25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

 

 

Anneannemin Ramazanları…

 

Her Ramazan anneannemin sesini kulaklarımda duyuyorum:

“Eski Ramazanlar farklıydı”… O’na göre her şey eskiden farklıydı ama galiba ona en çok iç çektiren şey Ramazanlardı. O’nun anlattıkları eskiyi araştırmakta en itici güç oldu sanırım.

 

 

 

Öğr. Gör. Dilistan Çilingiroğlu Shipman BSc., MBA

Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Bşk. Yrd.

 

Ramazan; tüm iradelerin sınandığı, insanların kendini Allah’a daha yakın hissettikleri, manevi değerlerin öne çıktığı, kalplerin daha huzurla çarptığı, heyecanların, politika, para ve problemler yerine iftar misafirlerinin telaşına dönüştüğü ay…

 

Köşkte Ramazan şenlikleri!

90-100 yıl kadar önce, şimdiki Bakırköy İncirli Caddesi’nin ortasındaki bir köşkte otururmuş Nafaa Nazırı ve Sadaret Müsteşarı Ziya Paşa’nın kızı anneannem Nahide Hanım... Köşkün en üst katındaki okul olarak kullanılan odasından Fransız mürebbiyeye gözükmeden kaçar, Ramazan hazırlıklarını seyredermiş. Evde bir telaş içinde oradan oraya koşuşturan hizmetkarlar, parlatılıp alev alev yanan mangallar, çevrede ihtiyaç içinde olanların listesini yapan katipler... Hakikaten sadece davul sesiyle uyanıldığı o devirde sahur, şimdiki gibi aceleyle yemek yeme saati değil evlerde bir şenlik zamanıymış. Odun fırınlarda hazırlanıp dumanı üstünde tüten bembeyaz tülbentlerle kaplanmış ekmeklerin kokusu odayı doldururmuş. Dadısı anneannemi uyandırır ve yüzünü gül suyu ile silermiş. Ev halkının kalkınca üşümemesi için akşamdan yakılan çini sobalar yine de üst ve alt kat arasındaki holü ısıtamadığı için portatif el mangallarıyla iki kişi merdivende dururmuş. Büyük kristal sürahide su ve çocuklara limonata mutlaka bulunurmuş. Çorba mutlaka terbiyeli olur, tereyağına pek de itibar edilmezmiş. Üç çeşit etten Ziya Paşa’nın evinde haşlama gerdan eti daha çok tercih edilirmiş. Anneannem, ilikleri içine çekerken çıkardığı seslerden dolayı bir gün sahurda herkesle yemek yiyememe cezası aldığını hep gülerek anlatırdı. Yemekte final hoşaf olurmuş da, mangalların üstünde pişen kahveden içememek çocukları çok üzse de, yemekten sonra sokaklarda kurulan Hacivat ve Karagöz’ü seyretmeye gitmek bu üzüntüyü unuttururmuş. Düşünüyorum da hemen yemek üstüne yatağa yatmadıkları için ne kadar da şanslıymışlar! Evin erkekleri cami ziyaretinden geldikten sonra ev derin bir sessizliğe dönüşür ve herkes uykuya dalarmış. ”Annem hiç uyumaz elinde tespihi dua ederdi” derdi, anneannem...

 

 

İftar sonrası Hacivat-Karagöz’e

İftar yaklaşırken hizmetkarlar yemek salonunda sofrayı hazırlamaya başlarmış. Katiplerin önceden listedeki ailelerin iftar yemekleri tepsilerle ailelere gönderilirmiş. Bugün annemin evinde duran Süleymaniye turalı büyük pirinç mangalın ortada durduğu bu odada, 20 kişinin yemek yiyebildiği büyük masif ceviz masaya, rüzgarın bile yerinden uçuramayacağı kadar kolalı beyaz örtü serilir, üstüne kenarı mineli tabaklar, zarflı bardaklar, cilalanmış gibi parlayan hurmalar, zeytin, ev yapımı turunç, vişne, incir reçelleri, sapsarı bal, kaşar peynir ve çocuklar için uslu durma hediyesi mendilde akide şekeri konurmuş. Ezan sesi duyulduğunda besmele çekilip önce sular içilir sonra birer adet zeytin yenilir ve iftariyelikler biraz yendikten sonra seccadelerin hazır durduğu yan odada namaz kılınırmış. Tekrar sofraya dönüldüğünde önce pastırmalı yumurta yenir, sonra çorba servisine geçilirmiş. Bunu börek, incik, gerdan türü et yemeği, iç pilav ve daha ziyade güllaç takip edermiş. Bu yapılan seremoninin aynısı aynı mönüyle o koskocaman mutfakta hizmetkarlar için de yapılırmış. Teravi namazını evdeki cemaatle beraber evde kılmayı tercih edermiş Ziya Paşa... Teraviden sonra hizmetkarlar, mürebbiyeler de alınarak tüm ev halkı Hacivat Karagöz’ü ve alev yutan adamı seyretmeye gidermiş.

 

 

Trabzon’da adetler değişikmiş

Tüm evlerde ve sokaklarda nezaket, zarafet, huzur ve mutluluğun gezdiği bir İstanbul… Ailenin baba tarafı, Trabzon Sürmene eşrafından. O bölgenin Ramazan’da yaptıkları, şartlar nedeniyle biraz daha farklı… Sahurda tercih, kayısı hoşafı ve pilav. Etler, kavurma halinde tenekelerle kiler odasında saklanırmış ve tabii ki tuzlu olduğu için sahurda yememeyi tercih ederlermiş. Daha sonraları kahvaltı tercih edilirmiş hafif şekilde. İftar saati geldiğinde yapılanlar pek farklı olmasa da mönüde bazı değişiklikler bulunmakta. İftariyelikler yendikten sonra onlar da namaz kılıp dua etmek için odalara çekilir, sonra yemek yerlermiş. Orada önce çorba içilir sonra kavurma, et dolması ve pilav yenildikten sonra yufka tatlısı yenirmiş. Yufka, Trabzon Sürmene’de önemli bir besin. Hanımlar imece usulü birbirlerinin evinde bu yufkaları en az 1000 adet hazırlar sonra kiler odasının tavanına asar, üstünü beyaz çarşafla örterlermiş. Gerektiğinde yufka oradan alınır; kıymalı, peynirli ya da tatlı olarak yapılırmış. Halam yufka tatlısını isteksiz de olsa tarif etti: Her kat yufkaya süt, yağ sürülüyor araya bol ceviz konuyor, iç içe sarılıp üstüne yumurta sürülüp fırına veriliyor. Trabzon Sürmene’de iftar sonrası panayır yok ama hanımlar bir araya gelip fincan oyunları oynarlarmış. Erkekler ise dedemin tercihi olmasa da genelde

kahveye giderlermiş.

 

Sonsöz

Nerede olursa olsun sanırım anneannem haklıymış, eskiler farklıymış! Ama yaşam da bu kadar hızlı değilmiş. Geriye dönemeyiz ama ara sıra eskiyi yad edebilir ve hayattalarsa halalar, anneanneler, dedelerle konuşup onlarla da hatırlamanın mutluluğunu birlikte yaşayabiliriz.

Hepinize mutlu, huzurlu Ramazanlar… Sevdiklerinizle...

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


61971 - unknown - 38.107.179.236