05 Aralık 2008 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 52.324 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Askerlik Görevim (15-11-1954/15-5-1956)

    

1954 yılının  kasım ayında Çağlayan, İstihkam okulundaki altı aylık eğitimden sonra, asteğmen yedek subay olarak, Harbiye’deki İnşaat Emlak Dairesine atandım. Daha doğrusu kura ile Davutpaşa Kışlasını çekmiştim, fakat kısa bir süre sonra beni Harbiye’de görevlendirdiler.

O sırada da Nişantaşı’nda, Kodaman sokakta oturuyoruz; öğle yemeklerinde bile yürüyerek evimize gidebiliyorum; ne güzel bir durum.

Burada, okulda, öğrenciyken geçen bir olayı anlatmak isterim:

Sınıfta, albay rütbesindeki bir hocamızın dersi sırasında, muzipliğiyle tanınan bir arkadaşımız, bir espri yaptı. İyi niyetle söylenmiş bir sözdü, fakat askerlikte böyle şeylere hiç yer yoktu; soğuk bir duş gibi gelmişti.

Bir an mutlak bir sessizlik oldu ve sonrasında hocamız ona dönerek:

“Tabii böyle konuşursun; çünkü sen bir Menderes subayısın!” dedi.

O yıllarda Demokrat Parti yöneticileri büyük hatalar yapıyorlar, her geçen gün demokrasiyi daha da yaralıyorlardı.

Başbakan Adnan Menderes de bir konuşmasında “Gerekirse orduyu, yedek subaylarla yöneteceğini” söylemişti.

Bu sözün Silahlı Kuvvetlerimizde yaratmış olduğu tepki, 27 Mayıs 1960 devriminde kendisini gösterecekti.

Harbiye’deki günlerim uzun sürmedi ve Çengelköy, Kuleli Askeri Lisesindeki inşaat işlerini planlamak ve kontrolünü yapmak üzere görevlendirildim.

1955 yılının yaz aylarında Beşiktaş’a; oradan da deniz yoluyla, vapurun açık güvertesinde harika bir yolculukla Vaniköy’e çıkıyor ve kıyıdan yürüyerek Kuleli’ye ulaşıyordum.

Tabii, akşam üstü eve dönüşüm de aynı şekilde oluyordu.

Bu yolculukların tadı, mutluluğu anlatılamaz!

Kuleli’nin, Boğaz’dan bakıldığında, sol tarafındaki bina spor salonudur; mesai saatleri dışında, zaman zaman benim de basketbol oynadığım yer ve orada, okulun jimnastik  hocası, 1948 Londra Olimpiyatlarında, üç adım uzun atlamada dünya üçüncüsü olarak ülkemize bronz madalya kazandıran milli atletimiz Ruhi Sarıalp’le karşılaşıyorum.

Onunla arkadaşlığımız sırasında bir gün bana şöyle diyor: “Senin vücud yapın, atletizm sporuna çok elverişli, ister misin seni atlet yapalım?”

Cevap  olarak ona, çocukluktan beri spora olan düşkünlüğümü; futbol, voleybol, basketbol ve masa tenisi oynadığımı; ama artık yaşımın yirmi dört olduğunu ve bundan sonra da ancak tenis oynayabileceğimi söyleyerek kendisine teşekkür ediyorum.

Bazen de, okulun arka tarafındaki tatlı eğimli, fıstık çamlarıyla örtülü tepelere çıkıp oradan Boğaz’ın karşı sahillerine; Arnavutköy’e, Bebek sahillerine bakarak, hayallerimin gerçeküstü dünyasında yaşıyorum.

Bir gün okul kumandanımız General Şefik Erensü beni çağırttı. Makam odasında bir sürprizle karşılaştım: Üniversite yıllarındaki hocam, Ata’mızın yattığı Anıtkabir’in mimarı Prof. Emin Onat da oradaydı.

Kuleli Lise binasının genişletilip ekler yapılması konusunda, görüşlerinin alınması için davet edilmiş; kısa bir süre, artık hoca-öğrenci olarak değil, fakat iki meslekdaş olarak çalıştık, çok mutlu olmuştum.

Fakat, ne yazık ki, bu ender insan, sonradan kendisinin de kabul ettiği gibi hayatının hatasını yaparak Demokrat Parti’den gelen daveti kabul etmiş ve milletvekili olmuştu.

Gerçi hatasını anlayarak birkaç yıl sonra ayrıldı ve böylece 27 Mayıs 1960 devriminden sonraki “Yassıada” mahkemelerinde yargılanmaktan kurtuldu; fakat Üniversitelerden uzaklaştırılan yüz kırk yedi profesör arasında onun da adı vardı.

Bütün bu üzüntü ve sıkıntılar sonunu hazırladı ve 1961 yılında elli üç yaşında hayata veda etti.

İlginç bir olay da 12 Mart 1971 muhtırasından sonra, General Şefik Erensü’ün Orta Doğu Teknik Üniversitesine, Rektör olarak atanması sırasında oldu:

Kuleli lisesindeki birlikte çalışmamızdan on beş yıl sonra, sayın Şefik Erensü’yle tekrar bir eğitim kurumunun çatısı altında karşılaşmıştık; bu kez o, ODTÜ Rektörü, ben de bir öğretim üyesi olarak.

Kendimi tanıtırken beni hatırlaması karşısında belleğinin kuvvetinden etkilenmiştim.

Askerlik görevim boyunca, gerek Çağlayan’daki altı aylık öğrencilik ve gerekse bir yıllık asteğmenlik ve teğmenliğim süresi çok güzel anılarla doludur; fakat Çengelköydeki günlerim yalnız askerliğimin değil, hayatımı en mutlu anıları arasında yer alır.

 

Kuleli Askeri Lisesi’nin çevresiyle birlikte görünüşü (2006).

 

Kuleli Askeri Lisesi. 1950’li yıllarda, kulelerin üstündeki külah şeklindeki çatıları eksikti; bunlar sonradan tamamlanmıştır.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2008 BOYUT YAYIN GRUBU
Matbacılar Sitesi 1.Cad. No:115 34204 Bağcılar - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
info@boyut.com.tr | www.turizmdebusabah.com | www.travelguide.gen.tr | www.industryguide.gen.tr | www.gastronomi.com.tr
www.artacademy.com.tr | www.okukullankolaypc.com | www.dvdfestivali.com | www.yaraticicocuk.com
| www.kitabicihannuma.com

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


64093 - unknown - 38.103.63.57