İtü
Spor Salonunda Türkiye-Yunanistan Milli Basketbol Karşılaşması
Teknik Üniversitesinin mütevazı bir kapalı
spor salonu vardır ve ben burada basketbola başladım. Bu salon, Harbiye’deki
Spor ve Sergi Sarayı yapılıncaya kadar İstanbul’daki yegane kapalı salondu ve
Galatasaray, Darüşşafaka, Fenerbahçe, Moda, Harp Okulu, Beyoğluspor vb.
takımlar arasında oynanan lig maçları da burada yapılırdı.
Galatasaray’dan Samim Göreç, Dr. Ali Uras,
fiyaka lakablı Yılmaz; Erdoğan, Sadi Gülçelik; Darüşşafaka’dan Yalçın Granit-
sonradan Galatasaray’a transfer oldu, Fenerbahçe’den Altan, Sacit Seldüz, Can
Bartu – çok kimse onun futbolculuğu yanısıra çok iyi basketbolcu ve harika sol
ayağı gibi bir sol eli de olduğunu bilmez, zaten Puşkas gibi o da basketteki
feyklerini futbolda da yaparak efsaneleşmiş bir sporcumuzdur; İTÜ’den Ayduk
Koray; Moda’dan Gökşin; Beyoğluspor’dan Fridas, Yakovas Bilek, Koço; Avram
Barokas; Mülkiye’den Metin, Nezih; Harp okulundan Yalım; ailesi ABD’de
yerleşmiş olan ve kısa bir süre için yurdumuza gelip basketbol oynayan, fakat
Türkçe bilmeyen Hüseyin Öztürk hatırlayabildiğim sporcularımızdandır.
40’lı yıllarda, Ankara’daki ikametimiz
sırasında, kendisini Harp Okulu futbol takımının başarılı kalecisi olarak
izlediğim subay kökenli Yalım; bir dekatloncu olmasının da yanısıra çok iyi bir
basketçimizdi.
Doğal olarak antrenmanlar da bizim salonda
yapıldığından, zaman zaman bu ünlü sporcularımızla beraber oynamak benim için
mutluluk kaynağıydı.
Yıllar sonra, Yalım’la ODTÜ’de tekrar karşılaştık; Üniversitemizin spor öğretmeni olarak yaşamını sürdürüyordu ve
bir gazetede çarşamba günleri “Çarşambayı Sel aldı” başlığı ile köşe yazarlığı
da yapıyordu.
Daima çevresinde, nükteleriyle canlı ve neşeli
bir atmosfer yaratan Yalım Hocamız herkesin takdir ve sevgisini kazanmış örnek
bir sporcumuzdu.
Kalp krizi geçirmiş olmasına karşın sporu
ihmal etmez ve tenis oynardı; onunla yapmış olduğum maçlar, sporun ötesinde bir
neşe kaynağıdı.
Bir kış günü spor sahalarında geçmiş olan
yaşamı, yine spor sahasında, tenis kortunda son buldu.
İTÜ’deki salonumuzda, unutamadığım per çok
güzel ve bir de hüzünlü anılarım var: 1949 yılında Yunanistan ile mili maç
oynuyoruz ve maç İTÜ’nün salonunda yapılıyor. Salonun çepeçevre etrafındaki dar
balkonda erkenden abimle birlikte yerimizi aldık. Takımımızın ilk beşlisi
şöyleydi:
Gardlar (savunma) Yalım (HO), Bilek (BS);
ekstremler (uc oyuncular (Yılmaz (GS) ve Erdoğan (GS), ortada pivot da Barokas
(BS)
Tabii oyun sürecinde birçok değşiklikler
yapıldı. Çok çekişmeli geçen maçta, ne yazık ki kendi seyircimiz önünde ve
sahamızda Yunan Milli Takımı’na yenildik; evet yegane hüzünlü anım da budur.
O yıllarda, futbolda Rum Kökenli vatandaşımız
Lefter, basketbolda da Musevi vatandaşımız Avram Barokas ve Rum kökenli Yakovas
Bilek, Koço ay yıldızlı formamızı taşıyor ve milli takımımızın başarısı için
mücadele ediyorlardı.