21 Kasım 2008 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 52.291 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Türkiye’de Demokrasi (1945)

    

II. Dünya savaşından sonra ülkemize Demokrasi getirildi; bu biraz da zoraki bir şekilde oldu. Artık merkez-sağ liberal ve özel teşebbüs yanlısı Demokrat Parti, Celal Bayar, Adnan Menderes ve arkadaşları tarafından kurulmuş ve İsmet İnönü’nün ortanın solunda olarak tanımladığı Cumhuriyet Halk Partisi’nin rakibi olarak ortaya çıkmıştır.

Demokrasi gelmesine gelmişti ama, nüfusun küçük bir yüzdesinin dışında, içeriğinin ne olduğu bilinmediği gibi, halkınız bu kelimeyi hiç duymamıştı. Üstelik, Türkçe olmayan, telaffuzu zor ve akılda kalmayan bir kelimeydi, ne yapmalıydı?

Hemen bir çare arandı ve Demokrat kelimesinin Türkçe karşılığı bulundu:

(DEMİR–KIR-AT)! Evet, bu akılda tutulabilirdi; artık insanların bir bölümü “Demirkırat” partiliydi ve “Demirkırasiye” bağlıydılar. Bu şekilde Demokrat Parti’nin (DP) amblemi “at“ oldu ve kapatıldıktan sonra, devamı olan “Adalet Partisi”nin de; onun da kapatılmasından sonra, devamı olan “Doğru Yol Partisi’nin de amblemi DP’ninki gibi “at” oldu.

At’ın, tarihimizde ve geleneğimizde çok önemli yeri vardır: Atalarımız Orta Asya’dan at üstünde gelmiş ve atlı sipahiler, Anadolu’yu ve Rumeli’yi, taa Viyana’ya kadar feth etmekte çok önemli rol oynamışlar.

“At, avrat, pusat” özdeyişi biz Türkler için çok önemlidir. (Pusat silah demektir.)

Evet, ülkemiz yarım yüzyıldan fazla bir zamandan beri Demirkırasi ile yönetiliyor, fakat Demokrasiyi tam olarak öğrenemeyip onu doğru olarak uygulayamadığımız içindir ki, bu süre içinde türlü sıkıntılarla karşılaştık ve hala da Demokrasiyi öğrenmeye ve ona ulaşmaya çalışıyor, Demirkırasiyi, Demokrasi yapmak için uğraşıyoruz.

Ben, bütün sürecin içinde yaşadım ve her şeyi çok canlı olarak hatırlıyorum.

Eğer, demokrasinin ne olup olmadığı tam olarak bilinse ve uygulansaydı, bu sıkıntılar olmazdı diye düşünüyorum.

Demokrat Parti, iktidar koltuğuna oturur oturmaz ilk işi din’le uğraşmak oldu ve 16 Haziran 1950 de, ezanın Arapça okunması kararı alındı.

Böylece, ülkemizin sosyal ve kültürel hayatındaki düşüş başlamış oldu ve devamında, oy avcılığı uğruna yapılan yanlış uygulamalar ve verilen tavizlerle sonunda en çetin hesaplaşmaların yaşandığı günümüze, 21. yüzyıla gelindi.

Halkımıza şirin gözükmek ve DP’nin iktidara gelmesiyle hayatın ucuzlayacağını anlatmak için şeker fiyatının kilosunda beş kuruş indirim de yaptılar.

Oysa, uygulayacakları yanlış politikalar yüzünden, ABD’nin “Marshall” yardımına rağmen ekonomimiz çökecek ve içinden çıkılmaz hale gelecekti.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>



YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


64116 - unknown - 38.103.63.57