırımı var. Makine ve teçhizat donanımı çok yüksek.
Bu getirmiş olduğumuz yazılımla, bu makine ve teçhizatın doğru kullanılması,
doğru zamanlarda bakımının yapılması, doğru insan gücünün kullanılması
sağlanıyor. Yani hem makine teçhizat anlamında verimlilik artırımı kullanımda
hem de donanımın bakımlarla ömrünün uzatılması. Ayrıca insan maliyeti anlamında
da verimlilik sağlanıyor. Bu anlamda bu sektöre bir girişimiz oldu. Şu andaki
hedefimiz aynı zamanda enerji tasarrufu üzerinde yoğunlaşmak. Tesisler içinde
kullanılan enerji maliyetlerini düşürmek, tasarruf yapmak. Bu anlamda oluşturduğumuz
firmamız da yeni yeni büyüyor.
Burhan Silahtaroğlu’nun ‘Meşe Projesi’…
Tema ile birlikte başlattığımız meşe bağışı projesi halen
sürüyor. Misafirlerimize otelden ayrılırken, ‘Bu kampanyaya bağış yapmak ister
misiniz’ diye soruyoruz. Sanırım bağış miktarı 1 TL. Arzu etmezlerse
kaldırıyoruz, ederlerse alıyoruz. Burhan Bey’in düşüncesi şu ki turizmde bu
kadar konaklama var, herkes 1 Lira bağış yapsa çok büyük bir meblağ
toplanabilir. Çok yaygınlaştıramamakla birlikte bu çalışmaya halen devam ediyoruz.
Bizim sosyal sorumluluğumuz çok yüksek. Kendi içimizde de vakfımız var: Silkar
Vakfı. Okul yaptırıyoruz, burs sağlıyoruz… Silkar Grubu’nun sosyal sorumluluk
projelerini devam ettirmesi lazım ve de bu konuda bilinçliyiz. Başka projeler
olursa da yapacağız.
Turizme heves edenlere…
Hizmet sektörü zor ve emek yoğun bir sektör. Karşılığında
müşteri memnuniyeti ile ödüllendiriliyorsunuz. İnsanların taleplerini
karşılamak kolay bir şey değil. Gençlere önerim mutlaka turizm eğitimi
almaları. Ardından da kendilerini geliştirebilecekleri iyi yerlerde çalışmaları
gerekiyor. Birbiri ardına tesisler açılıyor. Kaliteli eleman bulmak zor.
İşletmeler de eleman ihtiyacı içindeler. Bence bu sektöre gençler yönelmeliler,
ancak eğitim ve sektörde gelişim şart.
Lykia Links Golf
Lykia Group’un son projesi Manavgat’ta açılacak olan golf
oteli, “Lykia Links Golf”... Tüm dünyada 36 bin golf sahasından sadece 300’ü
link golf sahası*. Dolayısıyla bu özelliği ile Lykia Links Golf, Türkiye’de bir
ilk’e imza atmakla kalmıyor, ülkemizi bu alanda dünya sıralamasında yukarılara
da çekiyor. Lykia Group’un yatırımı link golf sahasının yanı sıra Lykia World
Antalya tesisini de kapsıyor. 1000 dönüm üzerine kurulu tesis, resort özelliği
de taşıyor. 1200 yatak kapasiteli Lykia World Antalya ise 200 dönüm arazi
üzerine kurulu. Tesis güney yönünde Akdeniz’e, kuzey yönünde ise Toroslar’a
bakan, 40-200 metrekare arasında değişen konaklama ünitelerine sahip.